" />
  • BIST 97.726
  • Altın 145,625
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C

Öğretmen öğrenci ilişkisinde eksik halkalar

Psikolog Murat Hasanoğlu

 21. Yüzyılda Teknolojinin hızla ilerlemesi ve eğitim sisteminde de ciddi bir yer edinmesiyle Öğretmenlere olan saygının ve öneminin azaldığı bir dönemde Eğitim üzerine yazmayı daha mecburi gördüm.

Günümüzde toplumumuza baktığımızda eğitim sistemimizde ciddi sıkıntılar  görülmektedir. Tabi bu sıkıntıların hepsini bir kesime atmak yanlıştır. Hepsinin de birçok sorunu vardır; Kendine düşen vazifeyi tam yapmama, sorumluluk almama, bildiğini uygulayamama, suçu hep başkalarında arama, herkesi ve her şeyi bir kalıba uydurma, fedakarlığı hep başkasından bekleme, imkanları iyi değerlendirememe yada hep yetersiz görüp (bu kadar maaşa yada bu imkanlarla ancak bu iş yapılır) diye düşünme, gelişmeleri takip etmeme,  araştırmalara uzak kalma, rol yapma gibi sorunları olduğu ortadadır.

Bu tür yaygın düşünceler aşıldığında (her kesim tarafından) herhalde eğitim sistemimizin yanında birçok sorunumuzun çözüme kavuşacağı kanaatindeyiz. Kesinlikle bizim eğitim sistemimizdeki en büyük sorunumuz yukarıdaki ve benzer davranışlardır. Unutulmamalıdır ki mükemmel bir öğretmen, iyi bir eğitim sisteminin anahtarıdır. Ayrıca çözümün büyük bir kısmıdır.

Öğretme evrensel bir uğraştır. Öğretmen olmak kolay bir iş değildir idealist olmanın yanında büyük fedakarlıklarda gerektirir. Herkes birbirine bir şeyler öğretir. Öğretme-Öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için öğreten ve öğrenen arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. Amaç, öğrencilerin büyümesi ve gelişmesidir, fakat birçok öğretmen tarafından kullanılan ve okul idaresi tarafından verilen öğretme yöntemleri öğrencilerin bağımlı, gelişmemiş ve çocuksu kalmalarını sağlamaktan ileri gitmez..

Öğretmenler okuldaki ve öğrencilerdeki problemlerden dolayı hayal kırıklığına uğrayabilir ya da problemin çözümünde başarısız görülebilir. Yapılan araştırmalara göre, onların başarısız olmadığını, tersine çoğunun öğretmenlik hakkında çok şey bildiği fakat bunu uygulamak için yeterli fırsatları bulamadığını göstermektedir. İyi öğretmen tanımları genelde çok kişi tarafından kabul edilmiş yaygın inançlara dayanır.

Mesela:

1. İyi öğretmen sakindir, telaşlanmaz, sinirlenmez, soğuk kanlıdır, duygularını göstermez.

2. İyi öğretmen önyargılı ve yanlı değildir, öğrencilere eşit davranır.

3. İyi öğretmen gerçek duygularını denetler ve öğrencilere göstermez.

4. Etkili öğretmen her öğrenciye eşit davranır.

5. Öğretmenler birbirlerine destek olur kendi duyguları ve inançlarından etkilenmeden öğrencilere karşı cephe oluştururlar.

6. İyi öğretmen her şeyden önce tutarlıdır. Değişmez, unutulmaz, hata yapmaz coşkulu ve özgür bir eğitim ortamı oluşturur bu ortamı hep düzenli tutmayı başarır.

7. İyi öğretmen her sorunun cevabını bilir.

İşte bir öğretmen kendisini bu yaygın inanç modellerine göre değerlendirir ve kendisini başarısız kabul eder. Halbuki öğretmenler iyi ilişkiler kurduklarında rolden role geçmelerine sert davranmalarına, insanüstü ve erdemli kişiliklere bürünmelerine gerek yoktur. Aksi durumlarda en iyi öğretim tekniklerinin bile öğrencilere etki etmediği görülecektir.  

Öğrencilerin Sorunları Olduğunda Öğretmenler Ne Yapabilir?

Birçok öğretmenin iki ortak şikayeti vardır; yardımcı olmakta yetersiz kalışları ve yardım için el uzattıklarında geri çevrilmeleri. Öğretmenler, sorun ortaya çıkınca, sorunları nasıl etkili bir biçimde tepki göstereceklerini bilemediklerinden yardımcı olamazlar. Öğretmen, öğrencinin davranışının kabul edilemez olduğu mesajını verir, onun değişmesini, sanki sorunu yokmuş gibi davranmasın ve sorunu ne olursa olsun onu bir kenara bırakmasını ister. Öğretmenin bu yaklaşım diline “Kabul etmeme dili” denir. Kabul Etmeme Dili = İletişimin On İki Engeli Bunlar öğrencinin öğrenmesini engelleyen sorunları çözmesinde gerekli olan iki yönlü iletişimi yavaşlatır, engeller ya da bütünüyle yok eder.

1. Emir vermek yönlendirmek,

Bunu yap, şunu yap, böyle yapman gerekiyor. Bu iletiler öğrencilerin duygularının ihtiyaçlarının önemiz olduğunu anlatır. Öğrenciye gözdağı verir ve korku oluşturur. Bazen bu iletiler öğrencide olumsuz davranışlar meydana getirebilirler.

2. Uyarmak gözdağı vermek,

            Bu son olsun, yoksa ben yapacağımı bilirim. Öğrencinin isteklerine ve tüm ihtiyaçlarına saygı gösterilmediğini anlatır.

3. Ahlak dersi vermek,

Bana doğruyu söyle niçin dersini yapmadın. Bu iletilerde dış otoritenin gücü ortaya konur.

4. Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek,

Kendine hedefler koymalısın ondan sonra çalışmaya başlayabilirsin. Butür iletiler öğretmenin, öğrencilerin sorunlarını kendi kendilerine çözebilme yeteneği olmadığına inandığının kanıtadır. Öneride bulunma öğretmenin öğrenciyi anlamadığının bir göstergesidir.

5. Öğretme, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek,

Çok az  zamanın kaldığı halde sen hala oyun peşindesin. Öğretmen öğrenci ilişkisine sorun olmadığı zamanlarda öğretme, nutuk çekme öğrenciler tarafından kabul görürken, sorunlu dönemlerde kabul edilmez.sorunu olan öğrenci öğrenmeye aşağılık duygusu, yetersizlik duygusu ile tepki gösterebilir.

6. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmamak,

Sen hiçbir şeyi başaracak güçte değilsin, kafan hiçmi hiç çalışmıyor.olumsuz değerlendirmeler çok tehlikelidir çocuğun benlik saygısının aşınmasına neden olur ve çocuk daha çk karşıt eleştiri ve olumsuz değerlendirme yapmaya başlar.

7. Ad takmak, alay etmek,

Kendini bebek zannediyorsun herhalde koca bebek. Öğrencilerin benlik imajı üzerinde olumsuz etki yapar. Öğrenciler bu tür iletilere ters cevaplar verirler.

8. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak,

Bana göre sen gerçekleri görmezden geliyorsun hiç mantıklı düşünmüyorsun. Öğrencinin herhangi bir davranışının ne amaç için yaptığını  öğretmen tarafından bilindiğini anlatan iletilerdir.

9. Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirme yapmak,

Sen bir harikasın bunu da kendin halledebilecek güçtesin. Fazla övülen öğrenci övülmeye karşı bağımlılık oluşturur övülmediği bir zaman rahatsz olur. Iyi olmayan bir öğrencinin övülmesi ters etki yapar çocuk hiç oralı olmaz.( Siz sanki böyle söyleyince ben böyle mi olacağım.)

10. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak,

Sana güveniyorum hem sınava girecek tek kişi sen değilsin herkes bu sıkıntıları yaşayacak. Güven vermenin çoğu sorunlu kişinin abarttığını gerçekleri anlamadığını olaylara uzak kaldığını bir bakıma   (gerçek dışı) duygular taşıdığını hissettirir. Öğrenciler ayrıca duygularını değiştirmeye çalışan öğretmenlerden hoşlanmazlar.

11. Soru sormak, sınamak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak,

Yardım istemek için geç kalmadın mı? Sorunu olduğu zaman öğrencide kuşku uyandırır. Öğrenciler soruların eksiklerinin bulunması için sorulduğunu zannederler. 

12.  Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak, konuyu saptırmak.

Şimdi olmaz zamanı değil daha sonra yapabiliriz. Bu iletiler öğretmenin öğrenci ile ilgilenmediğini ona değer vermediğini ve dışladığını gösterir.

Üç Yaygın Yanlış Anlama etkili öğretmenlik konusunda tartışmalar üç temel sorunda yoğunlaşıyor.

1. Gerçekleri söylemenin, öğüt vermenin ve açıklamanın nesi yanlış? (Öğretmenin asıl vazifesi bu değil mi?) Her zaman gerçeklerle yüzyüze getirmek zararlı olabilir. Bunları öğrenmelisin hayatın gerçeği bunlardır. Gibi şeyler öğrenciyi rahatsız eder.

2. Övmek ve değerlendirmek neden engel olsun? (Övme iyi davranışları pekiştirir)

Öğrenci kendisinden memnun değilse övmeyi kulak ardı eder yada öğretmenin onu anlamadığını düşünür. Birkaç öğrencinin övülmesi olumsuz etki meydana getirir.  Fakat öğrtmen öğrenci davranışlarına doğal ve ani tepki verir ise ve bu tepki öğretmen öğrenci ilşkisinde sorunsuz bölgede ise bir engel değildir faydalıdır.

3. Soru sormak neden etkisiz kabul ediliyor? (Çünkü bu öğretmede en değerli yollardan) Kişi içdünyası ile ilgili soru sorulduğunda savunmaya çekilir.İstenmedik duyguların sorgulanması tehdit unsuru oluşturur.soru kişiyi sadece bir yönde konuşmaya zorlar. Kişinin sorunu belki farklı olabilir.

 Son Olarak Öğretmenlere Öneriler

1. Ara sıra ufak tefek disiplin olaylarını şakaya dönüştürün.
2. Eğlenceli durumlarda sınıfla birlikte gülerseniz sınıfı kontrol edemez hale gelmekten korkmayınız.
3. Öğrencinin hiç bir soru sormaksızın itaatkar davranmasının arzu edilir bir şey olmadığını biliniz.
4. Bir öğrenciyi uyarmanız gerekiyorsa bunu herkesin önünde yapmayınız.
5. Disiplin sağlamanın birçok öğretmenin iddia ettiği kadar önemli bir sorun olmadığını unutmayınız.

6. Bazen öğretmenlerin tutumu yüzünden de öğrencilerin disiplin kurallarına uymadıklarını aklınızdan çıkarmayınız.
7. Öğrencilerinizde kendi kendini disipline edebilme alışkanlığı geliştirmeye çalışınız. Kötü bir davranışın her şeyden önce kendi kişiliğine karşı bir saygısızlık olduğunu belirtiniz.

8. Unutmayınız ki öğretmenin sınıfta disiplin sağlamak için çok sert olması gerekmez.
9. Suçluyu bulamadığınız zaman tüm sınıfı cezalandırmaktan kaçınınız.
10. Disiplin problemlerine mani olmak, bir kere olduktan sonra onu düzeltmek için uğraşmaktan daha kolaydır.

11. Disiplin problemi sizi aşmadıkça başkalarına duyurmayınız.
12. Derhal önlem alınması gereken durumlarda ya da sınıfta ders yapmanız imkansızlaştığı hallerde idareye haber veriniz.
13. Sınıfta disiplini bozan bir davranış oluştuğunda tepkide bulunmadan önce biraz düşününüz.

 

 

 

Bu yazı toplam 3128 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim