• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 6 °C

Düşündeki uçurtma (kashastaları) adına

Aysel Oturak

Ayrımcılık tarih ve yüzyıllar boyunca toplumsal yaşamımızı çeşitli biçimlerle etkilemiş, (negatif anlamda) tarihin akışına ve yaşamlara daima damgasını vurmuştur.  Ayrımcılığın en önde giden ve kolay anlatılabilir yönüyle bakıldığında ve tarihsel bir süreç olarak içerisine kimi zaman (deri rengi, etnik köken vb. unsurlara dayalı) ırk ayrımcılığı, kimi zaman din-mezhep ayrımcılığı, kimi zaman sınıfsal ayrımcılık şeklinde kendini göstermiştir.

Bunların yanı sıra ise tam olarak bir neden gösterilemeyen hastalık türlerinden, dolayı engelli ya da bir trafik kazası kurbanı en basiti akraba evliliği veya Dr. Ebe gibilerin bilinçsizliğinden dolayı küçük bir iğneyle yaşamı boyunca ayrımcılığa itilen maruz bırakılan engelliler, büyük ayrıma uğrayan ama bizden (anamız, bacımız, kardeşimiz veya bir komşumuz)  olanları da gözden kaçırmamak lazım.

Ancak şüphesiz ayrımcılık tipleri bunlarla sınırlı kalmamış, tarihsel süreç içerisinde kadın veya eşcinselliğe yönelik cinsiyet ayrımcılığı ya da (özellikle son yüzyılda) dikkatleri üzerine çektiği engelli ayrımcılığı olarak da karşımıza çıkmakta.

En kısa ve yalın haliyle ayrımcılık: Aynı durumdaki bireylere farklı, farklı durumdaki bireylere başka muamele yapmaktır. Psikolojik ve cinsel türleri de dâhil olmak üzere, insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran, yıldırıcı, düşmanca, onur kırıcı, aşağılayıcı Örneğin kişinin engel haliyle ya da cinsel yönelimiyle dalga geçilmesi, aşağılanması, amaçlı olarak o farklılığının vurgulanması ayrımcılık olarak nitelendirilebilir.

 Cemal Reşit Rey konser salonu, Harbiye, İstanbul’ da. 25 Şubat 2013, gerçekleşti Düşümdeki Uçurtma adlı, belgesel film gösterildi…

Belgesel filmde konu edilen (DMD)

Belgesel film hakkında kısa bilgi Duchenne Muscular Dystrophy (DMD)…

Tedavisi mümkün olmayan bir hastalık tarafından bedenleri kuşatılmış, köylerin, kentlerin ve kasabaların ücra köşelerine hapsolarak unutulan insanlar... Sadece erkek çocuklarda ortaya çıkan bir hastalık. Distrofin üretemeyen kaslarının mücadelede yenik düştüğü; yaşamları, kendi iradeleri dışında, doğanın haksız adaletinin bir tecellisi olarak kısaltılan, hayatın dokunmayı unuttuğu çocuklar...

Ve onların “hastalık taşıyıcısı” olarak suçlanan; bunu kader bilerek sineye çekmiş, yüreği burkuk, boynu bükük anneleri. Birer hastalık taşıyıcısı adayı olan genç kızların aşka ve sevdaya dair hayalleri…

İşte bu hayallerin izini sürerken, adına “hasta” denilerek yok sayılmış, varlıkları unutulmuş insanların zaman, zaman dramdan trajediye dönüşen yaşamlarına dokunmaya çalışmak… Bu dokunuşla birlikte içinde yaşadıklarını unuttukları kentlerin tarihine onlarla birlikte yolculuklar yapmak... Ve sonuçta düşlerimizdeki uçurtmayı gerçeğe dönüştürmek… Çekimleri Diyarbakır, Batman ve Van İl’lerinde yapılmış. Düşümdeki Uçurtma Belgesel filmi bize, hayallerimizi serbest bırakabildiğimiz ölçüde özgür olabileceğimizi bildiren bir umut belgeseliydi. Bir eylem veya eylemsizliğin sonucu olarak bir kişinin veya kişilerin diğerlerinden ayrılması durumudur, Ayrımcılık…

Ayrık tutma halinde; ayrık tutmanın meşru bir amacı yoksa veya amaca ulaşmak için kullanılan araçlar oranlı ve gerekli değilse, eylem ayrımcılık teşkil eder. Yüzeysel olarak bakılırsa belgesel güzel ve şu zamanın en önemli en büyük toplum sorunu olan KAS HASTALIĞININ bir dalını konu almış. Bilinçlendirmek adına çok başarılı buldum,  hasta ve toplum ilişkilerini ele almış ve hastalarla ailelerinin içinden çıkamadığı karabasanı birazda olsa anlatmışlar.

Her şeyi kaderciliğe bırakarak, Allah verdi lafının her şeyin üstünde tutulmasını hoş bulmadım. Allah hiçbir kuluna eziyet etmez, Hasta (kashastası) olacağını bile, bile dogmasına izin verin demez, hiçbir hasta engelli çocuk bizi bu halde Dünya ya getirin demez.  Not; Buradan Yönetimlere Devlet idarelerine seslenmek istiyorum; Savaşlar, Ölümler, Silahlar üretiyorsunuz (bir kenti, bir ülkeyi birkaç saatte yok edebilecek güçlere sahipsiniz)… Peki, bu hastalığa karşı çaresizliğinizi anlamak mümkün mü?  (ayseloturak@gmail.com)

Bu yazı toplam 1586 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim