• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

Evdeki hesap çaşıya uymadı

Çiya Berçelan

Ülkenin iç ve dış politikasını yürütenlerin gizemleştirmeye çalıştığı bilinmez ve kestirilmez iddiası aslında çok basit, katı ulusçu ırkçı sistemin çıkar ve fayda hesaplarının cirit attığı, zor ve güç faktörünün tayin edici sanısı olduğu ortadadır. Strateji belirlemeleri, bu temel faktörlere dayalı iktidar ilişkilerini kaçınılmaz kılan bir iddia, risk ve güvenlik alanlarını oluşturmaktadır.

Bu alanlar evrensel temel değerlere dayanmadığı zaman hataları, çelişkileri, çelişkili hamleleri kaçınılmaz kılmaktadır. İktidar'ın Ortadoğu politikasının doğruları, siyasetin erdemi ve demokratik rasyonalite gibi iddiaları soyut verilerin yanında, bunlara oranla çelişkili ve sorunlu tutumları, hataları süreci çıkmaza sürüklüyor.

Esad rejiminin kısa vadede yıkılacacağı değerlendirmesi öngörüsüzlüğün temel bakışı bugünün çelişik, çıkmazalara ve genele yansımasıdır. Bu değerlendirme hatası İktidarı süreç ilerledikçe daha riskli adımlar atmaya itmiştir.

Esad rejimi Kuzey Suriye'yi özgürlükçü siyasi Kürt hareketine sunulduğu varsayıldı ve bunun kendilerine karşı yapıldığına inanıldı. Buna karşı Esad rejimine karşı mücadele eden muhaliflere, El Nusra ve IŞİD gibi örgütlere tolesans bu öngörüsüzlük, kısır öndöngü ve dar bakışlarla birlikte geldi.

Esad Kürtlere töleranslı davrandığı hesaplanarak IŞİD, El Nusra gibi katı dinci, faşist grupların palazlanması, güçlenmesi, genel olarak Kürt halkını hedeflenmesi proje olarak tasarlandı. Çünkü Ortadoğu sistemlerin ideolojik karakterleri birbirine benzer, nasyonalist ırkçı karakter taşır. Bu ırkçı ve tekçi karakter uzun yıllardan bu yana farklılıklara karşı imhacı olması sağlanmış, ırkçılığı İslami felsefe ile harmanlamak, ırkçılığı İslami değerlerle maskeleyip saklamak, faşizmi genel olarak farklılıklar üzerinde uygulama alanı hesapları ile proje oluşturuldu. Esad böyle yapıyor ise biz de bu şekilde yaparız hesabı, bölgeyi insan mezbahasına çevirmeye yetti.

Bu adımlar hem İktidarın deklare ettiği prensiplerle çelişiyor, hem de İktidarı hedeflediğinden öte bir imaja doğru sürüklüyor. Şii hattı, o hattın arkasında duran Rusya, Çin karşısında birkaç Körfez ülkesiyle birlikte gösterme göreceli olduğu ve esasında bu algı operasyonu, mevcut gerçeği örtme girişimidir. Nitekim süreç ilerledikçe coğrafya üzerinde bunlar birer birer açığa çıkmaya başladı.

Bölgesel katı ulusçu ırkçı sistemlerin Kürt halk iradesini imhaya yöneldiği, gelişmelerden geri duran Batının dikkatinden kaçmadı. İktidarın İhvan ve Hamas'a verdiği destek, bölgesel farklı güçler karşısında aldığı tavırla ortaya atılan Sünnicilik iddiası biraz da bu çerçevede bölgedeki gelişmeleri perdeleme amacı taşıdığı ortaya çıktı. Gerçekte katı dinci ideolojik hedefleri olduğu kadar katı ulusçu ırkçı sistemin gerekleri için halklar kurban ediliyordu.

İktidar şu ya da bu düzeyde, şu ya da bu şekilde IŞİD gibi terörist örgütlerin bu bölgede yerel halk dinamiklerı ile çatıştırmalar ve egemenlik kavgaları içerisine sokularak kök salmaları tasarısı istenilen hızda ve büyüklükten öteye geçmeye katkıda bulunmuş oldu.

 

İktidar Suriye'de Kürtlerin o bölgede özerk bir işleyiş kurmalarına karşı çıkarken, bu özerkliği taşıyan siyasal yapıyı terörist tanımladı ve IŞİD, El Nusra gibi örgütlerle kah göz yumarak, kah destekleyerek Kürt iradesini yıpratma, temizleme ve yok etme politikası güttü. Rojava'da pek çok katliam bu politikanın gölgesinde yaşanıyor. Başka bir ifadeyle dün Ezidilerin karşı karşıya kaldığı soykırımcı durum, bugün Kobane'de yaşananlar bu politikadan bağımsız değildir.


 

Bu politikaların siyasi ve stratejik faturası hesap edilemeyecek büyüklükte olabilir. İktidarın Kürtlerin gücünün kırılmasına yönelik tutumu nedeni ile bölgede yüzbinlerin göçertilmesine ve IŞİD gibi terörist bir yapı ile bir arada anılması ve tutar ise de yaşaması demektir.

Ciddi bir çözüm süreci yürümüş olsaydı Rojava ile birlikte bütünlüklü ve Kürdistan'ın her parçası için olması gerektiğini bilmesi gerekirdi. İktidar bölge halklarını doğal değerleri ve siyasi yapısı ile birlikte ele alıp çözüm sürecine entegre etmek yerine tam tersi bir tutum izlenmektedir.

Oysa demokrasi şemsiyesini genişletmek, evrensel demokratik değerlerle iç ve dış politikaya yön verme iddialarıyla daha uyumlu olurdu, ancak Bugün kritik bir an yaşanıyor.

İktidar IŞİD'in tehlikesini iç ve dış kamuoyularının baskılarını ensesinde hisediyor ve iyice soluyor.

İktidarın Kürt takıntısından arınıp, çözüm paketine gerçek anlamlar ve değerler ekleyerek uluslar arası güçlere destek vermesi hem ülkeyi ve hem de bölgeyi rahatlatabilir.

Görmek gerekir ki, bölge dinamikleri, IŞİD ve benzeri yapıları zor da olsa barındırmayacak ve Kürdistan halklarının birliğine doğru kapı açacaktır. Bu nedenle İktidarın Mesele edeceği buna itiraz değil, mesele halkların tarafında yerini almayı becermek, içinde olmak ve bölgemizde gelişmekte olan evrensel demokratik ilkeler ve siyasi fayda arasında ilişki kurmaktır.

Özellikle IŞİD'e karşı bölgesel katı ulusçu ırkçı sistemlerin hiç beklemediği uluslar arası güçlü bir koalisyon oluşmasından sonra deyim yerinde ise yoğurdu da üfleyerek yemek gerekecektir. IŞİD'i bölge halklarına saldırtan güçler, uluslar arası koalisyon gücünün IŞİD'e karşı oluşacağını hesap etmemiş, beklemiyordu. Bu gücün oluşması açıkça gösterdi ki yeryüzünde kimse her aklına geleni yapamayacağı bir dünya düzeni kurulmuştur. Özellikle ortadoğunun en güçlü ve kalabalık halkı ve stratejik ülkesi Kürdistan sözkonusu olunca herkes daha dikkatli ve akıllı olmak zorundadır.

Kürtler siyasette, politika ve diplomaside çok iyi değiller ise de dünya egemen güçleri onları artık yalnız bırakmayacaktır. Bunun için katı ulusçu ırkçı bölge sistemleri, iktidarları, oluşan bu uluslar arası koalisyon gücü karşısında sersemlemiş gözüküyor. Süreç ilerledikçe ve bölgesel gerçeklikler ortaya çıktıkça mevcut gelişmeler birçok siyasi ve sosyal yapıyı hak ettiği bir şekilde artı ve eksi yönde ciddi biçimde etkileyecektir.

Kürt siyasetçileri cahilliği ve acemiliği aştıklarında bölgesinde halkların, mazlumların gerçek umudu olabilirler. Hem ülkede, bölgede hem de uluslar arası konjonktür buna uygundur.

 

Bu yazı toplam 1102 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim