• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 9 °C

DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

Saniye Gündüz Yıldırım

Yürüyoruz yürüyoruz günün aydınlığında

 Donuk fabrika bacalarına yoksul mutfaklara

 Çarpıyor sesimiz ve birden parlayan

Bir ışık gibi ulaşıyor insanlara

"Ekmek ve gül” “Ekmek ve gül! “

 Yürüyoruz yürüyoruz ,erkekler içinde de yürüyoruz

Çünkü hala bizim oğullarımızdır onlar

Ve biz hala analık ederiz onlara 

En zorlu iş en  ağır emek

Ve çalışmak doğuştan mezara dek

Ve böyle sürüp gitsin istemiyoruz

Yaşamak için ekmek

Ruhumuz için gül istiyoruz!

Yürüyoruz yürüyoruz kol kola

Saflarımızda ölüp gitmiş arkadaşlarımız

Ve türkümüzde onların kederli” Ekmek” çığlıkları

Çünkü bir köle gibi çalıştırıldı onlar

Sanattan ,güzellikten ,sevgiden, yoksun

Biz de bugün hala onların özlemini haykırıyoruz

İş ve ekmek istiyoruz. Ama, gül de istiyoruz

 Yürüyoruz yürüyoruz yan yana güzel günler adına

Kadınız, insanız, insanlığı ayağa kaldırıyoruz

Paydos bundan böyle köleliğe aylaklığa

Herkes çalışsın bölüşsün kardeşçe yaşamın sundukları

İşte bunun için yükseliyor yüreklerimizden

Bu ekmek ve gül türküleri

Ve yineliyoruz hep bir ağızdan

“Ekmek ve gül”!” Ekmek ve gül”                                  

James OPPENHEIM

 Dışarıda inceden kar yağıyor. Binlerce genç işsiz dolaşıyor, binlerce çocuk sokaklarda yaşıyor töre cinayetleri için ceza indirimine gidiliyor.Anadolu’nun bazı illerinde özellikle Doğu ve Güneydoğu illerimizde genç kızlar okula gönderilmiyor ya da küçük yaşta evlendiriliyor.Öğretmen bir baba okulda dini eğitim yok diye çocuğunu okula göndermiyor.

Açlık yoksulluk kuşatıyor dünyayı.Halen, Ortadoğu ülkelerinde kadınların töre diye burnu kesiliyor taşlanarak öldürülüyor tecavüze uğruyor dayak yiyor.İktidarlar,Eşit işe, eşit ücret deyip bir kısmın ağzına bal sürüp mağdurlar yine unutuluyor.Çocukların, kadınların dudaklarında ışıltılar yok,bakışlarda çağlayansı coşku yok….İnsanların yüzlerinde hüzün ve çaresizlik.Ancak, kapitalsizim her gün bir gün çıkarıyor yada bazı günleri yine istekleri doğrultusunda adını değiştirebiliyor.”8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü”,Dünya Kadınlar Günü diyerek emekçi adını kaldırarak…

       Peki 8 Mart’ lar niye doğdu..

       8 Mart 1857’ de ABD nin Newyork kenti bir başkaldırıya tanık oldu.40 bin dokuma işçisi kadın ağır iş koşulları,12 saatten fazla günlük mesai ve düşük ücrete karşı direniş bayrağını açtı.Amerikan polisi ile kadınlar arasında çatışma çıktı.Olaylar sırasında çıkan yangında 154 dokuma işçisi kadın yaşamını yitirir.

        İkinci 8 Mart yine ABD de Manhattan Kentinde iplik işçisi kadınların 8 saatlik işgücü ve politik hakları için grev yapması sonucu polisin müdahalesi ve çatışmasıyla sonuçlanır.

        Üçüncü 8 Mart da,1908 de Newyork’da oldu.Dokuma işçisi kadınlar işten çıkarılmalarını protesto etmek için,işyerlerini işgal ederler olaylar sırasında çıkan yangında 129 emekçi kadın hayatını yitirir.İlk yıllarda kutlamalarda tarih belirtilmemişken, 8 Mart’ın Kadınlar Günü olarak saptanışı, 1921 yılında Moskova da gerçekleştirilen 3.Uluslararası Kadınlar konferansında gerçekleşti.I..ve II..Dünya Savaşında birçok ülkede kadınların bu gibi etkinlikleri yapması yasaklandı.1957 yılından sonra, Birleşmiş Milletler 8 Mart’ı “Kadın hakları için Birleşmiş Milletler Günü”  ilan etti.Birleşmiş Milletler Genel Kurulu da,16 Aralık 1977 tarihinde “8 Martı Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kararlaştırdı.

Bu kabulün altında dünya barışının korunması,sosyal gelişim,insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve kendilerini geliştirmesine olanak sağlanmasıydı.Türkiye’de ise ,ilk kez 1921 yılında”Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı.1975 yılından ve onu izleyen yıllarda daha yaygın kutlandı.Öyle ki; 1975 yılında Türkiye Kadın Kongresi yapıldı.12.Eylülden 1984 kadar kutlamalar yapılmadı.1984 yılından itibaren de, ülkemizde Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya devam etmektedir.

Dünyada ve Türkiye’de “KADIN”konusu sık sık gündeme gelmektedir.Kölelikten kapitalizme dek ,sınıf ayrımına dayalı tüm toplumlarda cinsiyet ayrımcılığından dolayı kadının ezilmişliği, horlanmışlığı,erkeğin karşısında düşük statüde bulunması ortak özellik taşımaktadır.Kadın-erkek eşitsizliği topluma ve toplumsal sınıflara göre değişmektedir.Gelişmiş toplumlarda daha az, az  gelişmiş toplumlarda daha çok kadın-erkek eşitsizliği vardır.Kapitalizmde kadın ve aile bir tüketim işlevi halinde donatılmıştır.

Kadınlar toplumsal faaliyetlerde geri konuma itilmiş,hem tüketime alıştırılmış hem de cinsellikleri yaygın tüketimin en önemli metası haline dönüştürülmüştür.Ancak kapitalist sanayileşmenin ucuz emeğe olan ihtiyacı sonucu kadınlar hatta çocuklar sanayiye çekilmiştir.Bu da kısmen kadına toplumsal statüde oynayacağı rollerde ilerleme kazandırmıştır.

Kadın ve erkek eşitsizliğinin bilincine 1789 Fransız Devrimiyle ulaşılmış desek yanlış olmaz.Kadın –erkek eşitliği evrensel olarak tanınmasına rağmen Birleşmiş Milletlere üye devletlerden bu eşitliği tanımayan ülkelerde vardır.Ürdün,Kuveyt,Suudi Arabistan Yemen Linchteinsteinden ibarettir.Çoğu Müslüman ülkelerdir.Bugün buralarda kadına gösterilen zulümleri görebiliyoruz.İranlı idam edilen Sakine, burnu kesilen Talibanlı kadınlar hafızalarımızda.

Tarih boyunca, Anadolu da yaşayan kadınların statüsü de, değişen toplum ve devlet yapılarına bağlı olarak değişiklikler göstermiştir.Göçebe hayattan- yerleşik hayata,İslam’dan önce İslam’dan sonrasında da kadını değerlendirmek gerekir.Osmanlı döneminde bir yanda Şamanizm getirdiği kadın erkek eşitliği sürerken bir yanda Bizans Kültürü etkisiyle haremlere atılan dışlanan kadınlar.19.y.y. tazminat harekatıyla Osmanlı Devletinde kadının durağan hali değişmeye yüz tuttu.

1842 de ilk ebelik kursları,1847 yılında kölelik ve cariyelik kaldırıldı.1858 de kız rüştiyeleri.1870 de kız öğretmen okulları açılır.Eğitim alanındaki bu çalışmalar 1910 da ilk İnas Darülfünun’un (Kızlar Üniversitesinin )açılmasına kadar sürer. Kadınlar II.Meşrutiyet döneminde kadının statüsünün değiştirilmesi amacıyla Teali_i Nisvan Müdafaa_i Hukuku Nisvan,Asri Kadınlar Cemiyeti gibi ilk feminist dernekleri kurdular.

I.Dünya savaşı Osmanlıların yenilmesi işgal ve ardından başlayan Kurtuluş Savaşıyla kadınlar yeni kimliğe büründü.Çoğu kadın cephede, cephe arkasında erkeğiyle yan yana savaştı destek verdi.Kadınlar,kitlesel siyasal eylemlere katıldılar mitingler düzenleyerek halka seslendiler.Halide Edip ADIVAR,kundaktaki kız çocuğunu top mermilerinin arasında çalılıklara gizleyen cephane yüklü arabayla Kastamonu Kışlasına ulaşan, ancak kente giremeden donarak ölen Kastamonulu Şerife Bacı’yı unutmamak gerekir.

Sivas da Vali Reşit Paşanın eşi Melek Hanım tarafından kurulan Anadolu Müdafaa-i Vatan Cemiyetinin den sonra Anadolu’nun diğer kentlerinde de dernekler kuruldu.Kadınlar Avrupalı siyasetçilere kadın derneklerine telgraf çekerek milletin bağımsızlık hakkını talep etmişler işgalcilerin yaptıkları zulmü lanetlemişler ve yurt savunmasında kendilerini de hazır olduklarını belirtmişlerdir.Suriye ve Kıbrıs’tan da kadınlar örgütlenerek Türkiye’ ye yardım etmişlerdir.Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk kadınları unutmamış ve Cumhuriyetin Kadın devrimi olarak nitelendirilen devrimleri yapmaya karar vermiştir.Bir konuşmasında  ”Hanımlar ve Beyler” daha sonra “Baylar Bayanlar” diyerek kadının önemini vurgulamıştır.

-3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu öğrenimin birleştirilmesi

-1925- Kılık Kıyafet

1926- Medeni Kanun

1930 yılında Belediye Seçimlerine katılma

5 Aralık 1934 de  seçme ve seçilme hakkı sağlıyordu.Bugün ise kadın hakları yönünde olumlu adımlar atılmış olsa da karar mercilerinde kadın o kadar az ki. Anadolu kadınları Kurtuluş Savaşında gösterdiği olağanüstü güçlerini siyasi yaşamda gösterememiştir.

- Dünyada ve ülkemizde kadın halen hor görülmekte aşağılanmaktadır Halk deyişlerimizde kadın kısmen övülse de(Ana gibi yar olmaz Bağdat gibi diyar olmaz ,Cennet Anaların ayağı altındadır vb),daha çok kötü aciz budala ve zavallı yaratık olduklarına sık sık rastlanılmaktadır

.Örn..”Kadın budaladır beceriksizdir” “Kadın kısmının saçı uzun olur aklı kısa “, “Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün”, “Koca olsun da cüce olsun”, “İtte vefa olur avratta vefa olmaz”,”Erkeğin nefsi birdir kadının ki dokuzdur”,” Babaya dayanma karıya güvenme” gibi aşağılayan sözler.

Usta Nazım hikmet in dizelerinde olduğu gibi,

“Ve kadınlar

Bizim kadınlarımız

Korkunç mübarek elleri

İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

Anamız, avradımız yarimiz

Ve sanki yaşanmamış gibi ölen

Soframızdaki yeri

Öküzümüzden sonra gelen

Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız

Ve ekinde tütünde odunda ve pazardaki

Ve kara sabana koşulan ve ağıllarda

Işıltısında yere saplı bıçakların

Oynak,ağır kalçaları ve zilleriyle

Bizim olan

Kadınlar

Bizim kadınlarımız…”

Bu ülke Berrin Nadiler,Sıdıka Avar’lar, Bahriye Üçok’lar ,Behice Boran’lar ,Sabiha Sertel’ler Türkan Akyol’lar  vb .nice öncü kadınlar yetiştirmeye devam edecek.

 

 

Bu yazı toplam 11125 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim