• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C

Başucumuzdaki hazineler,,,

Adar Axin

Yaklaşık üç aydır, dört arkadaşla hummalı bir çalışma içerisindeyiz. Çalıştığım televizyon kanalı için paket çekimler yapıyoruz. Çalışmamız yaşlı insanların hayatının anlatıldığı yaklaşık yarım saatlik belgeseller.

Çekim öncesi ve sonrası o kadar duygusal evrelerden geçiyoruz ki artık hangi olaya nasıl reaksiyon göstereceğimizi kestiremez olduk. Neredeyse her evde bir hazine var ve kimsenin bundan haberi bile yok. Yaşlı insanlar tecrübeleriyle olsun, olaylar karşısındaki duruşları olsun bütün bunlar tam bir rehber. Hele ki bazı yaşlılarımız tam bir ansiklopedi. Ne yazık ki tozlu raflarda kalmış ansiklopedi. Bunu kötüleme adına söylemiyorum. Bu utanç ve eksiklik bizim.

Peki, nelerle karşılaşıyoruz. Kameralarımıza misafir olan her yaşlı insanımız (ki yaşlı demekle onları incitmiş olabilirim. Ben onlara tecrübe deryası ya da hazinesi diyeceğim.) konuşma fırsatı buldukları için çok mutlu oluyorlar. Yüzlerindeki tebessüm inanın bana bir bebeğinkini andırıyor. Onun göz hizasına inip demli bir çay içtin mi konuşur ve konuştukça açılır, konuştukça seni şaşırtır. Sonunda ise neye uğradığınızı şaşırırsınız. Kendinizi adeta zaman makinesinin içinde hissedersiniz.

İşte o yolculuğun çekimlerini yapıyoruz. İnanın bana o yolculuk tarifi olmayan bir tat veriyor bizler. O yolculuğu sizlere de öneririm. Evde unutulmuş hatta çoğu kalpsiz insanlar için ölümü bekleyenler diye nitelendirilen o deryalar ilgisiz kalıyor. Oysa bir güzel söz, iki kelam ile o deryadan alınacak bir damla tecrübe, hayatımız ne kadar çok değiştirecek farkında mısınız?

adar-2.jpgBir evde yaşadığımız birkaç duygusal anları sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk bölümde yaşadığımız bir olayla başlıyayım. Konuşunca mutlu olan, dinlendiğini görünce en güzel armağan olarak kabul edene nur yüzlü bir dedeydi. Bize hayat hikâyesini anlattıktan sonra şöyle demişti; Hayat bir ağaç gölgesidir, gelir o gölgede dinlenir sonrada göçer gideriz. Bu tecrübe deryası bizim çekimlerimizin iki hafta sonrasında hayata veda etmişti. Ve ne acıdır ki biz insanların çok kötü bir huyu vardır.

Birini kıymetini ancak kaybedince anlıyoruz. Bu deryanın bütün akrabaları yayın gününü iple çektiler. Hatta yayınlanmadan önce dedelerinin tek mirası olan o sözlerini bizden almak için adeta yalvarıyorlardı. Kötü bir tabir oldu yalvarmak biliyorum fakat inanın bana tam karşılığı buydu. Bir başka evde ise yıllarca suskunluğa mahkûm edilmiş bir cevher vardı ki inanın bana onu tanısanız sohbetinden ayrılmazsınız.

Ona konuşma fırsatı oldu ya dünyalar onun olmuştu. Çekim esnasında oğulları, torunları ve diğer aile fertleri de vardı bu cevher konuştukça odada sessizlik hâkim oluyordu. Herkes buz kesiliyordu. Yıllarca başuçlarında neredeyse bütün hayatı bir roman gibi geçen bu tecrübe deryasından bihaber yaşadıklarına inanmadılar.

Hatta bir misafirlikte çok daha kötüsünü yaşadık. Yine çekim esnasında yanımızda bulunan aile fertleri dedelerinin bir dengbej (sözlü ses sanatı) olduğunu ve dahası bu kadar güzel sesinin olduğunu bilmiyorlardı. İnternet, telefon ve televizyonun artık sohbetleri unutturduğu bu zamanda bundan en büyük payı ne yazık ki yaşlılarımız alıyor. Onlara ilgi göstermeliyiz. Eminim buna çok ihtiyaçları vardır.

adar-22.jpg

Bir gün onlardan arda kalan sadece bir baston, birkaç eski hatıradan başka bir şey kalmayacaktır. Televizyona, telefona ayıracağımız on dakikayı onlara ayırmayı bilelim.

İnanın bana onlara derya derken bütün samimiyetimle söylüyorum. Onlar; savaşları, kıtlıkları, zulmü, zenginliği, fakirliği gördü. Yaşadığımız bir olay karşısında onlardan alacağımız bir nasihat bir öneri hayatımızı olumlu yönde değiştirecektir. Sözlerimin doğruluğunu öğrenmek istiyorsanız evinizde ya da çevrenizdeki bir deryayla konuşun hatta konuşmayı bırakın ona sevgiyle dokunun inanın bunu yapmakla pişman olmayacaksınız.

Eskiden hürmetlerin en güzeline laik olan bu insanlarımız bizim değerlerimiz, değerlilerimiz. Bir gün onları yolcu ederken keşkeler hiçbir şeye yaramayacak. Ve unutmayalım ki bizde bir gün yaşlanacağız hatta o fırsatımız bile olmaya bilir. Sözüm sizi ne kadar tatmin eder bilmiyorum ama gerçekten yarın geç olabilir. Onu kameranıza çekin, fotoğraflarını arşivleyin. Sözlerini hayata olan bakışlarını hayatınıza adapte edin. Bunun meyvesini çok kısa bir sürede alacaksınız.

Yazımı yine programımıza misafir olan, ansiklopedi diye nitelendirdiğim bir deryanın sözüyle bitirmek istiyorum.

“Ömrün bir beyaz kâğıt olduğunu söylerler. Sakın inanmayın. Siz sadece kalem olmaya çalışın. Ve gözünüzün gönlünüzün gördüğü her şeyi yazın. Ölümsüz kalan tek şey adınız ve yazınız olacaktır.” Bu gün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü. Bu vesileyle dünyanın her tarafında yoksullukla mücadele eden gazetecilerin ve, tüm meslektaşlarımın Çalışan Gazeteciler Günü kutlarım.

 

Bu yazı toplam 3154 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 7
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim