" />
  • BIST 97.713
  • Altın 144,195
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 21 °C

KÜRTLER ÖNLERİNDEKİ İMKANLARI ZEHİRLİYOR

Çiya Berçelan

İnsanlığın yaşamını bütün boyutlarıyla kapsayan, tarihi derinliklerden gelen olguların temeli üzerinden günümüz insan yaşamını şekillendiren sistem ve kuramlar bütün insanlığı yakından ilgilendiriyor. Bugün var olan farklı yaşam tarzları, farklı dil ve kültürler, farklı sosyal sınıflar, farklı siyasal fikir ve düşünceler, farklı dinler ve inançlar, farklı yönetim model ve sistemleri geçmişin mirası üzerinden, günün koşullarına göre değişimlere bağlı olarak şekillendirilmiştir.

Geçmişten devralınan kimi tabular, kurallar, kurumlar günümüzün şartlarına göre değişip dönüşmüşse de kimi tabular da değişmesi dahi teklif edilemez şekilde kendisini ta başından, doğuşundan itibaren güvenceye almıştır. Böyle tabulara dokunulmaz, dokunanlara karşı toplum şekillendirilmiş ve onu yakacak şekilde kurallara, hatta kurumlara sahip olması sağlanmıştır.

Bugünün çağdaş devlet yönetim sistemleri genel olarak farklı sosyal sınıfların genel çıkarlarını ortaklaştırıp ve koruyacak şekilde geliştirilerek kurallara bağlanmıştır. İnsan yaşamının bir parçası durumda olup etkileyen her değişim ve dönüşüm çetin ve yıkıcı mücadelelerle bugün sahip olduğu değerlere kavuşmuştur.

Sadece yakın tarihe, gelişim ve değişimin süreç ve boyutlarına bakılabilirse bile bunlar anlaşılabilir. İkinci dünya savaşlarını, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel boyutları ve etkisi ile yaşamsal sistemlerde meydana gelen değişimlerin ve dönüşümlerin geldiği nokta anlaşılabilir.
Geçmişe dair küçük bir pencere açıp bir ışık süzmesinden sonra bugün özelde Kürdistan'da genelde de Ortadoğu ve Afrika eksenindeki gelişmelere bakılabilir. Katı dinci İŞİD'in EL-KAİDE'den türediği, El-KAİDE'nin de dünya egemen sistemin sınıfsal Komünist diktatörlüğe karşı yeşil kuşak projesi hedefiyle komünist bloka komşu Müslüman ülkelerde oluşturulan sosyal bariyerden türemiştir.

Dünya egemen sistemi genel çıkarlarına aykırı bulduğu Komünist bloka karşı, onu çevreleyen, halkları Müslüman olan devletlerde özel bir proje ile İslam felsefe ve ideolojisi etrafında ve Komünizme düşman olacak tarzda kitlelerin oluşturulmasının adına Yeşil Kuşak projesi denilmiştir. Bu proje ile hedef seçilen kitleler oluşturulmuş, ardından komünizm egemen olduğu sahalarda beklenmedik bir hızda iflas etmiş, yıkılmış ve oluşturulmuş bulunan bu sosyal proje kitlesi boşa düşmüştür.

Bu kitleler Afganistan'da olduğu gibi iktidara gelebilecek kadar büyük bir tabana hitap edebilmiştir.  Ancak onu oluşturan egemen güçler, böylesi dinci kurallara bağlı bir sistemin var olmasını çıkarlarına karşı bir olgu olarak görmüşlerdir. Bu bağlamda çok şiddetli biçimde müdahale etmiş, Afganistan'da bunların tasfiyesini sağlamaya çalışmıştır.

Hem çağımızın insanlık değerlerine, hem de uluslar arası egemen sistemin genel çıkarlarına karşı olması, tasfiye hedefine konulması bile durdurmalarına yetmemiştir. Tam tersine halkları genel itibarıyla Müslüman olan Ortadoğu ve Afrika'ya sıçramış, büyümeye ve yayılmaya çalışmıştır. 

Ortadoğu'daki merkezi hedefleri arasında hem Irak'ta hem de Suriye'de Kürdistan coğrafyası bulunuyor. Yeşil kuşağın derin projesinin artıklarından türeyen bugünkü terör örgütü İŞİD büyük bir tehdit olarak Kürt halkının tam karşısına konumlanmıştır.

Bu tespit ve çözümlemeler yapılırken Yeşil Kuşak projesi devam ediyor anlamı çıkarılmamalıdır. Komünist diktatörlük sisteminin çöküşü ile birlikte uluslar arası egemen güçler Yeşil Kuşak projesini sonlandırılmıştır. Fakat bu projenin artıkları varlığını devam ettiriyor, kendilerine oluşturdukları doğasındaki felsefe ve ideolojisi etrafında iktidar arayışındalar.

Dünyanın egemen güçleri komünist diktatörlüğe karşı İslamcı ideolojik toplumsal yoğuşmayı oluşturup biyolojik mücadele hedeflemişti. Komünizm iflas edip çöktükten sonra oluşturulan canlı ve hareketli bu yapılar kontrolden çıkınca, uluslar arası egemen güçler kendileriyle birlikte genel çıkarları örtüşen seküler bir takım paydaşlar oluşturarak biyolojik ve fiziksel mücadele başlatılmış ve yaygınlaştırılmıştır.

Bilimsel dille ifadesi budur ve buna biyolojik mücadele yöntemi de denilebilir. Kürt coğrafyasına kayan bu katı dinci ideolojik terörist harekete karşı Genel olarak Kürt halkının bütünü özelde de seküler gruplar ve güçler harekete geçerek karşı koyması, ardından gelişen olaylar, uluslar arası güçlerin rolleri görünenden daha kapsamlı çözümlemelere tabii tutulmalıdır.

Dünya egemen sistemi katı dinci ideolojik İŞİD hareketinin yayılmasını, herhangi bir yerde iktidarı ele geçirmesini istememektedir. Bu nedenle kendisine mümkün olduğu en az zararla bu süreci kontrol altına alarak sorunun üstesinden gelmeyi hedeflemektedir.

Bu nedenlerden dolayı Kürtlerin azılı düşmanı İŞİD aynı zamanda uluslar arası egemen güçlerin de azılı düşmanıdır. Uluslar arası egemen güçlerin geçmişte planladığı biyolojik mücadele bugün yeni bir boyutta paydaşları değişerek fiziksel mücadele ile birlikte devam ediyor.

Birçok açıdan bu olguya bakılırsa uluslar arası egemen güçler seküler Kürt güçlerini bu mücadelede kullanıyor denilebilir. Amaç ve hedefleri farklı olsa da buna ortak bir düşmana karşı iş ve güç birliği de denilebilir. Süreçlerin esas derinliğine inildiğinde bunların proje hedeflemesinden sapan gelişmeler olduğu açıktır.

Bu süreçlerin Kürt halkı için iyi tarafı, Kürt halkının uluslar arası camiada tanınmasına, diplomatik ilişkiler geliştirmesine, diğer birçok alanda işbirliğine vesile olmasıdır. Ancak ortaya çıktı ki Kürdistan ülkesi ve halkı adına sahada mücadele yürüten güçlerin gelecek ile ilgili hedefleri ve hesapları karışık ve çelişiktir. Bölgedeki ve dünyadaki gelişmeleri okumalarındaki eksiklik ve yetersiz kalınması mücadelenin seyrini, hedeflerini ciddi biçimde olumsuz etkiliyor.

Batı Kürdistan'daki olumlu gelişmeler, elde edilen kazanımlar, neden ve sonuçların geleceği doğru değerlerle analiz edilemiyor ve doğru çözümlemelere tabi tutulamıyorsa sıkıntı doğuracak sonuçları beraberinde getirebilir. Halbuki iç ve dış koşullar Kürt ve Kürdistan tarihi boyunca hiç bu kadar olumlu ilişki ve sonuçlara sahip olamamıştır. 

Rojava Kürdistan'ı uluslar arası güçlerin ciddi, hayati desteği ile dinci terörist İŞİD gruplardan temizlenirken, Kürtlerin sahada baskın ve etkin grupların ideolojik tekçi hesapların evrensel demokratik standartlarla çatışması ve çelişkilerin Kürt halkına uluslar arası desteğin zarar görmesine neden olabilir. 

Uluslar arası güçlerin fiziki ve diplomatik desteği Kürtlerin bir kısmının ideolojik nedenleriyle gelecekte sekteye uğraması durumunda bölgedeki sömürgeci güçlerin aradığı ve hiç kaçırmayacakları bir durumdur. Ortadoğu coğrafyasında bugün süregelen ve gelecekte boyutlanıp büyümeye doğru gidebilecek gelişmelere bakıldığında Kürt halkının çok daha dikkatli ve duyarlılık içinde olmasını zorunlu kılıyor.

Kürt halkı adına siyaset yürüten gruplardan her birinin dünyaya bakışı farklı farklı olabilir. Sınıf ekseninde olsun inançsal eksende olsun veya sosyo-kültürel eksende olsun her alanda örgütlenen bu farklı yapıların ortaklaşabilecekleri tek nokta ulusal değerlerdir.

Dünyadaki örneklere defalarca dikkat çeken biri olarak özellikle belirtebilirim ki ideolojik ortak nokta ne Kürdistan'da ne de dünyada oluşamamıştır. Geçmişte dünyamızda zoraki ideolojik ortaklaşma çabaları vardı ve bunlar her zaman iflas etmiş, hüsranla sonuçlanmıştır.

Bundan dolayı Kürt grup ve kurumların da şimdiden akılllarını başlarına toplamaları, ütopik ideolojik hayallere dayalı hezeyanlarının üstesinden gelmelidirler. Uluslar arası güçler, Oradoğu ve bölgemiz Kürtlere her zaman bu denli cömert davranmayabilir.

Zaten varlığı tehdit ve tehlike altında bulunan Kürt halkının önünde duran bu süreci bencil grupsal, sınıfsal çıkarlarına heba etmemesi hayati önemde olduğu bilinmelidir. Her dört parça Kürdistan'ın bugün yaşanmakta olan gelişmeler karşısında önlerinde duran en büyük sorumluluk süreci doğru ve gerçekler etrafında anlamaya çalışmalarıdır.

Şayet süreci doğru anlayabilirlerse bütün güçlerin bencil hesapları bir kenara konulabilirse, doğru ve gerçekçi hedeflerde, ulusal birlik zemininde ortaklaşabilmeleri aynı zamanda çözüm sürecini de beraberinde zaten getirecektir.

Kürdistan'ın hiç bir sömürgecisi Kürt halkının taleplerine, doğru çözümler noktasına getirilemez. Sömürgeci güçler her zaman ve her koşulda çıkarlarını, önceliklerini dikkate alır, sonuca taşımayı hedeflerler. Sömürgecilerin öncelikleri ile Kürtlerin talepleri doğal olarak çelişmektedir.

Kürtlerin de ortaklaşmaları gereken değerler etrafında ortaklaşmama, ideolojik tekçi ortaklaşma dayatıp diretmeye yönelmeleri ellerinin altındaki bu nadir fırsatları zehirliyor. Bütün Kürt sosyal, isyasal güçleri sahip oldukları bütün siyasi-ideolojik farklılıklarını ancak evrensel standartlarda demokratik bir sistemde özgürce örgütleyebilir,

temsil edebilirler. Bugüne kadar bu farklı ideolojilere sahip her grup kendisini ve ideolojisini baskın kılmaya, kimi zaman zora dayalı araçları kullanarak egemen güç duruma getirmeye yönelmiştir. Bu durum evrensel demokratik sistemlerden sapma olduğu kadar aynı zamanda hastalıklı bir toplumsal yapının zeminini de oluşturabilir.

Bu yazı toplam 973 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim