• BIST 81.712
  • Altın 147,154
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

Kürdistan'da federalizm veya bağımsızlık

Çiya Berçelan

Dört tarafı katı Ulus Devlet sistemler ve ortasında yüz yıla yakın sıkıştırılan, imhasına karar verilen ve can çekişen Kürt halkına soluklanabileceği bir nefes olmuştur Güney Kürdistan.Federal Irak Devlet yapılanmasının ardından Kürdistan Bölgesel yönetimi siyasi, idari, ekonomik ve askeri alanda somut kurumlaşmalarla devletleşme yolunda ilerliyor.

Federal Irak'ın, meydana gelen terör saldırıları karşısındaki çöküşü Güney Kürdistan Bölge yönetimini, idaresi dışında bırakılmış Kürdistan bölgelerini kapsayarak halkın can ve mal güvenliğini sağlaması önemli bir eksikliği de gidermiş oldu. Çünkü Bölgenin katı Ulus Devletleri Kürdistan'ın zengin coğrafyasının Kürdistan Bölge Yönetimi İdaresi dışında kalması için uzun uğraşlar vermiş ve bu çabaların sonucu bölge Kürdistan İdaresi dışında bırakılmıştı.

Bölgenin katı Ulus Devletlerinin her birisinin bir Kürdistanı bulunduğu ve buraları kayıp edebilecekleri endişesi ile Güney Kürdistan Bölge Yönetiminin mümkün olduğu kadar zayıf bırakılmasına çalışmışlardı. Şimdi Güney Kürdistan, İdaresi dışındaki Kürdistan coğrafyası alanlarının tamamına yakınını yönetimin sınırları içine katmış oldu.

Bölgemizde Kürdistan'ın ve Kürdistan halklarının geleceği için çok önemli gelişmeler yaşanıyor. 1916 tarihindeki Sykes-picot bölge coğrafyası paylaşımı yaptıranların bir çok hesapları vardı. Birinci sırada çok kültürlü bölgeye katı ulusçu ırkçı sistemleri kurdurup doğacak çelişkilerle sürekli çatışma ortamını canlı tutmaktı.

İkinci sırada Selahattin'i Eyyübi'nin torunları Kürtlere hayatlarında unutamayacakları ve artık başkalarının çıkarları için sahada canını vermelerini önleyecek ve akıllarını başına almalarını sağlayacak bir ders vermekti.

Daha başka onlarca gerekçe sıralanabilir, ama üçüncü ve en önemlisi de bölgedeki ekonomik çıkarlarını güvence altına, sağlama almaktı. Bugün geriye dönüp baktığımızda bunların tümü kurulmuş saat gibi tıkır tıkır işleyerek bugünlere, hedeflerine ulaşarak gelindi.

Bölgenin katı Ulus Devletleri ve onları çıkarları gereği kurduranların genel çıkarlarına aykırı işlere kalkışanlara müdahale başlatmıştır. Bu bağlamda ilk operasyon Irak Baas rejimi ve lideri Saddam Hüseyin'e yapıldı ve tasfiye edildi. İkinci operasyon bütün kuzey Afrika ülkelerine ve Suriye Baas rejimine yapılmakta, operasyon bütün hızı ve şiddeti ile devam etmektedir.

Federal Irak Devletinde devam eden olaylar hem bölgeyi hem de Kürt halkını yakından ilgilendiriyor. Şii veya Sunni katı dinci isyan hareketi kürt halkı için ciddi bir sınav olarak geliştiriliyor. Gelişmekte olan bu olaylar karşısında Kürtlerin tutumu kendi gelecekleri üzerinde önemli etkiler yaratacaktır.

Uluslar arası egemen güçler Kürt halkını bu süreçte yakından gözlemliyor. Meshep eksenli bu isyan sürecine nasıl Kürtlerin yaklaşacağı, kavganın neresinde ve nasıl bir tutum belirleyeceği takip ediliyor. Realitede bölgedeki bu meshep eksenli isyanın doğrudan Kürt halkına, Kürt halkının çıkarlarına yönelik olmadığı gibi Kürtlerin kendi kavgası da değildir. Bu doğrultuda hareket eden Kürdistan Bölge Yönetimi sadece ülkesini savunma ve sığınanlara yardım etme politikası egemen güçlerce takdir ediliyor ve geleceğini tayin etme hakkını da sorgulatıyor.

Kürt halkı bölgedeki meshep eksenli kirli savaşın dışında kalmaya özen göstererek, ülkesini ve halkını korumaya devam ettiği sürece de egemen güçler tarafından daha kapsamlı destekler görecektir.

Bu durumu bilen takip eden bölgenin katı ulus Devletleri ve çıkarları gereği birçok çevre derin hesaplar ve operasyonlar geliştirdiği günlere tanıklık ediliyor.

Bu operasyonun merkezine yerleştirilen bazı örgütler halen Kürt halkını bölgedeki katı Ulus Devletlere değişik isimler altında ezdirme ve eşit olmayan koşullarda entegrasyon politikalarında ısrar ediyor.

Katı Ulus Devletlerle birlikte geliştirilen ütopik teorilerle Kürt halkını özünden boşaltma ve kendisine yabancılaştırma operasyonları yapmaktadır. Bugün Bölgemizin katı Ulus Devletleri bazı örgütlerle birlikte geliştirdiği Kürt dirilişini çürütme politikalarına bel bağlamıştır. Başkalarının hesabına sahnede olmak, başkalarının genel çıkarlarını savunmak, başkalarının gelecekteki refahına Kürtleri kurban etme politikalarıdır. Tarih Kürtlere göstermiştir ki kendi olamayan sadece başkalarına uşaklık etmekten başka bir misyon üretemez. Öncelikle kişiler, toplumlar ve halklar kendi olmaya, kendi değerler bütünlüğü içinde kalmaya ve o değerler üzerinden emsalleri ile eşit koşullar yaratarak hareket edilmelidir.

Ne yazık ki kulağımıza çalınan, katı ulus Devletlerin mutfağında pişirilen ve Demokratik ulus paradigması adı ile süslenmiş olanlar zehirli sarmaşık olabilir. Katı Ulus Devlet sistemleri arasında sıkıştırılmış, bırakılmış Kürt halkını yok etme vuruşu gibi kapsamlı imha süreci olacak bir karakter taşıyabilir. Tıpkı Lenin'in ütopik hülyası gibi ve Stalin ile diktatörleşerek halklar mezbahasına dönüştürülen Sovyet rejiminin yıkılırken ardından bakacak kadar taraftarı bile olmayan süreci anımsatıyor.

Bölgemizdeki yakıcı gelişmeler, halkımızı imha sürecinin karanlık dehlizlerine sürükleyecek böyle bir çabaya halkımızın vereceği doğru cevab, yıkım yaşanmadan erken ortaya çıkabilir. Lenin'in güzel sözcüklerle süslediği ve gerçek yüzünü Stalin'in karanlık Sovyet dönemlerini bölgemizde yaşatma riski doğmadan öze dönüş sağlanabilir.

Babalarımız, kardeşlerimiz ve çocuklarımız katı ulusçu ırkçı diktatoryal bir sisteme karşı özgürlük ve demokrasi hasreti ile mücadeleyi büyüttüler. Bu yola çıkarlarken lideliklerin, kişilikerin hegemonyasını kurumlaştırabilecek bir paradigmayı değil evrensel temel değerlerin savunuculuğunu üstlenmişlerdi. Hem zindanlarda ağır işkenceler altında hem de son nefeslerinde sadece evrensel temel değerleri haykırıyorlardı. Mücadele içinde son nefeslerini verirken de özgür ve demokratik ve bağımsız Kürdistan diye haykırmışlardı.

Bölgemizde katı Ulus Devletleri dönüştürme süreci başlamışken taşların tarihi yerlerine oturtulması sürecinden geçiliyor. Bu kısaca halkların ve inançların eşitliğini esas alan demokratik sistemlerin kurulması demektir. Halklar birlikte yaşayacak ise eşit şartlara, haklara ve koşullara sahip olarak yaşamalıdır. Bunun dışındaki tek seçenek 50 milyonluk nüfusu ile Kürt halkının bağımsızlığı olmalıdır. Yani eşit, özgür ve bir arada demokratik bir sistemde yaşama en makul olanı olabilir.

Bölgemizdeki katı Ulus Devletlerin paradigmalarından ne kadar dönüşüm sağlanacağı tam olarak ortaya çıkmamış, belli olmamıştır. Bölgemizin çok kültürlü yapısı esasen katı Ulus Devlet sistemi modellerine Hiçbir zaman uygun olmamıştır. Süreçleri kurgulayanlar yeni döneme dair paradigmalarının içeriği hakkında henüz açıkça belirtmemiş ortaya konulmamıştır. Bölgede yeni paradigma şekillendirilirken halkların duruşu, konumlanması da dikkate alınacaktır. Çok taraflı ve çok çekişmeli bir süreçten geçerken Kürt halkının bölgesinde alacağı tutum bölgenin geleceği ve paradigma belirlemede belirleyici olacaktır.

Birçok uluslar arası güç Kürt halkının geleceği hakkında vereceği kararlarla ilgili alması gereken tutuma dair ipuçları vermeye başladı. Birçok bölgesel güç de Kürt halkı içindeki bazı çevrelerle işbirliği içinde ve çıkarları doğrultusunda yönlendirici çalışmalara ağırlık vermeye başladı. Süreci, başdöndürücü hızda ilerleterek yönetenler ile bölgesel güçlerin Kürt halkı üzerindeki hesap ve çekişmeleri her geçen gün biraz daha belirginleşiyor. Bölgemizdeki politika sanatını çözümleyenler gelişmelerin içeriği, boyutları ve kapsamı hakkında olguların merkezinde Kürt halkının hedeflendiğini görebiliyor.

Gelişmeler ışığında olguları realize edersek Demokratik Cumhuriyet veya demokratik ulus paradigması mevcut sürece denk düşmediği gibi Kürt halkının geleceğine ve bölgedeki rolüne zarar verecek duruma da gelebilir. Bölgenin sosyo-kültürel, inanç ve siyasal yapısını çözümlediğimizde bu paradigmanın bölge koşullarına uygulanamayacağı ortadadır. Afganistan sosyo-kültürel ve inançsal değerleri ile bölgemizin sosyo-kültürel ve inançsal değerleri birbirine yakındır.

Batının askeri ve siyasi bütün güçleri bu ülkeye asgari demokratik değerleri dahi getirmeyi başaramadı. Uluslar arası güçlerin bütün çabalarına rağmen katı dinci ideolojiye ve şiddete dayalı gelenek daha da palazlandı, halkların geleceğini karartmaya devam ediyor. Buna benzer bir bölgede farklı hayallar, farklı ütopyaları süsleyip halka pazarlamak mümkün ancak gerçekleşme koşulları Hiçbir zaman olmayabilir.

Kaldı ki Irak'taki, Suriye'deki, İran'daki veya Türkiye'deki katı ulus ideolojiyi esnetme, demokratik paradigmaya doğru dönüştürme görevi sadece Kürt halkının değil ve gücü buna yetimiyor. Katı Ulusalcı ideolojiye göre kurumsallaşmış bütün kuramları buna göre şekillenmiş sistemleri ancak kendi halkları karar verdiğinde değişim ve dönüşüm yaşanabilir. Bunları dönüştürmek Kürt halkının görevi değil ve Kürt halkının gücü de buna yetmez. Açıkça belirtilebilir ki uluslar arası güçlerin ve bölgesel güçlerin bir çok çıkarının kesiştiği bu sistemleri ancak halkları isterse değiştirebilir, dönüştürebilir. Yerel veya uluslar arası güçler böyle bir yükü Kürt halkının umuzlarına yıkmamalı ve Kürt halkı adına siyaset yürütenler de buna benzer ütopyalara eyvallah etmemesi gerekiyor.

Kürt halkı ülkesinde geleceğini inşa etmeye başlamışken halklarla eşitliğe dayalı ve evrensel değerlere bağlı demokratik bir sistem içinde birlikte yaşamayı esas alabilir.

Kürt halkının umuzlarına katı Ulus Devletleri demokratikleştirme yükümlülüğü veya misyonu yüklenmemeli, bunun Hiçbir zaman karşılığı da olmayabilir. Hem Kürt halkında hem de katı Ulus Devletlerin diğer halklarında karşılığı olmayabilir.

Mevcut İktidarı statükoyu esnetmeye çalışan bir misyonla ve halkların doğal değerlerini kabul ederek yönetimini sürdürüyor. İktidar katı ulus Devlet kuramların önemli bir kısmını evrensel değerlere doğru değiştirdi, değiştiriyor. Halkların özgürlük ve demokratik taleplerini dile getirme, özgür ve demokratik seçimlerle kendisini ifade etme, temel haklarını kullanma önündeki bir çok yasak kaldırıldı, yasalar değiştirildi. Anayasada kısmı iyileştirmeler yapıldı. Anayasanın çağımız ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için çalışmalar devam ediyor. Ancak diğer katı ulus sisteminin siyasi partilerini aşmak henüz mümkün olamadı.

İktidar Gümey Kürdistan Bölge yönetimini kardeş ve komşusu olarak ifade ediyor ve siyasal, ekonomik ve diğer ilişkilerini geliştiriyor. Bu önemli bir adım ve ciddi bir aşama, reel politika gelecekte çok daha farklı ve ileri ilişkilere varabilir. Bu süreci doğru kavrayıp doğru perspektiflerle ve günün reel politikalarına uygun paradigmalar üzerinde çalışılabilir.

Kürt halkı hayal, hülya ve ütopik teorilerle uyulmasına müsaade edilmemeli, bundan uyanması, somut politikalarla geleceğini belirleyecek iradeyi ortaya koyacak kurumlaşmasını sağlamalıdır. Çağımızın ve günümüz reel değerlerin gerisinde kalıp gölgesi ile kavga edenlerin aşılması gereken bir süreç yaşanıyor. Bunlar donkişotlar gibi yel değirmenleri ile yıllarca savaşa devam edebilirler.

Halbuki dünyamızı, bölgemizi, halklarımızı daha yakından tanıyıp doğru politikalarla geleceğimize sahip olacak iradeye ihtiyaç vardır. Bu özgür ve demokratik bir irade olmalı, temel ve evrensel değerlere dayalı olmalı, kuramlar ve kurumlarla süreç taçlandırılmalıdır.

Bu yazı toplam 1085 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim