• BIST 98.991
  • Altın 219,775
  • Dolar 5,5632
  • Euro 6,4169
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

Hakkari'de silahlar gömüldü!

Hakan Taş

O kadar kötü günler yaşadık ki unutmak mümkün değil. Üç günde bir kepenkler kapalı, her saat başı silah sesleri, keyfi gözaltılar, ev baskınları, sokak ortasında vatandaşı tartaklama... Dönemin valisi makam odasında hiç çıkmadan, "Gerekeni yapın" emriyle polisi daha da tahrik ederek gerginliği arttırıyordu. Vatandaş polise düşman gözüyle, düşman polise nefret gözüyle bakıyordu. Fırınlarda uzun kuyruklar oluşturduk. Hastanemiz biber gazından zehirlenen hastaların istilasına uğradı.

Zamanın Emniyet Müdürü makam odasında vatandaşı tokatlıyordu. Vilayet makamında vali ile görüşme talebinde bulunan her 100 kişiden sadece 1 veya 2 kişi görüşebiliyordu. Hakkari ikiye bölünmüştü. Bir taraftan devlet ve hükümeti temsil eden güvenlik güçleri, diğer taraftan masum ve gariban halk. Güvenlik güçleri gece çarşı merkezi ve mahalleleri baskın yaparak, "Çıkın lan dışarı Apo'nun piçleri" diye hakaret ve küfürler ederdi.

Öyle kötü bir izlenim bıraktık ki tayini çıkanların çoğu istifa ederek gelmemeyi tercih etti. Merkezi İstanbul'da olan Dünya Kardeşlik Birliği yöneticileri birgün bana ulaşarak Hakkari'yi ziyaret etmek istediklerini söylediler. Onur duyarız diyerek davet ettim.

Derneklerine ait lüks bir özel otobüs ile 40 bayan geze geze Hakkari'ye geldiler. Yeni Köprü ve Depin polis noktasında üç saat bekletildiler. Hepsi dışarı çıkartılıp üst aramasından geçirildiler. Kadınlar sadece bir gece ilimizde kalarak ertesi gün erkenden gittiler. Oysa 1 haftalığına gelmişlerdi. Yani hep korku, hep gerginlik, hep önyargı, hep savaş anlayışı vardı.

Tüm Hakkari bilir, Ata ve Cemal isminde iki polis vardı. Bunlar Terörle mücadelede görevliydiler. Bu ikisinin Hakkari'de yaptıkları zulüm ve işkenceyi bilmeyen yoktu. Neyse geçmişi dertli yüreğimizin arşivine gömerek bugünleri konuşalım.

Başarılı bir Başmüfettiş olan Cüneyit Orhan TOPRAK'a Hakkari valiliği önerildiğinde bölgemizdeki sancıyı çok iyi bildiğinden en önemli birim olan POLİS şefini yani Suvat DİLBEROĞLU'nu önerdi. Dostlukları geçmişe dayanan Vali Toprak ve Dilberoğlu, Hakkari'ye beraber çalışma kararı aldılar.

Vali Toprak ve Dilberoğlu Hakkari'nin MR röntgenini çektiler. Tüm hastalıklarını teşhis ettiler. Ve tedaviye devletten ve hükümetten soğumuş, sürekli dışlanmış ve eziyet görmüş halktan başladılar. Önceki valiler tarafından kırmızı çizgi yiyen ve yasaklanan ben uzaktan izlemeyi tercih ettim. Gördüklerimden emin olmam altı ay aldı. Yani vali Toprak ile göreve başladıktan altı ay sonra makamında görüştüm.

Vali Toprak ve ekibi göreve başladıktan sonra neler gelişti? Çok şey, sevgi tohumu ekildi. Devletin ve hükümetin gerçek sıcaklığı his ettirildi. Emniyet Müdürü dükkan dükkan gezerek vatandaş ile kucaklaştı. Engelli ve geçim sıkıntısı çeken ailelere yardım sundu.

Öğrencilere ve gençliğe projelerle destek sundu. Polisi sevdirmeye çalıştı ve buna rağmen bir söyleşimizde sarf ettiği sözler hafızamdan çıkmıyor; "Vatandaş polisi niye sevsin ki, tutuklayan polis, sorgulayan polis, ceza kesen polis, kelepçeleyen polis, bizim üstlendiğimiz vazife bizi sevmeyi gerektiren şeyler değildir."...

Emniyet Müdürü özel cep telefon numarasını basın aracılığıyla halka açık tutmasıyla şaşırtmaya devam etti. Ve bizi en çok şaşırtan ve sevindiren şey ise bir kaç gün önce yapılan anons oldu. Eğitim atışları nedeniyle vatandaşın paniğe kapılmaması, korkmaması için polis araçlarından değil belediye hoparlörlerinde anons yapılması büyük takdir topladı.

Oysa bir kaç yıl önce "İkinci bir emre kadar sokağa kimse çıkmayacaktır" anonsu yapılmıştı. Yani sizin anlayacağınız Hakkari merkezde silahlar gömüldü. Şemdinli ve Çukurca kırsalında zaman zaman cereyan eden bazı tatsız olayların da son bulacağından eminiz.

Acı ve ızdırap yaşanmadan rahata kavuşulmuyor. Biz Hakkarili olmakla ve Hakkari'de yaşamakla yeryüzündeki cehennemimizi fazlasıyla yaşadık. Vali Toprak ve ekibinin başlatmış oldukları bu huzur yolu bundan böyle kapanmayacaktır. Çünkü onlar vatandaşa "Allah razı olsun" dedirttiler.  Hakkari valisi gittiği her ortamda "En büyük vali bizim vali" sloganlarıyla karşılanıyor. Hakkari tarihinde ilk kez bir vali flamalı resmi aracıyla en ücra köşeye kadar, her vatandaşın ayağına kadar gidebiliyor.

Hakkari valisi ve ekibi sadece tarihe değil herkesin yüreğine isimlerini ölümsüzleştirerek girmeyi başardılar. Biz bu dünyadan göçüp gideriz ama torunlarımız, "Bir zamanlar vali Toprak varmış" diye söze başlarlar.

Silahların gölgesinde geçmişi acılarla dolu Hakkari'de artık silah sesleri yok. Kent olma özelliklerini taşıyan hizmetler var, sanat şölenleri var.

Hakkari'li gençler çok büyük üniversitelerde devletin yönetiminde önemli görevler üstlenmek üzere eğitim alıyor, Hakkari'li gençler O Ses Türkiye'lerde sahneleri inletiyorlar. Silahları gömdük, huzur yolumuz hep açık olsun...

Bu yazı toplam 2843 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Feyzullah TAŞ- 0.(505) 440 39 66
    Savaş TAŞ - 0.(545) 54316 12 Hakan DAYAN
    0.(534) 501 34 89 | Haber Scripti: CM Bilişim