• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -1 °C

Kalkan'dan Rojava'ye yerel seçim çağrıs

Kalkan'dan Rojava'ye yerel seçim çağrıs
Duran Kalkan'dan 'Rojava' ve 'yerel seçim' çağrısı.

PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan, 21-28 Mart Kahramanlık Haftası ile Mahir Çayan ve arkadaşlarının katledilişinin 42. yıldönümüne denk gelen 30 Mart yerel seçimlerini ilişkin yaptığı değerlendirmede “HDP de tıpkı 42 yıl önce Kızıldere’de olduğu gibi ciddi bir demokratik birlik gerçeğini ifade ediyor" dedi.

Kalkan, haftalardır Batı Kürdistan'ın Kobani bölgesine yönelik düzenlenen saldırılara da dikkat çekerek, "Kuzey Kürdistan’ın tüm kız ve erkekleri Kobani ve Rojava savunmasında görev üslenmelidir" çağrısını yaptı. PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan, Kürdistan ve Türkiye gündemindeki gelişmelere ilişkin ANF'ye konuştu.

KAHRAMANLIK HAFTASI

* Hareketiniz tarafından ilan edilen 28 Mart 'Ulusal Kahramanlık Günü' ve 21-28 Mart arasını kapsayan 'Kahramanlık Haftası' üzerine neler belirteceksiniz?

Kürt halkı olarak 28. Ulusal Kahramanlık Günü’müzü yaşıyoruz. Partimizin önder militanlarından olan Komutan Agit Yoldaş 28 Mart 1986 günü Gabar Dağı’nda Türk Ordu birlikleriyle girdiği çatışmada şehit edilmişti. 28 Yıldır 28 Mart günü “Kürt Ulusal Kahramanlık Günü” olarak yaşanıyor. Şahadetinin 28. yıldönümünde büyük gerilla Komutanı Mahsum Korkmaz(Agit) Yoldaşı ve şahsında tüm kahraman şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Tüm halkımızın Ulusal Kahramanlık Günü’nü kutluyorum.

Yine halkımızın 21-28 Mart arasındaki “Kahramanlık Haftası”nın kutlu olmasını diliyorum. 21 Mart 1982’de PKK’nin kurucularından Mazlum Doğan Yoldaş, 12 Eylül 1980 faşist-askeri darbesine karşı Büyük Zindan Direnişini başlatmıştı. Bu direniş 12 Eylül faşizmini ve arkasındaki kültürel soykırım rejimini ideolojik yenilgiye uğratmıştı. Bu kahramanlık direnişini 15 Ağustos 1984 Eruh eylemi ile Komutan Mahsum Korkmaz dağa taşımış ve gerilla direnişi haline getirmişti. Dolayısıyla 21-28 Mart arasındaki Kahramanlık Haftası Büyük Zindan Direnişi ile Gerilla Kahramanlık Atılımının birleştirilmesi oluyor.

Önder Abdullah Öcalan’ın düşüncelerinin pratikleştirilmesi olan zindan ve gerilla direnişleri özgürlük temelinde Kürt halkının yeniden dirilişini gerçekleştirmiş bulunuyor. Kürt kadınının özgürlüğe yürüyüşünün başlangıcını oluşturuyor. Kürt gençliğinin yeniden kahramanlaşmasını ifade ediyor. Bugün dört parça Kürdistan ve yurtdışında Kürt halkının yaşadığı tüm özgürlükçü ve demokratik gelişme bu temelde gerçekleşmiş bulunuyor.

Bir halkın varlığı ve özgür yaşam gücü bağrından kahramanlar çıkarıp çıkarmamasına bağlıdır. Bağrından kahramanlar çıkartan halklar özgür yaşamı hak ederken, bunu yapamayanların yaşam hakkı kalmaz. Kürt halkı da var olma ve özgür yaşama hakkını ve gücünü Mazlum Doğan ve Mahsum Korkmaz öncülüğünde binlerce kahraman şehidi bağrından çıkartarak kazanmıştır. Dolayısıyla Ulusal Kahramanlık Günü esas olarak kahraman şehitler günüdür. Kahramanlık Haftası kahraman şehitlerimizi anma ve anlama haftasıdır.

Başta Kürt gençleri ve kadınları olmak üzere tüm halkımız, Kahramanlık Haftası’nda ve 28 Mart Ulusal Kahramanlık Günü’nde Mazlum ve Mahsum Yoldaşları, bütün kahraman şehitlerimizi anma ve anlama toplantıları yapmalı, şehitlikleri ziyaret etmeli, şehitler çizgisinde özeleştirel bir yaklaşımla kendilerini eğiterek özgürlük mücadelesine daha sıkı sarılmalıdırlar. 8 Mart ile Newroz’u Kahramanlık Haftası ile birleştirmelidirler. 21 Mart’ı 28 Mart’a, Kahramanlık Haftasını 1 Nisan Nuda Karker, Halil Dağ ve Ferhat Yoldaşların şehadetine, bunların hepsini de 4 Nisan Doğuş Gününe taşımalıdırlar.

Halklar kahramanlarıyla var olurlar ve yaşarlar. Kürt halkı da Mazlum, Mahsum, Nuda ve Sara’larla, tüm kahraman şehitleriyle özgürce var oldu ve Onlarla özgür yaşamını devam ettiriyor. 28.Ulusal Kahramanlık Günü’nü “Önder APO’ya ve Kürdistan’a Özgürlük” mücadelesiyle karşılıyor.

KIZILDERE'NİN 42. YILDÖNÜMÜ

* 30 Mart 1972’de Mahir Çayan ve dokuz arkadaşının Kızıldere’de katledilişinin 42. yıldönümüne geldik. 30 Mart’ta yerel seçimler de yapılıyor. 42. yıldönümünde Kızıldere katliamı için neler belirteceksiniz?

Evet, bu 30 Mart’ta seçime ilk defa katılan Halkların Demokratik Partisi’nin Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü de Kızıldere katliamından kurtulmuş olan tek kişi. HDP 30 Mart seçimlerine epeyce iddialı giriyor. Hem HDP ve hem de Ertuğrul Kürkçü için çok ilginç olsa gerek. Öncelikle Mahir’lerin ruhunun cisimleşmesi olan HDP’ye 30 Mart yerel seçimlerinde üstün başarılar diliyorum. Türkiye’nin ilk büyük gerillacıları olan Mahir Çayan ve dokuz arkadaşını, Türkiye’nin ölümsüz demokrasi şehitlerini saygı ve minnetle anıyorum. Şehadetlerinin 43. Yılında özgürlük ve demokrasi mücadelemizin çok daha güçlü bir biçimde süreceğini belirtiyorum.

Nasıl ki 28 Mart Kürtler için Ulusal Kahramanlık Günü ise, 30 Mart da tüm Türkiye halklarının “Demokratik Kahramanlık Günü” oluyor. 30 Mart, 6 Mayıs, 18 Mayıs günleri tüm devrimci-demokratik güçler tarafından böyle yaşanıyor. 42 yıldır özgürlük ve demokrasi mücadelesi bu kahraman şehitlerin komutasında, Onların anılarının yaşatılması ve amaçlarının başarılması temelinde yürütülüyor. Önder Abdullah Öcalan’ın bu temelde yola çıktığı, partimiz PKK’nin bu büyük Önderlerden aldığı Demokrasi Mücadelesi Bayrağını bu güne kadar taşıdığı çok iyi biliniyor.

Tabi Kızıldere ve Mahir Çayan gerçeğini çok iyi anlamak gerekiyor. Onlar cumhuriyetin faşit-oligarşik yapı kazanmasına karşı Demokratik Cumhuriyet bayrağını kaldırdılar ve bu mücadeleyi tam bir fedai çizgisinde yürüttüler. Özgür ve Demokratik Türkiye’nin Önderi ve ruhu oldular. Bu temelde tüm özgürlükçü ve demokratik güçlerin birliğini ve ortak mücadelesini temsil ettiler. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını engellemek için Kızıldere eylemine başvuran Mahir Çayan ve arkadaşlarının temsil ettiği demokratik birlik ve yoldaşlık ruhunun bir benzeri daha yoktur. Ertuğrul Kürkçü bu gerçeği hem iyi temsil etmeli ve hem de herkese çok iyi anlatmalıdır. Çünkü Türkiye’nin demokratik güçlerinin söz konusu birlik ve yoldaşlık ruhuna ve pratiğine ihtiyacı var.

Demek ki yaşanmakta olan bu parçalılığı artık aşmak gerekiyor. Mevcut duruş, içinden Mahir Çayan gibi Önderliği ve birlik ruhunu çıkarmış olan sol demokratik güçlere yakışmıyor. Radikal demokrasi hareketi içinde birlik olmak hayati önem taşıyor.

42 Yıl önce oluşturulan bu demokratik birlik ruhu geçen süre boyunca hep yolumuzu aydınlattı. 42 Yıl boyunca faşist-oligarşik saldırıya karşı büyük bir demokrasi ve birlik mücadelesi verildi. Bugün bu mücadelede yeni ve kritik bir aşama yaşanıyor. 30 Mart yerel seçimlerinin bu konuda önemli bir siyasal sonuç ortaya çıkartacağı anlaşılıyor. HDP de tıpkı 42 yıl önce Kızıldere’de olduğu gibi ciddi bir demokratik birlik gerçeğini ifade ediyor. O halde “Demokratım” diyen herkesin 30 Mart’ta HDP’de birleşerek bu kritik sürecin demokrasi lehine aşılmasına katkı sunması gerekiyor.

'HDP'YE OY VERMEYE ÇAĞIRIYORUM'

Mahir Çayan, Ömer Ayna, Cihan Alptekin ve arkadaşlarının ruhları hepimize bunu emrediyor. Doğru demokratik tutumun ve kazanmanın yolunu bize gösteriyor. 42 yıl sonra Kızıldere’nin büyük demokratik mirasının 30 Mart seçimlerinde yeni bir demokratik zafere dönüştüğünü göstermemiz gerekiyor. Bu temelde bir kez daha şehadetlerinin 42. Yıldönümünde Mahir Çayan ve arkadaşlarını saygıyla anıyor, tüm demokratik güçleri Kızıldere ruhuyla birleşmeye ve Türkiye halklarını Kızıldere’den kalan Ertuğrul Kürkçü’nün başkanlık ettiği HDP’ye 30 Mart’ta oy vermeye çağırıyorum.

'SEÇİM ÇALIŞMALARI GEÇ BAŞLADI'

* 30 Mart yerel seçimlerine iki gün kaldı. Demokratik güçler nasıl bir seçim kampanyası yürüttüler? Seçimler için neler söylemek istersiniz?

Daha önce de belirtmiştim, demokratik güçler seçim çalışmalarına biraz geç başladılar. Seçim hazırlıkları da epeyce zorlu geçmişti. Fakat geçen kampanya sürecinde önemli bir çaba gösterdiler ve söz konusu eksiklikleri büyük ölçüde aştılar. Tam yeterli olmasa da, kitlelere epeyce gidildi. Bunun 30 Mart’ta ciddi bir sonuç vermesi beklenir. Tabi son ana kadar da bu kampanya yoğunluğunu sürdürmek gerekir. Yine başta sandık güvenliği olmak üzere seçimin diğer işleri üzerinde de tam olarak durmak gerekir.

Seçim kampanyası AKP, CHP ve MHP gerçeğini, bu partilerin ne kadar kirli olduklarını bir kez daha tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarmıştır. Bunların duruşunun “tencere dibin kara, seninki benden kara” duruşu olduğu, birbirlerinden hiçbir farklarının olmadığı, al birisini çal ötekine konumunda bulundukları iyice görülmüştür. Bunlar karşısında halkların demokratik birliğini ve kardeşliğini temsil eden HDP ve BDP’nin  mevcut sorunları çözebilecek ve ülkeyi barışa kavuşturacak tek güçolduğu da iyice netleşmiştir. HDP ve BDP şahsında Türkiye demokrasisi 30 Mart’ta büyük bir seçim zaferi kazanabilir. Türkiye’nin buna ihtiyacı vardır. Bu durum tüm demokratik güçlerin tarihi görevidir.

'GÖNLÜM HDP'DE AMA CHP'YE OY VERECEĞİM' DİYENLERE....

Fakat kendilerine “Demokrat” demelerine rağmen bu tarihi göreve sırt çevirenler de görülmektedir. Bazıları “Gönlüm HDP’de olmakla birlikte sandığa gidip CHP’ye oy vereceğim” demektedir. Böylelerinin 12 Eylül 2010’da da “Yetmez ama evet” diyerek AKP’nin değirmenine su taşıdıklarını biliyoruz. Kısaca normal zamanlarda demokratik güçlerle birlikte oluyorlar, kritik zamanlarda ise gerekçeler yaratarak demokrasi hareketine sırt dönüyorlar. Yani demokrasi blokuna ve Kürtlere “İyi gün dostluğu” yapıyorlar. Oysa gerçek dost acı günde belli olur.

SAHTE DEMOKRAT TUTUMLARA İTİBAR EDİLMEMELİ

Burada şunu belirtelim: Bu tür sahte demokrat tutumlara hiç kimse asla itibar etmemelidir. 30 Mart seçimlerinde HDP’ye oy vermeyi engelleyecek, CHP’ye oy vermeyi gerektirecek hiçbir neden yoktur. Bozkurt işareti yapan Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP’nin MHP ve AKP’den hiçbir farkı yoktur. 30 Mart’ta HDP’ye oy vermemenin Türkiye demokrasi hareketine çok şey kaybettireceği tartışma götürmez bir gerçektir. 12 Eylül 2010’da AKP’ye oy verenlerin aslında Fetullahçı Harekete oy vermiş olması gibi, 30 Mart’ta CHP’ye oy verenlerin de aslında Fethullahçı Harekete oy vereceği açıktır.

Bu nedenle söz konusu aldatıcı görüş ve çağrılara hiçbir demokrat aldanmamalıdır. Bir tane demokrat oy bile heder edilmemeli ve CHP’ye veya başka bir partiye verilmemelidir. Tüm demokratik oylar HDP ve BDP’de eksiksiz olarak birleşmelidir. Bu temelde bir kez daha tüm demokratik güçleri, Kürt yurtseverlerini, kadınları ve gençleri, tüm emekçileri, başta Aleviler olmak üzere tüm etnik ve dini grupları, kısaca ezilen ve sömürülen herkesi 30 Mart’ta HDP ve BDP’nindemokrat adaylarına oy vermeye çağırıyorum.

KUZEY KÜRDİSTAN GENÇLİĞİ ROJAVA'YI SAVUNMALI

* 2013 yazından beri El Kaideci bazı çete grupları Rojava Devrimi'ne saldırıyorlar. En son da Kobani bölgesine saldırdılar. YPG seferberlik ilan etti ve Kürdistani güçlere çağrıda bulundu. Bu konuda belirtecekleriniz nelerdir?

Her şeyden önce tüm Rojava’ya ve en son olarak da Kobani’ye yönelik saldırıların alçakça ve zalimce olduğunu belirtmek istiyorum. Kobani ve Rojava direnişlerinin tarihin en haklı,meşru, demokratik, insani ve özgürlükçü direnişi olduğunu biliyorum. Bu temelde Kobani ve Rojava direniş şehitlerini saygı ve minnetle anıyorum. Tarihin bu büyük kahramanlık direnişlerini tüm kalbimle selamlıyorum.

Herkes bilmeli ki, Rojava’ya ve Kobani’ye saldıran güçler Demokratik Suriye’ye ve Ortadoğu’ya saldırıyorlar. Saldıranlar IŞİD çeteleri olsa da, onların arkasında yerel, bölgesel ve küresel gericiliğin olduğu tartışmasızdır. Dolayısıyla Kobani ve tüm Rojava’yı savunmak da bir insanlık savunmasıdır ve bu herkesin görevidir. En başta da tüm Kürt halkının ve gençliğinin görevidir. Özgür Rojava Kürt halkının ve insanlığın onurudur.

Bu temelde tüm özgür ve onurlu insanlığı, bölgenin ve dünyanın tüm demokratik güçlerini Rojava direnişine destek olmaya çağırıyorum. Yine tüm Kürt halkını ve gençliğini Rojava direnişiyle daha çok birlik ve dayanışma içinde olmaya çağırıyorum. Yönetimimiz Kuzey Kürdistan gençliğini Kobani’nin ve Rojava’nın savunmasına katılmaya çağırdı. Kobani ve Rojava’ya geçerek YPG’nin seferberlik çağrısına cevap vermesini istedi. Elbette Kuzey Kürdistan’ın tüm kız ve erkekleri Kobani ve Rojava savunmasında görev üslenmelidir. Hatta bunu Urfa ve Antep gibi alanlar üzerinden de yapabilirler. Zira çetelerin bu alanlardan geçerek Rojava’ya geçtikleri bilinmektedir.

Bir kez daha Kobani şehitlerini saygıyla anıyor, Kobani direnişini selamlıyorum. Kobani ve Rojava halkının ve kahraman YPG savaşçılarının her türlü gerici saldırıya karşı başarı ile direneceğine inanıyorum. Tüm Kürdistan gençliğini, özellikle de Kuzey Kürdistan gençliğini Rojava’yı savunmak üzere görev üslenmeye ve gerillaya katılmaya çağırıyorum.

               

Bu haber toplam 2534 defa okunmuştur
Etiketler: , ,
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim