" />
  • BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 22 °C

Masa’da kalmak mı? Masayı devirmek mi?

Masa’da kalmak mı? Masayı devirmek mi?
Muş F Tipi Cezaevinde yatmakta olan Fikret Erik Hakkarihabertv'de...

Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu, Kürt sorununa demokratik çözüm sürecine ilişkin olanlar, masa devrilmesin diye AKP’nin sürece ciddi yaklaşılmasını, toplumun demokratik taleplerini ertelememesi, geçiştirilmemesi ve bir seçim malzemesi olarak yaklaşmaması için halk ayakta ve alanlarda demokratik eylemselliklerini kullanarak uyarmaya çalışmakta.

yazi.20111207153615.jpg

Elbette Kürt sorunu demokratik yollarla çözülmesini her insan gibi bende istiyorum. Ancak AKP’nin Kürt sorununun çözüm noktasındaki yol-yöntem ve yaklaşımı ister istemez toplumda bıraktığı gibi bende de bir kaygıya ve endişeye bırakmaktadır. Doğal olarak halk ve birçok çevre haklı olarak yeni değerlendirmelere yönelmek zorunda kalmıştır. Çünkü sürecin başlangıcındaki ihtiyatlı iyimserlik yerini yavaş yavaş kaygılara ve endişelere bırakmıştır. Dolayısıyla bu kaygıların ve endişelerin merkezinde Başbakan’ın dil-yüzündeki hiddet ve umursamaz yaklaşımı gün bugün daha da yaralayıcı ve tamamıyla bizleri kaygıya-umutsuzluğa bıraktırıyor.

Kürt sorununa çözüm ve demokratikleşmenin kendini bu kadar dayattığı bir aşamada masayı devirmenin, sonuçta masanın kaderini yaşayacağı apaçık ortadadır. Dolayısıyla yeşeren umut’da karşı umutsuzluğu yaymanın hiç kimsenin hakkı olmadığını belirtmek istiyorum.

 Toplumun kaygı ve endişelerini söylerken yaşanan olay ve olaylardan yola çıkarak belirtiyorum. Bilindiği gibi akil insanların çoğu Başbakan’ın kontenjanından seçilmişlerdi. Yine buna rağmen toplumun yani %70’nin talepleri olmasına rağmen hazırlanan raporlara Başbakanın yaklaşımını öncelikli olarak ele alıyorum.

Tabi ki bu raporlarda toplumun yol temizliği olarak önerilerin bir bölümü olan, Anadilde Eğitim-Seçim barajının indirilmesi başta hasta tutsakların serbest bırakılması kara kolların yapılmaması ve koruculuğun son bulunması gibi tabii ve doğal önerilere karşı tavrı ve yanıtı herkesçe malumdur. Buda imha ve inkar politikalarının devamı olduğu endişesini yaratıyor. Yine belirttiğim gibi karakolların yapımı barajların yapımı ve en önemlisi Lice katliamı ve demokratik tepkiler gösterilen tahammülsüzlük ve aynı olayda Medeni Yıldırım’ın katledilmesi olayını manipüle edilerek uyuşturucuya bağlaması ve sulandırması gibi.

 Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın insiyatifiyle başlayan bu süreç her ne kadar olumsuz koşullar olsa da birinci aşama buna rağmen büyük bir aşama katledilmiştir. Artık ikinci aşamanın yani devletin adım atma sürecidir. Buna karşın kendisine düşen sorumlulukları yerine getirilmemesi veya ertelemesi yani yerel seçimler-genel seçimler ve Cumhur Başkanlığı seçimleri derken kocaman 3 yılı heba etmesi ister istemez toplumda  

Yarattığı algı acaba AKP seçimin taktik mi yapıyor olacak ve umudun yerini kaygı ve endişeye bırakacaktır. Buda bilinmeli seçim ve iktidarını korumak veya bir daha seçilmek ve kurumsallaşmak için harcanacak bir sorun olmadığını ciddi bir şekilde algılamalıdır. Bu soruna seçim çıkarıyla veya dar zihniyetle soruna yaklaşılması ciddi sorunun içinde çıkılamayacağı bir vahamette götürüleceği görülmesi gerekir. Artık toplumu germenin çatışmalı bir duruma getirmenin hiç kimseye bir fayda sağlayamayacağını net bir şekilde bilinmelidir.

Sürece ilişkin yaklaşım böyle oldukça ister istemez süreçte provakasyona açık hale gelir. Dolayısıyla Kürt cephesinde kandırılma endişesini’ de beraberinde yoğunca getirir. Ama unutmamakta fayda var. O da şudur. Kürtlerin tarihsel mücadele geleneği ve en önemlisi otuz yıllık demokratik hak mücadele tecrübesini’de eklediğimizde Kürtler artık örgütlü-tecrübeli ve kandırılmayı aşmış bir halk olduğunu unutmamak gerektiğini belirtmek istiyorum.

Dolayısıyla AKP’de eski avantajlarına sahip değildir. Çünkü gezi parkındaki direnişte polisin saldırgan tavrı ile halkların birbirlerini anlamaya-gerçekleri görme ve paylaşma sürecini başlatmış beraberinde demokratik dinamikler çoğalmış ve birleştirilmiştir.

Diğer bir husus: Arap sonbaharıyla gelişen süreç ONE MİNUT çıkışı Suriye ve mısır politikasındaki yaklaşımı yani Osmancılık yayılma arzusunun getirdiği sonuca bakıldığında Arap sokağında artık istenmediği açıkça ortadadır. Çünkü Suriye daha doğrusu Rojava’ya karşı tutumu ve mursimi devrilmesine yaklaşım sıfır sorun değil bir çok sorunu beraberinde getiriyor.

Kendi sorununu çözmemiş bir Türkiye’nin; Orta doğu gibi sürekli kaynayan bir coğrafyanın sorunlarına müdahil olması zaten düşünülemez.İlk önce kendi iç sorununa dönmelidir ve nereden başlamalıyım demelidir. Bizde diyoruz ki; Nereden başlamalıyım diyorsan, samimiysen o zaman yapacağın ilk şey.

‘Roboskiden-Gezi parkından-Lice’den ve toplumun-ezilenleri demokratik özgürlük taleplerini karşılamakla! Dolayısıyla Kürt sorunun demokratik çözümü Türkiye’nin prestiji ve geleceği açısından zorunluluk oluşturduğu net bir gerçekliktir.

 Sorun ağır-çözümde bir o kadar ağırdır.!

Umarım masanın ayakları bunu kaldıracak kadar sağlamdır.

Herkese Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.

Bu haber toplam 2758 defa okunmuştur
  • Yorumlar 7
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim