• BIST 83.048
  • Altın 147,273
  • Dolar 3,7683
  • Euro 4,0468
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -10 °C

HER KİŞİ VE GRUP SİYASİ İDEOLOJİK DOĞRU YERDE Mİ?

Çiya Berçelan

Dünyamızın egemenliğinde etkin roller üstlenmiş, evrensel temel değerleri ve çoğulcu demokrasiye dayanan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği gibi güçleri, kurumları ve kurallarıTEK IRK İDEOLOJİSİNE dayanan devletleri tasfiye ediyor.

Dünyamızın egemenliğinde etkin roller üstlenmiş, evrensel temel değerleri ve çoğulcu demokrasiye dayanan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği gibi güçleri, kurumları ve kurallarıTEK SİYASİ İDEOLOJİYE dayanan devletleri tasfiye ediyor.

Dünyamızın egemenliğinde etkin roller üstlenmiş, evrensel temel değerleri ve çoğulcu demokrasiye dayanan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği gibi güçleri, kurumları ve kurallarıTEK İNANÇ İDEOLOJİSİNE dayanan devletleri tasfiye ediyor.

Dünyamızın egemenliğinde etkin roller üstlenmiş, evrensel temel değerleri ve çoğulcu demokrasiye dayanan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği gibi güçleri, kurumları ve kurallarıTEK SINIF İDEOLOJİSİNE dayalı devletleri tasfiye ediyor.

Dünyamızın egemenliğinde etkin roller üstlenmiş, evrensel temel değerleri ve çoğulcu demokrasiye dayanan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği gibi güçleri, kurumları ve kurallarıTEK KİŞİ EGEMENLİĞİNE dayalı devletleri tasfiye ediyor.

Dünyamızın evrensel temel değerlerine ve çoğulcu demokrasiye dayanan egemen güçler bu süreci 1945 yılı öncesinde başlatmış günümüze kadar aralıksız devam ettiyor. Devam eden bu zorlu süreçte, bu güne kadar değişik coğrafyalarda farklı tekçi devletler tasfiye edildi.; Hitler Almanya'sı ile başlamış, Japonya ile sürmüş ve kapsamı büyüyerek Sovyetler Birliğini içine almış, Yugoslavya ile devam etmiş ve bu tekçi rejimleri tasfiye etmişti.

Hitler Almanyası, Japonya, Yugoslavya'da sert, yıkıcı sonuçlanmış, Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinde olduğu gibi kimi coğrafyalardaki tekçi rejimler ise sivil halk inisiyatifi gücü ile kansız bir değişim sağlandı.

Balkanlardaki değişim acımasız, vahşice ve çok kanlı sonuçlanmıştı.

Süreç bütün yakıcılığıyla sürüyor ve günümüzde Afrika kıtasını içine alarak yayılıyor.

Ortadoğu coğrafyasında Irak ile başlamıştı, Suriye'yi kapsayarak genişliyor ve buralarda sert, yıkıcı ve imha temelinde sürüyor.

Türkiye'nin de içinde yer aldığı bu coğrafyalardaki gelişmeler çok uzun vadeli olacağı artık biliniyor.

Bugün dünyamızda ve bölgemizde sürmekte olan ve meydana gelmekte olan gelişmeleri Türkiye hükümetleri doğru çözümlemeler ekseninde okuyamıyor ve hata üstüne hatalar yapılıyor.

Halkımız sosyo-kültürel bağlamda birbirine sarılmış durumda, ancak bu durum sürmekte olan bu sürecin derin çelişkiler nedeniyle halkı bu kapsam dışında tutmaya, yakıcı ve yıkıcı olmanın önüne geçmeyebilir. Ülkedeki bu hataların devamı durumunda her geçen gün ülkeyi biraz daha bataklık gibi içine çekebilir/çekiyor.

İktidarlar erkleri bugüne kadar olduğu gibi kimileri rejimin tek ırk ideolojisini esas alıyor, kimileri rejimin tek ırk ideolojisine ek olarak tekçi dinci ideolojiyi de kapsıyor, kimileri tekçi siyasi ideolojiyi veya tekçi sınıfsal ideolojiyi egemen kılmayı esas almaya çalışıyor. Bunlar sosyal ve siyasal çelişkilerden dolayı gelmekte olan yıkıma, yangına benzinle gitme anlamıtaşıyor.

Suriye ve Irak devletlerinin kurumlarıve kuramları tek ırk ideolojisine dayanıyordu. Bu ülkelerde farklı kültürler, farklı diller, farklı siyasi düşünceler, farklı sosyal kesimler, farklı inançlar ve farklısosyal sınıflar sistem ile çelişki yaşıyordu. Evrensel temel değerlere dayalı çoğulcu demokrasi inşası karşısında zorlanıyordu. Dünyanın bu yöndeki beklentisine doğru düzgün cevap olamadığı ve çoğulcu demokrasiyi inşa edemediği değişim ve dönüşüm sürecinin içine alınmış oldular. Bunlar doğal halleriyle ve kendileri değişmişolsaydı bu ülkeler bugün yaşananlar yaşamazdı.

Bu ülkelerde çelişkiler giderek büyüdü, birçok etkiden dolayı büyütüldü ülke yangın yerine döndü. Tekçi ideolojik değerlerle donatılan devletlerin toplumlarında evrensel temel değerler ve çoğulcu demokrasiye dayanan bir sistem inşası kolay olmuyor. Çünkü toplum tek ırk egemen ideolojiye göre yetiştirilmiş ve bugün sahip olduğu bu zihniyetiyle evrensel temel değerlere ve çoğulcu demokrasiye dayanan çağdaş bir sistemi kabul ettmekte zorlanıyor olsa ve çok kolay olmazsa bile tek çıkış noktası bu olduğu bilinmelidir.

Türkiye, bu coğrafyada gelişen bu çok yönlü sosyal, siyasal olayları doğru okumalıdır. Türkiye mevcut statükonun kurum ve kuramlarına dayanarak bugünü okumalarla her gün çevresinde bataklığa dönüşen bu olaylara biraz daha fazla saplanıyor. Bu da demek oluyor ki yanlış okumalar çare üretmiyor, tek ırk ideolojisine dayanmak çare olmuyor, çember giderek daralmaya devam ediyor. Hem maddi, manevi maliyet çok yükseliyor hem de kapsamı genişleyen olaylar ülkeyi içine çekiyor.

Halbuki Türkiye'nin çevresinde gelişmekte olan bu olayları doğru okumalarla yaklaşması durumunda çok kolay çözüm üretilebilir, en zor gibi görünen sorunlar rahatlıkla ve kısa süre içinde sağlıklı bir çözüme kavuşabilir. Ayrıca mevcut tek ırka dayalı sistemini doğru yönde, doğru biçimde değişim ve dönüşüme tabi tutabildiği ve değiştirebildiği taktirde bölgede ve uluslar arasında lider partner ve refah ülkesi olabilir. Bunu anlamak çok zor değil, bunu hayata geçirmek hiç zor değil ancak sistemden kaynaklanan ve çok kolay çözülmesi gereken sorunlar kangrene dönüşerek bugün sahadaki olaylara ve olanlara bakıldığında maalesef içinden çıkılmaz duruma getiriliyor.

Türkiye'nin, bölgenin ve dünyanın uğraştığı terör örgütlerini aslında besleyen çelişkiler evrensel temel değerlere dayalı çoğulcu demokratik değerlere göre ele alınması durumunda kısa sürede aşılabilir ve çözüme kavuşturulabilir. Bugünkü mevcut terörün besin kaynağı olan sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik, ulusal ve inançsal çelişkiler evrensel temel değerlere ve çoğulcu demokratik değerlere dayalı bir sistemin doğru biçimde inşaası durumunda her türlü şiddetin ve zora dayalı terörün bitişinin başlangıcıolacaktır.

Türkiye'nin ve benzer sistemlere dayalı devletlerin önünde iki yol duruyor; birincisi kendi içinde, sivil inisiyatif ile evrensel temel değerlere dayalı çoğulcu demokratik değerleri esas alıp bütün kurum ve kuramlarına egemen kılarak, inşa edip bölgesinde örnek ve en güçlü ülke olabilir. Diğeri de sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik, sınıfsal, ulusal ve çevresel çelişkileri bugüne kadar olduğu gibi baskı yolu ile çözmeye enerji harcayarak boşa kürek çekerek tükenebilir.

Türkiye'ye sorun oluşturan terör örgütleri tekçi sınıf ideolojisine dayalı veya tekçi dinci ideolojiye dayalı egemenlik hedefleyen yapılardır. Bu gruplar Türkiye'ye olduğu gibi dünyanın evrensel temel değerlerine dayalı çoğulcu demokratik sisteme sahip devletlere, milletlere de karşıttır. Tekçi ideolojik egemen yapıların bu yerkürede iktidar olması, hayat bulması mevcut Uluslararasıgüçler, imkanlar ve dengeler göz önüne alındığında imkansızdır. Yani dünya egemen güçlerinin de siyasi ve ideolojik olarak kendilerine, geleceklerine düşman olarak gördüğü, bildiği bu yapıları kuşkusuz ve koşulsuz tasfiye edecektir.

Dünyanın egemen ve çağdaşdeğerlerine dayanan sistemin temel hedefi haline gelmiş bulunan tekçi devletler, iç çelişkilerini başka iç çelişkilerle harmanlıyor, silkeliyor, dengeleri yerinden oynatmaya böylece ömrünü uzakmaya çalışıyor. Bugün bölgede bunlar bilinçli biçimde belli planlar çerçevesinde yapıldığıanlaşılıyor.

Bölgenin tek ırk ideolojisine dayanan devletlerin baskısıaltında bulunan en çok mağduru ve mazlumu olan Kürt halkı bu süreçten çok fazla etkileniyor. Bunu günümüz koşullarında artık dünya görüyor ve Kürtlerin temsilcisi kurumlarıve bölgesel federal Kürdistan gerçeğinin yanına kuzey Suriye Federasyon gerçeğini de koyarak hayat bulmasını sağlıyor. Bu süreçlere direnen ve mevcut tekçi ideolojik kurumsal ve kuramsal yapılarında ısrar edenTürkiye'yi çok derinden etkiliyor ve bu sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik, ulusal ve çevresel gerçeklikten kaçış olmuyor, mevcut sosyo-kültürel ve siyasal gerçeklik bunu kaçınılmaz kılıyor.

Dünyamızın evrensel temel değerleri ve çoğulcu demokrasi üzerinden bakıldığında, doğru yöne ve doğru değerlere dönüşebilecek Türkiye için dezavantaj olmasından ziyade avantajlar barındırıyor. Ancak Tek ırk ideolojisi üzerinden bakılırsa geleceğin çok karmaşık, çalkantılı hatta kabus olacağı çok açıktır. Bugüne kadar Türkiye bu soruna tek ırk ideolojisi üzerinden bakarak, yaklaşarak sürekli çözümsüzlüğe çalışmıştır.

Bugün Kürt halkını temsil eden kurumsallaşmanın yanına dünyanın evrensel temel değerlerine ve çoğulcu demokrasiye dayanan egemen güçler partner olarak yer alıyor. Bu durum dünyanın evrensel değerlerine dayanan güçlerin sürdürülebilir temel politikalarına da uyuyor.

Türkiye son yıllarda sürdürmeye çalıştığı değişim ve dönüşümde gecikmelerden sonra günümüzde tıkanmalar yaşadığı görülüyor. Önemli ve belirleyici olan bundan sonra çok hızlı, gecikmeksizin sivil ve doğru kararlar alabilmesi doğru değerlere ve doğru yöne değişim ve dönüşüm sağlamasıdır.

Bölgemizde herkesin tanık olduğu Suriye çok kısa süre öncesine kadar tek ırk ideolojisine dayalı totaliter ve huzurlu görünen bir devletti. Suriye'de olaylar başladıktan sonra bölgenin en güçlü devletleri belli tekçi dinci ideolojileri egemen kılmak için çok büyük destekler ve çabalar sağlamaya çalıştılar. Bundan sonra aynı bölgesel devletlerin kendileri daha fazla işin içine girebilirler. Hedefledikleri tekçi dinci ideolojiye dayalı egemen hiç bir şekilde hayat bulmayacaktır. ünyamızın egemen güçleri bu işi yönetiyor, yürütüyor, evrensel temel değerlere dayalı çoğulcu demokrasiyi egemen kılıncaya kadar da sürdüreceklerdir. Dünyamızdaki ve bölgemizdeki gelişmeleri ve sonucu evrensel değerlere dayanan değerler ve güçler belirleyecektir.

Bugün bölgede kimi devlet ve güçler dinci ideolojiyi egemen kılmak istiyor, kimileri komünal tek sınıf ideolojisini egemen kılmak istiyor, birileri de mevcut egemen olan tek ırk ideolojisi egemenliğinin devam etmesini istiyor. Bu güçler kendi ideolojilerini egemen kılmak için çok ciddi direniyor ve bu nedenlerle süreç kanlı ve yıkıcı geçiyor ancak tarihsel gerçeklerden hareketle denilebilir ki bunların hiç biri olmayacaktır.

Bütün dünyada Amerika'da, Avrupa Birliği gibi ana merkezlerinde olduğu gibi bölgemizde de evrensel temel değerlere dayalı çoğulcu demokrasi egemen olacaktır.

Dünyayı ve bölgeyi bu şekilde doğru okumalar yapıldığı taktirde sağlıklı politikalar üretilebilir ve doğru kararlar alınabilir. Bölgemiz, yapısal ve sistemsel çelişkilerden, yanlış hedef ve hesaplardan, tekçi ideolojik egemenlik hayallerinden arındırılamadığı, kurtulamadığı taktirde ileride bölgeye ve halklarımıza çok daha büyük zararlara neden olabilecek gelişmelere gebe olabilir.

Gelecekte bölgemizde neler olabilir, etkilerin derinliği ne kadar olabilir, etkilenme durumu ve doğuracağı sonuçlar neler olabilir?

Kürt halkının özel durumu nedeniyle kısaca değindim. Bundan sonraki süreç ve gelişmeler gösteriyor ki bu özel sosyal ve siyasal durumdan dolayı uluslar arası güçler bunu merkeze alarak, merkeze koyarak sosyal ve siyasal değişim politikalarına devam edecektir. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Rusya bölgededir, bölgede kalmaya devam edecektir.

Kürt halkı tek ırk ideolojisine dayanan bölge devletlerinin baskı ve imha sistemlerinin dışına çıkıncaya kadar süreç devam edebilir. Yeniden aynı duruma, statüye indirmek, götürmek artık hem imkansız hem de doğanın tabiatına aykırıdır. Türkiye özelinde hem iktidarı ve hem de muhalefetiyle bu durumu görüyor ve buna rağmen mevcut tekçi ideolojinin etkisi altında yanlış okumalara ısrarla devam ediliyor.

Niçin yanlış okumalar devam ediyor, yanlış okumalar doğru çözümler getirecek mi?

Zor ve şiddete dayanan, esas alan tekçi ideolojiler Kürt halkını temsil etmediği rahatlıkla bilinebilir. Yanlış siyasetler, halkı sosyal, siyasal, kültürel değerleriyle yok sayma ve halksal gerçeği görmek istememe, Kürt halkını statüsüz görmeye devam etme gibi yanlış ve günün gerçeğine ters politikalar halkı itiyor, uzaklaştırıyor. Çözüm süreci böylesi bir bakış içinde başladı, zor ve şiddet üreten tekçi zihniyete odaklanıldı, tekçi zihniyeti baskın kılacak zafiyetler ortaya konuldu, halkı değerleri ve temel haklarıyla birlikte görmek ve anlamak istememe süreci zorlu bugünlere  taşıdı.

Suriye politikası da Kürt halkına benzer zihniyet ve bakış ile yol alınmak istendi. Yani günümüz dünya değerlerini, doğru hesaplamayıp ve doğru görmek isteme süreci bugünlere taşıdı.

Türkiye, Suriye politikasında evrensel temel değerlere dayalı çoğulcu demokrasiye bağlı Kürtleri ve diğer farklılıkları tekçi ideoloji doğrultusunda  etkilemeye çalıştı.
 
Bunların önemli kısmını Suriye Arap ulusal koalisyonu içine sokarak hatta baskılayıp kendileri olmalarının önü kapatılmak istendi. Bu tutum halkı radikal, tekçi ideolojik egemenlik hedefleyen zihniyetlerin kucağına itmiş oldu. Böylece tekçi ideolojik zihniyetler halkı kucağında buldu, kimi seküler yapılar uluslar arası egemen güçlerin yamacında gücüne güç katarak büyütüldü.
 
Uluslararası egemen güçler normal şartlar altında tekçi ideolojik egemenlik hedefleyen zihniyetlere karşıdır ve Hiçbir koşulda desteklemiyor. Ancak Sovyetler Birliği döneminde Afganistan politikasında görüldüğü gibi karşıtlıklardan yararlanma ve kullanma durumları olabilir. Doğal olarak kullanım süresi bittikten sonra tasfiye de ayrı bir politikadır.
 
Türkiye bölgeye yönelik sosyal, siyasal, ekonomik, ulusal ve kültürel bakışını değiştirmekte zorlanıyor. Ülkesi bölünmüş, paylaşılmış Kürt halkı olmak üzere farklı milletleri tekleştirme siyasetini terk edemiyor.  Kaçınılmaz olarak böylesi politikalar uluslar arası egemen güçlerle olan açıyı büyütüyor.
 
Bütün farklı dil, kültür ve inançların değerleri ile birlikte, evrensel temel hak ve hukuka göre bütün farklılıkların, gasp edilmiş temel haklarının iadesi kaçınılmaz görünüyor. Böylece coğrafyamızda varlığını sürdüren, yaşayan bütün farklı milletlerin, farklı inançların, farklı sosyal ve siyasal düşünce ve fikirlerin, farklı sosyal sınıfların eşit haklara, eşit hukuka sahip olması sağlanarak evrensel temel değerlerle olan çelişkilerinden kurtulabilir.
 
O zaman bu ülke çatısı bütün bölgeye, Afrika'ya, Asya'ya herkese yetiyor. Demokratik ulus paradigması bizzat sistemin kendini dönüştürmesiyle mümkündür. Böylece demokratik ulus paradigması sömürge ve mazlum bir halkın üzerine yıkılmasının önüne geçilmiş olacaktır.
Bu yazı toplam 831 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim