• BIST 83.048
  • Altın 147,105
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -5 °C

AKP için tek yol Öcalan,,,,

AKP için tek yol Öcalan,,,,
KCK Yürütme Konsey üyesi Sabri Ok, demokratik çözüm sürecinin "kritik bir noktada" olduğunu belirterek, "İçinde bulunduğu sıkıntılı zor durumdan kurtulmak,

Kürt sorununun çözümünü gerçekten istiyorsa bunun yolu çok nettir. Önderlikle çok ciddi bir şekilde müzakere yapacaklar" dedi. Ok, Kürtlerin gelinen noktadan rahatsız olduğuna vurgu yaparak, sürecin tıkanması halinde yeni bir sürecin başlayacağı uyarısında bulundu. KCK Yürütme Konsey üyesi Sabri Ok, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik 15 Şubat komplosu ve gündemdeki diğer gelişmeleri ANF'ye değerlendirdi.

ACI OLDUĞU KADAR DERİN BİR KOMPLODUR

Uluslararası 15 Şubat komplosunun hareket ve halk olarak hiç düşünmedikleri bir saldırı olduğunu, komplonun hesaplarının büyüklüğü kadar Kürt halkı ve hareket olarak kendilerinin yanıtının da büyük olduğunu söyleyen Sabri Ok, komplonun hedeflerini şu şekilde değerlendirdi: “15 yıl geçti, Önderliğimizin uluslararası bir komployla esaret altına alınmasının 16. yılına giriyoruz.

Tabii komplonun anlamı çok büyüktür. Hareketimizin ve halkımızın hazır olmadığı, hiç düşünmediği bir komploydu. Acı olduğu kadar derin bir komplodur. Komployla birlikte, 3 ay sonrasını dahi göremeyecek kadar hazırlıksızdık. Komplonun amacı belliydi. Ortadoğu yeniden dizayn edilmek isteniyordu. Kürdistan Özgürlük Hareketi, büyük bir güçtü ve etkisizleştirilmek isteniyordu. Bunun için Önder Apo etkisizleştirilmeliydi. Hareket tasfiye edilmeliydi. Bir ulusal Önder düzeyinde olan Önder Apo’nun yerine güneyde başka kişiliklerin şahsında sözüm ona zorlama bir önderlik hazırlanmak isteniyordu.

PKK hareketi de son isyan olarak tarihte nostaljik bir biçimde hatırlanılacak bir hareket yapılmak, yok edilmek istendi. Halkımızın ve hareketin cevabı komplonun büyüklüğü kadar büyük oldu."

YENİLEN KOMPLOCU GÜÇLER OLDU

Gelinen aşamada komplonun hesaplarının tutmadığını, Öcalan ve Kürtlerin değil, komplocuların yenildiğinin açığa çıktığını söyleyen Ok, özellikle Batı Kürdistan'da yaşanan devrimin bunun kanıtı olduğunu söyledi. Ok, devamla şöyle dedi: “Güreşimizi karartamazsınız adıyla cezaevlerinde 40’tan fazla arkadaşımız bedenlerini ateşe verdiler. Komploya karşı direndiler. Kürdistan ve dünyanın her tarafında Kürtler ayaklandı. Yenilen kaybeden Önder Apo ve Kürtler değil, uluslararası komployu düzenleyen güçler oldu. Bu anlamda komplo yenilmiştir, kaybetmiştir.

Önder Apo’nun Kürdistan’la birlikte Ortadoğu’ya verdiği perspektif ve oluşturduğu paradigma, Rojava’da bu paradigmanın hayat bulması aslında uluslararası komplonun yenilgisidir.”

ÖCALAN'IN ESARETİ SON BULMADIKÇA YÖNELİMLER DEVAM EDECEK

 “Kürdistan özgürlük mücadelesinin uluslararası hegemonik güçlerle ideolojik, ahlaki ve politik bir mücadelesi vardır. Kürt sorunu var oldukça, Kürt halkı özgürleşmedikçe, Önder Apo esaret koşullarından kurtulup halkıyla buluşmadıkça, hareketimize ve Önderliğimize karşı farklı yönelimler her zaman olacaktır” diyen KCK Yürütme Konsey üyesi, komplonun 15. yıldönümünde Kürtlerden tepkilerini zirveye çıkarmasını ve her türlü direnişle komployu lanetlemelerini istedi.

Ok, şöyle devam etti:  “Buna komplo da diyebiliriz ve bu anlamda çabalar ve girişimler komplonun devamı olacaktır. Buna karşı tecrübesi büyük, imkanları gitgide artan, kendine güveni tam olan hareketimiz, halkımız ve Önderliğimizle birlikte bütün belaları bertaraf edebilecek bilince, tecrübeye ve olanağa sahiptir. Böyle bir günde halkımız kendi gerçekliğini iyi anlamalıdır. Uluslararası hegomonik güçlerin vicdansızlığını ve Kürt halkına olan acımasız yaklaşımını iyi anlamak gerekir.

Böyle bir günde tüm halkımızın, tüm yurtseverlerin, bütün Kürtlerin yürek ve el birliğiyle, eylem birliğiyle komployu lanetleyerek, Önderliğin etrafında tekrar kenetlenmesi ve tepkilerini her düzeyde açığa vurması önemlidir. Komplo hiçbir zaman unutulamaz. Her gün lanetlenmesi gerekir. Halkımız 15 Şubat’ı tepkilerin zirvesi görüp her türlü direnişle tepkiyi dile getirmelidir.”  

KASET SALDIRISI KIZIL ELMACILARIN İŞİ

İşçi Partisi'nin yayın organları Ulusal kanal ve Aydınlık gazetesinin yayınladığı İmralı görüntülerini değerlendiren Sabri Ok, bu görüntüleri yayınlayan güçlerin Kızıl Elmacılar olduğunu söyleyerek kaset olayını beyhude ve alışılagelmiş kirli ve gereksiz kampanyalar olarak tanımladı.

Ok, konuya ilişkin şunları söyledi: “Türkiye’de Kızıl Elmacılar, ulusalcılar deniliyordu. Bunlar adeta homojen bir güçtür. Orduda, bürokraside, siyasette, İP içinde, CHP’nin bir kısmı ve daha da ötesi MHP. Bunlar 20. Yüzyılın kafasıyla düşünen ulusalcı, milliyetçi güruh olarak demokrasiyi, Kürt halkının varlığını ret ve inkar eden ve bu temelde bir mücadele gelişirse de her türlü ezme ve yok etme yöntemlerini kullanmayı mubah gören bir zihniyet ve geçmiş sahibidirler. Önderliğimiz İP için 35 yıldır bu mesleği yapıyorlar dedi.

Bu anlamda Önderliğimize dönük bu tür saldırılar yeni değildir. Aslında hareketimizin ta başlarından beri bu tür saldırılar olmuştur. İP’in de bu konuda her zaman büyük bir gayreti olmuştur. Yine aynı tutumunu sürdürmektedir. Bu süreçte  İP’in Türkiye halkının demokratikleşmesi, bilinçlenmesi, örgütlenmesi ve Kürt sorununun çözümüne dönük her hangi bir çabası ve gayreti görülmemiştir.

Tek çabası ve amacı acaba ordu daha iyi nasıl güçlenir?, oligarşik faşist rejim daha iyi nasıl hakim olur? acaba Kürtler daha iyi nasıl ezilir ve acaba Türkiye’de demokrasinin önü daha iyi nasıl kesilir? biçimindedir.  Bütün yoğunlaşmaları ve son yaptıkları da bu açıdan tabii ki bilinçlidir ve olumlu anlamda hiçbir şeye hizmet etmez. Karalama çabasıdır, Önderliğimizi sözüm ona olumsuz yönde tartıştırmaktır amaç. Fakat tabi beyhude ve alışılagelmiş kirli ve gereksiz kampanyalardır.”

KARALAMA VE İMAJ DÜŞÜRMEYE YÖNELİK KAMPANYA

Bu kasetlerin 15 Şubat komplosunun yıldönümüne doğru yayınlanmasının bilinçli olduğunu ifade eden Sabri Ok, “Türkiye’nin gündemi doludur. Rojava devrimi, seçimler, Türkiye’nin iç gündemleri, bölgede yaşanan gelişmeler birbirini etkiliyor. Önderliğin siyasetin yönünü ve doğrultusunu belirleyen çabaları var. Böyle bir süreçte Önderliği tartışma konusu yaparak bazı gelişmelerin önünü almak, yapay, yanlış ve sahte gündemler oluşturmak için ve 15 Şubat’ta tekrar o lanetli günü Kürt halkına olumsuz bir şekilde hatırlatmak için yapılan karalama ve imaj düşürmeye dönük kampanyadır.

Kasetleri yayınlamak için böyle bir dönemin seçilmesi bilinçlidir. Fakat çok zorlama, çok gereksiz ve ne kendilerine ne de başkasına bir yararı olmayacak çabalardır. Ben bunları çok fazla ciddiye de almıyorum. Halkımız da, hareketimiz de Önderliğimiz de bunları çoktan aşmıştır aslında.” şeklinde konuştu.  

ÖCALAN'IN ÇİZGİSİ NETTİR, BU ÇABALAR BEYHUDE

Öcalan'ın düşüncelerini bilen herkesin oynanan oyunun rahatça farkına varabileceğini söyleyen Ok, kaset saldırısıyla amaçlananın aksine, Önderliklerinin itibarının ve imajının daha da güçleneceğini kaydetti. Sabri Ok, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Önderliğimizi, Türkiye halkı da hareketimiz ve Kürt halkı da çok iyi bilir. O görüntülerde söylenenler, tabii ki bilinçli kesilmiş ve montajlanarak verilmiştir.

Önderliğimiz bütün savunmalarında, bütün görüşmelerinde, konuşmalarında her zaman Türkiye ve Kürdistan halkının özgürlüğünü ve demokratikleşmesini çok açık ve geniş perspektiflerle ortaya koymuştur. Önder Apo’nun çizgisi nettir ve bunu herkes iyi biliyor. Önderliği biraz takip eden herkes aslında çok iyi bilir ki Önderliğimiz 1993 yılından beri her zaman onurlu bir barıştan ve demokratik çözümden yana olduğunu söylemiştir. Bu yönlü birçok çağrısı ve çabaları olmuştur.

Kürdistan ve Türkiye halklarının eşit, özgür ve demokratik yaşamasının doğru çözüm, doğru bir model olduğunu savuna gelmiştir. Perspektifleri, paradigmayla örtüşen görüşlerdir. Birbirinden anlamını kopararak, montajlayarak sözüm ona bazı şeyleri çarpıtmak istemişlerdir.  Bu tür karamaların hiçbir etkisi olmayacaktır. Amaçlananın aksine hareketimizi daha da geliştireceğine Önderliğimizin itibarının ve imajının daha da güçleneceğini düşünüyorum.”

DİYALOG SÜRECİ KRİTİK BİR NOKTADA

Diyalog sürecine ilişkin de önemli açıklamalarda bulunan Sabri Ok, sürecin kritik bir noktaya geldiğini ve böyle gitmeyeceğini ifade ederek, aslında müzakereye başlamayarak AKP’nin Kürt Halk Önderi’nin muhataplığını kabul etmediğini söyledi. Ok, şöyle konuştu: “Süreç tabi kritik bir noktadadır. Önderlik defalarca sırat köprüsünden geçiyoruz şeklinde değerlendirmeler yapmıştı. AKP, sürecin önemine ve büyüklüğüne denk düşen bir yaklaşım içerisinde değildir.

Halen pragmatik, günü kurtarmaya çalışan bir tutum içerisindedir. Bu tutum, tabi sürece yazık eder. Süreç böyle gitmez zaten. Tek taraflı veya sözüm ona demokratikleşme paketleriyle çözülebilecek bir sorun ve gelişebilecek bir süreç değildir. Bu aslında AKP'nin zihnen Kürt Halk Önderi’nin muhataplığını kabul etmediği anlamındadır. Müzakere ve adım atmak yerine, ben doğru bildiğime inanırım, inandığım zaman da kendi inisiyatifimle yaparım diyorlar. Bu açıdan bu aslında müzakereye açık olmamaktır. Dolayısıyla taktiksel bir yaklaşımdır. Önderlik ve Kürt halkı bunu çok iyi biliyor."

TEK YOL ÖCALAN İLE MÜZAKERE

AKP’nin demokratikleşme paketi adıyla sunduğu düzenlemeleri "uyduruk paketler" olarak tanımlayan Ok, sürecin ilerleyebilmesi için yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı: “Bu paketlerin sorunun büyüklüğüyle hiçbir alakası yoktur. Bu tür sorunlar böyle tek taraflı yüzeysel paketlerle çözülecek sorunlar değildir. AKP her şeyden önce bunu çok iyi bilmelidir.

İçinde bulunduğu sıkıntılı zor durumdan kurtulmak, Kürt sorununun çözümünü gerçekten istiyorsa bunun yolu çok nettir. Önderlikle çok ciddi bir şekilde müzakere yapacaklar. Heyetler bu temelde oluşturulacak. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de heyetler karşılıklı oturup birbirini kabul edecek. gündemlerini belirleyip müzakere yapacaklar. Bu ne demektir? Hangi zamanda taraflar hangi adımı atacaklar, hangi zamana neler sığdırılacak? bunları birlikte müzakere edecekler ve ona göre süreç gelişecek.

SÜREÇ TIKANISA, YENİ SAVAŞ VE ŞİDDET DALGASI GELİŞİR

AKP’nin var olan tutumunu sürdürmesi durumunda diyalog sürecinin biteceği ve yeni başlayacak sürecin de ister istemez yeni savaş ve şiddet dalgası olacağını vurgulayan Ok, şöyle konuştu: “Şimdi AKP müzakerelere geçebilecek bir zihniyet ve tutum sahibi değildir. Dolayısıyla Önderlik şimdiye kadar tek taraflı büyük bir sorumluluk örneğini sergiledi. Yine hareketimiz tek taraflı bir çaba sahibi oldu.

Ama bu böyle gitmez. AKP eğer gerçekten ciddi yaklaşmazsa, böyle tek taraflı paketlerle bu sorunun çözüleceğini düşünür ve müzakere yapmazsa, yapılan görüşmelerin hukuki boyutunu netleştirmezse bu süreç tıkanır tabi ki. Tıkanması da yeni bir sürecin başlaması demektir. Bu sürecin adı da ister istemez yeni savaş, şiddet dalgasıdır.”

Bu durumun Türk ve Kürt halkına getirisi ve götürüsünün ne olacağının iyi hesaplanması gerektiğini belirten KCK Yürütme Konseyi üyesi Sabri Ok, “Önderliğin tüm çabası bu noktaya gelmeden AKP’yi ciddiyete davet ederek bu sorunu çözmektir.” şeklinde konuştu. AKP’nin gerçekten sona doğru gelindiğini çok iyi bilmesi gerektiğini kaydeden Ok, şunları sözlerine ekledi: “Kürt halkı AKP’nin bu tutumundan rahatsızdır. Hareket tek taraflı olumlu adımlar atarken, bunun karşısında AKP’nin hiçbir şey yapmaması ne anlama geliyor? diye bize soruyorlar tabi ki. Bu durum da artık kabul edilmez.”

KÜRT HALKI GELİNEN NOKTADAN RAHATSIZ!  

“Ya AKP var olan durumu kendisi için de büyük bir fırsata dönüştürür ve daha iradeli daha ve sorumlu bir şekilde müzakere sürecine girer. Ya da bu süreç tıkanır.” diyen Sabri Ok, “Artık bu noktaya gelmişiz. Halk olarak da bu noktadan rahatsızız. Şüphesiz bundan AKP sorumlu olur.” şeklinde konuştu. Ok, şöyle devam etti: “Yani hiç kimse Önderlik için, hareketimiz için neden AKP’ye şans tanımadınız demez artık. Bir yılı aşkın bir zamandır neredeyse tek ayak üzerinden gelişen bir süreçtir.

Buna rağmen süreç tıkanırsa süreci tıkatan doğal olarak AKP’dir. Bunun sorumluluğu da vebali de onlarda olur. Umarız artık ciddi yaklaşırlar. Tabi bunun için kamuoyunun oluşturularak AKP üzerinde baskı geliştirilmesi önemlidir. Aydınlar, yurtseverler, devrimciler, akil insanlar, insan hakları dernekleri, sivil toplum kuruluşları AKP üzerinde baskı kurmalıdırlar. Sorunu gündemleştirmelidirler.

Türkiye’nin gündemi sadece yolsuzluk ve rüşvet değildir. Sadece AKP ile Fethullah Gülen arasındaki ilişki ve çelişki değildir. Aslında bütün bunların altında yatan da çözülmeyen Kürt sorunudur. Bütün bu çirkeflikleri ortaya çıkaran da çözülmeyen Kürt sorunudur. Eğer Kürt sorunu çözülüp demokratikleşirse Türkiye gerçek gündemine dönmüş olur. Bu yönüyle bugün gündemde olan bütün sorunlar çözülmüş olur. AKP’nin sürecin önemini böyle bilmesi gerekir.”

AYDINLARIN KAYGILARINI ANLIYORUZ

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın verdiği mücadele, duruşu ve Türkiye gündemini belirleyen yoğunlaşmasıyla doğal olarak her zaman gündemde olduğunu, kendisine dair olumlu-olumsuz tartışmaların her zaman geliştiğini söyleyen KCK Yürütme Konsey üyesi Sabri Ok, Türkiye’de önemli, Kürdistan’da tarihi gelişmelerin yaşandığı böyle bir süreçte de Önderliklerinin gündemde olmasının doğal olduğunu ancak kendisine nasıl yaklaşıldığının önemli olduğunu söyledi.

Ok, gazeteci-yazar Hasan Cemal’in de aralarında bulunduğu bazı aydınların eleştirilerini de değerlendirirken, şunları söyledi:  “Hasan Cemal gibi sosyalist gelenekten gelen, bugün liberal demokrat olarak kendisini tanıtan dostların, aydınların daha objektif ve sağlıklı değerlendirme yapmasını beklerdik. Kaygılarını anlıyor ve iyi niyetli değerlendirme yaptıklarını düşünüyoruz fakat yanılgıları vardır.

Hasan Cemal’in de aralarında bulunduğu liberal demokratların ‘yetmez ama evet’ diyerek Erdoğan’ı destekledikleri dönemde de, Önder Apo ve hareketimiz her zaman olduğu gibi AKP’nin tutarsızlığını eleştirmiştir. Birçok kişinin bize ‘Türkiye’de ilk defa Erdoğan’ın gibi bir başbakan Kürt sorununu çözmek istiyor.

PKK bunu bilmeli, buna değer vermeli, elini tetikten çekmeli. Bu sorunu çözerse Erdoğan çözer’ gibi değerlendirmeleri ve tavsiyeleri olmuştur. AKP’ye karşı Önder Apo’nun ve hareketimizin tutumu baştan beri bellidir. Önderliğimiz her zaman AKP’nin ideolojik olarak hangi noktada olduğunu, politik olarak nerede durduğunu, Türkiye’nin demokratikleşmesinde ve Kürt sorununda ne kadar sorumsuz ve tutarsız yaklaştığını sorgulamış ve eleştirmiştir.”

AKP VE GÜLEN'İ EN İYİ ÇÖZÜMLEYEN ÖCALAN'DIR

Bazı aydınların AKP’ye yönelik güvensizliklerini ifade etmelerinin doğru olduğunu ancak hareketlerine ve Önderliklerine yönelik söylemlerinin yanlış ve haksız olduğunu söyleyen Ok, “AKP’yi ve Erdoğan’ı en iyi çözümleyen Önder Apo’dur. çünkü Önder Apo ve hareketimiz hem AKP’yi ve Erdoğan’ı hem de Fethullah Gülen’i iyi bilir, iyi analiz eder” diye konuştu.

Sabri Ok, sözlerini şöyle sürdürdü:  “Ama düşünmesen Kürt yoktur diyen Erdoğan ve AKP nasıl bu noktaya geldiği önemlidir. Sorun şüphesiz ki güven-güvensizlik olayının ötesindedir.  Politik güç dengeleri, Türkiye gündemi, özgürlük hareketinin ulaşmış olduğu düzey bunda belirleyicidir.

Eğer Kürt sorunu bu kadar gündeme girmişse, Türk devleti Önder Apo’yu resmi muhatap kabul ederek görüşmeler yapmış ve diyalog geliştirmişse; bu herhangi başka bir gücün, AKP’nin ya da Erdoğan’ın iyi niyetinden veya çözüme büyük istek duyduğundan değildir. Böyle yorumlamak yanlış olur. Bunu, özgürlük hareketinin ulaşmış olduğu düzey, Önder Apo’nun onbeş yıldır İmralı’da gösterdiği duruş ile açıklamak doğrudur. Dolayısıyla AKP’yi ve Erdoğan’ı en iyi çözümleyen Önder Apo’dur.

Hasan Cemal gibi yazarların, aydınların AKP ve Erdoğan’a yönelik güvensizliklerini dile getirmeleri yanlış değildir, doğru bir tespittir. Fakat Önder Apo’ya ve hareketimize dönük değerlendirmeleri yanılgılı ve eksiktir. Çünkü Önder Apo ve hareketimiz AKP’yi iyi bilir, iyi çözümler. Fethullah Güleni de iyi bilir, iyi çözümler.

‘Tekrar düşünme’, hele hele işte ‘Türkiye’de demokrasiyi ve hukuku satma biçiminde’ değerlendirmeler tabi haksız, abartılı ve yanlış değerlendirmelerdir. PKK’nin AKP’ye angaje olma tespiti tamamen yanlıştır. Önder Apo’nun yapmak istediği siyasi bir partiye, devlet de dahil irade kazandırmak, bir çözüm perspektifi kazandırmak ve güven sorununu aşmaktır.”

AYDINLAR BUGÜN ELEŞTİRİ YAPABİLİYORSA BUNDA PKK'NİN PAYI BELİRLEYİCİDİR

Önderliklerinin hep Türkiye’de gündemi doğru belirleme temelinde ve Türkiye halkında demokrasi bilincini ve perspektifini geliştirme ekseninde olguya baktığını ve hiçbir zaman Kürdistan özgürlük mücadelesini Türkiye devriminden soyut ve ayrı değerlendirmediğini kaydeden Ok, şöyle konuştu: "Önder Apo her zaman ben Mahir Çayan’ların, 71 hareketinin bir mirasçısıyım ve bu çizginin yaratıcı bir temsilcisiyim biçiminde kendisini değerlendirmiştir. Bugün de öyledir.

Kürtlerin özgürlüğünü Türkiye halkının özgürlüğünden ayrı düşünmek mümkün değildir. Bugün Türkiye’de aydınlar biraz tartışıyorsa, devletin hegemonik yaklaşımına dönük bazı eleştiriler gelişiyorsa, Kürt sorununun çözümüne ve Türkiye’nin demokratikleşmesine dönük yine etnik ve inanç topluluklarının özgürleşmesine ilişkin tartışmalar varsa bunda özgürlük mücadelesinin çok değerli bir payının olduğunu bilmek gerekir.

Şu çok açıktır: eğer ordu özgürlük hareketine, PKK’ye karşı başarılı olsaydı aslında bugün ne AKP yerinde dururdu, ne orduyu, otoriter güçleri eleştirenler çok fazla olurdu. Bu cesareti kazandıran aslında ve bilinci özgürlük mücadelesidir. Ordunun başarısızlığı, PKK hareketi karşısında ortaya çıkmıştır.

Dolayısıyla toplumun sorgulama bilinci, aydınların ve devrimcilerin daha çok eleştiri gücü ve örgütlenme imkânları oluşmuşsa, demokratik bir düzey açığa çıkmışsa bunda özgürlük mücadelesinin belirleyici rolünün olduğunu bilmek gerekir. Hasan Cemal, diğer aydınların değerlendirmeleri daha doğru daha gerçekçi olabilmelidir. Sanırım son değerlendirmelerinde Türkiye halkını satışa çıkartıyorlar gibi çok yanlış ve PKK’nin hiç hak etmediği sözleri düzeltici oldular, doğru olan da budur.”

HDP'NİN GENEL SEÇİMLERDE HÜKÜMET ORTAĞI OLMA ŞANSI VARDIR

30 Mart seçimlerine dair de değerlendirmelerde bulunan KCK Yürütme Konsey üyesi, siyasette iddialı olunması gerektiğini belirterek, önümüzdeki dönemde Türkiye’de koalisyonlar döneminin gelişebileceğini ve HDP’nin hükümet ortağı olabileceğini söyledi.

Ok,  “İddialı oldukları kadar var olan imkanları ve avantajları da çok güçlü değerlendirmek gerekiyor. Neticede hem HDP hem de BDP bu seçimlere büyük avantajlarla giriyor. HDP gerçek bir demokratik muhalefet şahsına sahiptir. Hatta mevcut duruma bakıldığında önümüzdeki süreçlerde Türkiye’de koalisyonlar dönemi gelişebilir. Bu anlamda hükümete ortak olma şansına da sahiptir. Çünkü Türkiye’de ezilenlerin, emekçilerin, kadınların yine çevrecilerin ve inanç topluluklarının haklarını, emeğini, özgürlüğünü savunan başka parti yoktur" ifadelerini kullandı.

HDP SEÇİMDEN BAŞARILI ÇIKACAKTIR

Türkiye halklarının bir arayış içerisinde olduğunu ve HDP’nin var olan siyasete alternatif olarak bu arayışlara cevap olması gerektiğini söyleyen Sabri Ok, “CHP’de Türkiye nasıl daha da demokratikleşir uğraşısı yoktur. AKP kendi gündemiyle meşguldür. MHP’yi saymıyorum hiç. Dolayısıyla Türkiye halkları bir önderlik, bir alternatif arayışı içerisindedir. HDP buna rahatlıkla cevap olabilecek bir partidir.

HDP içerisindeki bütün bileşenler, sosyalist güçler, kadınlar, gençler kısacası herkes gerçekten büyük bir istekle ve yoğun çalışırsa, doğru politikalarını doğru zamanda ve doğru şekilde dile getirirlerse ve güçlü örgütlenirlerse alternatif olmamak için bir neden yoktur. HDP’nin bu anlamda bu seçimde başarıyla çıkacağına inanıyorum.” dedi.

AKP KÜRDİSTAN'DA DİĞER PARTİLERİN KONUMUNA GETİRİLMELİ

30 mart seçimlerinde Kürdistan’da BDP’nin avantajlarının çok fazla olduğunu ve diğer düzen partilerinin Kürdistan’da bir etkisinin olmadığını kaydeden Ok, “Şimdi AKP’nin aynı duruma getirilmesi gerekiyor.” dedi.

Sabri Ok devamla şöyle konuştu: “Kürt halkı yaşanan bu süreçte AKP’yi çözümlemiştir. Geçmişte kimisi inanç nedeniyle, kimisi değişik kaygılarla ya da beklentilerle AKP’ye oy vermişse de artık bunun gereksiz ve anlamsızlığını daha iyi bilmektedir. Bu kesimler de artık AKP’den desteğini çekerek, özgürlüğünü ve haklarını talep eden BDP’ye destek vermelidir. Bu açıdan AKP’nin artık Kürdistan’da fazla şans bulmaması lazım."

30 MART'TA İYİ SONUÇ ÖCALAN'IN ÖZGÜRLÜĞÜNE HİZMET EDECEK

BDP belediyeciliğinin bunca yolsuzluk, rüşvet ve kirli ilişkiler ağı karşısında temiz kalmasının en önemli farklarından birisi olduğunu dile getiren Sabri Ok, “BDP kendi modelini daha da geliştirmelidir” dedi ve ekledi:

“BDP güçlü ve avantajlıdır. AKP ile Gülen’in çelişkileri, her ikisinin de kirlenmişliği ve birbirini besleyen yüzsüzlükleri ortadadır. BDP, bunlarla hiç kıyaslanmayacak kadar temizdir. Hiçbir kire, menfaate, yolsuzluk ve rüşvete bulaşmamıştır. Belki kendi modellerini daha iyi geliştirebilirlerdi. Bu bir eksiklik olarak görülebilir. Ama temiz kalmışlardır. Halka hizmet etmişlerdir.

Hizmet anlamında da diğer partilerle karşılanmayacak kadar başarıları vardır. Bütün bunları iyi değerlendirmek gerekir. Siyasi hava BDP’den yanadır. Rojava devriminin yanı sıra PKK’nin Ortadoğu’daki ağırlığı ve önemi ile Önderliğin Türkiye gündemini belirleyen varlığı halkımızı çok olumlu etkiliyor.

BDP’nin yapması gereken doğru temelde ve gece-gündüz çok çalışmaktır. Bu temelde BDP iyi çalışırsa, inanıyoruz ki çok iyi bir sonuç elde edecektir. Bu da Kürdistan’da demokratik özerkliğin inşasının güçlü bir zemini olacaktır. Önderliğimizin özgürlüğüne de hizmet eden bir gelişme olacaktır. Tüm Kürtlerin, Kürdistanlıların tüm halkımızın bu bilinçle seçimlere yaklaşması gerekiyor.”

DEMOKRATİK ÖZERKLİK

Devletin tüm baskılarına ve eşit olmayan koşullarda yapılan seçimlerde BDP’nin güçlü çıkmasının Kürt halkının kendisini yönetme isteminin ifadesi olacağını söyleyen Sabri Ok, “Böylece halkımız, Türk devleti elini bizden çeksin. Demokratik Özerklik inşa koşullarını yarattık demiş olacak. Çünkü Kürdistan coğrafyasında Kürt iradesinin güçlü çıkmasının anlamı ancak buna yorumlanabilir. Hedeflenmesi gereken de budur. Bu açıdan seçimler çok önemlidir. Bunun imkanları vardır. Bu bilinçle, bu seçimlerin demokratik özerkliğin inşasında ve ilan edilmesinde çok önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum.” dedi. 

Bu haber toplam 3416 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim