• BIST 109.058
  • Altın 151,093
  • Dolar 3,6599
  • Euro 4,3238
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 21 °C

MACİD MACİDİ’NİN ÇOCUKLARI

Adar Axin

MACİD MACİDİ’NİN ÇOCUKLARI

Mecidi , “Mevlana”nın dili keşif dili, bir yere gidiş ve varış dili” diyor. Mevlana’nın Görsel bir lisana sahip olduğuna vurgu yapan ünlü yönetmen, ‘bizim en güzel hikâyelerimiz Kur’an’da kilerdir. Hz. Yusuf ve Hz. Musa’nın hikâyeleri en güzel kıssalardır.

Fil suresi ise başlı başına görsel bir dildir’ sözleriyle, ilahi kitabımızın sinemasıyla olan ilgisini ifade ediyor. Meşhur ifadesiyle “fıtrat sineması” … Mecidi’nin en meşhur filmi “Cennettin Çocukları”. Hani şu; bir çift ayakkabıyı birlikte kullanan iki kardeşin hikâyesi. Ben ise Cennetin Rengi olarak dilimize çevrilen, aslında Allah’ın Boyası (kur’an’daki ifadesiyle) olan filmi çok önemserim. O filmle ilgili de konuşma imkânımız oldu.

 Küçük Muhammed, ailesinden uzakta görme özürlüler okulunda yatılı  okumaktadır. Okul tatile girer ve herkes çocuğunu almaya gelir. Ancak  Muhammed’in babası geç gelir ve onu eve götürmek istemez. Muhammed’in  annesi ölmüştür ve Muhammed’in varlığını bir engel olarak gören babası  yeniden evlenmek üzeredir.

İran sinemasının Oscar’a aday olan yönetmeni  MajidMajidi, 1999 yapımı Allah’ın Boyası’nda(Reng-i Huda) görmeyen bir çocuğu anlatırken duygu sömürüsüne hiç  girmiyor. Yönetmen, zorluklara rağmen yaşama bağlılığın ne kadar güçlü  olduğunu anlatırken, baba-oğul arasındaki dramı da, oldukça başarılı  aktarıyor.

cocuk-1.20141127130508.jpg

Çocukların dokunarak etrafını tanıması ve kendisine anlatmasını ister. Bir çocuk, ırmak kenarındaki yosunlu bir taşta ‘ALLAH’ yazdığını söyler. Bir başka çocuğa sorar. Emin olmak için birbirinden habersiz üç çocuğa sorar. Cevap ortaktır. Taşta lisan-ı hal ile ALLAH yazmaktadır. Benzer şekilde ağaçkakanların sesini dinleyen çocuklar, o kuşun konuştuğunu iddaa ederler. Sonrasında sesi kaydederler, mors alfabesi vb. lisanlarla okumaya çalışırlar.

Lafı şuraya getirmek istiyorum: Kur’an’daki ifadesiyle “bütün mevcudat ALLAH’ı zikreder”. İnsanoğlu bunu gözüyle göremez. Gönlünü de görme eylemine dâhil etmelidir. Ve sinema, insana, göremediğini anlatmak ve görebileceğini ifade etmek için çok önemli bir araç. Mecidi de bu bağlamda ALLAH’ın Boyası filmindeki gayesini, “tabiatın varlığının izlenmeye değer olduğuna, başlı başına sinema olduğuna işaret etmek istedim” sözleriyle özetliyor ve ekliyor : “sanatın dili de insana yeni bir kapı açmalı ki hakikate varabilme, keşif yolunda yeni bir dil oluşturabilmeli. Bu keşfin anahtarını kur’an vermiştir. Bu yolda gitmek isteyenler oradan faydalanabilir.”

Son bir şey daha söylemek isterim ki, Mecidi, Türkiye ile İran’ın özellikle sinema alanında birlikte çalışmasını arzu ediyor. Resmi olarak açıklanmadığı için adresi vermek istemiyorum ama Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını çekeceği film için Türkiye’den ciddi bir destek sözü de aldı.

Mecidi sineması ile girdiğimiz bu “sinema bakışı”nda yazıya dökülecek o kadar geniş bir boyut var ki, satırlar yetmez. Sonuç olarak; ülkemiz sinemasını kendisine bir yol çizebilmesi için İran sineması ve özelde Mecidi sineması (mahmelbaf sinemasını da önemserim) önemli. Hele Müslümanların sinemaya yaklaşımı konusunda Mecidi başlı başına bir göstergedir.

Görmeyen bir gözün Allah’ı görmek için çırpınışı ve yakarışının dili oldu Cennetin Rengi filmi. Mecidi’nin deyimi ile bu film fıtrat sinemasının şaheseri olmuştur. Görme engelli bir çocuk ve henüz minik yaşlarına rağmen hemen hemen her işi yapan köy çocukları, filmin baştan sona çocukların omuzlarından anlatılmaktadır. Muhammed köyüne döndüğünde köy çocukları ile bir gün okula gider. Orda ki öğrenciler gözleri ile okumalarına rağmen Muhammed’in parmakları ile okumasına yetişemezler ve köy öğretmeni bile bu manzara karşısında etkilenir.

Gözümüzü bir günlüğüne hiç açmadan kapatalım. Ne kadar dayana biliriz ya da ne kadar düşüne biliriz? Duyduğumuz ses ne denli anlamlı olabilir? Karanlıktan başka hiçbir şey görmeyen bir beyin cennetin milyonlarca rengini nasıl görebilir? Beklide görüyor olmak bir şansızlıktır. Çünkü Muhammed babasının nefretini hiç görmedi. Ona acıyan insanları görmedi. Kötüyü ve yalanı görmedi. Evet, cennet gibi bir yerde yaşadı bunu da görmedi. Fakat onun zihnindeki cennet ve Allah arayışı bin cennetten daha güzel değimlidir.

baran.jpg

Macid Macidi’nin Diğer Filmlerinde Çocuk Baran Erkek çocuğu kılığına girmiş bir kız çocuğunun aşk hikâyesini anlatır. Film, İran’ın başkenti Tahran’da bir inşaatta kaçak olarak çalışan  babasının iş kazasında ayağının kırılması üzerine onun yerini almaya  karar veren genç bir Afgan kızının, erkek kılığına girerek inşaatta  çalışmaya başlaması ve kız olduğunu fark eden aynı inşaattaki bir Azeri  gencin ona âşık olmasının hikâyesini anlatıyor.

“Baran” halen Tahran  sinemalarında gösteriliyor. Beni defalarca izlettirecek kadar etkileyen bu filmi nasıl oldu da burada tanıtmayı unutmuşum, bilmiyorum. Bir film bu kadar mı doğal ve etkileyici olur? O kadar gerçekçi ki,  bir senaryoyu izlediğinizi unutuveriyorsunuz ve daha ilk baştan  olayların içindesiniz. Karakterler, olaylar, konunun işleniş tarzı…  Her şey tamamen hayatın kendisidir.

Hani duygusal bir filmi izlersiniz, çok  duygulanır, üzülür ve hatta gözyaşlarınızla yansıtırsınız hislerinizi.  Ama ardından bir düşünce peydahlanıverir; “Sonuçta bir film idi bu!” Ve  çoğu zaman da, “Bunlar ancak filmlerde olur.” dersiniz. İşte Baran  bunları dedirtmeyen bir güzelliğe sahiptir. Aşk’tır işlenen… İçgüdülerin hâkimiyetinden sıyrılmış hakiki sevginin  kaynaklık ettiği aşk…

Sevenin sevgilide istediğini gördüğü değil, bizzat sevgilide var olan albeninin seveni kendisine çektiği aşk. Dokunulmazlığına and içirtecek bir sevgi. İki ruhun kaynaşması, buluşmasıdır. Tutkuyu yadsımayan ama tutkudan çok sevgiyle başlayan,  sevgiyle beslenen…

cocuk-balon.jpg

Cennetin Çocukları Bu masalsı duygusal film, yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve  Zehra isimli iki küçük kardeşin öyküsünü anlatıyor. Kız kardeşinin  ayakkabılarını tamirciden getirirken kaybeden Ali kendi ayakkabısını  onunla ortak kullanmak zorundadır, zira babalarının öfkesinden  çekindikleri için durumu ona anlatamazlar, zaten anlatsalar da babaları  yeni bir çift ayakkabı alamayacak kadar yoksuldur.

Filmin tanıtım  sloganında denildiği gibi onların bu küçük sırrı artık en büyük  serüvenleri olacaktır. Filmde, okula giden iki kardeş ayakkabılarını değişerek giymek  zorunda kalırlar. Zehra dersten erken çıkar. Ali ile bir sokak arasında  ayakkabılarını değişirler. Ali koşarak gittiği halde hep derse geç kalır ve azar işitir. Bir gün üçüncülük ödülü spor ayakkabı olan yarışmaya  girmeye karar verir. Amacı üçüncü olup kazandığı ödülü Ayşe'ye  vermektir. Ayarlamaya çalışsa da birinci olur ama ayakkabıyı alamadığı  için çok üzgündür.

bos-alan.jpg

 Serçelerin Şarkısı: Karim, Tahran’ın dışındaki bir devekuşu çiftliğinde çalışmakta ve  ailesiyle yalın ve mutlu bir yaşam sürmektedir. Bir gün Karim in sorumlu olduğu deve kuşlarından biri çiftlikten kaçar. Bu kayıptan dolayı  suçlanan Karim olur ve genç adam çiftlikten kovulur. Kısa bir süre sonra ablasının işitme cihazını tamir etmek için gittiği kentte insanlar  Karim in motosikletli bir taksici olduğunu düşünürler.

Bu olay, Karim  in yeni bir iş edinmesine vesile olur: Karim artık kentin yoğun  trafiğinde insan ve mal taşıyan bir motosikletli taksicidir. Fakat yeni işinde gün boyunca ilgilenmek zorunda kaldığı insanlar ve mallar Karim  in cömert ve dürüst doğasını değiştirmeye başlar.

Bu durumdan en çok  etkilenen Karim in eşi ve kızlarıdır. Karim i daha önce bağlı olduğu  değerlere döndürmek en yakınlarına kalan bir iştir. Fıtrat sinemasının en kaliteli yönetmeni olan Macidi’ninfilmerinin izlemenizi tavsiye ederim. Zira İslam dininin ve insan fıtratının esasında ne kadar kutsal bir yerde olduğunu göreceksiniz.

Bu yazı toplam 2687 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 6
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(544) 543 29 43
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim