• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara -3 °C

GELİN YENİ BİR ÇIĞIR AÇALIM İNSANLIĞA…

Abdurrahman Aşkan

Yeniden bir çiçek, yeniden bir filiz, bir gonca olup yeryüzüne huzuru, mutluluğu getirmek adına dallarda meyveye duralım. Başka nebatatlardan güzellik, hoş koku, farklı ağaç ve dallardan meyve beklememiz yerine biz gül olmaya, gül kokmaya, meyveye durup, meyve olmaya, meyve vermeye aday olalım…

İnsanlık tarihi huzuru, mutluluğu kaynaşmakta, kaynaşmayı pekiştirmekte bulmuş tarihler boyunca… Bugün içinde bulunduğumuz sıkıntıların, çıkmazların, bulduğumuz yaşam ve hayat şartların ağırlıklarının altında ezilmemizin yegâne sebebi kaynaşmaktan uzak durmamızdan dır.

Atalarımız eskide günün onca ağır yükü altında akşam toplandıkları komşu evlerinde nakaratlar eşliğinde söyledikleri anlamlı yaşanmış ağıt yüklü sözlerin, halay çekme özlemlerin farklı oyun ve şakalarla, dertleşen, paylaşan gecenin geç saatlerine kadar tüm günün onca iş yoğunluklarına rağmen yorgunluklarını silip süpürmeleri…

Fizikken yorgunda olsalar beynen rahatlayan sıkıntı, stres ve ters giden işlerini arka planda bırakarak bir sonra ki güne huzurla uyanan, zihinde olan insanların yerini bugün biz komşu haklarını unutan, TV’nin seyrine dalıp üstümüzde, altımızda, sağımızda, solumuzda, ön ve arkamızda hasta olan, aç uyuyan, perişan, insana ve insanlığa ihtiyaç duyan, candan bir kelime ve yüz yüze sohbete muhtaç kardeşlerimiz, komşularımız insanlarımızın olduğundan bihaber oluşumuz, günün tüm vaktini maişeti istikbale dayanmamız diğer tarafta ki insanlarla uzak yakın ilgilenmememiz mahşeri âlemde sorulmayacağını kim garanti edebilir.

Irak’ta hasta olanın ziyaretine, ülkesinde afeti yaşayanın yardımına, il merkezinde cenazesine katılanı, uzak köylerle her tür tatlı ve sevinci faylaşan bir neslin torunları olarak, son yirmi, otuz yılda ne kadar insanlık adına gerilediğimizin gelin farkına varalım. Geçmişimizin insanlık dolu güzel tarihini okuyarak yaşamaya ve yaşatmaya gönül verelim, gönülden geçeni hayata tasdik edelim, yaşamaya ve yaşatmaya koyulalım…

Dün bu ve daha güzel şekilleri ile insan ve insanlık yaşatılırken, bugün ise kardeş kardeşe dargın, eş kocaya mesafeli, baba komşuya öfkeli, anne misafire kinli, kapı komşular birbirine yabancı, aynı apartmanın cenazesinden kaçışımız, aynı evin mevlidinden kopuşumuz ne zaman son bulur?

Bugünün en büyük hastalıklarından biri olan depresyon, psikolojik bozuklukların temel sebepleri yalnızlaşan insanın sıkıntı ve dertlerini paylaşamadığı, paylaşacağı insanı bulmaması değil mi?

İntihara yönelen, şiddete dalan, hırçınlaşan, insanların çağımızda çoğalması elbette yalnızlaşmasından, dert ortağı olmayışından, çaresizliğine itilip dermanı, anlayanı, dinleyeni, yüreğinin yükünü hafifleten, yüklenen yüreklerin nadir veya hiç olmayışından değil mi?

Neden mazimizde intiharlar, depresyonlar, psikoloji bozukluklar yoktu ya da nadiren vardı? İnsanlar paylaşan, yardımlaşan, bölüşenler olmalarından değil miydi? Bu zamanda ‘’Rabbena hep bana’’ felsefesi üzerinde kurduğumuz hayatın sağlığımıza ne derece zarar verdiğinin bilincine ne vakit varacağız…

Gençler olarak gelin yeniden bir sayfa açalım hayatımızda, yeni bir çığıra temel atalım, kaybolan kaybolma noktasına varan güzellikleri yeniden diriltelim, her sabah’a farklı uyanalım, farklı çiçekler olup farklı kokalım, farklı görünelim, farklı güzellikler verelim,  farklı düşünelim, farklı hareket edelim, farklı davranalım, farkı fark ettirelim…

Her bir hareketimiz, düşüncemiz, duruşumuz, eylemimiz insan olsun, insanlığa yönelsin, Allah’u Tealanın insana ve insanlığa hizmet yapsınlar diye yarattığı tüm varlıkların üstesinden de bir aşkla, şevkle, hizmetle insanlığa çalışalım…

TV’nin seyrine dalarken bizler! Arkamızda yalnızlaşan, yalnızlaştırılan; bizi izlerken iç geçiren derdiyle kavrulan yaşamış ve yaşananları bir film şeridi gibi içinden geçiren köşeye büzülmüş yaşlı anne- babamızın, büyüklerimizin, aşık olup derdine ortak olmayan gencin, sıkıntısını paylaşamayan genç kızın,

kendisi ile ilgilenmek, oynanmak istenilen yalnız küçük deyip kendi haline terk edilen bebeğin, çocuğun ruh halinin idrakine varıp o yolda mücadele veren ve o dertle yanıp tutuşan, insanın derdini dert edinen insanlardan olma dileği ile…Selam ve dua ile…

Bu yazı toplam 840 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(544) 543 29 43
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim