• BIST 82.363
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan açıklamalar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ziyareti öncesi açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in (BM) 71. Genel Kurulu genel görüşmelerine katılmak üzere  gideceği ABD’ye hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Gazetecileri sorularını yanıtladı.

Erdoğan, ziyaretinde kendisine Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve milletvekillerinin eşlik ettiğini ifade etti.

Suriye askerlerinin bombalanması

Bir basın mensubunun “Amerikan jetleri Suriye’de Esed askerlerini vurdu. Rusya da BM Güvenlik Konseyi’nin acilen toplanmasını istedi. Bu yeni gerginlik Fırat Kalkanı Harekatı’nı etkiler mi Geçtiğimiz günlerde Amerikan askerleri ÖSO grupları tarafından sahadan uzaklaştırılmıştı.

Bu konudaki değerlendirmeniz nedir ” sorusu üzerine Erdoğan, bu konuyla ilgili Amerikalı yetkililerin açıklamasının “bir yanlış tespit, yanlışlık oldu” istikametinde olduğunu söyledi.

Erdoğan, bunun daha ilerisini belki bu seyahatinde Amerikalı yetkililerle yapacakları bazı görüşmelerde “Hayırdır, nedir, nasıl oldu ” diye sorarak, kendilerinden bunun gerçeğini orada daha yakından öğrenme fırsatını bulacaklarını kaydetti.

ABD askerileri ve Türkiyenin desteklediği gruplar arasındaki gerginlik

ABD’nin özel kuvvetlerinin, Özgür Suriye Ordusu tarafından istenmediğini ifade eden Erdoğan, “Çünkü, Özgür Suriye Ordusu’na yönelik de maalesef burada Amerikalı yetkililerin davranışları süreci bu noktaya doğru itti.

Fakat orada bizim yetkililerimiz, bizim özel kuvvetler mensuplarımız, Amerikalı özel kuvvetlerin oradaki yetkililerini, 27 veya 30 kadardı, onları almak suretiyle oradan çıkardılar ve böylece hiç olmazsa Suriye ile işi bitirmiş oldular.” diye konuştu.

Tel Abyad’da ABD bayraklarının asılması

Tel Abyad’da ABD bayraklarının asılmasına ilişkin soruya karşılık da Erdoğan, şunları kaydetti:

“Maalesef, başından beri biliyorsunuz, bizim kesinlikle Suriye’nin kuzeyinde bir PYD, yanında YPG gibi bir bütünlük içerisinde bir terör koridoru oluşmasına müsaade etmeyeceğimizi hep söyledik.

Devlet ifadesini kullanmayı zül telakki ediyorum.

Bazı basın mensupları, basın yayın organları hala IŞİD, IŞİD, bunu kullanıyorlar. Bu ismi kullanmak suretiyle İslam’a hakaret ettiklerinin, İslam’a saygısızlık ettiklerinin hala farkında değiller.

Bir defa IŞİD diye bir terör örgütünü biz kabul etmiyoruz. Biz adına DAEŞ dedik. Bunun adı budur. Bunu dünya kabul etti, bizdeki bazıları nedense bunda hala direniyor.

İslam ile terörü veya bir terör örgütünü bir arada kullanmak mümkün değil. Bizim dinimiz, bir defa terörü reddediyor. Bir barış dini olan bizim dinimize kimse böyle bir yakıştırmayı yapamaz.”

Tel Abyad bölgesinin aslında Arapların yerleşim alanı olduğunu iddia eden Erdoğan, “Şimdi bu yerleşim bölgesini ne yaptılar Çeşitli operasyonlarla önce DAEŞ ile başlamak üzere, DAEŞ buradaki elde ettiği yeri, kendisinden sonra PYD, YPG bunlara bıraktı. Bu tabii bir ilk değil. Bu ta Haseke’den itibaren gelen bir süreç. En doğudan başladılar, bu şekilde geldiler.

Hedef neydi Hedef, Afrin ile bütünleşmek suretiyle Akdeniz’e açılmak. Biz ne için sabır, sabır, sabır, hep sabrettik de en sonunda Gaziantep olayından sonra patladık ‘Artık yetti’ dedik. Bunu bütün dostlarımıza söyledik.

Bunu Amerika’ya, Rusya’ya söyledik. Batılı dostlara, koalisyon güçlerinin tamamına söyledik. Ama bunu ne yazık ki oldu olacak, oldu olacak…” ifadelerini kullandı.

Münbiç operasyonunda “kesinlikle PYD, YPG olmayacak” dediklerini, çünkü bölgenin yüzde 95’i itibarıyla Araplara ait olduğunu aktaran Erdoğan, “Yüzde 95’i itibarıyla Araplara ait olduğu halde bunlar tuttular Münbiç’i sanki PYD ve YPG’ye ait olan bir yermiş gibi göstermek suretiyle oradan gir, ondan sonra kuzeye doğru çık. Dedik ‘Olmaz, yanlış yapıyorsunuz.’

‘Gelin bu işi kuzeyden güneye doğru yapalım. Yine beraber yapalım. Türkiye olarak biz de üzerimize düşeni yapalım.’ Dediler ki ‘O 3 ay, 4 ay sürer.’ Ne oldu 15, 20 günde iş bitti. ‘Haklıymışsınız.’ Şimdi öyle diyorlar ama işte haklı olmak bir şey getirmiyor ki.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada bizi dinleyin ya. Biz sizinle NATO’da beraberiz. Bizim stratejik ortaklığımız var. Burada el ele verelim, buradaki bu pisliği temizleyelim. Ne oldu Cerablus halloldu.

Cerablus halkı şimdi dört dörtlük sevinç içinde dönüyor mu Dönüyor. Biz de Kızılayımızla, AFAD’ımızla oraya her türlü yardımı gönderiyoruz.

Aynı şekilde Rai. Orası da temizlendi. Şimdi Bab’a doğru iniyoruz ama ‘Oraya kadar niye iniyorsunuz ‘ Şimdi soru bu. Ya ineceğiz. Bizim buraları bize tehdit unsuru olmaktan çıkarmamız gerekiyor.

Bunu biz daha önce görüştük. Dedik ki ’90-95 kilometrelik enlemde, 40-45 kilometre boylamda biz bu bölgeyi güvenli bölge olarak ilan edelim.’ Ben bunu sayın Başkan Obama ile bizim Antalya G20’de çok detaylı görüştüm.

Kendisiyle bunları konuştum ve aynı şeyleri o da kabul etti ama uygulamaya gelince maalesef bunu yapamadık. Ben bunu sayın Putin ile de görüştüm. Dedim ‘Burada bir güvenli bölge, konuştuğumuz gibi ‘eğit-donat’. ‘Eğit-donat’ın dışında uçuşa yasak bölge ve güvenli bölge… Üç şart.”

“Biz inşaat olayını halledelim, sizler bize mali destek verin.”

Bu üç başlığı gerçekleştirdikleri takdirde, bunun bölgenin hem mülteci sorununu çözmeye yarayacağını, Suriyelilerin burada iskan edilebileceğini aktardığını ifade eden Erdoğan, “Biz inşaat olayını halledelim, sizler bize mali destek verin.

Çünkü bu konuda, mülteciler meselesinde Şansölye Merkel’in bir ifadesi vardı, ‘Ben buraya yılda 10 milyar avro ayırırım.’ diye.

Dedim ‘Tamam işte buyur, biz bunu yapalım. Siz bize mali konuda destek olun, biz süratle buradaki konutları inşa edelim. Hepsi de ‘güzel olur, iyi olur’ dediler. Uygulamaya gelince kimse ortada yok, hepsi kayboluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, şu anda Türkiye’de 2 milyon 700 bin Suriyeli ile 300 bin Iraklının bulunduğunu belirterek, güvenli bölge oluşturulmasıyla ülkede bulunanları peyderpey o bölgeye yerleştirmeye başlayabileceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece orada konutlarıyla, sosyal donatı alanlarıyla yeni bir adeta Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge ilan edecektik. Şu ana kadar olmadı. Temenni ederim ki bundan sonraki süreçte bunu gerçekleştirebiliriz.” dedi.

Yapılacak görüşmelerin Türkiye açısından hassas bir dönemde gerçekleştiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye bir taraftan 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin yaralarını sararken diğer taraftan da Fırat Kalkanı Harekatı ile Suriye kaynaklı terör örgütlerine karşı yoğun bir mücadele veriyor.

Sınırlarımız içinde de FETÖ, DAEŞ ve PKK gibi cinayet şebekelerinin uzantılarına karşı başarılı operasyonlar yapıyoruz. Tabii burada PYD, YPG’yi söylemeden geçmemiz mümkün değil.

Zira işin Suriye, Irak her ne kadar bu coğrafyada gerçekleşiyorsa da PKK ile bunlar eş değerde olduğu için, bunları zikretmeden geçmek mümkün değil.

“Dünyanın hiçbir ülkesi, FETÖ ve militanları için güvenli değil”

“Genel Kurula olan hitabım hem 15 Temmuz darbe teşebbüsünün hem de 241 şehidimizin kanını döken FETÖ’nün tüm dünya kamuoyuna en doğru biçimde anlatılması için bir vesile oluşturacaktır.

Biz her platformda, FETÖ ve elebaşının karanlık yüzünü deşifre etmeye, bu terör örgütünün Türkiye ve diğer ülkeler için oluşturduğu tehdidi dile getirmeye, dostlarımızı da uyarmaya devam edeceğiz.

Her tarafta örgütün inine girmeyi sürdüreceğiz. Şunu açık ve net olarak ifade etmek isterim; bundan sonra dünyanın hiçbir ülkesi, hiçbir bölgesi FETÖ ve militanları için güvenli bir sığınak değildir ve olmayacaktır. ”

Bu yıl Genel Kurul görüşmeleri marjında, küresel barış, güvenlik ve refahın sağlanması açısından elzem olarak gördükleri bazı konularda, üst düzey toplantıların gerçekleştirileceğini ifade eden Erdoğan, “Bunlardan en önemlisi 20 Eylül günü ‘Göç ve Mülteci Akımlarıyla Mücadele’ temalı liderler zirvesidir.

ABD Başkanı Obama tarafından düzenlenecek olan bu zirvenin amacı, uluslararası toplumu ilave taahhütler üstlenmeye teşvik etmektir.

Zirvenin mültecilere yönelik insani yardımın finansmanında yüzde 30 oranında bir artış sağlamak, yasal kabul yollarının sayısını iki katına çıkarmak gibi bazı somut hedefleri bulunuyor.” diye konuştu. Basından

Bu haber toplam 1314 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim