• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 1 °C

'O tür' çocukları olan aileler dikkat

'O tür' çocukları olan aileler dikkat
"Hemofilili çocuklara sahip ailelerin kanamalardan korunmak için tedbirler alması, kanamaların ilk tedavisini hemen yaparak sağlık kurumuna başvurması gerekir"

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın, kanamaya yatkın genetik bir hastalık olan hemofilide, kanamaların sakatlık ya da hastanın kaybıyla sonuçlanma riski bulunduğunu belirterek, "Hemofilili çocuklara sahip ailelerin kanamalardan korunmak için tedbirler alması, kanamaların ilk tedavisini hemen yaparak sağlık kurumuna başvurması gerekir" dedi.

Fışgın, bir nevi kanın pıhtılaşamaması hastalığı olan, çoğunlukla genetik geçiş gösteren, vücutta kanın pıhtılaşma sisteminde rol alan proteinlerin eksikliği veya yokluğu nedeniyle ortaya çıkan hemofili hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Pıhtılaşma bozukluğu yaratan ve X kromozomundaki çekinik bir genle taşınan, vücutta pıhtılaşma faktörlerinden faktör 8 veya faktör 9'un eksikliği sonucu ortaya çıkan hemofilinin genellikle erkeklerde görülen genetik bir hastalık olduğunu kaydeden Fışgın, bu grubun "kolay kanayan çocuklar" olarak da bilindiğini dile getirdi.

Tunç Fışgın, ailede benzer hastalık öyküsü olabileceği gibi hastalığın yeni bir genetik mutasyon sonrası da oluşabileceğini, genellikle 5 bin ile 10 bin doğumda bir görülen bu hastalığa sahip Türkiye'de 5 binin üzerinde, dünyada ise 400 bin civarı kişi olduğunu aktardı.

 "Tedavide en önemli konu eğitim"Hemofilinin kalıcı bir tedavi yönteminin olmadığını, hastalığın kanamalarla ölümcül olabileceği belirten Fışgın, sakatlığın da en korkulan sonuçlardan olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Fışgın, "Ancak hasta çocukların iyi bir tedavi ve takiple sağlıklı bir şekilde yetişkin çağa ulaşması mümkün.

Son yıllarda gen tedavisiyle kalıcı tedavi yapma konusunda ümit verici çalışmalar yapılıyor. Yaşam boyu süren hastalıklarda en önemli nokta çocuk ve ailenin ayrıntılı bilgilendirilmesi ve eğitilmesi, acil durumlarda hekime ulaşabilme, deneyimli merkezlerin sayılarının artırılması ve hastalıkla kaliteli bir yaşam sürebilme becerisinin kazandırılması" diye konuştu.

 Kanama durumunda yapılması gerekenlerKanama durumunda en önemli tedavi yöntemlerinin soğuk baskı, eklemi yüksekte dinlendirme ve en erken sürede damar içine faktör ilaçlarının verilmesi olduğunu dile getiren Fışgın, hemofili hastalarının eklem ve kas içi kanamalarını erken dönemde hissedebildiğini, ilk 1 saat içinde erken dönemde yapılan faktör ilaçlarının birçok sakatlığın gelişmesini engellediğini anlattı.

Fışgın, bu nedenle hastalara ve ailelerine iğneyle damar içi tedavi edebilme becerisinin kazandırılması gerektiğini kaydederek, hemofilinin, "doktoru danışman olarak gören, kendisini özenli bir hemşire gibi yetiştiren" nadir hastalıklardan olduğunu bildirdi.

Evde tedavi oranlarının en yüksek olduğu hastalık grubu olan hemofilililerin bu olumlu noktaya gelmesinde en önemli faktörlerin sağlık kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve aileler olduğunu aktara Fışgın, doğum sonrası göbeği düşen bebeklerde, göbekten kanamanın uzun süre sızma şeklinde devam ettiğinde, ilk aylarda aşı sonrası uzun süreli durmayan kanamalar veya büyük morluklar gözlendiğinde, yürümeye başlayan çocukların ayaklarında sayıca çok fazla ve çok yaygın morluk görüldüğünde doktora başvurulması gerektiğini vurguladı.

Fışgın, ayrıca ayak bilekleri ve dizlerde şişlik, kızarıklık, ağrı ve ısı artıyorsa sünnet sonrası durmayan kanama geliştiyse diş fırçalamayla diş etlerinde kanama, burun kanamaları, vücutta morluklar oluşuyorsa da hemofili şüphesiyle doktora başvurulması gerektiğinin altını çizdi.

Damar içine faktör ilacını yapabilme becerisinin hasta ve/veya aile bireylerine kazandırılmasının en önemli eğitim faaliyeti olduğunu belirten Fışgın, bu faaliyetlerin hemofiliyle ilgili dernekler aracılığıyla gerçekleştirildiğini, hasta ve yakınlarının eğitimden yararlanabilmek için bu derneklerle iletişime geçmesinin önemine değindi.

 "Tanı ve tedavi, deneyimli doktor ve tedavi merkezlerinin kontrolünde yapılmalı"İstanbul Ünivesitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, kanama belirtilerinin genellikle hemofilisi olan bebek emeklemeye veya yürümeye başladığında ortaya çıktığını belirterek, hastalığın ağırlık derecesi arttıkça, tanı yaşının erkene kaydığını ve klinik bulguların şiddetlendiğini söyledi.

Buna karşılık, hafif tip hemofili hastalarında kanamaların genellikle ciddi travmalar veya cerrahi girişimler sonrasında geliştiğini ve tanının genellikle ileri yaşlarda konulduğunu ifade eden Ünüvar, erken çocukluk döneminde kolay ekimoz gelişimi, girişimler veya travmalardan sonra beklenenden uzun süren kanama, özellikle eklem içi ve kas içi kanamaların varlığının hemofiliyi akla getirdiğini anlattı.

Ünüvar, beyin içi kanamasının hemofili hastalarında en korkulan kanama yerlerinden olduğunu kaydederek, yenidoğan döneminde nadiren gelişen beyin içi kanamanın ileride ve kafa travması sonrası gelişebildiğini, bu nedenle bu çocukları kafa travmasından korumanın ve yaşam alanlarını düzenlemenin önemli olduğunu vurguladı.

 "Kanamaların erken tanınması ve tedavi edilmesi çok önemli""Ağır tip veya orta tip hemofili tanılı çocuklarda emekleme ve yürümeye başladıktan sonra eklem kanamaları, hematomlar ve travmatik ağız içi kanamalar olmaktadır. Hastaların 3'te biri ise sünnet sonrasında durdurulamayan kanama nedeniyle tetkik edilirken tanı almaktadır" diyen Ünüvar, hemofili tanısı, takip ve tedavisinin bu konuda deneyimli doktorların ve tedavi merkezlerinin kontrolünde yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, tedavide eksik olan faktörün yerine konulması amacıyla faktör konsantreleri ve gereğinde destek tedavileri kullanıldığını, hemofilili çocuğun tedavisinin "kanama olduğu anda yapılan" ve "koruyucu" olarak iki ana başlık altında toplanabileceğini, kanamaların erken tanınması ve tedavi edilmesinin çok önemli olduğunu aktardı.

Tedavide kullanılan faktörün etkisiz kalmasının hastalığın en korkulan sonuçlarından olduğunu dile getiren Ünüvar, tedavide gelişmiş ülkelerde kullanılan ilaçların tümünün Türkiye'de bulunduğunu,

son yıllarda daha uzun süre etkinliği devam eden faktörlerle çalışmaların başladığını, yakın zamanda genel kullanıma da girmesinin hedeflendiğini, yıllardır yapılan gen tedavisiyle ilgili çalışmaların son yıllarda daha olumlu sonuçlar alınarak hızla devam ettiğini anlattı.

 

Bu haber toplam 871 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Soğuklar kalp krizini tetikliyor!07 Ocak 2017 Cumartesi 11:15
  • Özel poliklinik olmayan tek il Hakkari!06 Ocak 2017 Cuma 13:29
  • 20 yıl sonra Hakkari'ye doktor olarak döndü05 Ocak 2017 Perşembe 12:40
  • Ağız kokusu kanser yapıyor!05 Ocak 2017 Perşembe 11:58
  • Göz sağlığına ekstra özen gösterin04 Ocak 2017 Çarşamba 10:42
  • Beyne öyle bir yararı var ki...01 Ocak 2017 Pazar 16:08
  • Hakkari’ye anjiyo ünitesi!29 Aralık 2016 Perşembe 17:36
  • Ev yoğurdunun faydası!27 Aralık 2016 Salı 11:42
  • 4500 kişiye ’meslek hastalığı’ teşhisi konuldu!25 Aralık 2016 Pazar 11:46
  • Lokantada kedi eti ele geçirildi24 Aralık 2016 Cumartesi 16:58
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim