" />
  • BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 20 °C

Kürdistan'da tarihsel aşiret ve aşiretçilik

Resul Edemen
Aşirete tarihsel kısa bir bakış; Aşiret toplum formu,  tarihte kabile toplum formundan sonra çok yönlü sebeplerden dolayı ortaya çıkar.  Bu aynı zamanda toplumsallaşmanın ileri bir evresi olarak değerlendirilir. Zira bu ortaya çıkış nitelik-sel ve nicelik-sel değişiklikleri bağrında taşır. Öz itibariyle aşiret kavramı bilhassa Arapça' da  "geniş akraba toplulukları " anlamında kullanılmıştır.
 
Bu geniş akraba toplulukları esasta kan bağına dayalı bir örgütlenme olup,  bu yönüyle başta aile peşi sıra klan ve kabile ile aynı nitelikleri sergiler. Kan bağıyla ortaya çıkan, ( temel nedenlerden biri bu olsa da farklı nedenler de vardır ) aşiret toplumsal formu, uygarlığın bir çerçeveye oturduğu sürece paralel olarak bilinç-sel ve politik-sel bir gelişim gösterir. Bu her insanın kendisini aşiretiyle ifadeye kavuşturması olarak yansır. Ve güvende olma güçlü hissetme duygusunu yaratır.

Aşiret toplumsal formunun tarihi, M.Ö 7000-6000' lere kadar götürülebilir. Birliktelik ve ortak ruh temel nitelikleri arasındadır. Oluşum aşamalarından sonra dış saldırılara karşı kendilerini koruma amaçlı güçlü direnişler ortaya çıkarmışlardır. Bir kimliğe büründükleri sürecin, uygarlık sisteminin gelişip-olgunlaştığı sürece tekabül ettiği muhtemeldir. Çünkü en çok uygarlık güçlerinin ya da emperyal nitelikli güçlerin saldırılarına karşı kendilerini muhafaza etmişlerdir. Bunu kimi zaman sarp-dağlı bölgelere çekilerek yapmış, kimi zaman mücadele ederek, kimi zaman da aşiret konfederasyonları kurarak güçlenip dışa karşı tek irade olmayı esas alarak gerçekleştirmişlerdir.

Uygarlık güçlerinin gazabından bir türlü kurtulamamalarının önemli bir nedenidir bu. Köleci uygarlık sisteminin dayatması olan kul-köle anlayışına boyun eğmemeleri ve kendi içlerinde komünal bağlarla iş görmeleri, köleliği, işçiliği, serfliği kabul etmemeleri saldırılara hedef olmalarını beraberinde getirmiştir. Uygarlık kültürü tarafından gerici ve aşılması gereken kurumlar olarak ele alınmaları büyük bir çarpıtma olup, hakkaniyetsizliğe karşı asi bir ruh taşımaları ile ilgilidir.

Ayrıca komünal değerlerin temsiliyetini en iyi şekilde yapmış, ulus kültürünün doğmasına da gebelik etmişlerdir. Ulus kültürünün doğmasına katkıları su-götürmez olan aşiretlerin nitelik-sel ve nicelik-sel bir sıçrayışı gerçekleştiremeyip, kavim-ulus olamamaları, şüphesiz üzerinde düşünülmesini gerektirir. Aşiretlerin doğmalarından olgun dönemlerine ve taşıdıkları nitelik-sel ve anlam-sal değerlere yönelik kısaca bunları belirtebiliriz.günümüze kadar da aşağı-yukarı aynı özelliklerini koruyarak geldiklerini söyleyebiliriz.

Günümüz aşiretçiliğine kısa değinme; Aşiret olgusu tarihsel boyutuyla ele alındığında ve kimi zaman negatif rol oynadıkları, özellikle işbirlikçi olmaları durumunda yıkıcı sonuçlar ortaya çıkarabilecekleri gerçekliğini bir yana bırakarak değerlendirildiğinde, insanlık için muazzam pozitif değerler taşımış oldukları görülecektir. Yani aşiret toplumsal formunun pozitif yanları, negatif yanlarıyla mukayese edilmeyecek kadar çoktur. Bu negatif yanlarının gözardı edilmesi değildir kuşkusuz.

Aşiretlerin özellikle Kürt halkı için, tarihsel köprü rolünü,hafıza kurumları gibi çetin ve hayati bir misyonu hakkıyla yerine getirmiş olmaları taktire şayandır. Gönül isterdi ki; böyle tarihsel bir süreçte tarihi bir rolle yine meydana çıkmaları ve tarihsel geleneğe bağlı kalarak direnişçi ve asi yönlerini yeniden canlandırabilmeleri olsun. Lakin bunun olması bir yana, bilakis aşiretler muhtemelen bilinçli bir şekilde "aşiretçilik" kalıbına sığdırılarak birbirine karşı kışkırtılmaktadır.

Sorunları çözen değil,bizatihi sorunları teşkil eden bir konuma getirilmek istenmektedir. Nitekim en son vuku bulan gelişmeler bunu göstermektedir. Bu ve bunun gibi vakalar bilinmeli ki; aşiretlerin tarihi rol ve misyonuyla bağdaşmamakta, dahası da aşiretleri bu tarihsel rol ve misyondan uzaklaştırmaktadır. Buna bağlı olarak aşiretler, tarihte olduğu gibi oynanan oyunlara gelmemeli, aşiretçilik denen deformasyona uğratılmak istendikleri nin bilincine varmalıdır. Bir kişi yada grup etrafında toplanmayı değil ulusal bir bilinç ve ulusal kenetlenmeyi gerçekleştirebilmelidir.

 Böyle tarihsel bir süreçten geçilirken, tarihsel ruhu yakalayıp vahşet çarkına en büyük darbeyi vurma fırsatına en fazla yaklaşılmışken, aşiretçilik duyguları kabaran ve subjektif yada objektif işbirlikçi tanımlaması içerisine giren bazı unsurların, adeta durumdan istifade ederek parlamaları neye yorulmalı acaba?

1970 ler den sonra aktif olarak sistem; aşiretlerin dejenere edilmesi çerçevesinde sinsi bir siyaset gütmüş ve bu siyaseti günümüze kadar da dozunu düşürmeden sürdürmüştür. Sistemin bu sinsi kirli politikalarına ve aşiretçiliğe karşı kürt özgürlük hareketi baştan beri mücadeleci yaklaşmıştır.

Tabi ki, bu mücadeleyi yürütürken en büyük moral gücünü Kürt halkından almıştır. Buna binaen, bir çok aşiretten oluşan Kürt halkı, aşiretçiliğe karşı mücadelede kendisini kanıtlamıştır. Aşiret olgusuyla suni ve sorunlu aşiretçiliği ayırt edebilmiştir- edebilmelidir. kimi yerlerde yaşanmış -yaşanan-, sorunların olması uluslaşma dönüşümü üzerinde belirleyici etkide bulunmamıştır, -bulunmamalıdır-

 Aşiret olgusu tarihten günümüze bir realite olarak var olmuştur. Doğru temeller üzerinde de kendisini var etme eğiliminde bulunabilir. Zaten sorunların kaynağı da aşiret olgusunda değil ( bazı eksiklikler taşısa da ), aşiretçilik nosyonunda aranmalı. Hastalık olarak tanımlayabileceğimiz bu vakanın tek neşterde atılması,teşhir edilmesi en elzem gerekliliktir. Aksi durumda, aşiretçilik toplumsal vücudu giderek çürütecek ve nihayetinde işlevsiz kılacaktır.

Bu çerçevede, Kürdistan-i aşiretler, aşiretçiliğe karşı bir birlikteliği gerçekleştirmelidir. Böyle olması durumunda, uluslaşmada kaçınılmaz olarak tamamlanacaktır.  Yani tarihte yarım kalan olgu tamamlanacak ve tarihi sorumluluk böylece yerine getirilmiş olacaktır. Aşiretler bu şekliyle demokratik ulusun ana gücü olabilir ve yapıcı rolünü yerine getirebilir.

 

 
 
Bu yazı toplam 10970 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim