• BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 18 °C

Baskıcı uygulamalar zirve yapmıştır

Baskıcı uygulamalar zirve yapmıştır
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Hakkari Şubesi Başkanı Süleyman Aşkan 2014-2015 eğitim-öğretim yılı ilk yarısında MEB’nin karnesi kırıklarla dolu olduğunu söyledi.

Belediye binası önünde basın açıklamasına Belediye Eş Başkanları, DBP, HDP, Meya-Der, Kurdi-Der ve STK temsilcileri katıldı. Burada konuşan Eğitim-Sen) Hakkari Şubesi Başkanı Süleyman Aşkan, Eğitim emekçilerinin 107 yıllık direniş geleneğinin son 20 yıllık demokratik mücadele örgütü olan sendikamız EĞİTİM-SEN’ in 20. Kuruluş yılını kutladığını söyledi. 

2014-2015 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı bugün sona erdi. 2014-2015 eğitim öğretim yılının ilk yarısı eğitimin acil çözüm bekleyen sorunlarının arttığı, kamu kaynaklarının özel okullara aktarıldığı, TOEG yerleştirmelerinin işkenceye dönüştüğü, eğitimde bilimden çok dini referanslara göre düzenlemelerin hayata geçirildiği, siyasi iktidarın eğitime ve topluma yönelik dayatmacı ve baskıcı uygulamalarının zirve yaptığı bir dönem olmuştur dedi. 

PARALI EĞİTİM ARTMIŞTIR

Aşkan,”Milli Eğitim Bakanlığı eğitim alanında attığı her adımda öğretmen, öğrenci ve velileri mağdur etmeyi sürdürmüş, paralı eğitim uygulamalarını arttırarak, toplum içindeki sınıfsal çelişkileri eğitim sistemi üzerinden daha da derinleştirmekten çekinmemiştir”

 EĞİTİMDE TİCARİLEŞTİRME VE DİNSELLEŞTİRME ADIMLARI ARTMIŞTIR 

Devlet okulları sorunları ile baş başa bırakılırken, özel okullara yönelik doğrudan teşvik politikaları uygulamaları geçtiğimiz dönemde de hız kesmemiştir. AKP, kendi döneminde iki kat artan özel dershaneleri kapatıp özel okullara dönüştürmeye zorlarken, özel okula gidecek öğrencilerin okullarına öğrenci başına 2500 TL ile 5.500 TL arasında değişen ve toplamda 1 milyar TL’yi aşan miktarlarda kamu kaynağını aktarılmıştır”

EĞİTİMDE SORUNLAR ARTMIŞ, ÖĞRENCİLER VE VELİLER CEZALANDIRILMIŞTIR 

2014’te öğretmen ve derslik açıkları, atama bekleyen öğretmenler, laik-demokratik eğitim anlayışıyla temelden çelişen uygulamalar, anadilinde eğitim taleplerinin yok sayılması, kalabalık sınıflar, taşımalı eğitim, okulların altyapı eksiklikleri ve bütçe yetersizliği gibi acil çözüm bekleyen çok sayıda sorun yine çözümsüz bırakıldı. 

Uyguladıkları politikalarla çocukları ve gençleri özel liselere, imam hatibe, meslek liseleri ve açık liselere mahkum edenler, on binlerce çocuk ve gencin okul sıralarında olması gerekirken tarlalarda, sanayi sitelerinde, fabrikalarda çalışmak zorunda bırakılmasından 2014’te de en küçük rahatsızlık duymadılar.

EĞİTİMİN TÜM YÜKÜ VELİLERİN SIRTINA YÜKLENMİŞTİR

Devlet okullarında çoğu taşeron şirket personeli binlerce yardımcı hizmetli çalıştırılırken, velilerden temizlik, spor vb. adlarla birçok kalemde para toplanıp eğitimin tüm yükü velilerin sırtına yüklenmiştir. Velilerin cebinden yaptığı eğitim harcamalarının 2014-2015 eğitim öğretim yılı itibariyle ortalama 4 bin TL’ye dayanmış olması dikkat çekicidir”   

Veliler bir taraftan her geçen yıl artan eğitim harcamalarını nasıl karşılayacağını kara kara düşünürken, 2014’te ilk kez yapılan TOEG sınavı ve yerleştirmelerinde çoğu yoksul emekçi ailelerin çocukları kendi istekleri dışında ya meslek liselerine ya da imam hatip liselerine yerleştirilmiştir” 

Bazı illerde öğrenciler evlerinden 150-200 km uzaktaki bir okula yerleştirilerek resmen cezalandırılmıştır.  Çocuğunu başka okullara nakletmek isteyen velilere bürokratik engeller çıkarılmış, kontenjan olan okullara çocuğunu kaydetmek isteyen velilerden yüksek miktarlarda “zorunlu bağış” talep edilmiştir. Bazı veliler çocuklarını imam hatibe göndermektense açık liseye kaydetmeyi tercih etmiş olması düşündürücüdür”   

YİNE ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMÜŞ, FİŞLENMİŞ VE İSTİSMAR EDİLMİŞTİR

“Çocuklar devlet dersinde öldürülmeye devam edilmiştir. 2014-2015 eğitim öğretim yılının ilk yarısında da çocuklar, çocuk oldukları unutularak işkence görmüş, cezaevine atılmış, fişlenmiş, istismara uğramıştır. Güvenlik güçlerinin çocukları hedef alarak katledilmesi uygulamaları artarak sürmüştür. 

AKP iktidarı döneminde güvenlik güçleri tarafından, Roboski`de olduğu gibi bombayla, Gezi direnişinde gaz kapsülü ile son olarak Cizre`de olduğu gibi polis kurşunuyla öldürülen çocukların resmi sayısı 101`’e ulaşmıştır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme`nin 6. Maddesi her çocuğun yaşama hakkına sahip olduğunu ve devletin çocuğun yaşamını ve gelişimini güvence altına almakla yükümlü olduğunu belirtmektedir.  

Çocuğun ruhsal yaşamına ilişkin hakları yaşama hakkının temel bir unsurudur. Bu nedenle çocukları hedef haline getirecek, onlara psikolojik baskı anlamına gelecek şekilde fişleme ve teşhir uygulamaları üzerinden çocuğun ruh sağlığını bozucu ve ruhsal bütünlüğüne ilişkin haklarının ihlali çocuğa karşı işlenmiş açık bir suçtur. Devlet çocuk yaştan başlayarak bütün yurttaşlarını fişlemekten, çocukları hedef alarak öldürmekten, cezaevlerine doldurmaktan ve çocuk istismarcılarını korumaktan vazgeçmelidir.  

EĞİTİMDE HÜKÜMET MEMURLUĞU YANDAŞ EĞİTİM YÖNETİCİLERİ İLE BAŞLAMIŞTIR 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın piyasacı, bireyci, her adımda din ve inanç istismarına dayanan, dayatmacı politikalarının okullardaki en önemli uygulayıcıları olan yeni okul müdürleri, bir süredir tartışılan hükümet memurluğu uygulamasının en stratejik aktörleri olarak göreve başlamıştır. AKP il ve ilçe başkanları ile kurulduğu ilk günden bu yana iktidarın memur kolları gibi çalışan Eğitim Bir Sen’in ortak mesaisi ile yapılan değerlendirmeler sonucunda Türkiye’deki her 10 müdürden 8 tanesi artık Eğitim Bir Sen üyesi olmuş, müdür yardımcıları da benzer bir mantık üzerinden görevlendirilmeye başlanmıştır.  

19. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI EĞİTİMİN NEREYE GÖTÜRÜLMEK İSTENDİĞİNİ GÖSTERMİŞTİR

Başta anadilinde eğitim olmak üzere anadilinde, laik, bilimsel eğitimden ve çalışanların hak kayıplarından hiçbir şekilde bahsedilmeyen Şura’da çocukları potansiyel suçlu, okulları da birer cezaevi gibi gören, eğitime kışla düzeni getirmeye çalışan kararlar alınmıştır.

Temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı kararlar alındı. Emniyetten “riskli” öğrenciler hakkında istihbarat istenmesi, okul duvarlarının yükseltilmesi, öğrenci disiplin yönetmeliğinin ağırlaştırılması, okullara turnike ve kameranın takılması, öğrencilerin dedektörle aranması, tuvaletlere duman sensörü takılması gibi, eğitim bilimi ve okul iklimi ile temelden çelişen karar önerileri, Eğitim Sen’in itirazlarına rağmen kabul edilmiştir. Eğitim Sen’in itirazlarının ne kadar haklı olduğu, son olarak Diyarbakır’da 872 öğrencinin fişlenerek internette bütün bilgilerinin yayınlanması ile bir kez daha görülmüştür” 

 OKULLARDA VE ÜNİVERSİTELERDE SORUŞTURMA VE CEZALAR HIZ KESMEMİŞTİR

 Eğitim Sen üyesi öğretmenlere ve öğretim üyeleri hakkında açılan yönelik soruşturma, sürgün ve cezaların artması dikkat çekicidir. İktidarın Gezi Direnişi paranoyası aradan geçen zamana rağmen hala sürmektedir. Gezi direnişi sürecinde sonrasında ilkeli ve kararlı duruşlarıyla öğrencilerine örnek olan üyelerimiz kimi zaman "yargı" ve "hukuk"  kıskacına alınarak cezalandırılmakta, kimi zaman da siyasi kararlarla sürgüne gönderilerek cezalandırılmaktadır. Ne siyasi iktidar temsilcilerinin tehditleri, ne de MEB`in soruşturma ve sürgünleri bizi biz eden ilke ve değerlerimizden asla geri döndüremeyecektir.  

ATAMASI YAPILMAYAN ÖĞRETMENLER VE YARDIMCI HİZMETLİ SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR

 Eğitim sisteminin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarından birisi de sayıları 300 bini bulan ataması yapılmayan öğretmenler sorunudur. Bugün bakanlığın yaptığı açıklamalara göre 120 binin üzerinde öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır. MEB bu atamaları gerçekleştirmek yerine ucuz, esnek ve güvencesiz ücretli öğretmen formülüyle bu ihtiyacı gidermeye çalışmaktadır. 

Bugün MEB bünyesinde 60 bine yakın ücretli öğretmen ayda 800 ila 1000 TL arasında bir ücretle güvencesiz olarak istihdam edilmektedir. Ataması yapılmayan öğretmenler sorunu en kısa sürede çözülmeli, ataması yapılmayan bütün öğretmenlerin atamaları somut bir plan dâhilinde yapılmalıdır. 

Benzer bir sorun yardımcı hizmetler alanında yaşanmakta, Türkiye’deki okulların yarısına yakın bir kısmında taşeron şirketler, İŞKUR ya da okul aile birliklerinin çabalarıyla yardımcı hizmetliler geçici süreli olarak okullarda çalıştırılmaktadır. Güvencesiz statüde çalışan yardımcı hizmetliler çoğu zaman ücretlerini almakta zorluk yaşamakta, kamu kaynaklarını özel okullara aktaran siyasi iktidar, okulların en temel ihtiyaçlarını karşılaması için okullara ihtiyacı kadar ödenek ayırmayarak, eğitimde ticarileştirme uygulamalarını doğrudan teşvik etmektedir.

EĞİTİMDE “TEKÇİ” ANLAYIŞTA ISRAR SÜRMEKTEDİR

Yıllardır toplumsal yaşamın her alanında sürekli kamplaşma ve kutuplaştırma yaratmak üzerinden siyaset yapanlar, benzer bir bölünmeyi okullarda öğrenciler, öğretmenler ve veliler arasında oluşturmaya çalışmış ve bunda kısmen de olsa başarılı olmuşlardır. Eğitimde siyasal kadrolaşma uygulamalarının yukarıdan aşağıya doğru organize bir şekilde gerçekleştirilmesi, okullarda yaşanan şiddetin artması, öğretmenlere yönelik saldırıların engellememesi gibi durumlar, okulların fiilen kışla ya da cezaevi haline getirilmesini beraberinde getirmiştir.  

KAMUSAL, DEMOKRATİK, BİLİMSEL, LAİK VE ANADİLİNDE EĞİTİM HAKKI İÇİN MÜCADELEMİZ SÜRECEKTİR 

2014-2015 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirildiğini söylemek mümkün değildir.

Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koştuğu, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın zirve yaptığı, farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin sağlıklı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir.

Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okulöncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dinin referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçilerinin, öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi tüm emek ve demokrasi güçleri ile birlikte omuz omuza sürdüreceğimiz bilinmelidir. 

İLİMİZDE DE 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORUNLARLA BAŞLAMIŞ

AKP hükümetinin ülkemizde eğitim öğretim alanında neden olduğu tüm sorunlar ilimize misliyle yansımıştır. Bakanlığın ve il milli eğitim müdürlüğünün öğrencilerimize anadilinde kamusal nitelikli bir eğitim verilmesi için derslik, bina, pansiyon, sosyal, sportif alan eksiğinin biran önce giderilmesi gerekiyor.  İlimizdeki öğretmen açığının giderilmesi ve öğretmen sirkülasyonunun önlenmesi için gerekli politikaların geliştirilmesi gerekiyor.

 HAKKARİ’DE ÜNİVERSİTE SORUNU KANGRENLEŞMİŞTİR

Tabelada ismi olup kampüsü bir türlü bitirilemeyen üniversite ilimizde en çok sorun yaşanan yerdir.  2008 yılında kurulmasına rağmen hala faal tek bir binası bile bulunmayan üniversitenin ilin eğitim, sosyal, kültürel yaşamına hiçbir katkısı olmamıştır. Başta ilahiyat fakültesi olmak üzere tüm alanlarda kadrolaşmanın had safhada yaşandığı, hiçbir kritere uyulmadan diğer kurumlardan yönetici atamalarının yapıldığı üniversitenin bilimsel gelişme adında ilimize bir katkısı olmamaktadır. Üniversite sadece AKP ve memur-sen in kadrolaşma alanı olmuştur.

  Personel alımı, üniversite öğrenci durumu, kampüs inşaatı konularında kamuoyu biran önce bilgilendirilmelidir.

Ayrıca kampüs alanında hala inşaat olan lojmanlara taşınmasına karar verilen rektörlük biriminde çalışan personelin, başta ulaşım olmak üzere, işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarının çözülmesi gerekir. Sendikamız taşınacak alanda inceleme yapmış ve taşınmaya uygun olmadığına dair raporumuz üniversite yönetimine iletilmiştir. Halkların anadilinde, laik, demokratik, bilimsel, parasız eğitim hakkının kullanılması ile özerk özgür üniversite mücadelemiz bugüne  kadar olduğu gibi bundan sonrada devam edecektir” şeklinde konuştu. Hakkarihabertv.com

egitim-sen-1.20150123154712.jpg

 

                                                                

Bu haber toplam 2037 defa okunmuştur
  • Yorumlar 6
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(544) 543 29 43
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim