• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 19 °C

Hakkari'de irade rehin alınmıştır

Hakkari'de irade rehin alınmıştır
İstanbul’da düzenlenen Hakkari’liler gecesinde Sayın Rüstem Zeydan ile bir araya geliyoruz.

Deneyimli bir siyaset adamıyla bir araya gelmişken gündemi değerlendirmemek olmazdı. İşte çok tartışılacak ve konuşulacak bomba açıklamalar;

HAKKARİ İÇİN 30 MART TARİHİ NASIL BİR SEÇİM OLACAK?

Sözlerimin başında saygı değer hemşerilerimi sevgi dolu saygılarımla selamlıyorum. 30 Mart yerel seçimleri gerçekten bir milattır. Her konunun ve her konumun masada değerlendirilip sandıkta şekillendirileceği anlatılması güç olan çok önemli bir fırsattır. Bu fırsat anlatılmaz ancak yaşanır.

Bakınız çok önemli bir söz vardır. ’’ Namazın kazası vardır fırsatın kazası yoktur.’’ Onun içindir ki her  Hakkari ‘li bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. Tek parti hegemonyasının hüküm sürdüğü ilimizde seçmenin, dolayısıyla Hakkari ilimizin iradesi REHİN alınmıştır. Yanlış duymadınız bu irade rehindir, tutsaktır.

Demokratik bir yarışa, özgür bir iradeye izin verilmemektedir. Her şey, her fikir ve her kişi baskı altındadır. Hakkari için gerek yerelde, gerekse genelde tek başlarına hükmetmekte ve ili yönetmektedirler. Seçimle gelinen bütün icra makamları ellerindedir.Bu yetmezmiş gibi seçimli bütün STK’larda onların hegemonyası altındadır.Böyle olmalarına rağmen hiçbir icraatları ve hiçbir yönetim biçimleri sorgulanamamakta,eleştirilememekte ve tartışılamamaktadır.İlimizde tam bir Rehin Siyaseti yaşanmaktadır.

Değerli hemşerilerim bu yerel seçim arifesinde BDP’ye gönül vermiş seçmenlere kendi adaylarını belirleme şansı dahi verilmemiştir. Bu seçmen istekleri de her kademede engellenmiştir. Başka partilerden aday olmak isteyenlere de demokratik yarış şansını tanımama adına çeşitli yollarla baskı uygulanmıştır. Örneğin Hakkari Belediye meclis üye adayının evi kundaklanmıştır. Yüksekova AK parti Belediye meclis üye adayları baskıyla istifa ettirilmişlerdir. Halen Yüksekova ilçemizde AK parti ilçe binası açılamamıştır.

BDP’ ye gönül vermiş Hakkari’ lihemşehrilerime şunu hatırlatmak isterim.’’ Dağdakilerin gücüyle bağdakilerin oyunu alma kurnazlığını gösteren ve bu inançla BDP’ ye katılan yeni arkadaşlara çok güvenmemenizi tavsiye ederim. Bizi terk ettikleri gibi sizi de terk edeceklerinden şüpheniz olmasın.Bunlar sadece uygun zaman ve zemin ararlar. Onun için bunlar ’’ Arayış Siyasetçileri’’dir.

ÖNCE KARDEŞİNİZ SONRA AMCA OĞLUNUZ BDP’YE GEÇTİ. BU GEÇİŞ SEMBOLİK Mİ, HÜR İRADE Mİ?

Siyasette her kişilik kendi özgür iradesi ile siyaset yapabilme hakkına sahiptir. Bu sorunun muhatabı tabi ben değil, onlardır. Siyasete ömrünü adamış bir babanın evladı olarak siyasette ilkeli olmayı ve inandığın doğruları sonuna kadar savunmayı kendine hedef olarak seçmiş biriyim. Siyasetin güncel rüzgarına değil, inandığın yolda yürümeyi her zaman kabul etmiş biriyim.Siyaseti sadece aile bireylerinize güvenerek yaparsanız toplumu dışlamış olursunuz. O zaman siyaseti toplum için değil,aileniz için yapmış olursunuz. Onun içindir ki siyasette önce kendinize sonra inandıklarınıza güvenerek yola çıkmalısınız.

BDP LİDERİ DEMİRTAŞ’IN SİZİ DAVET ETTİĞİ DOĞRU MU? DOĞRU İSE BU GÖRÜŞMENİN DETAYLARINI ANLATIR MISINIZ?

22 Kasım 2013 tarihinde gerek Yüksekovahaber’e ve gerekse Anadolu Ajansına yapmış olduğum açıklamam da görüleceği gibi sayın Şerafettin Elçi’nin Ankara’daki taziyesinde sayın Ahmet Türk bana sayın Demirtaş ile birlikte ziyarette bulunacaklarını ve beni partiye davet ettiklerini ifade etmişlerdir.Ben de kendilerine teşekkür ederek AK Parti’de siyaset yapmaya devam ettiğimi, kendileri ile bir husumet içerisinde olmadığımı siyaseti ilkelerime uygun olarak Hak ve Halk yolunda olduğu sürece bu partide yapacağımı ifade ettim.

İLİMİZDE SÜREKLİ CEREYAN EDEN VE CAN SIKAN AŞİRET KAVGALARINI NASIL YORUMLUYORSUNUZ? ÇÖZÜM NEDİR SİZCE?

Kabul edelim ki aşiret yapılanması bölgemizin en önemli gerceğidir.İster siyaset yaparak ister ticaret yaparak veya yaşamın hangi alanını ele alırsanız alın bu yapı bu coğrafyanın bugünkü gerçeğidir.Bu ilelebet böyle mi olmalıdır? Hayır. Bu kadar küçük ve bu kadar iç içe yaşayan Hakkari ilimizde bu toplum yapısı içerisinde bu zinciri mutlaka kırmalıyız.Bu zinciri kırarken her türlü yargıdan uzak ve her türlü duygudan arınmış olarak bu işe içtenlikle gönül vermeliyiz.

Bunun yolu da bilinçlenmekten yeterli ve doyurucu bir eğitime ve sürekli bir iletişime ihtiyaçtan geçeceği gerçeğini unutmamalıyız. O halde bu tür aşiretsel anlaşmazlıklarda her birimiz kendi siyasi düşüncelerimizden, parti ve çıkar kaygılarımızdan arındırılmış olarak gayret göstermeliyiz. Umuyorum ki yeni nesil bu anlamda bizden daha şanslı olacaktır.

DEMOKRATİKLEŞME PAKETİNDE BÖLGE HALKINI ÇOK FAZLA MEMNUN EDEN ESNEKLİK YOK. BARIŞ SÜRECİNİ NASIL YORUMLUYORSUNUZ?

Barış süreci çok zorlu ve çok gayret isteyen bir dönemi gerektirmektedir.Bütün tarafların iyi niyetiyle ve bir arada yaşam arzu ve iddiaları ile mümkündür.Demokratikleşme sürecine doğrudan katkı veren ve hükümeti oluşturan AK parti ile çok iyi bir diyaloga ve karşılıklı anlayış iş birliğine ihtiyaç vardır.

Gerek ilimizde ve gerekse tüm Türkiye’de bu iş birliğini oluşturabilmenin en önemli ve en anlamlı yolu empatidir. Yani birbirimizin yerini alarak karşıya bakarken hissettiklerimizdir. Bunun içindir ki hükümetten gerek içerik gerekse süre bakımından isteklerimizi sıralarken bunların iktidar için bazen hiç de kolay olmadığını hesaba katabilmeliyiz.Bunlar bir süreci gerektiren sabır ve sebatla ve birbirini anlayarak ve birbirine destek olarak bir gönüldaşlık içtenliği ile götürülebilecek konulardır.

AK Parti iktidarı bölge için bir adım attığında gerek meclis gerek meclis dışı muhalefetin tepkilerini de düşünerek bir zamana yayma şansını da yanlış yorumlamamalıyız.Örneğin Hakkari ilimizde bir yerel seçim sürecini geçiriyoruz.

Hakkarililer olarak  Hakkari’de AK partiye siyaset yapabilme şansını verme olgunluğunu gösterebilmeliyiz.Sn.AdilZozani geçen hafta Yüksekovahaber’e yaptığı açıklamada Yüksekova’da 65 bin seçmen olduğunu, bunun 60 binin oyunu alacaklarını ifade etmişlerdir. Geriye kalan 5 bin seçmenin de asker ve polis oyu olduğunu ve bu oyu istemediğini ifade etmiştir.

Sandıktan çıktığına inanan böyle bir şahsın maksadını aşan bu konuşmasını hayretle ve dehşetle izledim.Halkın oylarını cebinde görüp seçim başlamadan iradeye ipotek koyma cesaret ve cüretini kendine hak görmüş birine şöyle seslenmek istiyorum;

Siz hayatınız boyunca yaşamadığınız Yüksekova’da BDP oylarıyla milletvekili seçildiniz. Şayet Yüksekova halkında karşılığınız olduğuna inanıyor iseniz parti şapkasını çıkararak, Adil Zozani olarak seçime girdiğinizde Yüksekova’dan nasıl bir oy cevabı alacağınızı herkes açıklıkla görecektir.

Saygıdeğer hemşehrilerim, polis ve askerlerin oyunu istemeyen bir siyasi kişiliğin, yıllardır bir arada yaşadığımız diğer kökenden vatandaşlarla Kürt sorununu nasıl paylaşabileceğiz? Sorarım size O zaman neden batı illerinde HDP adı altında yapılanmaya gidilmiştir.

Kürt sorunu Türkiye’nin diğer bölgelerinde yaşayan insanlarımızla konuşulmadan paylaşılmadannasıl çözüme kavuşturulacaktır. Bugün AK Parti iktidarı bu kısmın en büyük temsilcisi ve hükümet görevini yürütmektedir. AK Partiye böyle kendi ilimizde hayat hakkı, siyaset yapabilme şansı vermeyeceksek bu konuyu nasıl tartışıp konuşabiliriz ki?

BU ZORLU SEÇİMDE AÇIKÇA DESTEK VERDİĞİNİZ AK PARTİ VE ADAYLARININ ŞANSI NE OLUR?

Kıymetli hemşehrilerim, AK Parti İl Belediye Başkanı adayımız Sn. Osman Kızılban ile 2007’de siyaseti birlikte yapabilme şansına sahip olmuştum. Kendisinin makam ve mevki ihtirası olmayan, dürüst, çalışkan ve güvenilir bir kişi olduğunu bütün içtenliğimle söyleyebilirim. Onu tanıyan herkes gibi bende ona gönül rahatlığıyla kefil olabilirim. Hakkari’ye adil, güvenilir, yaşayanların ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte belediye hizmetlerini sunabileceğinden zerre kadar şüphem yoktur.

Hakkarili hemşerilerim adına yolu açık olsun. Allah yar ve yardımcısı olsun.

BİR SAĞLIKÇI OLARAK İLİMİZDEKİ SAĞLIK HİZMETLERİNİ NASIL BULUYORSUNUZ?

Saygıdeğer hemşehrilerim ben uzun yıllar Sağlık sunum hizmetlerinde gerek Dr. Olarak gerek Sağlık İl Müdürü olarak gerek Sağlık Bakanlığı’nda Genel Müdür ve Müsteşar Yardımcısı olarak görev yaptım.Hem sağlık hizmetlerini sunarken hem sağlık hizmetlerini planlarken hem de sağlık hizmetlerini denetlerken her kademede şunu gördüm;Sağlık hizmetleri değerlendirmesinde en önemli kriterin sağlık hizmetlerini alacak olan insanlarda farkındalık oluşturmaktır.

Yani vatandaş sağlık hizmetlerini her yönüyle talep edebilmelidir. İlimizde gerek yerleşim alanları itibari ile gerekse de doğurganlık hızının Türkiye ortalamasının üç katı kadar olması münasebeti ile de risk grubu olarak tabir ettiğimiz çocuk ve kadın sayısı çok fazladır.Dolayısı ile de bu hedef kitleye götürülecek sağlık hizmeti çok daha kaliteli ve çok daha başarılı olmak zorundadır.Hakkari ili ve Yüksekova ilçemize benim müsteşarlığım döneminde 250’şer yataklı iki tane çok modern Hastane  yapıldı.

Milletvekilliği dönemimde de Şemdinli ve Çukurca ilçelerimizde iki tane hastane planlamaya alındı ve temelleri atıldı. İnşaatları devam etmektedir.Bu bölgelerde en önemli önceliğimiz nitelikli sağlık personelidir. Dolayısı ile de uzmanlaşmış hekim ve yardımcı sağlık personelidir. Bu personelin istihdam edilebilmesi için de konut ve ulaşım  kolaylıkları sağlanmalıdır.Bunun içindir ki Yüksekova havaalanı çok önemlidir. Bu da bizim dönemimizde Hakkari Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirilmiştir.

RAHMETLİ BABANIZ SAYIN MUSTAFA ZEYDAN SAĞ OLSA İDİ AİLE SİYASAL ANLAMDA BÖYLE DAĞILIR MIYDI?

Sayın Hakan Taş, 2007 seçimlerinde babam hayattayken ben AK Parti’den, amcam oğlu Necip Zeydan Demokrat partiden milletvekili adayları idik.Aile siyaseten o gün tercihini belirtmiş idi. Bundan hiçbir zaman bir umutsuzluğa kapılmadım. Siyaset topluma hizmet etme aracıdır. Yanınızda önce Hakkı sonra Halkı görmek istersiniz. Dolayısı ile de bundan sonra hiçbir Zeydan siyasette birlikte olmak zorunda değildir. Önemli olan toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeyi düşündüğünüz bir siyası iradenin temsilcisi olmanızdır.

Kıymetli babamdan şunu öğrendim;siyasette önce Rabbime sonra kendime daha sonra da benimle birlikte yürüyebileceklerine inandığım insanlara güvenmeye devam edeceğimi öğrendim. Günahlarım ve sevaplarımla gerek Dr. Olarak, gerek Hakkari’ de Sağlık Müdürü olarak gerekse Ankara’da Sağlık Bakanlığı’nda Genel Müdür ve Müsteşar Yardımcısı ve MİLLETVEKİLİ olarak daima halkın gözü önünde ve onlarla birlikte oldum.

2007 seçimlerinde iki dönem milletvekilliği yapma isteğimi meydanlarda dile getirmiş idim. Onun içindir ki ilk Genel seçimde milletvekili adayı olma isteğimi sizlere arz ediyorum. Ve size söz veriyorum Hakkari’yi sizlere emanet edip, bu REHİN halinden sizlerle birlikte kurtarmayı vaad ediyorum. Ben varım siz de var mısınız? İnanınız ki umudu olanın her şeyi vardır.

Son kez ve bir kez haydi Hakkari her gün ölmektense bir kez ölelim.

Necip Fazıl Kısakürek’in zindanda Mehmet’e yazdığı şiir;

Mehmedim,sevinin, başlar yüksekte,

Ölsek de sevinin, eve dönsek de,

Sanma  bu tekerlek kalır tümsekte,

Yarın elbet bizim,elbet bizimdir.

Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.

SEVGİ DOLU SAYGILARIMLA

Sayın Zeydan ile A’dan Z’ye herşeyi konuştuk. Sizler için bir özet çıkarabildim. Zeydan’ın konuşmalarından rahatsızlık duyan ve cevap hakkı doğan siyasetçilere de mikrofonumuzu uzatmaya hazırız. Siyaset yaşamın parçasıdır. Siyasetçilere dokunmadan ve dokundurmadan da olmuyor…

 

 

 

 

Bu haber toplam 6421 defa okunmuştur
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim