• BIST 105.381
  • Altın 147,241
  • Dolar 3,4893
  • Euro 4,1870
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 21 °C

Munzur Su'dan Hakkari Bayii Akboğa'ya plaket

Munzur Su'dan Hakkari Bayii Akboğa'ya plaket
Hakkari’de yaklaşık 4 yıldır faaliyet gösteren Munzur Su Hakkari Bayi İsmail Akboğa Munzur Su yönetim kurulu tarafından ödüllendirildi.

Türkiye’de 294 kaynak su içersinde birinci sırada yerini kurumaya devam eden Munzur Su Hakkari bayisi İsmail Akboğa, göstermiş olduğu performans ve üstün başarıdan dolayı Munzur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Özer tarafından plaketle ödüllendirildi.

Hakkari halkının hizmetin en iyisine layık olduğunu belirten Akboğa ise, halka daha iyi hizmet verebilmek için daha çok çalışacaklarını ve Munzur suyunu tercih eden herkese teşekkür etti. 

Hakkari Munzur Su Bayii: İletişim: 0543 839 5670

MUNZUR EFSANESİ:

Derler ki, çok eskilerde bugünkü Tunceli ili Ovacık ilçesine bağlı Koyun gölü Köyü civarında yaşayan bir ağanın işlerini yapan Munzur adında bir yanaşması varmış. Hizmette hiç kusur etmez çok becerikli ve başarılıymış. Ağanın bir dediğini ikiletmez, çobanlıkta tut da tarla tapan işlerine koşar, çift sürdüğü öküzlerin, iş gördüğü atların bakımını, beslemesini hiç aksatmaz, işine toz kondurtmazmış. Bağlılıkta, doğrulukta eşi bulunmaz, hiç bir canlıyı incitmez, hizmetinde kusur etmezmiş…

İş gördüğü atların, sabana koştuğu öküzlerin, Sütünü sağdığı koyunların otunu, yemini, suyunu vermeyi unutmaz en iyi bakımı uygularmış; Hayvanları hiç incitmez kışın ahırda rahat etsinler diye altlarına yumuşak samanlar serer, tımarlarını tamamlar, yere yattıklarında yanlarını acıtıp acıtmadığını denetler önce kendisi yatar bakarmış. Onları gözü gibi korurmuş… Bu tutumundan ötürü ağası da kendisinden çok hoşnutmuş.

munzur-foto.jpgO yıl yağışlar bol olmuş, toprak verime kavuşmuş, tarlalar tahıla durmuş. Harman zamanı ambar buğdayla dolmuş, Bahçeler, bostanlar meyveye durmuş. Koyunlar çift çift kuzulamış. Bu verim ve bolluk ağanın yüzünü güldürmüş. Sonuçta Munzur´un ağası hacca gitmeye karar vermiş. Yola çıkmadan önce de Munzur´u çağırtmış:

Bak oğul, yaşım erişti. Allah da verdi vereceğini. Hacca gitmek kaçınılmaz oldu artık. Evi barkı, malı mülkü, çoluk çocuğu sana emanet edip gideceğim. Sana güvenim tam, gözümü arkada bırakma, hizmetinde kusur etme. Beni mahçup etme, diyerek hanımına gidip helallık dilemiş…

 Hatun ayrılık bir çeşit ölüm, gidip dönmemek de var. Hakkını helal et. Munzur´un kadir kıymetini bilesiniz, üzmeyesiniz, herkesten hellalık diliyerek Allaha emanet olun deyip yola düşmüş…

O zamanlar hızlı taşıtlar yokmuş, hac yolculuğu aylar sürermiş. Derken ilden ile geçip varmış kutsal topraklara.

Aradan günler geçmiş, ağa hacda iken, ağanın hanımı Munzur´u çağırıp bak oğul taze helva pişirdim, kulakları çınlasın ağan bu helvayı çok severdi, onu hatırladım ve onun için yaptım, senin payını da ayırdım diyerek sahana helva doldurup Munzur´a verirken derinden bir iç çekmiş ve ah ah ah keşke şimdi ağan da burada olaydı, demiş.

Bu erinmeye dayanamayan iyi kalpli Munzur: Hatun Ana, siz o helvadan ağamın payını sahana koyun. Varıp vereyim, demiş. Hatun Ana öneriyi Munzur´un saflığına saymış: Canı çekmiştir, verdiğim helva az geldi her hal. İstemeye yüzü tutmayınca da bu yolu seçti. ´Vermesem gönüllenir´ düşüncesiyle kalan helvayı sahana koyarak eline tutuşturmuş. Madem istiyorsun al götür´ demiş.

Munzur kabı kaptığı gibi gözden yitivermiş. Helvanın daha dumanı üstündeyken dua etmekte olan ağasına yetiştirmiş. Helva kabını yanına koyup rahatsız etmeden tekrar gözden kaybolmuş. Ağa Munzur´u görmüş ama dönüp bakıncaya dek Munzur gözden yitivermiş. Şaşkınlık içinde kalan ağa bunu düş sanmış. Ne var ki helva kabı yanı başında duruyormuş. Kabı açıp bakmış sevdiği helvanın dumanı tütmekteymiş. Munzura içinden derin saygı beslemiş. Gördüklerini dönüşte herkese anlatacağına dair içinden söz vermiş…

Ağa bunları düşünürken, Munzur helvayı ağasına ulaştırdıktan sonra dönüp ağasının kapısını çalmış bile. Ağanın hanımı karşısında Munzuru görünce: Ne var ne oldu Munzur? Hayırdır? Dediğinde, Munzur, Hayırlı oldu hatun ana helvayı ağama ulaştırdım. Dua ediyordu bırakıp döndüm, demiş. Hatun ana inanmamış. Söylenenleri Munzur´un saflığına sayarak İyi etmişsin Munzur ellerine sağlık demiş. Bu olayı yakınlarına da anlatmış. Ağa daha hacdan dönmeden bu öykü etrafta duyulup yayılmış.

Vakit geçmiş, zaman erişmiş. Ağanın hac vazifesini tamamlayıp köyüne doğru yola çıktığının haberi gelir. Komşuları herkes elinde bir hediye ile hacıyı karşılamaya giderler. Munzur da, götürecek başka hediyesi olmadığından, bir çanağın içerisine koyunlarından bir miktar süt sağar ve bununla ağasını karşılamaya gider. Ağayı karşılayanlar, ellerine sarılmak için adeta yarışıyormuşlar.

Ağa bu sırada en arkadaki Munzur'u görünce el öpenlere Munzur u göstererek yanındakilere, -Asıl hacı Munzur'dur. Öpülecek el varsa Munzur'un elidir. Munzur ermiş biri, onun elini öpün, önce ben öpeceğim der. Munzur bu konuşmaları duyduğunda:

- Aman ağam etme eyleme Allah aşkına bırak elini öpeyim. Böyle bir şey olmaz. Ben yıllarca senin ekmeğinle, aşınla büyüdüm. Sen nasıl benim elimi öpersin. Ben ne sana, ne de başkalarına elimi öptürmem der .

Bakın bu sahanı görüyorsunuz, bu sahanla bana helva getiren Munzur dur, ermiş kişidir demiş. Ağanın hanımı bu konuyu daha önce köy içinde yaydığından durumu hemen kavramışlar. Gerçeği ağadan öğrenince de kalabalık Munzur'a yönelir. Munzur gizinin açıklanmasını istemediğinden dönerek elindeki süt tasıyla dağa doğru kaçmaya başlamış.

Munzur önde, ağa ve yanındakiler arkasında bir kovalamaca başlamış. Şimdiki Munzur ırmağının ilk yerine geldikleri zaman Munzur'un elindeki süt dolu çanak dökülmüş ve sütün döküldüğü yerde, süt gibi beyazı bir su fışkırmış.

Bundan sonra Munzur kırk adım daha atmış. Attığı her adımda bir kaynak fışkırmış. Ve fışkıran bu sulardan bir ırmak meydana gelmiş. Munzur'un arkasından koşanlar bu ırmağın kenarına gelip karşıya geçmeye Munzura yetişmeye çalışmışlar ama öte yakaya geçememişler.

Munzur Allah’ım sırrımı ifşa etme, ellerini gökyüzüne kaldırarak beni yanına al demiş. Sonunda dağın eteğinde bir kayanın önüne gelmiş. Elindeki değnekle tası yere atıp Irmak kenarında bekleyenlerin gözleri önünde kaybolup gitmiş. Ardında sadece çoban değneği ve boş süt tası kalmış… Hakkarihabertv.com

 

Bu haber toplam 3708 defa okunmuştur
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Diğer Haberler
  • Hakkari'deki çiftçilerin patos mesaisi başladı!19 Eylül 2017 Salı 09:00
  • Zincirleme kaza: 5 yaralı19 Eylül 2017 Salı 00:36
  • TSK Irak sınırında tatbikat başlattı!18 Eylül 2017 Pazartesi 09:46
  • Bakan Sarıeroğlu’ndan taşeron müjdesi!17 Eylül 2017 Pazar 20:25
  • Bir devir kapanıyor!17 Eylül 2017 Pazar 13:31
  • 21. Dönem Polis alımı ne zaman?17 Eylül 2017 Pazar 13:17
  • Yeni kimliklerle ilgili önemli açıklama!17 Eylül 2017 Pazar 13:14
  • Geçitli'deki patlamada hayatını kaybeden 9 kişi anıldı17 Eylül 2017 Pazar 13:04
  • Yeni Diyanet İşleri Başkanı Erbaş16 Eylül 2017 Cumartesi 22:32
  • Kamplarda günlerce aç kalıyorlar16 Eylül 2017 Cumartesi 20:31
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(544) 543 29 43
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim