• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 5 °C

Aynı çukura iki kere düşülmez'de üç olmasın

Çiya Berçelan

Yüz yılı aşkın bir süreden beri gündemde olan Kürt/Kürdistan sorunu nedir? Kürt/Kürdistan sorunu nasıl oluştu? Ve neden çözülmeden günümüze kadar gelmiştir?  Kürt/Kürdistan sorunu, 1915'li, 1920’li yıllarda, Milletler Cemiyeti döneminde, Kürtlerin ve Kürdistan’ın kapsamlı, çok boyutlu hedeflere bağlı ve planlanarak bölünmesi, parçalanması, paylaşılması, Kürtlere ait bütün değerlerin imhasında uzlaşılması ve Kürtlerin bağımsız devlet kurma haklarının gasp edilmesidir.

Bu durumu dikkate almayan, görmezden, bilmezden gelen her türlü çözüm sürecinin sağlıklı ilerlemesi ve sonuçlanması mümkün değildir. Kürt halkı 1150'li yıllardan başlayarak bugüne kadar devam eden tarihini ideolojik, felsefi, inançsal bütün boyutlarını kapsayacak şekilde bilince çıkarıp dersler çıkararak geleceğinin projesini yapmalıdır.

Kürt halkı, batılı güçlerle kapsamlı biçimde karşı karşıya geldiği ve batılı güçlerin Ortadoğu projelerini yerle bir ettiği hem Kürtler hem de batılı güçler için çok önemli tarihsel olaylardan başlamalı, çözümlemeler yapılarak dersler çıkarmalıdır. Kısaca batının haçlı orduları Ortadoğu, kuzey Afrika'yı alıp Kürdistan sınırına kadar geldiği, Kürt halkı dışındaki bütün halkları egemenliğine aldığı ve ardındaki bütün gelişmeleri, Kürt halkı bu süreci tersine çevirdiği, sadece inanç birliği nedeniyle İslam kardeşliğine dayalı büyük Eyyübi sultanlığı dönemi bilince çıkarılmalıdır.

Haçlı bir Avrupa ortak gücüydü, hedefi Ortadoğu'nun zengin kaynaklarıydı, bunu gerçekleştirmelerine ramak kala Kürt halkı engel olmuştu. Kürtlerin bu hareketi Avrupalı güçleri büyük hayal kırıklığına uğratmıştı, Fakat Müslüman kardeşlerini kurtarmıştı. Eyyubilerle başlayan İslam kardeşliği ideali Osmanlı dönemine de damgasını vurmuş, Müslüman halkların eşit ve bir arada yaşadığı büyük dünya gücüne dönüşmesi sağlanmıştı. 

1800'lü yılların ortalarında batılı güçlerin Ortadoğu'da egemen olma hevesi bu defa ulusçu daha kapsamlı ve ideoloji ihraç edilerek Ortadoğu, Afrika, Uzakdoğu halkları arasına ayrılık rüzgarları sokarak yeniden kabardığı bir dönemdir. Böylece katı ulusçuluk ideolojisi yerleşik İslam ümmeti idealini parçalayabilmiş, bir arada yaşayan halkları birbirinden kopartmış, yabancılaştırmış ve çatıştırmıştı. 

Böylece halkların sahip olduğu doğal değerler çatışma gerekçesi haline getirilmiş, bölgenin parçalanması sağlanmış, küçük ulusalcı devletcikler kurdurulmuştu. 
1915'li yıllara gelindiğinde Kürt coğrafyası dışındaki bölgelerde ulus devletleşme mücadelesinin son dönemleridir.

Bölge halklarından sadece Kürt halkı ulus devlet için mücadelesi içinde olmadığı gibi başını İngiliz ve Fransızların çektiği egemen güçlere karşı birçok cephedeki savaşlara da öncü rol üstlenmişti. Kürtler hem Fransızlara hem de İngilizlere karşı savaşarak Ortadoğu üzerindeki sykes-picot gibi bölge üzerindeki kapsamlı politika ve projelerinin aksamasına neden olmuştu.

Kürt halkının karşı mücadelesi sykespicot projesinin hayata geçmesini engellediği gibi emperyal egemen güçlerin bölge hakkındaki hayallerini de yıkmıştır.
Batılı egemen güçler 1150 ve 1915'li yıllarda Kürt halkının direnciyle Ortadoğu üzerindeki politika ve projelerini hayata geçirememişlerdir.

Kürt halkının bu tutumuna karşı egemen güçlerin verdiği karşılık Kürt halkı için çok ağır olmuş, Kürdistan'ı bölgede kurdurdukları ulusçu devletcikler arasında paylaştırmış ve Kürt halk gerçekliği imhası kararlaştırılmıştır. Bugün bölgede yaşananlar göstermiş ki geçmişteki İslam'ın ümmet kardeşliği felsefe ve ideali katı ulusçuluğa feda edilmiş, katı ulusçu devletlerin farklılıklar imha gerekçesi sayılmış, bölgenin bir kısım kadim halkları yok edilmiş, egemen olamayan farklı halklar ve inançlar imha ile karşı karşıya bırakılmıştır.


Katı ulusalcı ideolojik devletlerin bölgede kurulması tamamen İngiliz ve Fransız projesi ve kendi uzun vadeli çıkarlarına göre dizayn edilmiştir. 
Tarih Kürt halkı için tekrarlarla dolu, bugün yaşananlara bakıldığında tarihin yeniden tekrarlandığı düşüncesi oluşuyor. 

Bölge dönüşüyor, büyük SSCB komünist sistem, global kapitalist demokratik sistemin değerlerine inanan halklar tarafından ortadan kaldırılmasından sonra Katı ulusalcı devletlerin sonunu da tetiklemiş oldu. 

Global kapitalist demokratik sistem sahip olduğu evrensel demokratik değerlerle halklar için çekim merkezi oluşturuyor. Farklılıkları ret eden katı ulusçu tekçi katı ulusalcı devlet sistemi ile farklılıkları kapsayan global kapitalist demokratik sistem arasındaki mücadele son aşamasına gelmiştir. Doğal olarak global kapitalist demokratik sistem tekçi katı ulusalcı sistemleri tasfiye ediyor/edecektir. 

Tekçi katı ulusalcı ideolojik devletlerin son dönemleri yaşanırken, yeniden dirilip daha büyük hedeflere odaklanmış bir oyuncu olarak geriye gelerek sahnede kalmaya çalışıyorlar. Ortadoğu'da İŞİD olarak ifade edilen cani organizasyonun ortaya çıkması, örgütlenmesi, yayılma çabası, katı ulusalcı sistemlerle ilişkileri ve hedefleri dikkatli biçimde incelenirse birçok ipuçları yakalanacaktır. Tekçi katı ulusalcı sistemin kendisini, özünden uzaklaşmadan dönüştürmeyi ve bölge halklarının islam inancı üzerinden, bunu kullanarak yeni bir paradigma hedeflediği görülebilir. 

İŞİD Kürt halkına düşmanlık yapıyor, Türkmen halkına düşmanlık yapıyor, Hiristiyan halklara düşmanlık yapıyor, farklı olan bütün halklara ve inançlara düşmanlık yapıyor. Bu ideolojik benzerlik tekçi katı ulusalcı sistemlerle birebir örtüşüyor ve adını kullandığı İslam kardeşliği değerleri ile ise Hiçbir noktasında örtüşmüyor. Bölgenin tekçi katı ulusalcı ideolojik sistemleri de açıktan olmazsa da İŞİD'in yanındaki duruşunu ve görüntüsünü örtemiyor.

Global kapitalist demokratik sistemin tekçi katı ulusalcı sistemden farkı, farklı halkları ve farklı inançları kapsaması, farklılıkların kendisini ifade etme imkanı, evsensel hukuktan kaynaklanan temel haklarını özgürce kullanması, özellikle sermayenin özgürce dolaşmasıdır. Katı ulusçulukta sermaye yabancıya ait ise öteki muamelesi görür, farklı halklar ve farklı inançlara uygulanan ayrımcılığa, yabancı sermaye de payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Yaşamsal çelişkiler ve çatışma alanları, örtüşme, uyum alanlarından çok daha fazla ve hayatidir. 

Bölgemizden tekçi katı ulusalcı ideolojik devletlerin sonu yaklaşmışken Kürt halkının gelişmeler karşısındaki tutumu kendi geleceğini yakından ilgilendiriyor. Nasıl ki 1150'li yıllardaki gelişmeler karşısındaki tutumu, 1915'li yıllardaki gelişmeler karşısındaki tutumu yaşadığı tarihini derinden etkilemişse bugün de alacağı tutum kendi geleceğini şekillendirecektir.

 1915’lerden başlayarak Milletler Cemiyeti döneminde, Yakındoğu’da ve Ortadoğu’da bir çok katı ulUsalcı ideolojik statüko kurulmuş, Kürtlere, Kürdistan’a herhangi bir statü vermemiştir. Kürtlerin tarihsel olaylara karşı sergilediği tutumların büyük etkisi sonucu Kürtler ve Kürdistan yok sayılmış, bilmezlikten, görmezlikten gelinmiş, Umursanmamıştır. Kürtlerin tarihini doğru çözümlemek, zaaflarını ortaya çıkarmak, Kürtlere Hasım güçlerin kullanabileceği argüman ve araçları yeniden oluşturmamak, Kürtlerin bu zaafından yararlanarak onları bölünmesi, parçalanması, kendi ulusal çıkarları doğrultusunda kullanmasının önüne geçilebilir. 

Özellikle dünyanın egemen güçlerinin ulusların kendi kaderini tayin hakkı tartıştığı bir dönemde Asya’da, Afrika’da, Avrupa’da halklara büyük moral verdiği bir dönemde Kürtlerin ve Kürdistan’ın, bölünmesi, parçalanması, paylaşılması, Kürtlerin istek ve iradelerine rağmen, Kürtleri, Kürdistan’ı yok sayan sınırlar çizilmesi, üzerinde ayrıntılı bir şekilde durulması ve çözümlenmesi gereken bir konudur.

Kürt halkı öncelikle tarihten gelen zaaflarının bilincine varması ve bunlardan arınması ve geleceğini doğru evrensel değerler etrafında örgütlemesi bugünkü gelişmeler karşısında çok daha önemli ve hayatidir. 

Kürt halkı 21. yüzyılda halen özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren son halklardan biri olması ve halen imha ile yüz yüze kalmış olması, payına düşen tek şey kurtların ortasına atılmış kuzu gibi, etrafı katı ulusalcı sistemlerce sarılmış olması, üzerine İŞİD gibi vahşi ve cani terörist bir gücün salınmış olması üzerinde etraflıca çözümleme yapılmamışsa büyük bir zaafiyet devam ediyor demektir. 

Dünyanın egemen global kapitalist demokratik sistemin güçleri İŞİD'in saldırılarına müdahale etmiş olması Güney ve batı Kürtlerin fiziksel imhasını önlemiştir. Bu hem Kürtlere verilmiş bir destek hem de kuvvetli bir mesaj olarak görülebilir, değerlendirilmelidir.

Bu gelişmeler ideolojik olarak, felsefe olarak, sosyal, siyasal ve savunma her yönden çözümlenmeli, değerlendirilmelidir. Global güçlerin Kürt halkını teröristlerden korumaya çalışması, Kürtlerin geleceğini olumlu yönde etkilemiş/etkileyecektir. Global güçler Kobanê'nin düşmesine seyirci olmadı, herşeyin bittiği noktada havadan yardım ulaştırılması anlamlı, karadan da yardımın ulaştırılmasını sağlaması çok önemlidir.

Tarih boyunca global egemen güçlerin tam tersi istikametine yönlendirilen, sürüklenen Kürtler bu gün nasıl bir yol üzerindedir. Bazı güçlerce yine global egemen güçlerin ve evrensel demokratik değerlerin tam tersi istikametine yönlendirilmiş, ütopik hayallerle geleceği karartılmak istenmesi olması ne anlama geliyor? Kürt halkı ve Kürt sosyal, siyasal güçleri bu mesajı bütün boyutlarıyla alabilmiş mi?

Bu yazı toplam 3124 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim