• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 19 °C

Kışlada ölüm...

Hakan Taş

 “Askerlik süresini kısaltacağınıza askere giden gençlerimizin ömrünü uzatın”…"Son 1,5 yıl içerisinde kışlalarda çeşitli nedenlerle 166 asker yaşamını yitirdi. İntihar sonucu 108, silah kazası sonucu 40, iş kazası sonucu 1, düşme, kavga, zehirleme, suda boğulma gibi nedenlerle 17 olmak üzere toplam  166 asker kışlada hayatını kaybetmiştir. 10 yıl içinde 935 asker de intihar etmiştir.”… Bu resmi açıklamayı Milli Savunma Bakanı yapıyor.

Dayım İbrahim Taş, koyu bir devrimcidir. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Hakkari ayağıydı. Topraklı evlerinin her duvarında Deniz Gezmiş resimleri ve onunla ilgili yazı kupürleri asılıydı. Biz çok küçüktük ama daha ilkokulda bile Deniz Gezmiş’i şiir gibi ezberlemiştik.

O zamanlar hatırladığım kadarıyla sağ ve sol vardı. Sokak ve mahallelerimizde şimdi duvarlara yazılan PKK- APO- KCK- SEROK APO- BİJİ AZADİ gibi sloganlar yerine DDKD-KAWA-ALA RÜZGARİ-TİKO-DHKC-KAHROLSUN FAŞİZM-BİZ SOLCUYUZ-gibi yağlı boya ile yazılmış yasaklı simgeler vardı. Sık sık kavga ederlerdi, biber gazı ve tazyikli su yoktu ama taşlı ve sopalı kavgalar hiç eksilmezdi. Polisten çok asker müdahale ederdi. Hatta ilimizde atlı asayiş askerler vardı. O atlar panzer misali eylemcileri resmen ezer geçerdi.

Derken teyzem üçüncü çocuğuna hamile kaldı. O zamanlar ultrason cihazları filan yoktu. Dayım, gururla “kız erkek fark etmez, bunun adı Deniz olacak” dedi. Ve aslanlar gibi erkek çocuğu dünyaya geldi adı zaten daha doğmadan konmuştu.

Kışlada ölüm acısını yaşayanlardan biri de biz Taş ailesiyiz.

deniz-tas.jpgDeniz, büyüdü asker çağına geldi. Yüksek eğitimini askıya alınca askere gitmek zorunda kaldı. 2007 yılında Tunceli Hozat’ta bölüğüne teslim oldu. Sık sık mektuplar gönderir, fırsat buldukça telefon eder ailesi ve bizlerle iletişimini kesmezdi. Daha beş aylıktı. Son bir hafta kendisinden haber alınamadı. Gazi Mahallesindeki evimizde balkonda oturmuş çay içiyorduk. Askeriyeye ait bir jip,ambulans ve sivil araba kapımızda durdu.

Aşağıdan çocuklar seslendiler; “Hakan abi, komutan birini soruyor, gelip bakarmısınız”… Merdivenlerden inerken endişeliydim çünkü mutlaka bir olumsuzluk olduğundan emindim. Arabadan bir subay (Binbaşı) indi. Yanında şoförü, koruması ve de muhtar  vardı. Kendisini takdim etti, ayak üstü sohbet ediyoruz.

-Deniz Taş için geldik. Annesi veya babasıyla konuşmalıyız.

Deniz benim öz kuzenimdir komutanım, hayrola ne oldu ki, kendisi askerde zaten…

-Size söyleyemem, anne veya babasına söylemek zorundayım.

Komutan detaya girmiyor ama ses tonu, bakışı, telaşlı hali neler olduğunu az çok anlatabilmişti bana. Küçük kardeşimi dayımlara gönderdim ve az sonra dayım ile teyzem yalın ayakla komutana doğru koştular. Kısa süre içinde tüm mahalle toplandı.

 Komutan daha hiçbir şey anlatmadan teyzem saçını yoldu ve bağırmaya başladı; “Yoksa Deniz’ime bir şey mi oldu?”.. Komutan, bu acı haberi vermekle görevlendirilmişti; “Oğlunuz şehit olmuştur. Başımız sağolsun”… Gerisini artık siz düşünün, ağıtlar birbirine karıştı. Acı haber yayıldı; Deniz askerde şehit olmuş”… Çatışmaya girmemişti, geri hizmette, koğuşunda sırtından vurulmuştu. Askeri yetkililerden ve zabıt altına aldıkları tutanaklardan oğlunuz intihar etmiştir deniliyor.

Hayat ile bu kadar barışık olan bir genç neden intihar etsin ve kendi kendini sırtından nasıl vursun. Cenazeyi bile emir komuta zinciriyle günler süren temaslarla alabiliyoruz. Tunceli’den şehidimizi, Deniz’imizi tabutun içinde getiriyoruz. Günler önce vefat etmiş ama kanaması durmuyordu. Toprağa verinceye kadar üç kez kefen değiştirdik. Deniz gibi gidip tabutun içinde cansız dönen gençlerle ilgili çeşitli haberler okuyoruz.

Daha üç gün önce Yüksekova ilçemizde bir asker daha yaşamını yitirdi ve intihar etti denildi. Kışlada koşullar iyileştirilmelidir. Yeni düzenlemeler getirilmelidir. Şuan binlerce asker kaçağı var ve yeni yasayla hepsi aranıyor maddi ve manevi cezalandırılıyor. Askere neden gençlerin gitmek istemedikleri de araştırılmalıdır. Ben 1988 yılında Amasya’da 18 ay askerlik görevimi yaptım. Hakkari’li olduğum için yediğim sopaların sayısını hatırlayamıyorum.

Gençleri askerlik görevinden soğutan din, dil, renk ayrımı ortadan kaldırılmalıdır. Siyaset kışlaya bulaşmamalıdır. Nitekim BDP Gurup Başkan Vekili İdris Baluken, açıklamasında 965 askerin şüpheli olarak kışlada hayatını yitirdiğini belirtti. Devam eden müzakere sürecine dikkat çeken Baluken, “Şüpheli asker ölümlerinin çoğunda çatışmalı sürecin getirdiği travmatik sürecin ordu içindeki yansıması olduğunu görebiliriz” dedi.

Barışa gidecek bir sürecin işletilmesi gerektiğini kaydeden Baluken, “Her asker, polis,sivil,korucu,gerillanın ölümü bizim için tahammül edilemez bir noktaya gelmiştir.” Diye konuştu. Sadece BDP değil, CHP’de kışladaki şüpheli ölümlerle ilgili soru önergesi vererek tepkisini dile getirmiştir. Deniz, şimdi gazi mahallesi aile mezarlığında kuzeni gerilla Günay Taş’ın yanında gururla yatıyor. Peki onu vuranlar yastığa başını koyup vicdan rahatlığıyla yatabiliyorlar mı?

Hükümetin askerlik süresini kısaltma ve bedelli uygulamasını destekliyorum. Lakin askerlik süresini kısaltacağınıza askere giden gençlerimizin ömrünü uzatın. Onları bize sapasağlam ve canlı gönderin. Deniz’i kim veya kimler vurdu. Sivri Kürt dili, fanatik BDP’li oluşu onu öldürtmeyi mi hak ediyor. Deniz gibi nice meçhul cinayetlere kurban gitmiş ve adına intihar veya kaza deninmiş garibanlar var. Bunların hesabını kimlerden soracağız?

  

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2474 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Feyzullah TAŞ- 0.(505) 440 39 66
    Savaş TAŞ - 0.(545) 54316 12 Hakan DAYAN
    0.(534) 501 34 89 | Haber Scripti: CM Bilişim