• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -4 °C

Lezgin Botan: Sonbaharda baskın seçim!

Lezgin Botan: Sonbaharda baskın seçim!
"Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van milletvekili Lezgin Botan, “çözüm süreci”ne ilişkin, “Devlet Kürtler’den özür dilerse masaya tekrar dönülür” dedi. "

Lezgin Botan, Türkiye’de erken seçim ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek, “Sonbaharda baskın bir erken seçim mümkündür. Dokunulmazlık meselesi bir erken seçime işaret etmektedir. Kürdistan'ı insansızlaştırmanın bir nedeni de bundandır” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki kamulaştırma kararını da değerlendiren HDP’li Botan, “Devlet Kürdistan'da Kürtler’i ekonomik olarak çökertmek istemektedir. Bu tipik bir sömürgecilik anlayışıdır çünkü devlet ancak aç Kürtler’den işbirlikçiler devşirebilir” diye konuştu.

Lezgin Botan, Rûdaw’ın sorularınjı yanıtladı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, çözüm sürecine ilişkin, “PKK tüm silahlı unsurlarını Türkiye dışına çıkarırsa her şey konuşulabilir” dedi ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ortada görüşülecek bir konu yoktur” diyerek noktayı koydu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinden sonra derin devlet ile Recep Tayyip Erdoğan arasında bir anlaşma sağlandı. Bu anlaşma Kürt karşıtı bir tasfiye anlaşmasıdır.

Dolayısıyla 7 Haziran’da ortaya çıkan sandık iradesini yok sayarak halkların iradesine el konuldu. 1 Kasım seçimlerine kadar Kürtler’e yönelik büyük katliamlar ve saldırılar gerçekleştirildi.

Seçim Kürtler’le derin devlet arasında geçti. Ancak Kürtler’i demokratik zeminden uzaklaştırmayı başaramadılar. Bu yeni bir durumdu. Ya Kürtler’le anlaşacaklardı ya da savaşacaklardı.

AKP ve derin devlet savaşı seçtiler. Meclis artık devre dışı bırakılmıştır. Kabine bir savaş kabinesidir. Hükümet iradesi cumhurbaşkanının iki dudağı arasındadır. Hal böyle olunca Başbakan Ahmet Davutoğlu Saray’a rağmen en ufak bir adım dahi atamaz.

Şırnak merkez, Silopi, Yüksekova ve Nusaybin’de operasyonlar devam ederken tekrar masaya dönülebilir mi?

Elbette birgün taraflar masaya döneceklerdir.Bu sonsuza kadar sürmez. Bütün savaşlar en nihayetinde bir barışla sonuçlanır. Ancak Kürt kentlerini yakıp, yıktıktan ve yüzbinlerce Kürt’ü göçe zorlayıp mallarına el koyduktan sonra bu iş o kadar kolay olmayacaktır. Devlet Kürtler’den özür dilemeden masaya şu şartlarda dönmek çok uzak.

 

Hükümetten HDP’ye ve PKK’ye yönelik tekrar masaya dönülmesi için bir adım atıldı mı?

Bildiğim kadarıyla Davutoğlu'nun söylediklerini saymazsak böyle bir girişim olmadı. KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, Türkiye ile yeniden biraraya gelmek için ABD’nin arabulucu olmasını için çağrıda bulunmuştu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bana göre o noktada değiliz. ABD'nin Ankara’daki büyükelçinin çağrısına binaen yaptığı bir açıklamadır. Bu tür barış görüşmelerinde her zaman bir üçüncü göze ve ya kolaylaştırıcıya ihtiyaç vardır. Kürt halkının temel toplumsal ve ulusal haklarının iadesi noktasında samimiyeti olanlara Kürt halkının kapısı her daim açıktır.

Batı’nın Kürt ve Kürdistan meselesinde günahı vebalı bilinmektedir. Bu açıdan tarihsel sorumlulukları gereği bu tarihsel hatayı düzeltmek için devreye girmeleri, arabulucu olamaları yerinde olur.

Devlet ve AKP, HDP şahsında Kürtler’den intikam almak istiyor çünkü ilk defa Kürtler parti olarak seçimlere girdiler ve devletin Kürdistan'da AKP somutunda hem siyasi egemenliğine son verdi hem de Kürtler’in bir yüzyıl daha statüsüz yaşamayı kabul etmeyeceklerini ortaya koydu.

Ayrıca özelde Kürdistan'da, genelde Türkiye'de AKP'nin 13 yıllık iktidarına da son verdi. Şimdi sandıkta yapamadıklarını, başaramadıkları sonuca bir yandan savaşla diğer yandan HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırarak ulaşmaya çalışıyorlar.

Bununla da yetinmeyen Türk devleti, bölge belediye eşbaşkanlarını tutuklamakta ve görevden uzaklaştırmaktadır. Şimdi de kayyum atama peşindeler. Bu bir faşist darbedir.

İnsanlık suçudur.Tarihe bir kara leke olarak geçecektir. Çünkü dünyada eşi benzeri yoktur bu uygulamaların... Hem demokrasiye, hukuka bir darbedir, hem de halk iradesini yok saymadır.

AKP ve derin devlet ittifakı, ırkçılığı o kadar azdırdılar ki Kürt karşıtı bir milli cephe oluşturdular; CHP+MHP+AKP+SARAY= Faşizm bloku. Ancak bu tutum barış umutlarını yok ederken Türkiye’yi sonu belli olmayan bir kaosa hızla sürüklemekten başka bir işe yaramayacaktır.

Bütün bu olanlara rağmen parti olarak barış, adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesine tavizsiz ve kesintisiz devam edeceğiz.

Kamulaştırma kararı alınan Sur'da birçok  evin tapusu olmadıgı iddia ediliyor. Sur halkı bu durumda hiçbir hak talep edemeyecek! Partinizin bu konudaki tutumu ne olacak?

Yoksullaştırarak teslim almaya çalışıyor ve bu şekilde kendisine bağlamaya  özgürlük umutlarını söndürmeye çalışıyor. Hiçbir demokratik ülkede insanların rızası alınmadan özel mülklerine elkonulamaz. Bu bir tür zorbalıktır. Cihatçı ganimet anlayışıdır.

Diğer taraftan, Kürt coğrafyasının demografik yapısını Kürtler aleyhine bozmaktır. Baas rejimi gibi... Bir diğer neden de Kürt kültür ve tarihini yok ederek hafızasız asimile edilmiş bir toplum yaratmak.

Bu tarihin en kusursuz devlet terörü eylemidir aynı zamanda. Bu bir etnik temizlik ve soykırımı özellikle de kültürel açıdan içeren kapsamlı bir çökertme ve yok etme operasyonudur.

Durum bu kadar vahimken görmezden gelen,seyirci kalan ve ses vermeyen herkes tarih karşısında bu suça ortaktır ve lanetlenecektir. Halk ve parti olarak bu zulme sonuna kadar direneceğiz bu bizim en demokratik hakkımızdır.

Uluslararası güçler bu duruma Türkiye'nin göçmen ve DAİŞ şantajına boyun eğerek sadece tarihsel bir hata işlemiyorlar aynı zamanda bu utanca/lanete ortak olmaktadırlar.

1924 Lizbon anlaşması, 1949 BM insan hakları beyannamesi/ikiz sözleşmeler, AİHS, Kopenhag Kriterleri vb. karşılıklı sorumluluk içeren bir çok anlaşmaya rağmen Kürtler’e yapılanlar karşısında susmak bir insanlık aybıdır.

Erken seçim ihtimali var mı?

Evet, sonbaharda baskın bir erken seçim mümkündür. Dokunulmazlık meselesi bir erken seçime işaret etmektedir. Kürdistan'ı insansızlaştırmanın bir nedeni de bundandır.

Olası bir seçimde HDP’nin perspektif ve programı ne olur?

HDP bir halklar hareketidir. Retçi, asimilasyoncu, eril/cinsiyetçi ve inkarcı sisteme muhalif bir parti olarak, ezilenlerin, ötekileştirilenlerin ve yok sayılanların yanında; amasız/hilesiz, tartışmasız herkes için eşitlik, adalet, özgürlük talebini savunmaya devam edeceğiz.

Her türden ırkçılığı ve ayrımcılığı içeren politikalara karşın, sivil denokratik eşitlikçi bir anayasa ve her yurttaşın emeğiyle, kimliği ve onuruyla yaşayacağı demokratik bir ülke inşa mücadelesi perspektifinden halklarla buluşmaya ve demokrasi mücadelesine tartışmasız devam edeceğiz.

Yaşanan çatışmalar Kürt illerinde oylarınızı düşürdü mü?

Öncelikle bir yanlışı düzeltelim. Biz bütün halkların dilleriyle, kimlik/kültürleri ve inançlarıyla birarada özgürce yaşamalarını savunan bir siyasi partiyiz.

Bu yönümüzü en iyi bilen halklardır. Seçim sonuçları da bunun ispatıdır. Yani savaş kararını veren silahlı bir parti değiliz. Diyalog,müzakere ve siyaset yoluyla toplumsal sorunları çözmeye inan bir hareketiz.

Yapılan son anketler Batı’da kısmen oylarımızın düştüğünü gösterse de Kürdistan'da oylarımızın arttığını ortaya koymaktadır.

Bu da AKP hükümetinin Batı’da yürüttüğü Kürt karşıtı şovenist kampanyanın vardığı tehlikeli boyutlar açısında ibret verici bir veri sunmaktadır.

Belediyelere kayyum atanırsa ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Bu tam bir çılgınlık olur ama diktatörlük zihniyeti işte böyle bir hastalıklı hali içermektedir zaten. Düşünün siyasi rakibiniz demokratik yollarla sandık iradesi sonucu sizi yenemiyor.

Fakat eline geçirdiği devlet ve devlet kurumlarını yani özellikle yargıyı bir terbiye sopası olarak kullanarak halkın belediyelerine elkoyacak. Bu anti - demokratik zorba yöntemlerle halk iradesine elkoymadır, gasptır.

Yasal ve anayasal meşru demokratik haklarımızı kullanarak halkla birlikte karşı duracağız. Diplomatik çabalarla dünyaya teşhir edeceğiz. Neticede diktatörler kaybeder, halk ve hakikat kazanır.

Demokratik uygarlıklar şafağında insanlık zorbalığa ve zorbalara galebe çalacaktır. Zafer özgürlükten ve demokrasiden yana direnen halkların olacaktır.

PORTRE / Lezgin BOTAN

Lezgin Botan 1972 Van Başkale’de doğdu. 1996 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi  Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl içinde Adapazarı Sapanca ilçesinde edebiyat öğretmeni olarak göreve başladı. 2001 yılına kadar Adapazarı'nda çalıştı. İnsan Hakları Derneği (İHD) cezaevleri komisyonu, çocuk komisyonlarında çalıştı.

2009'da DTP Van belediye başkanı aday adayı oldu. Hikaye yazarlığı ve sanatsal faaliyetlerde bulunan Lezgin Botan, ayrıca Tamara Sander adlı kültür, sanat ve turizm derneğinin hem kurucu üyesi, hem de yönetim kurulu üyesidir.  Evli ve iki çocuk babasıdır.

Kaynak: vanekspres
Bu haber toplam 923 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim