" />
  • BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 20 °C

Lider sultası olduğu yerde demokrasi olmaz

Çiya Berçelan

Demokrasi; Toplumdaki farklı kültürlerin, farklı inançların, farklı sosyal sınıfların her anlamda kendisini özgürce ifade edebildiği sistemdir. Farklı halklar, farklı inançlar, farklı sosyal ve siyasal sınıflar, lider sultası bulunan tekçi sistemlerde kendilerini özgürce ifade edemezler. Toplumda her türlü yapı, kuram, kurum ve kuruluş liderin görüşleri doğrultusunda, onun istek ve taleplerine uygun tartışmasız olarak oluşturulur.

Sosyal ve siyasal farklılıkların talepleri ne olursa olsun bütün çelişkiler lider sultasının görüşleri doğrultusunda kurumsallaştırılır. Liderin benimsemediği herhangi bir olgunun, fikrin, düşüncenin, toplumsal farklılıkların, sosyal sınıfların genel çıkarlarına uygun olsa dahi hayata geçemez. O toplumda sosyal, siyasal ve inançsal olguların talep ve istemlerinin tümü bir yana sadece liderin dediği olur.

Lider sultası orta çağın krallıkları, halifelikleri, padişahlıkları gibi işlev gördüğü yerden demokratik bir sistem asla çıkamaz. Toplumlarda, kelimenin başı ve kelimenin sonu liderliğin çıkarları doğrultusunda hareket edilir, sosyal ve siyasal bir sistem hedeflenir, toplumlar lider sultası hedefi için bütün değerleri ile birlikte çürütülüyorsa, buna dikkat etmek gerekir. 
Demokratik toplumlarda her bireyin düşüncesi kıymetli, değerli ve anlamlıdır. Demokratik toplumlarda bireylerin her türlü düşünceleri, ifade etme özgürlüğü çerçevesinde anlamını bulmaktadır. Toplumlar, halklar, lider karşısında hiçleştiriliyor, çürütülüyor, fikri ve düşüncesi küçümsüyor ve aşağılanıyorsa o toplumun geleceği çöküşe doğru sürükleniyor demektir.

Toplumlar tarih boyunca buna benzer bir çok büyük olay yaşamış, sonunda lider sultası çıkarlarına göre oluşturulan sistem o toplumları felakete sürüklemiştir. Rusya'nın Stalin'i, Almanya'nın Hitleri, Kamboçya'nın Polpot'u, İtalya'nın Mussolini'si, İspanya'nın Franko'su, Irak'ın Saddam'ı, Suriye'nin Essad'ı gibi bunları daha da çoğaltabiliriz.

İnsanların kişiliğinin en zayıf noktası olan tapınma psikolojisi lider sultasını tetikleyen ortamın hazırlayıcısıdır. Alman halkını Hitler gibi bir psikolojik hastanın peşinden sürükleyen, bütün kıtayı, bölgeleri yıkıma sürükleyen insandaki tapınma duygusu olmuştur.

Sözün kısası lider sultasını işleyen, öne çıkaran sosyal ve siyasal hareketler çağımızın özgürlük ve demokratik değerleri ve hedefleri ile örtüşmemektedir. Toplumu, insanları küçülten, hiçleştiren, ötekileştiren, fikir ve düşüncesini önemsemeyen sosyal ve siyasal bir sistem hedefleyen hareketler lider sultasına giden yolun yapıtaşlarını döşemektedir.

Toplumdaki her birey ben önemli biriyim, fikirlerim anlamlıdır, diyebilmelidir. Buna inanmalı, kendisine güvenmeli, genele hizmet etmeyi esas almalı, bireye köle olmayı hedefleyen sosyal ve siyasal oluşumlara karşı sağlam durabilmalidir. Lider sultası altında ezik bir yaşama mahkum olmaya asla boyun eğmemeli, her bir bireyin özgür olduğu demokratik bir sistem için mücadele etmelidir.

Kişiler, bireyler, herkes öncelikle kendilerine özgüven duymalı, doğru kararlar alabileceklerine inanmalı, doğru ve güçlü bireyler olduklarını bilince çıkarmalıdır. Kimse bulunmaz hint kuşası sanılmamalı, hiç kimsenin bu çerçevede öbürlenmesine imkan verilmemeli, herkes kişi bir diğeri ile eşit olduğunu bilince çıkarabilmelidir.

Özellikle Ortadoğu lider sultası dikta rejimlerden çok çekmiştir. Bu durum bölge halklarının sosyo-psikolojik yapısının ne denli çöküntü içinde olduğunu, tarihsel miras olarak çürümüş toplumsal değerlerle yaşaya geldiğini ortaya koyuyor.

Ortadoğu halklarının bugün içinde yaşadığı kanlı süreci de bu bağlamda ele alıp değerlendirmeye ihtiyaç bulunmaktadır. Tarihsel miras olarak çürümüş sosyal bir olgudan kurtulamıyorsa geleceğinin daha da karanlık olasılığı yüksektir.

Ortadoğu halklarını günümüzde de liderlik sultasına, dita rejimlere mahkum eden tarihten devraldığı çürümüş sosyo-psikolojik yapısı üzerinde çözümlemeler dikkate alınabilir. Bu bağlamda her kişi, toplumlarının bu çürümüş olguyu aşabilmesi için öncelikle kendisinden başlamalıdır. Onu özgürlüklerden ve evrensel değerlere dayalı demokratik bir sistemden alıkoyan kişiliğinin derinliklerindeki lidere tapınma psikolojisini aşmaya çalışmalıdır. Çünkü özgür bireylerden oluşan toplumları hiç bir güç baskı altında tutamaz, sömüremez, toplumsal değerleri, ülkesi üzerinde hegemonya oluşturamaz.

Özellikle Ortadoğu halklarından da Kürt halkının bu bağlamda özel bir yeri ve konumu bulunuyor. Lider sultası, çürümüş toplumsalllık, halkı özgürlükten, demokratik değerlerden tarih boyunca uzak tutmuştur. Hegemonik güce, lidere tapınma psikolojisi yüksek olan halkların büyük bir evrimsel devrime gereksinimleri bulunmaktadır. Bu bağlamda her kişi öncelikle kendisinden başlamalı, kendisini evrensellik, özgürlük ve demokratik değerlerle örtüştürerek tapınma sosyo-psikolojisi üzerindeki zincirleri paramparça etmelidir.

Bu yazı toplam 1620 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim