• BIST 84.208
  • Altın 147,192
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -2 °C

AKP ile gerilim tırmanıyor

AKP ile gerilim tırmanıyor
KCK Yürütme Konseyi üyesi Mustafa Karasu, çözüm süreci konusunda "AKP ile bir uzlaşma, anlaşma olması bir yana, AKP ile gerilimin olduğu ve giderek bu gerilimin arttığı bir süreç yaşanmaktadır" dedi.

Karasu, Kürt hareketinin Türkiye'deki iktidar mücadelesinin yanında yer almadığını vurgulayarak, "Bu iktidar çatışmasından demokrasi güçleri güçlü çıkmalıdır. Bu iktidar mücadelesi fırsattır" şeklinde konuştu.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın montajlanmış görüntülerinin yayınlanması ve Türkiye siyasetindeki gelişmeleri değerlendiren KCK Yürütme Konseyi üyesi Mustafa Karasu, ne AKP, ne de Fethullah Gülen Cemaati'nin Türkiye'de demokrasinin gelişmesini istemediğini ifade etti.

Karasu'nun ANF'ye verdiği mülakatta öne çıkanlar:

*Görüntülerin yayınlanmasının nedeni esas olarak da Önder Apo'yu itibarsızlaştırmaktır. Önder Apo'nun attığı adımları değersizleştirmektir.

*Fetullahçılar tabii ki demokratik bir Türkiye istemez. Kürt sorununun çözülmesi demek Türkiye'nin demokratikleşmesi demektir. AKP de Fetullahçılar gibi Türkiye'nin demokratikleşmesini istemeyen bir güçtür.

*Fetullahçıların Kürt Özgürlük Hareketi'ne düşmanlığı günlük değil, stratejiktir. Kendisine alternatif görüyor, kendisine temel muhalif olarak görüyor

*Perinçek ve tayfası Kürtlerin hiçbir hak kazanmasını istemezken, Fetullahçılar ise iradeli Kürt’ün talepte bulunmasına karşıdırlar.

*Ulusalcılar da farklı saiklerle Kürt Özgürlük Hareketi'ne ve Önder Apo'ya düşmandırlar. Önder Apo'nun ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin ideolojisinin, politikasının, toplumsal yaşam projesinin geliştiği bir yerde ulus-devletçi, şovenist, milliyetçi anlayışlara yer yoktur.

*CHP Fetullahçılarla işbirliği içindedir, ikisi de iktidar mücadelesi içindedir. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketi'ni objektif olarak kendi yanlarına alıp iktidar mücadelesinde güçlü konumda olmak istiyorlar.

-AKP için Fetullahçıların söylediklerinin tümü doğru olduğu gibi, AKP'nin de Fetullahçılar için söyledikleri doğrudur. Bu durum Kürt Özgürlük Hareketi'nin birinin yanında tavır almasını gerektirmez.

*AKP ile anlaşma yapılmış, tümüyle üzerinde tartışılmış, protokole bağlanmış bir çözüm süreci yoktur.

*Kuşkusuz AKP'ye tanınan fırsatlara rağmen AKP'nin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için adım atmaması, bu süreci hegemonyasını pekiştirme biçiminde değerlendirme çalışması AKP'ye karşı öfkeyi de tepkiyi de arttırıyor. Önder Apo’nun en son belirttiği gibi AKP'nin tutumu provokatiftir.

*AKP ile bir uzlaşma, anlaşma olması bir yana, AKP ile gerilimin olduğu ve giderek bu gerilimin arttığı bir süreç yaşanmaktadır.

*Hala çatışmasızlık son bulmamışsa bu da sorumluluk duygusuyla AKP'ye ve devlete son bir çaba ile adım attırma yaklaşımı olarak ele alınmalıdır.   Böyle bir süreçte Kürt Özgürlük Hareketi'nin AKP'yi sıkıştırıp demokratikleşme için  adım attırmak istemesi anlaşılır bir durumdur.

*Kürt Özgürlük Hareketi ancak demokrasi güçlerinin yanında olabilir (...) Bu iktidar çatışmasından demokrasi güçleri güçlü çıkmalıdır. Bu iktidar mücadelesi fırsattır.

-Son dönemlerde Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı bir saldırı var; kara propaganda var. Özellikle Önderliğinize, eşbaşkanlık sistemine karşı bir saldırı söz konusu. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Yapılan saldırlar ve kara propagandalar mücadelemizin gelişme düzeyiyle yakından bağlantılıdır. Hareketimizin güçlenmesini sindiremiyorlar. Hareketimiz uluslararası komplonun yıldönümünde komplonun beklediklerinin tersine bir konuma kavuşmuştur. Önder Apo ve özgülük mücadelemiz en güçlü dönemini yaşamaktadır. İdeolojik ve siyasi olarak sadece Kürdistan'da değil, Türkiye ve Ortadoğu'da da etkilidir.

Uluslararası komplo önemli oranda boşa çıkarılmıştır. Öte yandan Rojava’da Özgürlük Hareketi önemli bir gelişme göstermiştir. Önder Apo sadece Kuzey Kürdistan'da değil, bütün Kürdistan parçalarında eskisinden daha fazla etkili bir güce ulaşmıştır. Komplo Önderliği etkisizleştirecekti, başka Önderlikleri öne çıkaracaktı, ama bu da başarılamamıştır. Baş koparılarak PKK dağıtılacaktı. Önder Apo ile örgüt bütünlüğü daha da geliştiği gibi, Kürt Özgürlük Hareketi de bütün saldırılara rağmen bir kolektif yönetim gücü ortaya çıkarmıştır. Böylece uluslararası komplonun beklentileri gerçekleşmemiştir.

Öte yandan Önder Apo'nun ideolojik-teorik düşünceleri, yine ortaya koyduğu yeni paradigma Kürtleri bir bütün olarak Ortadoğu'da güçlendirdi. Kürt Özgürlük Hareketi'ni Ortadoğu'nun en önemli demokrasi gücü haline getirdi. Ortadoğu gibi bir bölgede yönetimde eşbaşkanlık sistemini pratikleştirdi.

Eşbaşkanlık sisteminin pratikleşmesi Ortadoğu'da başlı başına bir devrim niteliğindedir. Kadının güçlü biçimde tarih sahnesine çıkmasını ifade ediyor. Hatta kadın giderek daha başat hale gelecektir. Tüm bu gelişmeler Önder Apo'ya ve örgüt yönetimine yönelik saldırıları arttırmış bulunmaktadır. Bu saldırının uluslararası komplonun amaçladıklarının hiçbirisinin gerçekleşmemesiyle bağı vardır. Bu nedenle şimdi Kürt Özgürlük Hareketi'ne yönelik farklı yol ve yöntemlerle saldırıları arttırıyorlar. Komplodan öngördükleri gelişmeleri şimdi farklı biçimde gündeme getirmeye çalışıyorlar.

Önderlik Türkiye'deki demokrasi birikimini ve halkımızın mücadele düzeyini dikkate alarak Türkiye'de Kürt sorununun demokratik temelde çözümünü ve Türkiye'nin demokratikleşmesini hedefleyen bir yaklaşım ortaya koymuştur. Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için çaba sarf etmektedir. Ancak devlet ve AKP hükümeti geçmişte olduğu gibi yine Önderliğin attığı adımları, makul yaklaşımlarını dikkate almıyor.

Kürt Özgürlük Hareketi'nin Türkiye'ye tanıdığı şansın anlamını kavrayamıyor. Hala inkarcı yaklaşımla Kürtleri hegemonya altında tutup kültürel soykırımı tamamlama politikalarını bırakmış değil. Bu politika çöktüğü halde, bu politikada ısrar etmek en başta da Türk devletine zaman kaybettirmekte ve zayıflatmaktadır. Önder Apo'nun ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin adımlarına karşılık vermemeleri büyük bir gafleti ifade etmektedir. Türk devleti ve hükümetleri bu tutumlarıyla aslında uluslararası komploların hizmetinde olan, onların bölgede Türkiye'ye verdiği rolü halkların zararına oynayan tutumda ısrar etmektedirler.

Uluslararası güçler, komplocu güçler zaten Önder Apo'nun, PKK'nin halklarla çözüm isteme politikasına karşıydılar. Önder Apo'ya bunun için düşmandılar. Önder Apo her fırsatta sorunu Türkiye ile çözme çağrısı yapıyordu, ateşkesler ilan ediyordu. Bu konuda makul yaklaşımlar da gösteriyordu. Uluslararası güçler en fazla da Önder Apo’nun bu tutumundan rahatsızdılar. Onlar açısından Kürt sorununun çözümü değil, çözümsüzlük esastı. Önder Apo'nun dediği gibi tavşana kaç, tazıya tut politikası onların çıkarına geliyordu. İki taraf da kazanmamalı, çözümsüzlük sürmeliydi.

Önder Apo dış güçlerin bu politikasını bildiğinden 1990’lı yıllarda, hatta önceleri de Kürt sorununu Türkiye'de siyasal yollarla çözmek istiyordu. Hatta bu konuda yalvarırcasına değerlendirmeler yapıyordu. 1988 yılında Mehmet Ali Birand’la yaptığı görüşmede “Bir memur göndersinler, kendimizi anlatalım” diyordu.

Her zaman Türkiye ile diyalog içinde olmayı ve tartışmayı istiyordu. Yalçın Küçük, Mihri Belli ve daha başka gazetecilerle yaptığı röportajlar bu tutumunu açıkça ortaya koymaktaydı. Kürt sorununun çözümsüzlüğünün Türkiye'ye kaybettirdiğini, bu nedenle bu sorunu çözmek gerektiğini anlatmak, Türkiye yetkililerini ikna etmek için çırpınıyordu. Zaten uluslararası güçler Önder Apo'nun Türkiye ile anlaşabileceği olasılığını görerek uluslararası komployu gerçekleştirdiler. Çünkü böyle bir Kürt önderliği istenmiyordu.  

Günümüzde de Önder Apo Türkiye ile bir demokratik siyasal çözüm arayışı içine girmiştir. AKP hükümeti Önder Apo’nun çözüm  için sunduğu fırsatları değerlendirmesi, hatta oyalama ve kendi çıkarları için kullansa bile Önder Apo’nun ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin özellikle Türkiye toplumunu Kürt sorununun çözümünü ve Türkiye'nin demokratikleşmesin ister hale getirmesine büyük öfke duyuyorlar.

Bu nedenle çözümsüzlükten nemalanan bütün uluslararası güçler, Türkiye içinde çözümsüzlük ortamında kendini var eden güçler Önder Apo'ya ve Hareketimize karşı bir karalama kampanyasına yeniden başlamışlardır. Kürt sorununun çözümsüzlüğünü bölge politikalarının temeli yapan uluslararası komplocu güçlerle Kürtleri kültürel soykırıma uğratarak yok etmek isteyen kesimler Önderliğe yönelik saldırıda birleşmişlerdir. Saldırılarının arkasında yatan gerçek budur.

AKP DE CEMAAT DE TÜRKİYE'NİN DEMOKRATİKLEŞMESİNİ İSTEMEZ

-İşçi Partisi’nin yayınladığı 1999 İmralı sorgu görüntülerinin Fetullah Gülen’in Öcalan tasfiye olacak sözlerinden kısa bir süre sonra yayınlatılması bir tesadüf mü?

Çok tesadüfi gözükmüyor. Koordineli ve anlaşmalı değil, ama her iki güç de Hareketimizin güçlenmesinden rahatsız olduğundan Önder Apo ve Hareketimize karşı karalama kampanyasında ortaklaşmış bulunuyorlar. Onlar açısından Özgürlük Hareketimizin hedeflenmesini gerektiren gelişmeler olmuştur. Özgürlük Hareketimiz Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu'da etkili olmaktadır.  Bu, hem Gülen’i, hem de ulusalcı çevreleri rahatsız etmektedir. Gülen hareketi bir NATO projesidir.

Komünizme karşı mücadele derneklerinin Türkiye'de yaygınlaştığı döneminde öne çıkmış bir kişiliktir. O günden bugüne de CIA ile ilişkilidir. Gülen’in Amerika’ya götürülmesi de bilinçli, planlıdır; kontrol altına alınarak bölge politikalarında kullanılacaktır. Önder Apo’nun esaret altına alınmasından sonra Amerika’ya götürülmesi bu hareket üzerinden Türkiye ve Ortadoğu'ya şekil verilmek istenmesiyle ilgilidir.

Nitekim Amerika’nın istediği doğrultuda politikalar üretmekte ve tutumlar takınmaktadır. Mavi Marmara gemisi olayında ABD'nin istediği biçimde tutum takınması bunun en bariz örneğidir. Gülen hareketi ABD'ye dayanarak Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesinde rol oynamak istiyor.

Amerikano-İslam’la Ortadoğu'da bir siyasal ve toplumsal proje gerçekleştirme iddiasındadır. Bunu Hıristiyanlıkla Yahudiliğin Ortadoğu'yu şekillendirmede yaptıkları ortaklığa Gülen hareketinin Amerikano-İslam’ı da ortak edilmeye çalışılmaktadır.  ABD'nin teslim alamadığı Ortadoğu'yu bu tür hareketlerle teslim alma çalışması içinde olduğu açıktır.

Fetullahçılar tabii ki demokratik bir Türkiye istemez. Kürt sorununun çözülmesi demek Türkiye'nin demokratikleşmesi demektir. AKP de Fetullahçılar gibi Türkiye'nin demokratikleşmesini istemeyen bir güçtür. En temel ortak karakterleri de budur. AKP de Kürt sorununun çözümsüzlüğünden nemalanmaktadır. Kürt halkını en iyi ben oyalarım, en iyi ben aldatırım, en iyi ben ezerim diyerek yıllardır iktidarını sürdürmektedir. AKP demokratikleşen bir Türkiye'de kendine rol düşmeyeceğini bilmektedir. Bu nedenle Kürt sorununun çözümüyle iç içe olan demokratikleşme yolunda adımlar atmıyor.

GÜLEN'İN KÜRT HAREKETİNE DÜŞMANLIĞI STRATEJİKTİR

Fetullah Gülen de Kürt sorununun çözümünü istemiyor. Kürt sorunu çözülür, Türkiye demokratikleşirse kendisi gibi güçler değil de demokratik güçler Türkiye ve Kürdistan'da öne çıkacaktır. O ise Türkiye'de hegemon güç olup buna dayanarak Ortadoğu'da kendi projesini etkili kılıp egemen olmak istiyor. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketi'ni kendisine engel görüyor.

Kürt Özgürlük Hareketi sadece Kürdistan ve Türkiye açısından değil, bütün Ortadoğu açısından bir siyasal ve toplumsal yaşam projesini temsil etmektedir. Bölgesel nitelikli bir Harekettir, evrensel nitelikli bir harekettir. Fetullahçılar da kendilerini bölgesel bir hareket görüyorlar; Ortadoğu'ya kendilerine göre yön vermeye çalışıyorlar. Ortadoğu'da yeni bir siyasal ve toplumsal yaşam projesi gerçekleştirme iddiasındadırlar.

Bu nedenle Ortadoğu'da gerçek anlamda özgür ve demokratik yaşam projesi olan, bunun Önderi olan Önder Apo'ya ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne düşmanlık besliyorlar. Bu yönüyle Fetullahçıların Kürt Özgürlük Hareketi'ne düşmanlığı günlük değil, stratejiktir. Kendisine alternatif görüyor, kendisine temel muhalif olarak görüyor. Kürt Özgürlük Hareketi'nin başarısında kendisinin zayıflayacağını görüyor. Bu açıdan da Kürt Özgürlük Hareketi'ni zayıflatacak, başarısızlığa ve yenilgiye götürecek her projenin içinde yer almaktadır.

Öcalan tasfiye olacak derken de uluslararası güçler Öcalan’ı değil de bizim gibi güçleri ve başka Kürt örgütleri alternatif olarak görüyorlar, demektedir. Ortadoğu'da yükselişe geçen Türkiye ve bütün Kürdistan parçalarında etkili olan PKK'ye izin vermezler ve bunun için tasfiye edecekler biçiminde temennisini dile getiriyor. Kuşkusuz uluslararası güçlerle ilişkili olduğundan bu güçlerin Önder Apo’ya karşıt olduğunu düşünerek bu tür değerlendirmelerde bulunuyor. Belki de bu yönlü ortak planlamalar içindedirler.

PERİNÇEK VE TAYFASI KÜRTLERİN HİÇBİR HAK KAZANMASINI İSTEMEZ

Hem Fetullahçıların hem de Doğu Perinçek tayfasının hedefi Kürtlerdir. Önder Apo Kürtleri ve Kürt Özgürlük Hareketi'ni talepli kıldığı ve Kürt sorununun çözümünü yakınlaştırdığı için düşmandırlar. Perinçek ve tayfası Kürtlerin hiçbir hak kazanmasını istemezken, Fetullahçılar ise iradeli Kürt’ün talepte bulunmasına karşıdırlar. Kürtlerin hak kazandığı bir coğrafyada çözümsüzlükten nemalanmaları da son bulacaktır. PKK'yi sevmediklerinden değil, Kürt sorunun çözümünü istemediklerinden ve iradeli Kürt’e karşı olduklarından dolayı bu kadar Önder Apo ve PKK düşmanıdırlar.

Önder Apo ve PKK ne yapıyor? Kürt’ü güçlü kılıyor, Kürt’ü etkili kılıyor, Kürt’ü iradeli kılıyor, Kürt’ü bağımsız kılıyor. Kürtlerin hak kazanmasına şiddetle karşıdırlar. Bir şeyler verilecekse de kendileri lütfetmelidir. Kırıntılar verseler dahil kendileri Kürtler üzerinde hegemon olmalıdır. Dolayısıyla işbirlikçi uşak Kürt istiyorlar. Böyle bir politika sahibi olduklarından Önder Apo'nun ve Hareketimizin bugün Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu'da etkili hale gelmesinden rahatsızdırlar.

Bu nedenle hareketimizin tasfiye edilmesi için de her türlü güçle ilişki içine giriyorlar. Gülen’in Öcalan tasfiye olacak demesi: Kürt Özgürlük Hareketiyle düşmanlık besleyen bütün güçlerle birleşeceğiz, ortak hareket edeceğiz ve bu işi hal edeceğiz, anlamına gelmektedir.

BİLİMUM YEMİNLİ APO VE PKK DÜŞMANLARI HAREKETE GEÇMİŞ DURUMDA

Ulusalcılar da farklı saiklerle Kürt Özgürlük Hareketi'ne ve Önder Apo'ya düşmandırlar. Önder Apo'nun ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin ideolojisinin, politikasının, toplumsal yaşam projesinin geliştiği bir yerde ulus-devletçi, şovenist, milliyetçi anlayışlara yer yoktur. Bugün Önder Apo, Kürt Özgürlük Hareketi Türkiye'de ulus-devletçi zihniyeti kırdığı için, Kürtlerin varlığını kabul ettirdiği için, Kürt sorununun çözümünü dayattığı için öfkelidirler.

Çünkü Kürt’ün varlığını kabul etmek, Kürt sorununun çözümünü dayatmak Kürtlerin kültürel soykırımına dayalı ulus-devlet projesinin kırılması demektir. Onun yerine yeni bir devlet anlayışının, yeni bir siyasi yaklaşımın ve toplumsal kültürün ortaya çıkması demektir. Bu açıdan onlar da Hareketimizin, Önder Apo'nun çok etkili olduğu bir dönemde harekete geçmişlerdir. Farklı nedenleri olsa da PKK düşmanlıkları ortaktır. PKK'ye düşmanlıkta ortak oldukları için rahatlıkla PKK'ye karşı birleşebiliyorlar. Zaten Kürt sorunu şunu göstermiştir: başka konularda düşman olanlar sıra Kürt sorununa geldiğinde sarmaş dolaş olabiliyorlar.

Ortadoğu'da Türkiye, İran, Irak, Suriye başka konularda düşmandırlar, ama sıra Kürt sorununa geldiğinde düşmanlıkları kalmıyor. Hatta diğer konularda kavga ediyoruz, aramızda anlaşmazlık var, ama Kürt sorununda bir olmalıyız, diyorlar ve birlikte hareket ediyorlar.

Özcesi Önder Apo'nun ve PKK'nin etkili olduğu, Türkiye'deki zihniyeti değiştirip ulus-devletçi zihniyeti aştırarak demokratik ulusa dayanan, demokratik zihniyete dayanan bir devlet anlayışını, bir ulus anlayışını ortaya çıkarmada bir toplumsal zemin, toplumsal algı geliştirdiği için Önder Apo'ya düşmandırlar. Bu nedenle Önder Apo’ya ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne saldırarak Türkiye'de ve Ortadoğu'da hem zihniyet anlamında, hem politik anlamda yaratılan bu gelişmelerin önüne geçmek istiyorlar. Bu açıdan da bilimum yeminli Apo ve PKK düşmanları harekete geçmiş durumdadırlar.

Sadece bunlar değil, Kürt cenahında da benzer saldırılar artmaktadır. Onlar da Önder Apo'nun etkisinin, Kürt Özgürlük Hareketi'nin etkisinin ve itibarının güçlenmesini kendilerine tehlike görüyorlar. Dikkat edilirse Fetullahçıların saldırıları, Doğu Perinçek ve tayfasının saldırıları, kendine Kürt diyen yeminli Apo ve PKK düşmanlarının saldırıları ortaktır. Şimdi birbirlerine düşmandırlar, ama birbirlerinin argümanını kullanıyorlar ve böylelikle de ortak düşmana karşı ortak hareket ediyorlar.

TÜRKİYE'DE ÖNEMLİ BİR İKTİDAR MÜCADELESİ VAR

-Neden böyle bir süreçte bu görüntüler İşçi Partisi eliyle servis edildi? Bu görüntülerin servis edilmesinin AKP ile Fetullahçılar arasındaki çatışmayla bir ilgisi var mıdır?

Türkiye'de önemli bir iktidar mücadelesi var. Bu açıktır. İktidar mücadelesi Fetullahçılarla AKP arasında çok şiddetli bir noktaya geldi. Öyle ki, Fetullahçılar CHP ile işbirliği yapıyorlar. Bunun da dış güçlerle bağı var. Yakın zamanda CHP de ABD'ye gitmişti. CHP ile Fetullahçılar arasında bir ilişki gelişti. Şimdi bu güçlerle AKP arasında da bir iktidar mücadelesi var. Biz bu mücadeleden bağımsız olarak 2012 yılının sonunda çatışmasızlık sürecine girdik.

Önder Apo, 2012’nin sonunda Türk devletinin ve hükümetinin sıkıştığını, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin Türkiye'de Kürt sorununun çözümünü sağlatacak, Türkiye'yi demokratikleştirecek noktaya geldiğini düşünerek doğru politik adımlar atıldığında hükümet ve devlet çözüme zorlanabilir düşüncesiyle 2012 sonunda çatışmasızlık başlattı. İlk önce fiili başladı, sonra resmileşti.

Önder Apo 2013 Newroz’unda Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için manifesto niteliğinde çağrılar yaptı. Artık Kürt sorununun açığa çıktığını, Türkiye'nin de demokratikleşmesi gerektiğini, bunun herkesin çıkarına olduğunu söyleyerek bu çatışmasızlığın Türkiye'nin demokratikleşmesi ve bunun Ortadoğu'ya yansıtılması için değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Türkiye halkları Türk’üyle, Kürt’üyle herkes gerçekten de Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünü istiyordu.

Önder Apo da bu zemini görerek bu adımı atarsa AKP'ye de, devlete de adım attırabileceğini düşünüyordu. Demokratikleşmeden söz ederken de Türkiye'deki bütün demokrasiden yana olan toplumsal kesimlerin bu işe katılmasını ve sahiplenmesini istemiştir. Çünkü doğru politikalar ancak sahiplenildiğinde, doğru araçlar ve doğru yöntemler devreye sokulduğunda pratikleşir ve başarıya gider. Yoksa doğru politikalar tek başına doğru sonuçlar doğurmaz. Ya da doğru politikaların tek başına sonuca gideceği anlamına gelmez.

Bu açıdan Kürt Halk Önderi tüm demokrasi güçlerine çağrılar yaptı. Çağrıyı sadece AKP'ye yapmadı, esas olarak Türkiye'nin demokrasi güçlerine, demokrasiden yana olan güçlerine yaptı. Ancak Türkiye'nin demokrasi güçleri de bu sürece yeterince sahiplenmedi. AKP zaten bu süreci kendi çıkarları için kullanmayı düşündü. Daha baştan düşüncesi seçime çatışmasızlık içinde gitmeydi. Bunun dışında bir zihniyet değişimi ve politikası yoktu. Demokrasi güçleri de, Kürt demokratik hareketi de rolünü yeterince oynamadı.

Kürt Özgürlük Hareketi de AKP'yi sıkıştırmada, AKP'nin adım atmasını sağlamada çok aktif olamadı. AKP'yi de fazla sıkıştıramadı. Böylece Önder Apo'nun başlattığı süreç AKP'nin insafına kaldı. Böyle olunca AKP'de bu süreci seçimlere kadar çatışmasızlığı götürmek biçiminde çok basit bir yaklaşımla ele almaya götürmüştür.

BU SÜREÇ AKP İLE ANLAŞILMIŞ BİR ÇÖZÜM SÜRECİ DEĞİL

Önder Apo’nun başlattığı süreç öyle AKP ile oturulmuş, anlaşılmış bir çözüm süreci değildir. Çözüm sürecini başlatmak için, AKP'yi bir çözüm süreci içine sokmak için hamle yapılmıştır. Bunu da eğer demokrasi güçleri sahiplenirse Türkiye koşulları Türk devletinin, AKP'nin böyle bir çözüm sürecine sokulmasına elverişli hale gelmiştir düşüncesiyle yapmıştır. Çatışmasızlık ve silahlı güçlerin geri çekilmesiyle AKP'yi ve Türk devletini bir çözüm sürecine sokmak hedeflenmiştir.

Ancak AKP çok atılan çok önemli adımlara bile anlam vermemiştir. Örneğin geri çekilme iradesi, kararı ve geri çekilme bile anlamsızlaştırılmıştır. Kuşkusuz  Kürt Halk Önderi de Özgürlük Hareketi de bugüne kadar sabırlı davrandı. Sorun AKP'nin politikalarına kalsaydı Önder Apo'nun Türk devleti ve AKP'yi çözüm sürecine sokmak için başlattığı süreç çoktan biterdi. Nitekim AKP'yi ve devleti bir çözüm sürecine sokabiliriz yaklaşımıyla sabırlı davranarak bugünlere kadar çatışmasızlık sürdürüldü.

Burada bir hususu belirtmek istiyoruz: sürece çözüm süreci demek  mevcut gerçekliği ifade etmemektedir. Hatta yanlış algılar ortaya çıkmaktadır. Kürt Halk Önderinin başlattığı süreci AKP'yi ve devleti çözüm sürecine sokma adımı olarak değerlendirmek daha doğrudur. Bir süreçten söz edilecekse buna çözüm sürecine sokma süreci demek daha doğrudur. 

PROTOKOLE BAĞLANMIŞ BİR ÇÖZÜM SÜRECİ YOKTUR

AKP ile anlaşma yapılmış, tümüyle üzerinde tartışılmış, protokole bağlanmış bir çözüm süreci yoktur. Ama İmralı’ya gelen devlet heyetiyle tartışması sonucu eğilimler çıkmış. Şunlar olursa şunlar olabilir gibi bir tartışma sonucunda bir eğilim ortaya çıkmıştır. Bu eğilim çerçevesinde Önder Apo, Özgürlük Hareketi'ne sürecin üç aşamalı biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir. Üç aşamalı atılacak adımları ifade eden mektuplar hükümetin elinden geçerek geldi, oradaki heyetin elinden geçerek geldi.

Heyetle tartışılarak geldi. Eğer demokrasi güçleri sahip çıksaydı, Kürt Özgürlük Hareketi de daha yaratıcı, daha etkili bir sahiplenme ve mücadele içinde olsaydı Türkiye, Kürdistan, bölge ve dünya koşulları adım atma imkanlarını da ortaya çıkarmıştı. Nitekim Türkiye halklarının çoğu bu sürece sahiplendiler, destek verdiler. Süreç derken de halkın beklentisi çözüm için adımlar atılmasıydı. Onun için insanlar çatışmasızlıkla başlayan sürece destek verdiler.

Tabii ki çatışmanın durmasını istiyorlardır; bundan memnun oldular, ama süreç sadece çatışma dursun diye desteklenmedi. AKP halk süreci destekliyor diyor. Ama niye destekliyor? Artık kırk yıllık gerilim ve çatışma süreci bitsin, Türkiye demokratikleşsin, Kürt sorununa çözüm olsun, diye destekliyordu. Yani halkın böyle bir desteği vardı. Halkın desteğini, toplumun desteğini AKP farklı biçimde  kendi çıkarı doğrultusunda kullanmaya çalışsa da mevcut gerçeklik toplumda Türkiye'nin demokratikleşmesi ve bu temelde Kürt sorununun çözümü konusunda güçlü bir birikimin ortaya çıktığını kanıtlamıştır.

CHP FETHULLAHÇILARLA İŞBİRLİĞİ İÇİNDE

İşte bu süreç aynı zamanda iktidar çatışmalarını da beraber getirdi. İktidar çatışmalarının gün yüzüne çıkmasını sağlayan da bu çatışmasızlıktır. Hatta Gezi direnişi gibi olaylar da çatışmasızlık ortamının sonucu ortaya çıkmıştır. Çatışmasızlık hem AKP'ye muhalif olan kesimleri harekete geçirmiş, hem de AKP ile iktidar mücadelesi içinde olanların harekete geçmesini sağlamıştır. 

Çünkü savaşın çok şiddetli olduğu bir ortamda bu tür bir iktidar savaşı olduğunda taraflar kolaylıkla birbirlerini ihanetle, hainlikle suçlarlardı. Çatışma ortamının sıcaklığı içinde iktidar savaşı verenler birbirlerinin üzerine şiddetli giderdi. Özellikle hükümet fırsat bilip kendisiyle iktidar çatışması içine girenlerin üzerine sert gider, ezerdi. Ama çatışmasızlık ortamı iktidar çatışması içinde olan kesimleri cesaretlendirdi.

Yine AKP hükümetine yönelik rahatsızlıkları olan kesimlerin harekete geçmesini sağladı. Çünkü çatışmanın şiddetli olduğu bir ortamda birçok çevre harekete geçmezdi, geçmiyordu. Gezi olayları açısından insan bunu söyleyebilir. Gezi olaylarının o kadar kapsamlı sürmesinin nedeni çatışmasızlık ortamının varlığıydı.

Savaş şiddetli sürseydi herhalde birçok kesim böyle bir ortamdan Kürt Özgürlük Hareketi yararlanır, devlet çöker düşüncesiyle, kaygısıyla Gezi olaylarına katılmazdı. Ama çatışmasızlık bu fırsatı AKP ile iktidar savaşı veren ve AKP'den rahatsız olan güçlere vermiştir.

İktidar mücadelesinin keskinleştiği süreçle birlikte, iktidar mücadelesi çok keskin hale geldiği için Kürt Özgürlük Hareketi'nin tavrı çok önemli hale gelmiştir. Bu nedenle herkes Kürt Özgürlük Hareketi'ni kendi yanında tutma çabası içindedir. CHP Fetullahçılarla işbirliği içindedir, ikisi de iktidar mücadelesi içindedir. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketi'ni objektif olarak kendi yanlarına alıp iktidar mücadelesinde güçlü konumda olmak istiyorlar. Kürt Özgürlük Hareketi ise kimseden taraf olmak istemiyor. AKP'nin baskıcı, hegemonyacı güç olduğu açıktır. Türkiye'de trajikomik bir durum vardır.

AKP İÇİN FETHULLAHÇILARIN SÖYLEDİĞİ, FETHULLAHÇILAR İÇİN AKP'NİN SÖYLEDİKLERİ DOĞRU

AKP için Fetullahçıların söylediklerinin tümü doğru olduğu gibi, AKP'nin de Fetullahçılar için söyledikleri doğrudur. Bu durum Kürt Özgürlük Hareketi'nin birinin yanında tavır almasını gerektirmez. Eğer AKP'ye karşı mücadeleyse bunu dün de bugün de en kapsamlı biçimde Kürt Özgürlük Hareketi yürütmektedir. Çatışmasızlık olsa bile AKP'ye karşı duruş, mücadele sürüyor.

Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşmenin dayatılması kadar anlamlı ve büyük bir mücadele olabilir mi? Diğer muhalif güçler ağız dalaşı yapmaktan başka ne yapıyorlar? Türkiye'nin demokratikleşmesi için bir proje ve ittifak içinde midirler? Kürt Özgürlük Hareketi'nin şu andaki duruşu ve mücadelesi bile tüm diğer güçlerden daha fazladır. Kürt Özgürlük Hareketi'nin de, Kürt basınının da tutumu ortadadır. AKP'yi destekleyen bir duruş yoktur; bir mücadele vardır. Ama bu bir iktidar mücadelesi değildir.

AKP'NİN TUTUMU PROVOKATİFTİR

Kuşkusuz AKP'ye tanınan fırsatlara rağmen AKP'nin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için adım atmaması, bu süreci hegemonyasını pekiştirme biçiminde değerlendirme çalışması AKP'ye karşı öfkeyi de tepkiyi de arttırıyor. Önder Apo’nun en son belirttiği gibi AKP'nin tutumu provokatiftir. Bırakalım çözüm sürecine girmesini, AKP'yi çözüm sürecine sokma çabalarını bile sabote etmektedir. AKP ile bir uzlaşma, anlaşma olması bir yana, AKP ile gerilimin olduğu ve giderek bu gerilimin arttığı bir süreç yaşanmaktadır.

Ancak Kürt Özgürlük Hareketi çatışmasızlık ortamını da AKP için başlatmamıştır. Türkiye toplumunun büyük çoğunluğu çözüm ve demokratikleşme istediği için böyle bir çatışmasızlığı sağlayarak demokrasi güçlerine bu ortamı değerlendirmeleri için fırsat tanımıştır. Kuşkusuz bu fırsatı tanıma AKP ve devlet için de geçerlidir. Hala çatışmasızlık son bulmamışsa bu da sorumluluk duygusuyla AKP'ye ve devlete son bir çaba ile adım attırma yaklaşımı olarak ele alınmalıdır.

  Böyle bir süreçte Kürt Özgürlük Hareketi'nin AKP'yi sıkıştırıp demokratikleşme için  adım attırmak istemesi anlaşılır bir durumdur. Kürt sorununun çözümünü doğrudan ilgilendirecek demokratikleşme adımlarının atılması sadece Kürt sorununun çözümüyle ilgili değildir, Türkiye'nin tümünün demokratikleşmesinin çözümünün anahtarı olacaktır. Kuşkusuz demokratikleşme adımı atmayıp mevcut hegemonik anlayışını sürdürdüğü takdirde mücadelenin daha boyutlu, daha etkili ve sert bir hale geleceği de açıktır. Kürt Özgürlük Hareketi daha önceleri de bu tür sabırlı duruşunu ve çağrılarını yapmış, ama cevap alamayınca tabii ki mücadeleyi yükseltmiştir. Bu duruşlar da, bu çağrılar da kesinlikle sadece Kürt sorunuyla ilgili değil, tüm Türkiye halkını ilgilendiren demokratikleşmeyle ilgili çağrılardır.

İKTİDAR ÇATIŞMASI DEMOKRASİ GÜÇLERİ İÇİN BİR FIRSATTIR

Kürt Özgürlük Hareketi'nin bu iki ay içindeki tutumu geçen bir yıldaki tutumun bir parçası olarak görülmelidir. Bu tutum da mevcut iktidar çatışmasından bağımsız olarak başlamış ve yürütülmüştür. Ama   Fetullahçılar ve CHP’liler ve onun etrafındaki güçler şimdi yürüttükleri iktidar mücadelesinde Kürt Özgürlük Hareketi'nin kendilerinden yana tavır almasını istiyorlar. Kürt Özgürlük Hareketi hiçbir gücün yanında değildir, olması da düşünülemez. Kürt Özgürlük Hareketi ancak demokrasi güçlerinin yanında olabilir. Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için zihniyeti değişenlerin ve adım atanların yanında olabilir. Yoksa iktidar mücadelesinin yanında yer alamaz. İktidar mücadelesinde bir iktidarın payandası olması düşünülemez.

Eğer CHP ya da herhangi bir güç Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için bir proje ortaya koysa, tabii ki Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt demokratik hareketi derhal, hiç tereddüt etmeden o gücün yanında yer alır. Ama şu anda Kürt Özgürlük Hareketi'nin tutumu hem hükümete karşıdır, hem de hükümete alternatif olan güçlerin yanında almadan ayrı bir güç olarak, demokrasi güçlerini harekete geçirerek bu iktidar çatışmasının ortamında demokrasi güçlerinin güçlenmesini istemektedir.

Bu iktidar çatışmasından demokrasi güçleri güçlü çıkmalıdır. Bu iktidar mücadelesi fırsattır. Eğer bu güçler kendi aralarında böyle sert bir iktidar mücadelesi içine giriyorsa, demokrasi güçlerine düşen görev bu ortamda kendilerini güçlendirecek adımlar atmalarıdır. O da demokrasi güçlerinin bir araya gelerek bir demokrasi programı ortaya koyup hem hükümete hem de hükümet dışındaki güçlere Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için adım atın, demeleridir. Biz, kim Türkiye'nin demokratikleşmesi yolunda adım atarsa onun yanında oluruz diyebilmelidir. Ama güçlü bir demokrasi ittifakı bunu söylemelidir.

GÜÇLÜ BİR DEMOKRASİ İTTİFAKI ÇIKARSA....

Güçlü bir demokrasi ittifakı ortaya çıksa o zaman CHP’yi de, Fetullahçıları da, mevcut AKP iktidarını da, herhangi bir başka gücü de Türkiye'nin demokratikleşmesi konusunda adım atmaya zorlayabilir. Şu anda Kürt Özgürlük Hareketi'nin politikası budur. Doğrusu da budur. Diğeri, iktidar peşinde koşan herhangi bir hegemonik gücü güçlendirmek olur. Halbuki bizim görevimiz herhangi bir hegemonik iktidarı güçlendirmek değildir. Demokrasi güçlerini güçlendirmektir.

Bu iktidar çatışmasından demokrasi güçlerinin güçlenerek çıkmasını sağlamaktır. Tabii ki demokrasi güçleri ittifak yapabilir. Ama CHP ile neyin ittifakını yapacak? Ya da AKP ile neyin ittifakını yapacak? İttifak yapmanın da koşulları olur. Düşünebiliyor musunuz HDP CHP ile gidip görüşüyor, İstanbul, hatta diğer yerlerde gelin ittifak yapalım diyor. CHP biz sizinle kamuoyu önünde açıkça ittifak yapamayız diyor. Açık ittifak yaparsak biz ulusalcı çevrelerin oyunu alamayız demek istiyor. O zaman HDP de kendi başına seçimlere gidiyor. Şimdi buna kim haksız diyebilir? Haksız olan CHP’dir. HDP dünyanın ötekisi midir, Türkiye'nin ötekisi midir, cüzamlısı mıdır? Demokratik zihniyette olan bir parti böyle bir yaklaşım gösterebilir mi?

İşçi Partisinin kasetleri ortaya atması da Kürt Özgürlük Hareketi'nin böyle bir iktidar çatışmasına tarafsız kalmasıyla ilgilidir. Bu çatışmadan demokrasi güçlerinin kazançlı çıkmasını istiyor. Bu nedenle CHP'yi ya da herhangi bir gücü desteklemek istemiyor. Bu da Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin hedeflenmesine yol açıyor. Dolayısıyla bu saldırıların seçim süreciyle bağı vardır. Ancak bu saldırıların ya da piyasaya sürülen bu görüntülerin seçim dışı önemli etkenleri de bulunmaktadır. Bunları da ortaya koyduk.

Kürt halkının özgürlük mücadelesi ve Türkiye'deki demokrasi mücadelesinin birikimiyle birlikte Önder Apo'nun yaklaşımları ve adımları Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için toplumda önemli bir zemin yarattı. Kürt toplumundaki demokratik eğilimi güçlendirdi. İşte Önder Apo'nun ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin Türkiye'nin demokratikleşmesi doğrultusunda Türkiye toplumunda ortaya çıkardığı bu eğilimi sabote etmek istiyorlar.

Türkiye'de PKK ve Önder Apo hakkında değişen, olumlu olan yargıları ortadan kaldırmak istiyorlar. Toplumdaki bu eğilimi kendileri için tehlikeli görenler Önder Apo'yu ve Kürt Özgürlük Hareketi'ni itibarsızlaştırarak Türkiye halklarında oluşan Kürt Özgürlük Hareketiyle Türk demokratik hareketiyle Önder Apo’yla sorunları çözme yaklaşımını sabote etmek istiyorlar. İşçi Partisinin eliyle görüntülerin yayınlamasının en büyük etkeni budur. Kim yayınlamıştır?

O dönemdeki Genelkurmay istihbaratı, jandarma istihbaratı ve MİT üçü birlikte bu soruşturma içindedirler. Ya da Önderlikle ilgili görüntüler, bilgiler bu üçü tarafından değerlendirilmektedir. Önderlikle diyaloglardan bu üçünün bilgisi vardır. Özellikle o dönemde ordu içindeki özel bir güç İmralı’yla ilgilenmektedir.

Diğer yandan da Önder Apo'yu ve Kürt Özgürlük Hareketi'ni bu tür baskılarla kendi yanlarına çekmek isteyen kesimlerin İşçi Partisi eliyle böyle bir provokasyon yarattıklarını söylemek gerekir. Dönemin birçok boyutu var. Bu dönem içinde de Önder Apo'nun, Özgürlük Hareketi'nin rolü çok etkilidir. Açıkça Önder Apo'yu ve Kürt Özgürlük Hareketi'ni kendilerine göre itibarsızlaştırarak Türkiye siyaseti üzerinde, Türkiye toplumu üzerindeki etkisini kırmak istemişlerdir.

Özellikle de kendilerine yedekleyemedikleri için, kendi politik çizgilerine çekemedikleri için de İşçi Partisini kullanmaktadırlar. Zaten İşçi Partisi bu tür kullanılmaya açıktır. Geçmişten beri hangi güç zayıflatmak istediği bir grup ya da kişi olduğunda Doğu Perinçek ve onlara ait yayınları kullanmaktadır. Belgeleri onlara sızdırmaktadır. Büyük ihtimalle şu anda içeride olan Atilla Uğur Doğu Perinçek  ve çevresiyle ilişki içindedir. Herhalde onlar gönderdiler. Onlar Kürt Özgürlük Hareketi'nin ve Önder Apo'nun Türkiye ve bölge siyasetinde etkili olmasından rahatsız olmuşlardır.

Yine Rojava’dan rahatsız olmuşlardır. Rojava Devriminin başarılı olması halinde, bunun Türkiye'ye yansıyacağını, Türkiye'de şimdiye kadar ulusalcıların, şovenist milliyetçi çevrelerin uyguladığı, hala bugün de vazgeçmedikleri Kürt politikasının çökeceğini bildiklerinden hem Rojava Devrimi üzerinde hem Türkiye'deki Kürt halkı ve Türkiye'deki tüm halklar üzerinde ve Ortadoğu üzerinde etkili olan Önderliği itibarsızlaştırarak etkisini kırmak için böyle bir kirli savaş yöntemine başvurmuşlardır.

ÖCALAN'IN İTİBARI YÜKSELMİŞTİR

-Sayın Öcalan'a karşı hem Kürt hem de Türk kamuoyunda olumlu tepkilerin geldiği bir dönemde bu görüntülerin cımbızlanarak yayınlanmasını neye bağlıyorsunuz? Bununla kamuoyunda nasıl bir algı yaratılmak isteniyor?

Doğrudur, Önder Apo'nun Türkiye kamuoyundaki imajı değişmiştir. Yıllarca Türkiye'deki kirli özel savaşın ve bunların psikolojik harekatlarının kara propagandalarla Önder Apo'yu kamuoyunda çok farklı göstermek istediklerini, böyle imaj yaratmak istediklerini biliyoruz. Her türlü hakareti yapmak, her türlü kötü sıfatı Önder Apo'ya yapıştırmak için yıllarca uğraşmışlardır. Ama son yıllarda hem Kürt Özgürlük Hareketi'nin mücadelesi, Türkiye'yi sıkıştırması, daha doğrusu Türkiye'deki demokrasi mücadelesine öncülük yapması, hem de Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için adımlar atması Türkiye kamuoyunda çok olumlu karşılanmıştır.

Çünkü Türkiye'de hiçbir siyasetçi, hiçbir parti Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünde adım atacak zihniyete de karaktere sahip değildir. Onun için hiç kimse temel sorunlarda ciddi bir adım atamıyor. Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi Türk devleti, AKP hükümeti ya da diğer güçler Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünde adım atacak zihniyette olmasalar bile adım atıp ön açmak için onları da böyle bir sürece çekmek için büyük çabalar vermiş, büyük fedakarlıklar göstermiştir.

Bu  fedakarlıkların yapılmasının nedeni gerçekten Türkiye'de siyasetçilerin adım atma kapasitesinin olmamasıdır. Türkiye'de bir tıkanıklık, bir köhnemişlik, bir çıkmaz yaşanmaktadır. Böyle bir Türkiye ortamında Önder Apo adım atarak ön açmak istemektedir. Başkalarının adım atmasına zemin sunmak istemektedir. Son yıllarda Türkiye'deki birçok aydın, yazar, demokratik çevre, Türkiye'nin demokratikleşmesini isteyenler, yine Türkiye'de süren 30-40 yıllık savaşın bitmesini isteyenler Önder Apo'nun ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin bu yaklaşımına değer vermişlerdir. Bu yönüyle Önder Apo'nun itibarı yükselmiştir.

ASIL AMAÇLARI ÖCALAN'I İTİBARSIZLAŞTIRMAKTIR

Türkiye'de birçok çevre esas olarak üç liderin olduğunu söylüyor. Bunlar içinde de en etkili olanın Önder Apo olduğunu vurguluyorlar. Diğer ikisi de şimdiye kadar ittifak içinde hükümet olan Erdoğan ve Fethullah Gülen'dir. Yine dünya kamuoyunda da Önder Apo'nun büyük bir siyasi etkisinin olduğu, büyük bir siyasi Önder olduğu kabul ediliyor. Bunlar tabii ki kendiliğinden olmadı. Bunlar mücadeleyle ve fedakarlıklarla, makul yaklaşımlarla oldu. Kısırdöngünün, çıkmazın, kör dövüşün, kayıkçı kavgasının olduğu Türkiye'de tek politika üreten, tek yol gösteren, tek çözüm projesi ortaya koyan bu Önderlik oldu, bu hareket oldu.

Bu nedenle de Türkiye'de önemli bir etki yarattı. Önder Apo'ya da Kürt Özgürlük Hareketi'ne de önemli bir itibar kazandırdı. İşte bu görüntülerin yayınlanmasının nedeni esas olarak da Önder Apo'yu itibarsızlaştırmaktır. Önder Apo'nun attığı adımları değersizleştirmektir. Önder Apo adımları ne için atıyor? Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için atıyor. Bunları değersizleştirip, itibarsızlaştırıp etkisizleştirmek istiyorlar. Böylelikle Önder Apo'nun Türkiye siyasetindeki etkisini, bölge siyasetindeki etkisini kendilerine göre kırmak istiyorlar.

Çeşitli kesimler de bilinçli bir biçimde Hareketimizi karalamaya çalışıyorlar. Güya Özgürlük Hareketi ve Önder Apo bazı şeyleri görmezlikten geliyor gibi gerçekliği olmayan şeyler ortaya koyuyorlar. AKP'nin politikalarına göz yumulduğu, AKP'nin hegeonyacı, baskıcı politikalarına destek verildiği gibi bir algı yaratılmak isteniyor. Çatışmasızlık böyle yansıtılmak isteniyor.

Bu görüntülerin yayınlanmasının bir nedeni de budur. Önderliğin ve Hareketimizin attığı adımları Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü doğrultusundaki adımlar değil de, sanki AKP'nin baskıcı politikalarına destek veren adımlarmış gibi göstermek istiyorlar. Bu tür yaklaşımların gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Önder Apo başından beri AKP'yi uyardı, her gün uyarmaktadır. Hegamonyacı yaklaşımı bırak, hegemonyadan vazgeç, bir hegemonyaya karşı çıkarken başka bir hegemonya kabul edemeyiz; Türkiye halkları kabul etmez; hegemonya peşinde koşanların akıbeti diğerleri gibi olur diye sürekli uyarmıştır.

AKP'nin politikalarına haklısın, doğrudur dememiştir. Hiçbir politikasına doğrudur dememiştir. Çünkü AKP'nin şimdiye kadar uyguladığı doğru bir politikası olmamıştır. AKP hala İmralı’daki görüşmeleri Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için yapmıyor. Kürt Özgürlük Hareketi bunun bilincindedir. Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununu çözümü için gösterilmeyen bir yaklaşımın kabul edilmesi düşünülemez.

Kürt Özgürlük Hareketi, Önder Apo bu adımları atarak “bakın biz bu adımları atıyoruz, makul yaklaşımı gösteriyoruz” diyerek AKP'yi ve devleti bu sürece sokmak istiyor. Bu tür politikalar üretmesi ve pratiğe sokması da Özgürlük Hareketi'nin hakkıdır. Politika bunun için vardır. Yoksa bunun AKP'nin desteklenmesiyle ne alakası var?

ÖCALAN KÜRTLER ÜZERİNDE EN İTİBARLI AKTÖRDÜR, BU TARTIŞMASIZDIR

Yayınlanan görüntülerle Apo devletle çalışabilirim demiş, algısı yaratmaya çalışıyorlar. Ama bunları ne için demiş, neden demiş, nasıl demiş  bunun tartışması yok. Önder Apo başından itibaren devlete çağrı yapmıştır, gelin bu sorunu çözelim demiştir. Biz Hareket olarak yıllarca çağrı yaptık, barış projeleri hazırladık, yalvarırcasına gelin sorunu çözelim dedik. Bu sorunun çözümsüzlüğünden herkes yararlanıyor, dedik.

Kürt sorununun çözümsüzlüğünden bölgede uluslararası güçler politika yapıyor dedik. Türkiye'nin zayıf karnıdır dedik. Türkiye bu sorunu çözmediği müddetçe, bu zayıf karnıyla herkes oynar dedik. 7. Kongrede Kürt sorununun çözümsüzlüğü kötülük tanrılarının bölge ülkelerine verdiği bir ceza gibidir dedik. Önder Apo'nun da İmralı da söylediği bunlardır.

Cımbızlanarak güya kendilerine göre farklı bir algı yaratmak istemişlerdir. Ama işin özü, esası budur. Güya bu tür görüntülerle Önder Apo’nun Türkiye toplumu üzerinde, Kürt halkı üzerinde itibarını kıracaklar. Önder Apo Kürtler üzerinde en itibarlı aktördür. Bu tartışmasızdır. Bunu herkes kabul ediyor. Rojava’da en fazla Önder Apo etkilidir. Önder Apo'nun Rojava devrimi üzerindeki etkisini kırarak başkalarına teslim etmek istiyorlar.

Bu yönüyle biz bu görüntülerle yaratılmak istenen algının Türkiye halklarının çıkarına olmayan bir algı olduğunu, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünde pozitif rol alabilecek Önder Apo'nun ve Kürt Özgürlük Hareketi'ni itibarsızlaştırmak olduğunu söylüyoruz. Bu Önderliği ve Hareketi itibarsızlaştırma gayreti Türkiye'nin demokratikleşmesini ve Kürt sorununun çözümünü istememek, Kürt Özgürlük Hareketi’yle devlet arasındaki savaşın on yıllarca daha sürmesini istemek demektir. Kürt-Türk çatışması istemektir.

Bunu da kim istiyor? Uluslararası komplocular istiyor. Uluslararası güçler Kürtlerle bölge ülkelerini çatıştırarak hem Kürtleri kontrol etme hem de bölge ülkelerini denetim altına alma politikaları izlemiştir. Şimdi buna çomak sokan, bunu engelleyen Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi saf dışı edilerek bu yönlü politikaların bölgede hakim olmasını istiyorlar. Aslında taşeronlar bu görüntüleri pazarlayanlardır, görüntüleri sunanlardır. Kürt sorununun çözümsüzlüğü Türkiye'yi bölgede on yıllardır taşeron yapıyor; bölgenin jandarması yapıyor.

Şimdi de Türkiye uluslararası güçlerin taşerondur. Türkiye her güç tarafından kullanılmaktadır. Önder Apo bunların önüne geçmek istiyor. On yıllardır dışarıda da İmralı’da dediği budur. Kürt sorunu çözülmezse, Türkiye kendi sorununu çözmezse bu çatışmadan uluslararası güçler yararlanır. Bunu bir çocuk bile bilir. Ama Türk devleti illa da Kürtleri ortadan kaldıracağım, Kürdistan'ı Türk uluslaşmasının yayılma alanı yapacağım sevdasıyla bu taşeronluğu, bu işbirlikçiliği yapmaktadır.

Özcesi bu görüntüleri servis ederek Önderliği itibarsızlaştırma, Kürt Özgürlük Hareketi'ni etkisizleştirmek isteyenler, aslında Türkiye'nin demokratikleşmesini ve Kürt sorununun çözümünü istemeyen, Türkiye'nin hegemonik gücü olarak Kürtler üzerine kültürel soykırım sürdürecek, Kürt sorununu çözümsüz bırakacak, daha doğrusu Kürtlerle sürekli kavga edecek  bir Türkiye gerçeği ortaya çıkarmak isteyenlerdir. Bunların da Türkiye halklarına karşı, Kürt halkına karşı, Türkiye'deki demokrasi güçlerine karşı bir provokasyon olduğu açıktır. Demokratikleşmeye karşı bir provokasyondur, Kürt sorununun çözümüne karşı bir provokasyondur, Türkiye'de ne kadar olumlu gelişme olacaksa bunlara yönelik bir provokasyondur. Bunun başka türlü izah edilmesi mümkün değildir.

MHP'NİN KÜRDİSTAN'DA KÖKLERİ KURUTULDU

-Son zamanlarda MHP’nin ve Hüda-Par’ın saldırıları oldu, Amed’de AKP'nin saldırıları oldu. Yine Amed’de Kuzey Kürdistan Demokrat Parti, kendi tabelasını astı. Görüntülerin bu gelişmelerin olduğu bir dönemde yayınlanması neyi ifade ediyor? Bu durum komplonun yeni bir biçime kavuşturulduğu anlamına mı geliyor? Bunlara karşı yapılması gerekenler ne olmalıdır?

Bütün yeminli Apo ve PKK düşmanları bir araya gelmektedir. Zaten Doğu Perinçek ve çevresinin yayınladığı bu görüntüleri en fazla dillendiren de, kullanmak isteyen de yeminli Apo ve PKK düşmanı bazı Kürtlerdir. Güya bunlar birbirine iki zıt kesimdir. Şovenist milliyetçi Türkçülerle milliyetçi Kürtçüler diyelim. Türk milliyetçisi, Türk şovenizmiyle Kürt milliyetçiliği birbirine şiddetle karşıdır.

Ama sıra PKK'ye geldiğinde hepsi ortaklaşmaktadır. Hüda-Par’ı da öyledir, MHP’si de öyledir, AKP’si de öyledir, Kürt grupları da öyledir. Çünkü PKK ve Kürt Özgürlük Hareketi herkesin oyunlarını bozuyor. Herkesin politikalarına çomak sokuyor. Bu güçlerin halklar aleyhine politika yapmalarının, etkili olmalarının önüne geçiyor. Bu açıdan da Kürt Özgürlük Hareketi'nin güçlendiği bu dönemde hepsi saldırıya geçmiştir. Hüda-Par’ın saldırısı da odur. Hüda-Par saldırtılmaktadır.

Niye? Kürdistan'da PKK çok etkili oldu, çok güçlü hale geldi. Güya bir zamanlar Hizbullah’la yapmak istedikleri gibi şimdi Hüda-Par’la önü kesilecek! MHP zaten cıyak cıyak bağırıyor. Çünkü Kürt Özgürlük Hareketi'nin olduğu bir Kürdistan, demokrasi güçlerinin etkili olduğu bir Türkiye'de MHP’nin politikaları sıfırlanacak. Çünkü halkların kardeşliğine dayalı bir Kürt çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi MHP’yi bitirir. Bu nedenle MHP Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesini istemiyor.

Tüm şovenistler, milliyetçiler ve Kürt düşmanları Türkiye demokratikleşirse Kürtler yararlanır korkusunu yaşıyorlar. Zaten yüz yıldır niye demokratikleşme adımları atılmıyor? Kürtler yararlanır diye demokratikleşme adımları atılmıyor. Bu nedenle MHP her demokratikleşme adımına karşıdır. Çünkü demokratikleşen bir Türkiye'de onun politikalarını kimse dinlemez.

Onun konuştuklarını kimse dinlemez. Demokratik bir ülkede şovenizm, ırkçılık olmaz. Milliyetçilik demagojisi para etmez. Bu açıdan da şovenizmin, milliyetçiliğin, ırkçılığın kökünü kazıyacak demokratikleşmeye MHP karşı çıkacaktır.

Bu demokratikleşmeyi yaratmada da öncü güç olan, bunun için en büyük çabayı gösteren  Önder Apo’ya da düşman olacaktır. Kürt Özgürlük Hareketi'ne düşman olacaktır. Zaten PKK ilk çıktığında da en fazla çatıştığı güçlerden biri MHP’ydi, diğeri de Doğu Perinçek tayfasıydı. MHP’nin bugün Önder Apo ve PKK'ye düşman olmasının nedeni 1970’lerde Kürdistan'ı da ele geçirmek istemelerine engel olunmasıdır. MHP Urfa’dan, Bingöl’de, Elazığ’a, Kars’a Van’a hatta Diyarbakır’ın içine kadar girmişti. Ama PKK onların kökünü kuruttu, kökünü kazıdı. Kürdistan'daki ayaklarını kırdı. Bu nedenle çok öfkelidirler.

Açıkça bütün PKK düşmanları bir araya gelerek Kürt Özgürlük Hareketi ve Önder Apo'yu etkisizleştirmeye çalışıyorlar. Bunların ideolojik görüşleri farklı olabilir, ama düşmanlıkları ortaktır. Bu görüntüleri bundan sonra en fazla kim kullanacaktır? Yeminli Apo ve PKK düşmanı marjinal Kürtler kullanacaktır. Onlar mal bulmuş mağribi gibi sarılacaklardır. Gece gündüz bunu kullanacaklardır. Tabii ki bunların sonuç alması düşünülemez.

Kürt Özgürlük Hareketi'nin, Önder Apo'nun uluslararası komplo sonrasındaki izlediği politikalar, Kürt Özgürlük Hareketi'nin, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin tasfiye olmasını, bastırılmasını engellemiştir. Uluslararası komploya rağmen, o ağır saldırıya rağmen Kürt Özgürlük Hareketi ayağa kalkmış, Önder Apo daha güçlü hale gelmiş, Kürt halkı da daha fazla bilinçlenmiş ve Özgürlük Mücadelesinde daha fazla ısrar eden bir duruş kazanmıştır. Sonuç ortadadır.

Kürt Özgürlük Hareketi'nin, Önder Apo'nun Kürtler için hangi tutumu ortaya koyduğu, ne yaptığı, neyi başardığı ortaya koyduğu pratik ve sonuçla bellidir. Bu da Kürt halkının bütün parçalarda ayağa kalkması, örgütlü olması, Kürt sorununun demokratik çözümünü dayatır hale gelmiş olmasıdır. Kürtler üzerinde kültürel soykırımcı politikaların boşa çıkarılmasıdır.

Bugün Önder Apo bütün Kürtler içinde etkilidir. Bir kısım Kürt bundan rahatsızdır. Rojava Devrimine bir kısım Kürt’ün düşmanlık yapması ortadadır. Rojava’da sadece ulusal değil, demokratik devrim de gerçekleştiği için bu halk üzerinde hegemon olamıyorlar. Bu nedenle de Rojava Devrimine yaptıkları düşmanlığa bin bir kılıf buluyorlar. Önder Apo'ya ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne Türkiye'de MHP’si de, Doğu Perinçek’i de, Hüda-Par’ı da, AKP’si de, kendine Kürt’üm diyen yeminli PKK ve Apo düşmanları da her gün bir karalama argümanı ortaya atıyorlar.

Kara propaganda yapmak için yırtınıyorlar. Hani derler ya, meyve veren ağaç taşlanırmış. Aslında saldırıların özü budur. Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi bütün bu güçlerin gerici, şovenist, Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için pozitif hiçbir zihniyet ve yaklaşıma sahip olmayan politikalarını boşa çıkardığı için, onları etkisiz kıldığı için, onların Türkiye siyasetinde ve Kürdistan'da etkili olmalarını engellediği için bu düşmanlığı yapmaktadırlar.

Bunlara karşı yapılması gereken, bunlarla çok fazla oyalanmak, bu gündem etrafında dolaşmak, bunlara laf yetiştirmek ve zaman geçirmek olmamalıdır. Tabii ki gerçeklerin ortaya konulması gerekir, ama esas olarak Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümündeki çabaları arttırmak gerekir. Bu konuda doğru politikada ısrarlı olmak gerekir. Yapılması gereken, halkı örgütlemektir, demokrasi güçlerini bir araya getirmektir.

Demokrasi güçleriyle Kürt demokratik güçlerinin ortaklaşarak Türkiye'nin demokratikleşmesinde rol sahibi olmalarını sağlamaktır. Onlar Kürt Özgürlük Hareketi'ni saf dışı mı etmek istiyorlar? Önderliği itibarsızlaştırmak mı istiyorlar? O zaman bizler Önderliğe daha fazla sahip çıkmalıyız. Bunun için de Önderliğin düşüncesini ve paradigmasını her yerde pratikleştirmeliyiz.

Önderliğin düşüncesi ve paradigması pratikleştiğinde, örgütlü kılındığında bütün bu güçler berhava olacaklardır, etkisizleşeceklerdir. Bu açıdan uluslararası komplonun yıldönümünde komploya karşı mücadele etmek, sadece kahrolsun demek yetmez, esas olarak da komploya karşı yürütülen mücadelenin Kürt halkının özgürlüğü ve Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin demokratikleşmesi temelinde sonuçlanmasını sağlamaktır.

Bunun için de Önder Apo'nun özgürlükçü demokrasi görüşlerinin daha fazla sahiplenilmesi, Önder Apo'nun demokratik çözümde rolünü oynaması için özgürlüğünün ve önünün istenmesi, demokrasi güçleriyle birlikte Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü doğrultusundaki çabayı arttırmak ve devlete çözümü ve demokratikleşmeyi dayatmak önemlidir. Bu görüntüleri yayınlayanlar neyi amaçlıyorlarsa biz onların amacının tersine sonuçlar ortaya çıkaracak bir yaklaşımı, bir çabayı, bir mücadeleyi göstermeliyiz.

Önder Apo'yu daha fazla sahiplenme, Özgürlük Mücadelesi’ni daha çok sahiplenme, Önder Apo'ya ve Kürt halkına, Özgürlük Mücadelesini Türkiye'de, Kürdistan'da ve Ortadoğu'da daha etkin kılma mücadelesini geliştirmemiz gerekiyor. Bu yapıldığı takdirde bu tür kasetlermiş, bu tür görüntülermiş bunların hiçbirinin anlamı, hiçbir değeri kalmaz. Dolayısıyla Kürt düşmanlarının ne söyledikleri önemli değildir; Hareketimizin tutumu, pratiği ortadadır.

Önder Apo Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için yıllardır büyük bir tempo ve tarzla çalışmaktadır. Türkiye'nin geçmişte Kürtlerle birlik içinde 1071’den bugüne, ulusal kurtuluş savaşı dahil, ortak hareket etmesi nasıl doğru sonuçlar ortaya çıkarmışsa, bugün de Kürtlerle Türklerin demokratik temelde birliği Alevi’siyle Sünni’siyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla, Ermeni’siyle, Süryani’siyle, Êzidi’siyle Türkiye'deki bütün halkları da güçlendirecektir. Tabii ki Kürtleri de güçlü kılacaktır.

Önder Apo’nun cımbızlanıp montajlanarak yanlış algı yaratmaya yönelik görüntülerde öz olarak ifade ettiği esasında budur. Bu açıdan Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi düşmanı güçlerin bu görüntülere sarılması sonuç vermeyecektir. Düşüncesi olmayanların, pratiği ve projesi olmayanların böyle psikolojik savaş araçlarına, yöntemlerine sarılmaktan başka çareleri yoktur. Onların elindeki tek silah budur. Haksız olanların, çözümsüz olanların, politikasız olanların, doğru sözü ve eylemi olmayanların Kürt Özgürlük Hareketi ve Önder Apo karşısında etkisiz kalacakları açıktır. Etkisiz kalanlar da bu tür yollara başvuracaklardır.

Her zaman haksız olanlar, etkisiz olanlar, halklar ve devrimciler karşısında çaresiz olanlar karalamayla, yalanla, dolanla devrimcilerin, özgürlük mücadelesi yürütenlerin önünü kesmek isteyebilirler, etkisizleştirmek isteyebilirler. Ama güneş balçıkla sıvanamaz. Doğrular tersyüz edilemez. Halkların büyük değerleri böyle karalamalarla etkisizleştirilemez, itibarsızlaştırılamaz.

Halklarımız, demokrasi güçleri onlarca yıllık mücadele içinde denenmiş bu Harekete ve Önderliğe sarsılmaz biçimde bağlıdırlar. Bu nedenle Hareketimizin de Önderliğimizin de halklar ve demokrasi güçleri karşısında itibar kaybetmesi, etkisizleşmesi mümkün değildir. Tam tersine bu saldırılardan sonra Önderliğimiz daha da büyüyecek, Hareketimiz daha da etkili hale gelecektir. Bunu da herkes yaşayarak görecektir. 

 

Bu haber toplam 4696 defa okunmuştur
Etiketler: , , ,
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim