• BIST 106.239
  • Altın 161,016
  • Dolar 3,8772
  • Euro 4,5522
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 8 °C

Böyle birini tanır mısınız?

H. Aziz Hatipoğlu

Günümüz insanı çok sabırsız ve her halinden şikâyetçidir. Şöyle çevrenize baktığınızda halinden memnun olan nadir insanlar görürsünüz. Çoğu kişi ya işinden, ya eşinden, ya çocuğundan, ya sağlığından, ya maddi durumundan veya hepsinden sitemkârdır.

 Halinden memnun olup şükreden insan sayısı azdır. Adamın işi var beğenmez, eşi var gözü dışarda, en ufak bir sağlık sorununda dünyayı dar eder, maddi durumu iyidir kıymetini bilmez ve kendinden iyileri kıskanır. Velhasıl hep şikâyet, hep şikâyet! Kısacası şükür süzdür, kanaatsizdir.

Kendimizden başlayarak, tanıdığımız veya bir yakınımız, eşimiz, dostumuz, komşumuz yani cümle âlemimiz bu konuda hemen hemen hemfikir gibiyiz. Daima kendimizden yükseklere, kendimizden iyiler bakar ve kıskançlık derecesine varan bu hasetlerle ömür tüketir isyanları oynarız.

Aman bir eksiğim olmasın. Aman her şeyim tam ve zamanında olsun. Aman başkaları benden daha iyi olmasın. Aman herkes beni kıskansın. Aman da aman, aman da aman…

Halinden memnun olan, aşağısındakilere bakıp haline şükür eden veya bulunduğu halden memnun olan insanları arar gözlerimiz.

Niçin bu böyledir?

Onları bu derece isyankâr, sitemkâr ve asi yapan nedir? Doğrusu psikoloji ve insan ruh sağlığı uzmanlarının üzerinde durup düşünecekleri ve tartışacakları çok önemli bir konu olması gerek!

İsterseniz bugün tüm bunları unutup sizlerle şu hikâyeyi paylaşayım. Şükreden ve her halinden memnun adamın başından geçenleri aktarıp kendimizle bunun kıyaslamasını yapalım.

“Bilge Kral tedbiri kıyafet giyerek gecenin karanlığında sokağa çıkar. Niyeti mutluluğun anlamını bilen birisiyle karşılaşmakmış.

Bu hülya ile şehrin en fakir mahallesinde dolaşırken açık bir pencereden yayılan coşkulu şükran duası duymuş. Cılız bir mum ışığı aydınlatıyormuş bu kırık dökük birkaç parça eşyadan oluşan odayı. Önünde çatlağı lehimlenmiş sürahisi, bir lokma ekmeği varken “Teşekkür ederim yaşadıklarıma Ey Sevgili! En Sevgili” diyormuş adam.

“Aldığım her nefese, çalışmak için verdiğin takate ve sağlığa… Her şeye..” diyormuş.

Bu manzarayı gören Bilge Kral dayanamayarak “İyi akşamlar” diye seslenmiş. Bizim mütevazı adam da gülümseyerek kimliğini asla tahmin edemeyeceği bu yabancıyı içeriye davet etmiş.

“Neden böyle sevinçlisiniz?” diye sormuş Kral.

“Ayakkabı tamir ederek kiramı ve masraflarımı çıkaracak kadar para kazandım bugün. Şükür ki her geçen gün hayatımın iyiye gittiğine inanıyorum” cevabını vermiş. Aradığı adamı bulduğunu anlayan Bilge Kral teşekkür ederek yanından ayrılmış.

Ertesi gün Kral ülkesinde ayakkabı tamirini yasaklamış. Sonraki akşam yeniden fakir mahallenin yolunu tuttuğunda ise, adamı bu sefer daha büyük bir minnetle huzur içinde bulmuş.

Nedenini sorduğunda, “Kralımız, ayakkabı tamirini yasakladığından, ne yapacağını bilmez bir halde dükkânımın önünde oturuyordum.” Demiş adam, sonra devam etmiş:

“Birden önüme yaşlı bir kadın çıktı. Koca bir kova suyu taşımaya çalışıyordu. Ona yardım ettim. Karşılığında bana para verince, ben de bunun harika bir fikir olduğunu düşünerek bütün gün insanların su taşımalarına yardım ettim ve ayakkabı tamirinden daha fazla para kazandım. Şükür ki halim gün be gün düzeliyor.”

İçinden “Hımmmm… Ben sana gösteririm” diyen Bilge Kral ertesi gün su taşımayı yasaklayan bir yasa ilan etmiş. Akşam merakla yine adamın penceresinden içeriye göz attığında, masanın yiyeceklerle dolu olduğunu görmüş. Hayretini saklamayarak içeriye girmiş ve:

“Görüyorum ki yine iyi gün geçirmişsin” diye seslenmiş.

“Şükürler olsun! Kral su taşımayı yasaklamıştı bugün. Ne yapacağımı bilmezken oduncularla karşılaştım. Onlara yardım edebileceğimi söyledim. Böylece ormandan şehre odun taşıdım. Hem temiz hava aldım, hem de çok para kazandım..”

Bu sözler üzerine daha da şaşıran Bilge Kral, saraya dönmüş ve bu sıra dışı adamın gerçekten kendisine vezir olup olmayacağından emin olmak için başka yollara başvurmaya karar vermiş. Ertesi sabah ise yine bir emirle bütün oduncuların sarayda bekçilik yapmaya çağırmış.

Üstünde pırıl pırıl üniforması, belinde fiyakalı kılıcıyla mutluktan uçarak nöbet tutmaya başlamış bizim mütevazı adam. Nöbeti bitip muhafız alayı komutanından maaşını istediğinde ise sarayın her onbeş günde bir ödeme yaptığını öğrenmiş. Evine dönerken de bu nedenle güzelim kılıcını iki haftalığına rehin vermiş ve ihtiyaçlarını satın almış.

Aldığı parayla yemek istediklerini satın almış ve ayrıca mahallede ihtiyaçların olan garibanların da ihtiyaçlarını karşılamış. Tedbiri elden bırakmayarak gecenin ilerleyen saatlerinde neşe içerisinde aslını aratmayacak tahta bir kılıç yapmaya koyulmuş. Aynı akşam yine penceresini tıklayan malum davetsiz misafiri de yine mutlulukla ağırlamış. Üniformasını gururla göstererek başından geçenleri safça anlatmış. Tahta kılıcı da neden yaptığının sözlerine eklemiş. Ardından:

“İki hafta içinde neler olacağını kim bilebilir ki?” demiş. Görüyorsun ki dostum tüm zorluklar rağmen yaşamım düzeliyor ve emeklerim karşılıksız kalmıyor..” diyerek samimi mutluluğunu davetsiz misafiriyle paylaşmış.

Artık arayışının sona gelmesi gerektiğine inanan Bilge Kral, ertesi gün ölüm cezasına çarptırılan bir suçlunun kafasının bu adam tarafından kesilmesini emretmiş. Sarayın avlusuna bakan penceresinin gerisinden merakla adamın bu sınavı nasıl atlatacağını izlemeye koyulmuş. Ne yapacağını kestiremeyen zavallı adam, titreyen elleriyle tahta kılıcının sapına yapışmış öylece duruyormuş. Emir, amirden, kesecek maharet demirdendir diyerek kendisinin beklendiği gibi tam bir teslimiyetle kılıcını kaldırmış.

O sırada Kral pencereden kalabalığa seslenerek bağırmış; “Eğer bu adam suçluysa celladımın kılıcı başını kessin, ama eğer suçsuzsa celladımın kılıcı tahtaya dönüşsün…”

Halk heyecanla nefesini tutarken adamın elindeki kılıcın tahta olduğu görülmüş. Kral sessizce gülmüş, aşağı inmiş. Suçlu rolündeki fedaisini ve emrine şüphe etmeden uygulayan adamı kutlayarak saygıyla eğilmiş ve kahramanımızı kendisine vezir etmiş.”  

Bu yazı toplam 1473 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(544) 543 29 43
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim