• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -4 °C

Kürtlerin halksal değerlerinden kopartılması

Çiya Berçelan

Kanton meselesi, son yıllarda Kürtleri yakından ilgilendiren ve en çok da gelecek Kürt kuşakları için hayati öneme sahip bir meseledir.Kanton, en yalın tanımıyla bazı ulusal devletlerin, ülkelerin idari bölümlerine verilen isimdir. Genel olarak, kantonlar eyaletlere kıyasla yüzölçümü ve nüfus açısından daha küçükler. Uluslararası çapta en çok bilinen ve en önemli kantonlar ise İsviçre kantonlarıdır.

Bu yüzden kanton kavramını anlamak için önce İsviçre kantonlarına bakılmalı. İsviçre federal devletinde 26 kanton vardır. Kantonların en önemli görevleri sosyal yardımların, yasalara itaatin, kamu eğitiminin ve vergilendirmenin sağlanmasıdır. Her kantonun kendi başkenti, anayasası, parlamentosu, hükümeti ve mahkemeleri mevcuttur.

Yani her bir kanton, federal bir devlet gibi işlev görmektedir. Ama en önemlisi tüm kantonlar, İsviçre ulus devletine bağlıdır. Yani tüm bu kantonlar toplanıp İsviçre’yi oluşturmaktadır.

Bazı kantonlarda Almanca veya Fransızca konuşulurken, bazı kantonlarda ise bu iki dil de resmi dildir. İtalyanca konuşulan bir kanton varken, Graubünden kantonunda Almanca, İtalyanca ve Romanşça konuşulmaktadır.

Kantonlar büyüklük, nüfus ve diğer özellikler açısından da birbirlerinden oldukça farklıdır. Örneğin; Cenevre kantonu sadece bir şehirden oluşurken, Uri gibi bazı kantonlar ise sadece dağ ve vadilerden oluşmaktadır.

Kantonlar ayrıca farklı ülkelerde farklı işlevlere de sahipler. Bosna Hersek Federasyonu da kantonlara ayrılmıştır. Bosna Hersek’in toplam 10 kantonu bulunuyor. Belediyelerden oluşan her kantonun kendi hükümeti ve başbakanı; her başbakanın ise kendi kabinesi mevcuttur. Ve yine tüm bu kantonlar, Bosna-Hersek ulus devletini oluşturmaktadır.

Lüksemburg Büyük Dukalığı'nda ise toplam 12 kanton bulunmaktadır. Lüksemburg'daki 3 ilin bir altındaki yönetim birimleri olan bu kantonlar, Lüksemburg ulus devletine bağlıdır. Belçika’da ise adli ve seçim kantonları vardır. Bu ülkede, 225 adli kanton bulunurken, her adli kanton, birkaç belediyeden oluşmaktadır. Her kantonda ise bir sulh hâkimi bu belediyeler üzerinde yargı yetkisine sahiptir. Bir de seçimlerin organize edildiği ve yine bir grup belediyeyi kapsayan 208 seçim kantonu mevcuttur.

Şimdi Güneybatı (Rojava) Kürdistan’daki kanton deneme çalışmasına bakalım. Kürt siyasi hareketlerinden bir kısmı Cıziré Kantonu, Kobané kantonu, Efrin Kantonu ilan etti. Suriye Merkezi yönetim sistemi katı Arap ulusçuluğuna dayalı diktatörlüktür. Siyasi, sosyal ve kültürel olarak Arap ırkçılığına dayalı, farklılıkları imha etmeye koşullandırılmış bir rejimle yönetiliyor.

Kürt halkı özelinde de Kürtdistan'ı sömürgeleştiren dört ülkenin ortaklaştıkları imha politikalarını Suriye'de kesintisiz uyguluyor. Suriye devleti Kürtler konusunda kendi başına karar verme durumunda olmadı, geçmişte de bugün de bölgesel sömürgeci devletlerin Kürt politikasında sürdürdüğü politikaların bir parçasıdır.

Yani Cizire dâhil bütün Rojava kantonları Suriye devletine bağlı Kantonlar olması hedefleniyor ve bunun aksini talep eden bir beyanat Rojava’nın kanton yöneticileri tarafından henüz yapılmış değil.

Kürt halkının en fazla dikkat etmesi gereken PKK ve onun çizgisindeki siyasi hareketlerin ilginç bir çıkışları olmalıdır. Kürt halkının her dört parçasında hiçbir kazanımı yokken, uluslar arası ilişkileri sıfır çekerken birleşik bağımsız kürdistan'a oynuyorlardı.

Kürt halkının sosyal, siyasal, uluslar arası ilişkilerin bağımsız devlet seviyesini bile aştıkları bir süreç yaşanırken ise Suriye'nin toprak bütünlüğünü, bölgedeki sömürgeci güçlerin toprak bütünlüğünü savunan, Kürt Sorununu devlet sorunu olarak görmeyen bir gelecek perspektifi ortaya koyuyorlar. Kürt halkının dünyanın her halkı gibi eşit, özgür,demokratik bir sistemde değil de ''Kürt Sorunu bir devlet değil; bir hak ve özgürlükler sorunudur.” indirgenmiştir.

Halbuki Kürtler dünyanın herhangi bir halkı gibi, Kürt sorunu bir devlet - daha doğrusu devletsizlik - sorunudur. 12 Eylül 1980 darbesi döneminde fedakâr ve yurtsever Kürtler olarak Amed cezaevinde korkunç işkencelere maruz kalmalarının sebebi Kürtlerin devletsiz olmasıydı.

Yıllar sonra Kürtlerin Şengal’de, Şırnak’ta, Rojava’da hala kanlı saldırılara maruz kalmalarının sebebi yine bölünmüşlükleri ve devletsiz oluşlarıdır. Şengal’deki Ezidi halkı IŞİD saldırısına uğradığında, Şengal zaten Irak’a bağlıydı ve Irak ordusu Ezidi halkını korumamıştı ya da koruyamamıştı.

Bugün Ezidi kadınlar pazar yerlerinde seks kölesi olarak satılıp tecavüze uğrarken, Şengal’in Irak’a bağlı kanton olması gerektiğini söylemek, Şengal’i Irak devletinin eline mahkûm etmek ve dolayısıyla tekrar IŞİD’e teslim etmektir.

Bölgedeki halkların güvenliğini sağlayan tek yönetim olan Güney Kürdistan’ı görmezden gelerek Kürtlere devletsizliği önermek, Orta Doğu coğrafyasında Kürtleri, Hıristiyanları, Mandeanları ve diğer tüm etnik ve dini toplulukları savunmasız bırakmak demektir. Çünkü eğer kantonlar Suriye ve Irak devletlerine bağlı olacaksa, kantonlarda yaşayan insanların can ve mal güvenliği de bu devletlere bağlı kalacaktır.

İsviçre’nin Kanton düzeni değiştirilemez değildir. Örneğin, 2002 yılında Cenevre ve Vaud kantonlarının vatandaşları, kantonların birleşip birleşmeyeceğine dair seçime davet edilmiş, birleşme teklifi ezici bir çoğunlukla ret edilmiştir.

Kanton değiştirmek isteyen bazı komünler de vardır. 1996 yılında bütün ülke, 70 kişilik nüfusu olan Vellerat köyünün Bern kantonundan ayrılıp Jura kantonuna bağlanma talebi konusunda oy kullanmış ve vatandaşların bu dileği gerçekleştirilmiştir

Esas önemli nokta tam da burası. Kantonların hangi devlete bağlı olacakları kadar, hangi coğrafyada ayakta kalmaya çalışacakları da göz önünde bulundurulmalı.

İsviçre ve ona komşusu devletler, dünyanın en demokratik devletleri. Fakat ne yazık ki Orta Doğu, Avrupa değil. Orta Doğu coğrafyası, hala insan hayatının son derece değersiz olduğu, her gün insan kanının su gibi aktığı bir Orta Çağ karanlığını yaşıyor.

Bir yanda neredeyse 100 yıldır Kürtleri bölme ve katletme konusunda ihtisas yapmış, ortaklaşmış Türkiye, Suriye, İran ve Irak devletlerinin hüküm sürdüğü, diğer yanda IŞİD, El Kaide, El Nusra gibi kan emici terör örgütlerinin beslendiği ve cirit attığı bir coğrafyada Kürtler için devletsizliği önermek intihardan başka bir şey değildir.

Şu anda Kürdistan’ın her parçası özgürlüğe hazır olmayabilir; ulusal ve uluslararası koşulları gerçekçi bir şekilde değerlendirilebirlir. Ama Güneybatı Kürdistan (Rojava) buna çok yakın, Güney Kürdistan’la birleşmeye de çok yakın. Rojava Kürtlerinin IŞİD’e karşı verdiği kahramanca mücadele, hem uluslararası kamuoyunun hem de Batı ülkelerinin desteğini kazanmıştır. Bu desteği artırmanın yolu, devlet talep etmek ya da bölünmüş Kürdistan’ın birleştirilmesi için çabalamak olmalıdır.

Kürtlerin topraklarını işgal eden, en temel insan haklarını tanımayan, onlara nüfus cüzdanı bile vermeyerek hayatlarını felç eden ama en sonunda iç savaştan ötürü sıkıştığı için birkaç hak kırıntısı vermek zorunda kalan devletlere bağlı kalındığı sürece, söz konusu bölgelere “şehir” ya da “kanton” demenin pek de bir anlamı yoktur.

Kanton, “köşe” ya da “parça, bir ülkenin bölümü” anlamlarına gelen Fransızca “canton” kelimesinden türetilmiştir. Yani sözünü ettiğimiz Rojava kantonları esasen birer semt veya bölgedir. Ve asıl önemli olan bu bölgelerin hangi devletin parçası olacağıdır. Suriye devletine bağlı olacak Kürt şehirlerine “kanton” demek, onca kanlı mücadeleye ve zorluğa rağmen işgal altında kalışımıza sanki yüksek bir siyasi statü kazanmışız süsü vermeye yetmeyecektir.

İslami terör çetelerinin Irak ve Suriye’ye saldırmalarından sonra insanların Güney Kürdistan bölgesini en güvenli yer olarak seçip oraya sığınmaları, 4 parçadaki Kürtlerin yüzlerini nereye dönmesi gerektiğini göstermiyor mu?

Kürtlerin en büyük sorunu can güvenliğinden yoksun olmalarıdır; Suriye ve Irak’a bağlı kantonlar, bu güvenliği sağlayamazlar, hiçbir zaman da sağlamadılar. Kürt halkının can ve mal güvenliğini sadece Kürdistan milli savunma gücü koruyabilir.

Kürtler eğer Türkiye, Irak, İran ya da Suriye’nin parçası olarak kalmak isterlerse, sonsuza dek bu devletlerin yöneticilerinden aman dilemek zorunda kalabilirler. Ki bu devletlerin demokrasi ve özgürlüklerden ne anladıkları 100 yıllık tecrübelerle sabittir.

Kürdistan meselesi en çok da bu yüzden uluslararası platformlara taşınmalı ve ulusal talepler en yüksek seviyeye çıkarılmalıdır. Bunun için her Kürt birey ve örgüt elinden gelen mücadeleyi vermelidir. Bu yolda en büyük görev de Kürt siyasi sorumlularına, yöneticilerine düşmektedir.

Yani PKK ve onun çizgisindeki versiyonu “bizim devlet sorunumuz yok” demesi maalesef gerçekleri yansıtmıyor.

Kürdistan, kendi içinde kantonlarla da yönetilebilmesi tartışılmalıdır. Ama bu kantonlar sömürgeci devletere bağlı kalacaksa Kürt halkı geleceğine anlam katmayabilir.

Güneybatı Kürdistan’ı Güney Kürdistan yönetimine değil de, Suriye devletine yakın kılan zihniyetin ardındaki gerçeklik nedir? Ve şu an yakalanan özgürleşme fırsatı, bir daha Kürtlerin karşısına çıkacak mıdır? Geç olmadan Kürt halkının, gerillanın yanıt verilmesi gereken sorular bunlar, cevapları asla belli kişilerin insiyatifine terk edilemeyecek kadar önemlidir.

PKK ve onun çizgisindeki hareketlerin çıkış noktası Kürtlerin sıfır kazanımı varken neden bağımsızlığı hedef gösterdi? 

Kürt halkı bağımsızlığa ramak kaldığı günümüde niçin ulusal bağımsızlığa karşıdır?

Bu süreç kendiliğinden bu noktaya taşımadığı kesin, üç-eş kişilik yönetimerkindeki küçük bir grubun kimlerle ne türlü hesaplar içindir?

İlginç olan Kürt halkını tek kişilik bir liderlik sultasına mahkum edilmesi çabalarıdır. Bu süreçlerin yürütücü gücü ve organizatörlerinin nasıl hesaplar içinde olabileceği şimdiden bütün boyutlarıyla tartışılması Kürt halkının geleceği bağlamında hayati öneme sahiptir.

Bu yazı toplam 715 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim