• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C

Çözülme ve çürütme hedeflenmemeli

Çiya Berçelan

Birinci Dünya savaşının en önemli yönü ulusların bağımsızlık ve özgürleşme süreci olmasıdır. O dönemin moda felsefesi ve ideolojisi ulusların bağımsızlık yolundaki mücadelesidir. Kürt halkı o modaya uymayıp Osmanlı lokomotifi içindeki konumundan vaz geçmemiş, ümmet felfesesi eksenindeki osmanlının ulusalcı akımlarla parçalanıp dağılmasını önemsememişti. Akabinde Kürt halkının süreç içinde bağımsız ulusalcı devletler, arasında paylaştırılarak ve yok etme politikaları altında başına gelmeyen olay neredeyse kalmadı.

Bugün "Batı cephesinde yine değişen bir şey yok" gibi, görünüyor ve benzer bir oyunun tekrarı seyrediliyor gibi. Günümüzde halen dünya üzerindeki ulusların bağımsız olduğu bir dönem yaşanmaya devam ediliyor. Kürt halkı adına siyaset yapan bazı çevreler ise yine sömürgecilerin lokomotifine vagon olmaya çalışıyor.

Gelişmeler karşısında dönüp “dünya neden bizi desteklemiyor” ve “Kürtler hep yalnız bırakıldı” deniliyorsa da öncelikle Kürtler kendi içine dönüp masadaki ideoloji ve felsefeyi tartışmaya açmalıdır.

Bugün bölgedeki bütün sosyal ve siyasal gelişmelere bakıldığında Kuzey Kürdistan kendi kendini yalnızlaştırmıyor mu?

Güney Kürdistan federal devlet olarak siyasal, ekonomik her açıdan dünyanın egemen güçlerinin tam desteğini alıyor.

Batı Kürdistan ise dünyanın kısmi desteğini alabiliyor ve kendi içindeki son gelişmeler, birleşmeler ve dönüşümlerle birlikte dünyanın desteğini almaya devam edecek gibi görünüyor.

Günümüzde tekrar sömürgeci ulusalcı devletlerin lokomotifine takılanlar, ütopik ideolojileriyle uluslar arası destek almayabilir, beklememelidir.

Kuzey Kürdistan neden destek alamıyor diye bakılırsa, mevcut siyasal, ideolojik ve felsefeyle alakalı olabilir ve dünyanın egemen sistemi ile çelişmesinden dolayı destek verilmeyebilir.

Yalnız kalışa karşı da emperyalizme bol bol söverek ancak tatmin olmaya çalışılır. Halbuki aynı emperyalizm Xaneqin'den başlayarak Kobanê'ye kadar vahşi İşid saldırılarına karşı halkımızı imha olmaktan korudu.

Kürt halkı ve Kürdistan'ı sömüren yönetimlerin sağcısı da, solcusu da, islami cenneh da ve büsbütün paydaşlar ülkelerinin yüksek çıkarları için anti-emperyalistlik yapabiliyorlar. Her zaman Kürtleri sömürgecilerin yedeklenmiş vagonu ve ardılı, uyutulsun diye anti-emperyalistlik yapılır.

Seçilmiş siyasetçilerin İmralı ve Kandil arasında koşturmasını karışık açıklamalarıyla her zaman hizaya döndürülen sözcü rolüne soyunmasını Sömürgeciler ve bütün dünya bu garip durumu seyreder durmaktadır.

İmralı, Kandil ve seçilmişler arasında cereyan eden görüşmeler, geliş ve gidişler öyle bir noktaya geldi ki kendileri de artık çıkmazları örtülemeyeceklerini gördüler.Üç grup da tek tarafı, Kürt tarafını temsil ediyor, karşı taraf sadece işine bakıyor, içinden gülüyor mu bilinmez, genel politikalarına ters açıklamalar geldiği zaman ise hemen ayar veriliyor.

Diyaloğun müzakereye evrilmesi için çok yoğun çabalar, emekler veriliyor, taslaklar, yol haritaları, yeni projeler için beyinler zorlanıyor. Bunların içeriğinde Kürt halkına statünün olmadığı biliniyor, nelerin olduğunu ise kimseler bilmiyor. Şeffaflık hak getire, Kürt halkının doğal özgürlük ve demokratik hakları gibi sorunlar taraflarla ve şeffaf biçimde yürütülür.
 
Burada bir heyhat çekilir ve dünya egemen güçleri Rusya'yı dizayn etti, Balkanları dizayn etti, Ortadoğu ise yeniden dizayn ediyor. Dünyanın egemen güçlerinin dizayn ettiği bütün bölgelerde bağımsız ulusal yeni devletler oluştu, bölgelerin sınırları yeniden çizildi.
Bu bölgelerdeki mazlum halklar adına siyaset yürüten, özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren güçler dünyayı değiştirmeye soyunmadı, hayalci ideolojilerin peşinden koşmadılar.
 
Varsayalım ki bu halklardan birinin siyasi gücü demokratik ulus paradigması peşinden koşuyor, Rusyanın dağılmasından sonra Rusya ve dağılan halkları bu projeye katmak istiyorsa, nasıl bir sonuç beklenir, Rusyanın dağılmasını sağlayan dünyanın egemen gücü sistemine alternatif ikinci bir projeye onay verir mi? Dünyanın egemen gücünün onay vermediği bir toplumsal projenin yaşaması imkanı olabilir mi?

Bugünkü konjonktörde dünyanın kapıları ardına kadar Kürdistan’a açılmıştır.

Güney Kürdistan federasyonuna ve Batı Kürdistan’a açılan kapılar hayatın gerçekliğidir.

Kuzey’de halklara dayatılan paradigma egemen dünya sistemi ile çelişik ve tarihte belki de ilk defa Kürt halkının ayağına gelen önemli fırsatları tepmesine neden olmaktadır.

Açılan bütün kapılar, sömürgeciye yamanma projesi nedeniyle Kürdistan halkının yüzüne kapatılıyor. İdeolojik ve felsefi “ortak vatan”, “demokratik ulus”, ütopik proje ulusal bağımsız devletlerin ortasına sıkışmış nefessiz bırakılmış Kürt halkının sonu, nefessiz bırakılan bir canlının sonu gibidir.

Sömürgeci ulus devletlerin kendisini demokratik ulusa dönüştürmesi ister kabul edilsin ister edilmesin ham hayaldir. Egemen ulus hem devlet gerçekliğinden ve hem de  kazanımlarından vaz geçemeyeceği ortada dururken siyaset dilinde bunun başka izahı yoktur.

Uluslar arası egemen güçler Ortadoğu'yu yeniden dizan ederken Kürt halkı adına hareket eden siyasal güçler, uluslar arası egemen güçlerle uyumlu projeler, paradigma ortaya koymak zorundadır. Rusya'nın dağılmasında, Balkanların dağılmasında görüldüğü gibi uluslar arası egemen güçlerin Ortadoğu'daki hedefi bağımsız büyük Kürdistan’ın kuruluşu olduğu kuşkusuzdur.

Elli milyonluk bir halkın daha fazla devletsiz, iradesiz kalması mevcut uluslar arası kurallara göre uygun olmadığını doğanın tabiatına aykırı, sadece Kürt halkı adına siyaset yaptığını iddia eden bazı güçler anlayamadı.

Bölgedeki gelişmelere, İran, Irak ve Suriye yönetimleri Şia ekseninde bir araya gelip cevap olmaya çalışıyor. Sünni İslam ekseninde ise Sünni devletler yerini almak istiyor. Sunni İslam ekseni kontrolden çıktı, insanlığın ve uluslar arası güçlerin tam karşısında konumlandı. Sunni İslam militarist ekseni bölgenin egemen sömürgeci devletlerin hedeflerini gerçekleştirmek amacı için öncelikle Kürt halkına imha temelinde yönelince uluslar arası güçlerin müdahalesi başladı, beklenmiyor, hesaplanmamıştı.

Ortadoğu uluslar arası egemen güçlerin eliyle yeniden şekillendirilirken, değişim ve dönüşümün ana ekseninin Kürdistan olduğu yaşanmakta olan çetin savaşlardan da anlaşılıyor. Kürtlerin ise gelişmeler karşısında politik ve siyasal paradigmal çıkmazları halkımızın geleceğini ciddi biçimde etkileyeceğe benziyor.

Gelişmelerin seyrini yönlendiren arka planında bölgenin sömürgeci devletleri, El Nusra , IŞİD bu savaşın bir tarafı, Güney ve batı Kürdistan’ın üzerine süren ve oradaki fiili özgür Kürdistan iradesini yok etmek isteyen büyük bir hedef görülüyor. Kaldı ki kuzey Kürdistan için sömürgecilerin herhangi bir statü tanımayacağı, yapılmakta olan diyaloglarda aklıselim herkes görüyor.

Ortaya çıkan gerçeklikler şu şekilde sıralanabilir, Bölgenin sömürgeci devletleri, El-nusra, İŞİD ve BAAS'çılar eliyle Kürdistan halklarının ortaya çıkmış bulunan iradesini yok etme hedeflenmiştir.

Kürdistan üzerinde sürdürülen savaşın asıl aktörü sömürgeci bölge devletleri, diğer yanda bölgeyi değiştirmeyi hedefleyen uluslar arası güçler, çıkmazlar ise ilkesiz ve hedefsiz siyasal yerel güçler, uluslar arası güçlerle çelişmeler Kürt halkı için umuda yolculuk önünde yegane engel oluşturuyor.

Deniliyor ki “ Önderlik kapsamlı bir çalışma yürütmüş, bir taslak sunmuş iddiası, seçilmişler alıp görmüş, Kandil onaylamış, devletin de bu taslak doğrultusunda adım atması bekleniyor,'' Üçgenin başında, ortasında ve sonunda sömürülenler var, sömürgeciler neden yok, nasıl olacak, bir masa bile yok, müzakere edilsin, tartışılsın. Halkımız tarih boyunca hep iyi niyet gösterisi içinde olmuşsa da entrika ve oyunlarıyla baş edememiş, ama Hiçbir zaman diz çökmemiştir.

Tarihte Kürt halkının yaşadığı doğal değerleri ile varlık sorununa benzer sorunların iyi niyet çabaları ile çözümlendiği görülmemiştir. Ortadoğu ve Kürdistan parçalarındaki son gelişmeleri gördükten, çözümledikten sonra bunun sorunları kapsayan ve çözen bir siyaset olmadığı ortaya çıkmış olmalıdır.

Ayrıca Kandil, seçilmişler ve imralı üçgeni kendi kendine çözüm üçgeni, bunların birbiri ile görüşmesi, Kürt halkının evrensel hukuktan kaynaklanan kendi kaderini tayin, halklarla eşit haklara sahip olma hakkını çözemez. Özgür ve demokratik bir sistem inşaasına imkan, olanak veremez ve değişen bir durum yaratmadığı gibi bunlar sorunun tarafları değil, olsa olsa bir tarafın paydaşları olabilir.

Kürt halkının devasa özgürlük ve demokrasi sorunu için böyle siyaset mi olur?

Hem halkımızın, hem bölge halklarının, hem de uluslar arası güçlerin, yapılmakta olan bu çelişkili açıklamalara ciddiyetle yaklaşması mümkün mü?

Kürt halkının özgürlük ve demokrasi taleplerine diyalogla cevap aramak doğru bir yol ve yöntemdir. Ancak diyaloğun yanlış yerde arandığı, diyaloğun kendi aralarında yapılmasından ziyade taraflar arasında ve şeffaf biçimde yapılması gerekmez mi?. Bir taraf sömrgeci diğer taraf ise sömürülen tarafın temsilcilerinden oluşması ve üçüncü bir tarafın şahitliğinde sürdürülmesi gerekmez mi?

Hem bölgesel koşullar hem de uluslar arası koşullar, Kürt halkının evrensel hukuktan kaynaklanan haklarının iadesi için uygundur. Geçmişte bugün mevcut olan koşullar hayal bile edilemezdi, bugün dünya Kürt halkının yanında yerini alıyor. Eski ABD raporlarında Kürt özgürlük hareketinin ateşkesleri ve savaşı durdurması üzerinde durulurken sömürgeci tarafın politikasını hep desteklerdi.

Üstelik sömürgeci yönetim veya iktidar için günümüzün bu en kritik döneminde böylesi pek anlamlı olmayan adımların atılması doğal olarak farklı yorumlara yol açmaktadır. Sömürgeci iktidarın önünündeki seçimi alması ve kendi iktidarını güçlendirmesi, tekçi statükoya gidecek yolun açılması ve iktidarını iyice pekiştirmesi anlamını da taşıyabilir.

Halk deyimi ile istetme, yedek güç gibi bir rol üslenme görüntüsü veriliyor. Önümüzdeki genel seçimlerde sömürgeci tarafın genel seçimleri alması, hedeflediği yepyeni ideolojik bir sisteme doğru yol alması anlamını da taşıyor.

Seçimlere doğru gidilirken Kürt halkının halk olmaktan kaynaklanan hak ve hukukundan ziyade birçok kişisel ve grupsal çıkar hesapların yapılmış olabileceği ve bunun neticesinde sömürgeci tarafın Kürtlerin yarısına yakının oylarını alması tesadüf olmayabilir. Diğer bir hesap da Parti olarak seçime sokulup, baraja takılması, gelecek dönem içim Kürtlerin temsilden yoksun bırakılması, diğer tarafın güçlü çıkması hesaplanmış olabilir.

Sömürgeci tarafın, çözümcü ve barışçı olarak algılanmasının sağlanması, ardından Kürt tarafının ise deyim yerinde ise yerinde sayması hesapları da yapılmış olabilir.

Kürt halkının evrensel hakları yerine sorunu sadece kendi yol haritalarında “güvenlik meselesi” , silahsızlandırma ve topluma kazandırma olarak toplumların, halkların hafızalarına işlenmesi anlamlıdır. Bugün sürdürüldüğü gibi gelecekteki politikaları da ortaya koyuyor.

Hükümetin “çözüm kurulu” oluşturması, asıl iradenin kendilerinde olduğu, istedikleri yöne doğru eğip, bükebilecekleri ve “çözüm kurulu” doğal olarak çözme kurulu olarak işlevi görmesi hedeflenmiş olabilir.

Geçmişten günümüze sürdürdükleri gibi geleceği de istedikleri doğrultuda şekillendirme hesapları olabilir.

Esir veya tutuklu anlam ve yüklem itibarıyla iradesi ve özgürlüğü elinden alınmış kişidir. Bu ağır koşullardaki birinin umuzlarına elli milyonluk bir halkın geleceği gibi hayati, ağır bir sorunun söz ve kararının çözüm projesinin yüklenmesi, yürütülmesi, toplumun, halkların aşıl topuğunun yakalanmasıdır.

Dört parça Kürdistan büyük ve ağır işgal ve savaş altında olduğu bir dönemden geçiliyor. Hele Kürdistan'ın öncelikle kaderini elleri arasına alması ve gelen-gidenler halkın varlığını yok etmeye çalışmasın, sonra paradigmal olarak bölgenin ve dünyanın sorunlarını çözmeye çalışılsın.

Her şeyi üzerine alma, büyük taslama sonra kendisini bile kurtarmaktan aciz olup başkasını kurtarmaya çalışmak, Kürdistan’a özgürlük ve demokrasi getirmeden, sömürgecileri demokratikleştirmeye çalışmak ve birde demokrasinin olmadığı Ortadoğu’ya demokrasi getirme mücadelesi verdiğini, vereceğini iddia etmek insanları sadece güldürür.

Halkımız oyalanmalarla bugünlere geldi, artık sorgulamaların başlaması ve herkesin gönlünde bir aslan yatıyor olabileceğinin, halkımızın da gönlündeki aslanı hiçbir zaman terk etmeyeceği bilinmelidir. Kürdistan’ın yeryüzündeki her halk gibi bağımsızlığı veya tam hak eşitliğine dayalı federal bir sistem , demokratik ve özgür bir Kürdistan adına halkımızın önündeki imkanların tüketilmesine fırsat verilmemelidir.

Halkımızın önündeki imkanlar tarihseldir, Hiçbir yerde ve Hiçbir kişi, grup ve kuruluş tarafından heba edilmesine müsaade edilmemeli, mutlaka başaıya ulaşılmalıdır.

Yurtsever Kürt halkının canı ve malını feda ederek yürüttüğü ve halkın her düzeyde katıldığı özgürlük ve demokrasi mücadelesi, federal veya bağımsızlık ideali daha güçlü bir irade ile devam edecektir. Belli veya ardıl güçlerin “Çözüm süreci”ni çözülme ve çürütme sürecine dönüştürme çabasına halkımız Hiçbir zaman müsaade ve imkan vermeyecektir.

Bu yazı toplam 1607 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(544) 543 29 43
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim