" />
  • BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 14 °C

Kaybolan değerlerimiz

Adar Axin

Çok şey kaybettik. Canımızdan da daha kıymetli şeyleri. Ve kaybetmeye de devam ediyoruz. Tıpkı doğal bir afetin gelip her şeyimizi talan etmesi gibi. 

Tıpkı azgın bir sele kapılan bir ev gibi. Rüzgârda savrulan bir yaprak gibi uçup gitti ellerimizden değerlerimiz. Bir ben miyim endişelenen. 

Gerçekten endişe etmiyor musunuz? Bunca değerin yok olması sizi azda olsa korkutmuyor mu? Sistem zaten topraklarımızdaki bütün tarihi değerleri yok edip çalıp çırpmışken elde avuçta kalan birkaç kıymetli değerlerimize bu işkenceyi neden yapıyoruz. Gelişmiş medeniyetler kültürlerini korumak için servetler öderken bizim bu hovarda halimizin sebebi ne.

axin-m-001.jpg

Az çok nelerden bahsedeceğim kafanızda şekillenmiştir diye düşünüyorum. Kültür mirasımızdan bahsediyorum. Kılık kıyafetlerimizden, örf ve adetlerimizden, yemeklerimizden, yaşam tarzımızdan hatta konuşma şeklimizden. Ses tonumuz, tavırlarımız hatta ve hatta ruhumuz değişti. Tabiî ki farkındayım, böylesi bir çağda değişime maruz kalmamak imkânsız. Lakin bu değerlerimizi kaybedeceğimiz anlamına gelmez.

Sizi bilmem ama ben değerlerine ve hele ki eskiye aşık biriyim. Ve yazım üzerinden sizlere birkaç hatırlatmada bulunmak istiyorum. Öncelikle en derin yaramdan başlamak istiyorum. Düğünler. Çehresi değişti demeyeceğim çünkü tamamen değişti. Günlerce hiçbir enstrüman olmadan saatlerce birkaç kişinin söyleyip birkaç kişinin tekrarladığı şarkılar vardı. 

Şimdi ki halinden bahsetmek bile istemiyorum. O kıymetli şarkılardan geriye tabiri caizse çöp yığını kaldı. Değiştirildi ve heba edildi. Geriye sanatçıyım diye şarkıları tüketen bir topluluk ortaya çıkıyor. Elbette işinin hakkıyla yerine getirenlerde var.

Keza bunlar saygın yerlerde olan kişilerdir. Birde gelinlik meselesi var ona girmiyorum bile. Giyilen şal u şapık, kıras u fistanlar çok şükür ki birkaç yöremizde kalmış. Sonra gelelim yemeklerimize. Eminim benim yaşımın biraz altındaki gençlere birkaç yemek ismi söylerseniz alay ederler sizinle. Oysa bir zamanlar yokluk yıllarının en güzel yemekleri olduğunu bilmezler. Birde dilimizi kaybettik. Birçok materyalin dilimizdeki karşılığını bilmiyoruz. Böyle kısa kısa geçtiğime bakmayın. İnanın bana bunların her biri hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki. Ama başta da belirttiğim gibi bu yazı sadece bir hatırlatma.

Yaşlıya verilen değerle devam etmek isterim ki bu konuda son yıllarda çok ciddi derecede beni rahatsız etmeye başladı. Onlar yokmuş gibi yaşıyoruz. Oysa onlar tarihin canlı kanıtları. O gözleri neler görmedi, tenleri ne yaralar aldı, yüzlerindeki her kırışık ne acıların eseri bilemezsiniz. 

Çoğu evde tanık oldum. Yaşlılar bütün günlerini tek başlarına kapıda ya da balkon köşesinde geçiriyorlar. Muhabbete muhtaç sevgiye adeta aç olarak. Bizim yöremizde bu konuda beni mutlu eden şey ise huzur evlerinin olmaması. Oda ilerde olursa hiç şaşırmam.

axin-1-001.jpg

Peki ya aşklarımız. O bir zamanlar söylemeye bile utandığım, kendimizden bile gizlediğimiz aşklarımız ne hallere geldi. Beni bu sözümden dolayı hor görüp eleştirebilirsiniz ancak söylemekten çekinmiyorum. Aşklarımız hayat kadınlarına döndü. Aşklarını kutsal yaşayanları tenzih ederek bunu söylüyorum. Gördüğüm saf bir o kadar güzel aşklarda var ve çoğuna bizzat şahit oldum.

Fakat çağın çılgınlığı mı diyeyim karşılığını bulamakta zorlanıyorum, bu duyguyu sömürdüler. Bunun tek suçlusu geçmiş yazılarımda belirttiğim gibi diziler. 

Aldatma, fitne, haset, entrika ve benzeri birçok şeyi sıradanlaştırdılar. Çok normal bir şeymiş gibi insanlara enjekte ettiler. Boşanmalar hat safhada. Bu konuyu karıştırdıkça söylenesi bir yığın şey ortaya çıkıyor. O yüzden bu konuyu da burada bitiriyorum.

Gelelim yaşam tarzımıza. Her şey o kadar çok değişti ki sadece izlemekle yetiniyoruz. Lükse alışır olduk. Her şeyin en iyisi olmazsa olmaz. Yeni çiftlerin istekleri saymakla bitmez. Ev içi huzursuzluklarımız çoğaldı. Saygının miskali bile yok. 

Büyüğün yeri küçüğün duruşu, gelinin sözü, erkeğin yeri belli değil. Kendi ellerimizle hayat alanımızı daralttık. Kendi hayatımızı cehenneme çevirdik. Bir an evvel zengin olma hevesiyle akla ziyan hatalar yapıyoruz. Bütün bunların sebebi kaybettiklerimiz değil mi. Mağaradan kalma hayatlar diye tabirlerde bulunanları duyar gibiyim. Olsun yinede aynı fikirdeyim o hayatlar bunlardan çok daha iyiydi.

Eskiden sevgiliye armağan ettiğin en ufak bir hediyede ki genelde bu hediyede ya mendil olurdu ya ayna ya da tarak dünyalar onun olurdu. Hadi bakalım şimdi mutlu et bir kadını. Sınırsız ve doyumsuz bir iştahla neler neler sıralar sana. Yine bir kısım kızları bu sözlerimde tenzih ederim. Çünkü aile terbiyesini iyi almış olanlarda var. Onlara haksızlık yapmak istemem.

İnanın yazılacak çok çok şey var. Kaybettiğimiz binlerce değerimiz var. Bu toprakların kadim halkları olarak eziyetler gördük. Yasaklandık, ötekileştirildik dahası yok sayıldık.

Şimdi onlara benzemenin, onların ilerlediği yolda gitmenin hiçbir manası yok. Kaybettiğimiz her bir parçayı bulup yerine koyma umuduyla hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerleriniz sizin özünüzdür. Özünü kaybetme. Kaybettirme.

axin-2.jpg

Bu yazı toplam 2917 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 9
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim