• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C

Geçmişle yüzleşmek,,,

Geçmişle yüzleşmek,,,
Sabit Kahraman/Yazdı "Kotranıs köyü ve civar (Berwar) mıntıkasına hangi seçeneklerle kuruculuk sistemi dayatıldı"

Yıl 1989 dönemin tugay komutanı köyümüze gelerek halka konuşma yapmak için köylüyü bir alana toplattı. İlk önce sandalyeye oturup elindeki dosyayı inceledikten sonra sert yüzüyle korkutucu, çok gergin bir dille köylüye seslendi. Köy halkı güçsüz bir yürekle, titreyerek dinliyordu.

Kimileri parmakları ovuşturmaya başladı. Kimileri de arasında da fısıldama oldu. Yaz ortasında bile palto giyip düğmelerini ilikleyen aksakallı yaşlılar şaşkınlıkla dinliyorlardı. Ancak arada yok olan bir vicdan değil, eğer ki komutan o insanlara saygıda da bulunmuyorsa köylünün ağzından tek kelime çıkmadan, komutan üç seçenek sundu.

 Ya kurucu olacaksınız, ya köyü boşaltacaksınız ya da tam aksine PKK tarafında karakola bir baskın olursa tüm bunların sorumlusu siz olacaksınız. Bunun sonucunda köyden yakaladığı 50 kişiyi Diyarbakır Zindanına göndereceğim. Çok net, hiçte şakası yoktu.  Köy halkı bu seçenekler karşısında adeta donup kaldı. Mesele ölüm kalım hemen hemen koruculuk dayatılması için köyümüzde ilk teklif ve tehdit alınmaya başlanmıştı.

Ankara çok uzak, yargı, kanun,  yasalar mahkeme komutanın çantasındaydı. Vicdan ise vücut kafesinde değil, ayaklar altında eziliyor buna karşı savunmasız insanlar ne yapabilir. Bununla ilgili sadece konuşma ve itiraz konusunda hiçbir açıklama kabul etmiyordu. Kişisel görüşlere asla yer vermedi, köylülerin fikirleri ne kadar boşlukta gidip geliyorsa bir kaç kişi dışında köyün geneli kurucu olmaktan yana değildi. Tüm yaşam hayvancılık üzerinde olup eğer koruculuğu kabul etseler, hayvancılığı bırakmaları gerekiyordu. Bunun üzerine tüm tehditlere rağmen köy halkı kararlı bir şekilde komutanın kuruculuk tehdidini kabul etmediler.

Aradan bir ay geçmeden merkezden 50 kişilik özel bir birlik köye geldi. Birkaç gün karakolun etrafında nöbet tutup köyün okulunda yatıp kalkıyorlardı. Komutanları ise karşılaştığı her köylüyü meşgul edip dalga geçiyordu. Alay ederek kimseye ne sevgi nede saygıyla yaklaşmıyordu. Köyden yaşlı biri karşı çıkıp bu halkı neden aşağılıyorsunuz? Bu sözler üzerine komutan tuhaf bir gülümseyişle kahkaha atarak yaşlı köylünün yanına yaklaştı sert bir tavırla karşısına dikildi. Yaşlı köylü kendisini koruyacak bir davranışta bile bulunmadı. Ama doğru konuşma cesaretine de sahip çıktığı için birkaç cümle yüzünden komutanın korkusuna maruz kalıp, hacı akşam çayımızı içersin randevusunu da aldı.

Aradan iki hafta geçmeden karakoldan köylüye haber saldı. Bu gece kimse dışarı çıkmasın çatışma çıkacak dedi, aynen de o akşam öyle oldu çatışma gece saat 9’da başladı, gün aydınlana kadar sürdü.  Baskının kimin yapıp yada kimin yaptığına dair hiş bir şey anlayamadık. İlk defa köy halkı ağır silahların sesini peş peşe duymuş oldu kulakları sağır edecesine. Herkes sabah göz altıları hangi şekilde yapılacağını merak ediyordu. Hayvanlarımızın kış hazırlığı için bütün otlarımızı köyün etrafına toplamıştık. Gece başlayan çatışma içinde otların çoğunu yaktılar geri kalan otlar ise sabah tamamıyla askerler tarafından ateşe verildi. Güneş doğar doğmaz askerler köyün etrafını sarıp kimsenin dışarıya çıkmasına izin vermediler. Yakaladıkları kişileri gözaltına alıp baskınının köylünün yaptığını iddia edip hesabını çok ağır ödeyeceğimizi söylüyorlardı.

Aynı gün saat 10’da köylüye seçenek sunan tugay komutanı helikopterle köye indi. Köyün etrafında dumanlar yükseliyor göz gözü görmüyordu. Karakolu ayaküstü ziyaret edip, köyün meydanına geldi. Birkaç yaşlı ile görüşüp sadece üç kelime ağzından çıktı. Kurucu olacak mısınız?

Yoksa gözaltılar rehin artık köy halkı çıkmaz yola girdi çaresiz ve endişeli bakışları arasında yaşam ters yüz katlanmaz hale geldi. Konuşacak kadar soluğu kalmamış bazılarının ağzında tek kelime çıkmıyordu. Hıçkıra hıçkıra ağlayan çocukların gözyaşları yanaklarından aşağı süzülüyordu. Dudakları korkudan büzülmüştü.

Sabaha kadar devam eden çatışma ateşe verilen otlar evlerden zorla çıkartılıp gözaltına alınanlar sanki tüm bunlar amaçlıydı. Mahsus hazırlanmış bir komploydu sırf kuruculuğu dayatmak için. Kotranıs köyün halkı bu ağır şartlar altında çaresizlikle kuruculuk sistemini kabul ettiler. ‘’Sorgulamak zordur inanmak ucuz ama gerçek ucuz değildir. Gün ışığı gibi aydındır. ‘’ Aydınlara doğru yürüyenlere selam olsun…

Bu haber toplam 3195 defa okunmuştur
Etiketler: ,
  • Yorumlar 9
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Diğer Haberler
  • Haydi veliler okula!03 Ocak 2017 Salı 15:50
  • Hakkari’de yeni yıl!02 Ocak 2017 Pazartesi 14:27
  • Hakkari gelini geliyor !30 Aralık 2016 Cuma 15:01
  • NOEL KİMMİŞ ÖĞRETMENİM29 Aralık 2016 Perşembe 17:26
  • Başkan Epçim: Hakkari'yi kalkındıracağız!26 Aralık 2016 Pazartesi 14:41
  • Ekranlarda Boz dışarıda buz!26 Aralık 2016 Pazartesi 13:17
  • Dünyada çocuk olmak!23 Aralık 2016 Cuma 11:26
  • Hakkari Emniyetinde yeni dönem!21 Aralık 2016 Çarşamba 14:01
  • Öğretmenlerimize de yılbaşı eğitimi!20 Aralık 2016 Salı 11:02
  • Bakan Soylu'ya Hakkari morali!!14 Aralık 2016 Çarşamba 13:12
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim