• BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 18 °C

KÜRT TÜRK VE AVRUPA ÖZENTİSİ

Abdurrahman Aşkan

Tek vucüd üç parça, gül çiçeğinden papatya bekleyen, taştan su fışkırmayı uman, dikilen demirden yaprak açmasını, sıcak havada karın donmasını, ayazda suların buharlaşmasını arzulayan…

İşte bizim yaşam koşullarımız…

İnsan olarak doğarız. Kavimlerle, topluluklarla, tanışırız. Yasalarla, kültürlerle, gelenek ve göreneklerle yaşarız. Hayat böyle sürüp gider.

Allah bizi değişik ırklardan dünyaya göndermiş, tercihimiz, seçeneğimiz ve irademiz dışında bizi meydana getiren Allah'a karşı gelmek kabullenmemek, herkesi kendimiz yapmak, o yolda her türlü mubah sayılan projeleri desteklemek, imzalamak ve meydana gelmesi için var yoğumuzu ortaya koymak yanlıştır, günahtır, haramdır ve yaratana şirk koşmaktır.

Bizi Allah yarattı ve ancak Allah bedenimiz (siyak- beyaz, erkek- kız, topal- sağlam, ırk) üzerinde karar verebilir. Bizi yaratan Allah tüm dünyayı yarattığında herkesi aynı renkten, şekilden, boydan, kilodan, simadan, ırktan yaratabilirdi. Ama Allah insanların birbirlerini tanımaları için farkı renkten, simadan, ırktan yarattı.

Doğduğumuz ırk üzerinde yaşarken neden başka diller üzerinde konuşmaya zorlanılıyor insan; evet kendi öz dilinin dışında her lisan (dil) bir insandır.

Farklı dilleri öğrenmekle tek kişiyle çok insan yerine geçmek kardır zarar değil. Bu çok güzel bir şey insanın katıldığı toplumun milletin içinde kendini tanıtması, rahatça kendisini ifade etmesi arzu ve isteklerini yerli yerinde kimseye muhtaç olmadan anlatması anlamasından daha güzel ne olabilir. Ama özünden ve dilinden uzaklaştırılmadan, unutturmadan…

Hani hep özgürlük hep özgürlük söylemlerinden avaz avaz bağıranlar var ya kadınları tüm alanlarda gerek toplantılarda, gerek podyumlarda, gerek çarşılarda, gerek mitinglerde, gerek protestolarda neden hep kadınlar kullanılıyor.

Bırakın kadın kendisi olsun, başkalaştırmaya zorlanmasın, en önde kadın ellerinde afişler anlamlarını bilmedikleri, okuyamadığı yaşayışından farklı dilin sözlerini, hatta kendilerini aşağılayan müstehcen ve hayâ dolu sözcüklerin anlatıldığı afişleri ellerine tutuşturuyorlar…  Açsınlar okusunlar inançsıza inancını empoze etmek zorlamak, yasakları özgürlük adına sıkıp özgürleştirdiklerini sanmak özgürlük olmuş. Özgürlüğe özenenler ilkin kendileri anlayarak yaşasınlar.

İnsan hakları evrensel bildirgesini hayatının olmazsa olmazları sıralamalarına koyanlar. Daha evrenselin babacıkları yokken 1400 küsur yıl önce Veda Hutbesinde insan hakları evrensel bildirgesinin hepsini ve daha fazlasını sahabesine okuyan ve orda olanların olmayanlara anlata anlata gelindiği günümüze kadar olan Veda Hutbesi ne zaman insan hakları evrensel bildirgesi olmuş ey müminler. 

Veda hutbesini sinsice kopyala yapıştır misali insan hakları evrensel bildirgesi olduğundan beri neden Peygamberimizin Veda Hutbesinin kopyası olan insan hakları evrensel bildirgesi daha çok bağlanmışız.

Hadi bir dönem zorla dayatılan lisanı bıraktık. Kendi istek ve arzularımızla Avrupa'ya özenmeye hatta Avrupa'yı geçmeye ne diyeceğiz. Yaşayışımız konuşmamızı, konuşmamız giyimimizi tamamlamıyor, bedenen bölünmüşüz, parçalanmışız...

Yaşayışımız Avrupa; Sılayı Rahimden uzaklaşıp baba oğluna, gelin kaynanaya, komşu komşuya, akraba akrabaya, küçük büyüğe hürmette… Irak olmuşuz.

Konuşmamız Avrupa; Merhaba, hello, günaydın… Hayırlı olan selamun aleykumu unuttuk.

Giyinmemiz Avrupa; Hayâ dolu annemizin yazması rüzgâra kapılınca ani atakla fistanın kol kısmında ki levendi denilen uzun ve geniş bez parçasıyla başını örterken…

Bugün tüm ısrarlara, anlatılmalara, dünya saadeti ve Ahiret azabını yansıtan ayet ve hadislere rağmen açılmayı, saçılmayı, boyanmayı soyunmayı, biraz daha üzerine göz çekme yarışına girdik, mankenlere özendik.

İzleyişlerimiz Avrupa; Sözde Müslüman kanallarında çırıl çıplak filmler izlemede, mankenlerine özenip dudaklar bayamaya, bacakları sıyırmaya, süt çeşmesini meydana sunmaya, aile içinde kuralsız ve yasasız yaşamaya, anne babaya sadakatin, muhabbetin, aşkın, hürmetin yerine burun kıvırmayı, uzun dilli cevap vermeyi... Namazlarda cemaat izleme, mevlitlerde salâvat çekmeye, Kur-an ziyafetlerinde müthiş nakaratlara doymaya hasret kaldık. 

Müslümanlık Avrupa'dan delseydi, tüm dünya Müslüman olurdu. N. F. KISAKÜREK                                     

                                                    Selam ve dua ile…

 

Bu yazı toplam 1481 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(544) 543 29 43
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim