• BIST 82.363
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C

özgürlükçü karakterinden korkuyorlar

özgürlükçü karakterinden korkuyorlar
Türk Başbakan Erdoğan’ın medyaya müdahalelerini iktidarın bilgi tekelciliğine bağlayan Yekitiya Ragihandina Jinên Kurdîstan (RAJIN) Koordinasyon üyesi Roni Eylem, “dün firavunların yaptığını bugün başbakanlar yapıyor” dedi. Eylem AKP’nin Türkiye’yi gazete

Türk Başbakan Erdoğan’ın medyaya müdahalelerini iktidarın bilgi tekelciliğine bağlayan Yekitiya Ragihandina Jinên Kurdîstan(RAJIN) Koordinasyon üyesi Roni Eylem, “dün firavunların yaptığını bugün başbakanlar yapıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül’ün onayladığı internete yeni düzenleme getiren yasanın AKP’nin gerçek yüzünün açığa çıkmasından kaynaklandığını ifade eden Eylem, AKP’nin basın özgürlüğü konusunda diğer bütün iktidarlara fark attığını söyleyerek, AKP’nin Türkiye’yi gazeteci hapishanesine çevirdiğini kaydetti. Ana akım Türk medyasının içerisinde bulunduğu durumu “içler acısı bir durum” olarak adlandıran Roni Eylem, “Gerçeği açığa çıkarması gerekirken, hakikati perdelemekle meşguller” şeklinde konuştu.

Türk medyasının Kürtler söz konusu olduğunda sağcısıyla ve solcusuyla faşist bir karaktere büründüğüne dikkat çeken RAJIN Koordinasyon üyesi, Kürt gazetecilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların ise özgür ve doğru haberciliğe dönük saldırılar olduğunu söyledi. Roni Eylem, kadına yönelik şiddetin ana akım medyada yansıtılış biçimini de değerlendirerek “Medya erkeğin uyguladığı faşizmi teşhir etmiyor aksine özendiriyor.” şeklinde konuştu. Koordinasyon üyesi bir medyaya özgür denilebilmesi için kadınların, ezilenlerin, halkın sesi olabilmesi gerektiğini söyledi.   

“Günümüz dünyasında medya en etkili güçtür” diyen Roni Eylem, medyanın toplumda algı yaratma, yönlendirebilme ve harekete geçirebilme kabiliyeti sayesinde adeta sihirli bir güç olduğunu ve kimin elinde olursa onun muazzam etkili olabildiğinin altını çizerek “Yani adı üstünde medyum gibi rol oynamaktadır. Toplumun aklını, duygusunu, enerjisini bir ahtapot gibi sarmalayarak, gücünün sihriyle kendi çıkarlarına göre şekillendirmektedir. Toplumları bu denli etkileyen devasa bir güç kimin elinde olursa, kimin hizmetine girerse o güç muazzam etkili oluyor, sistemini kuruyor” şeklinde konuştu.  

BİLGİNİN ÖZGÜRLEŞTİRİCİ KARAKTERİ VARDIR

İnternetin erişim hızı sayesinde bilginin küreselleştirilmesinin iktidarın bilgi tekelini kırdığını söyleyen Eylem, “Bilginin karakteri özgürlükçüdür, toplumcudur.” dedi. “Yasakçı zihniyetin bilginin özgürlükçü karakterinden korktuğu için sansüre başvurduğunu söyleyen Eylem, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “internet, sınırları ortadan kaldıran, bilginin erişim hızını artıran ve bilgiyi toplumsallaştıran, çağımızın en önemli iletişim araçlarından biridir. Bu aracın toplumun aydınlanması, bilincinin yükselmesi ve kolektif ruhunun gelişimi için kullanılması çok olumlu sonuçlar yaratır. Bilgiyi tekelleştirenler iktidar sahipleridir. İktidar bilginin tekelleşmesi üzerinden hegemonyasını kurar ve toplumu köleleştirir. Dün rahiplerin, firavunların, Karunların yaptığını bugün başbakanlar yapıyor.”

İNTERNET ÇAĞIYLA ÇOBAN SÜRÜ İKİLEMİŞ AŞILDI

Bilgi tekeli kurarak halkın bilgi edinme hakkının önüne geçmenin toplumu akılsızlaştırmayı, duygusuzlaştırmayı ve vicdansızlaştırmayı hedeflediğine işaret eden Roni Eylem, bu hale getirilen bir toplumun yönetilmesinin çok kolay olacağını belirtti. Eylem, internet çağında sürü çoban ikileminin aşıldığını Tunus ve Gezi ruhunun bunu gösterdiğine dikkat çekerek, AKP’nin internete ilişkin yaptığı yeni yasal düzenlemeyi AKP’nin kirlerini hasıraltı etme yasası olarak tanımladı.

AKP’NİN MASKESİ DÜŞTÜ

RAJIN Koordinasyon üyesi, internette dolaşıma giren ses kayıtlarıyla AKP’nin maskesinin düştüğünü ve toplumun uyanmaya başladığını kaydederek, “çocukların gelişimini olumsuz etkiliyormuş, özel yaşamın dokunulmazlığı varmış. Bunu yeni mi fark ettiniz? diye sordu. Eylem sözlerini şu şekilde sürdürdü: “iletişim ağı özellikle de sosyal medya ağı üzerinden, toplumlar, reflekslerini, fikirlerini paylaşmaktadırlar. Yani kelebeğin etkisi bu dünyada fırtınalara yol açabilmektedir. Tunus’ta bu etki görüldü. Gezi parkı 68 ruhunu böyle canlandırmadı mı? Erdoğan’ın tüm yolsuzlukları, iktidarlar arasındaki kaset savaşları internet yoluyla her yere yayıldı. Toplum bu sızmalarla uyandı. İktidarın maskesi düştü. İktidarlarının sonunun geleceğinden korktukları için sansür ve yasaklama getiriyorlar. Özel yaşam ve çocuk gelişimi işin kılıfı, bahanesidir” şeklinde konuştu.

MEDYA İKTİDARIN EKMEĞİNE YAĞ SÜRÜYOR

Türk başbakan Erdoğan’ın basın kurumlarına müdahale ettiğinin ses kayıtlarıyla ortaya çıkmasından sonra Türkiye’de tartışılmaya başlanan basın özgürlüğü konusunda da konuşan Roni Eylem, “Medya, toplumun doğru haber alması için değil, doğru haber alamaması için gücünü sonuna kadar kullanıyor.” dedi. Eylem, Türkiye’de medyanın durumunu ise şu şekilde değerlendirdi: “Doğru haber, objektif, tarafsız, çıkarsız, toplumun hizmetine giren haberdir. Toplumun dili, sesi, öfkesi olan habercilik, doğru haberciliktir. Maalesef günümüzde yandaşlığı, taraftarlığı aşan; bağımsız, özgür, toplumcu basın duruşunu yakalama çok zorlaştı. Gazeteciliğin, haberciliğin medya tekellerine dönüşmesi ve tamamen iktidarların hizmetine girmesi, toplumun doğru haber alma özgürlüğünü ortadan kaldırmıştır. Doğru haber alma özgürlüğünün hükümetlerin, devletlerin çıkarlarına göre düzenlenmesi, iktidarın ekmeğine yağ süren yalan haberlerin önünü açmaktadır.”

MEDYA PATRONLARI İKTİDARIN KUKLASIDIR

İktidarların, medya gücüyle toplumun nabzını tuttuğunu ve medya kuruluşlarının iktidara göbekten bağlı olduğunu söyleyen Eylem, “O kadar iç içe geçmişlerdir ki medya patronları adeta devletin figüranlarına, memurlarına dönmüşlerdir” dedi.

Roni Eylem, Türkiye’de var olan medya patronları ile iktidar ilişkisini ise şu sözlerle anlattı: “İktidar karşısında medya patronları el pençe duran, bir dediğini iki etmeyen, ‘tamam, olur, hiç merak etmeyin, başüstüne efendim’ demek dışında başka cümle kuramayan bir pozisyona düşmüştür. Birazcık sesini çıkaran diğer gün kapının önünde kendini bulmaktadır. Bir telefonla haber attıran, bir telefonla gazeteciyi işinden attıran bir başbakanla karşı karşıyayız. Dolayısıyla sadece Haber Türk değil bütün medya kuruluşlarında ALO FATİH HATTI VAR. Doğrudan başbakan yardımcıları ve danışmanları tarafından genel yayın yönetmenleri, genel müdürler aranıyor, iktidara yakın olmayan gazeteciler işten çıkarılıyor. Yani medya patronları adeta iktidarların elinde kukla gibi kullanıyor”

Toplumun yaşadığı ekonomik, sosyal, kültürel sorunların medyaya doğru yansıtılmadığını söyleyen Kürdistan Kadınları Basın Birliği Koordinasyon üyesi, “Hakikatin peşinde koşması, aydınlatması gerekenler, sahtekârlığın peşinde koşarak karanlıkların efendilerine gölge olmayı tercih ediyor” dedi.

ANA AKIM MEDYA OLAYLARI MAGAZİNLEŞTİREREK ÇARPITIYOR

Türk medyasının dilini ve haberi sunma biçimini de değerlendiren Eylem, devamla şunları kaydetti: “Doğru haber alan bir toplum doğru tavır alan, refleks sergileyen bir toplumdur. Toplumun boyun eğmesi için özgür haberciliğin önü alınıyor. Açlık, işsizlik, zenginlerle fakirler arasındaki korkunç uçurum, toplumsal ilişkilerde yaşanan dejenerasyon, ahlaki çöküntü, toplumun adeta her gün şiddet sarmalında dört dönmesi, cinnet geçiren hali, güya her gün verilmekte…

Ama nasıl? Toplumsal buhranın, magazinel bir biçimde, tekil olaylar tarzında verilmesi ve haberin bu şekilde örümü başlı başına bir çarpıtmayı ifade ediyor. Toplumun acıları, yaşanan eşitsizlik, haksızlık, hırsızlık, kesinlikle kapitalist sistemden kopuk ele alınıyor. Yaşanan olaylar ortaya seriliyor fakat nedenleri, kaynağı hiç ortaya konulmuyor. Kapitalist sistemin, yoksulluğun, eşitsizliğin, ekolojik tahribatın, kadın kıyımının, kültürel yozlaşmanın, halklar, mezhepler arasındaki boğazlaşmanın kaynağı olduğu topluma gösterilmiyor. Toplum bu zulüm altında can çekişirken, medya zalime işaret etmemeyi ustaca yaparak, toplumu birbirine düşürüyor.”

TÜRK BASINI İKTİDARIN NESNESİDİR

Özne olamayanların özgür olamayacağını söyleyen RAJIN Koordinasyon üyesi, Türk medyasının içerisinde bulunduğu durumu içler acısı bir durum olarak tanımladı. Roni Eylem, “Türkiye’de basın özgür değil çünkü özne değil. İktidarın nesnesi konumundadır” şeklinde konuştu. Eylem, devamla şunları söyledi: “Gazeteciliğin duayenlerinden biri olan M. Ali Birand’ın ölümünden önce PKK’ye ve Kürtlere dair yapılan yalan haberlere ilişkin, ‘biz çok yanlış haber yaptık ‘demesi de, bu birbirini besleyen döngünün sadece bir parçasını ifade ediyor. Bilginin patronların elinde metalaşması, tekelleşmesi, iktidarlarla kurduğu bağdan kaynağını alır. Basın alanı özgür düşünceyi üretme, yaygınlaştırma, toplumlara mal etme alanıdır. Bu gün yaşadığı gerçeklik içler acısıdır. Söylenileni, emredileni, yani belirlenmiş olanı yapan, özgürlüğü değil köleliği konuşturur çünkü.”

Medyanın olumsuz rolünün en fazla Kürtler söz konusu olunca açığa çıktığına dikkat Roni Eylem, “bazı dost çevreler dışında ana akım medya, sağcısı, liberali, dincisi ve solcusu tek bir kimliğe bürünmüştür” dedi. Roni eylem bu tutumun bu gün de sürdüğünü vurgulayarak “Hepsi devletin soykırımcı, militarist uygulamalarının silahşörları olmuşlardır. Öyle olmasaydı, kırk yıldır yanı başlarındaki kirli savaşı yansıtırlardı. Medya kullandığı ırkçı, faşist, terörize eden dille savaşı daha fazla derinleştirmiştir.

  Kürtler söz konusu olunca gazeteciler adeta bir psikolojik, özel savaş merkezi gibi çalışmışlardır. Yıllarca susarak, hiç görmeyerek, körleri sağırları oynamışlardır. Yanı başlarındaki yangına, acıya göz yummuşlardır. Yakılan köyleri, faili meçhulleri, parçalanan gerilla cenazelerini, anaların gözyaşlarını, bir halkın özgürlük haykırışlarını gördükleri halde susmuşlardır” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE GAZETECİ HAPİSHANESİ OLDU

Kürt gazetecilerin iktidar medyası olmayı kabul etmedikleri ve özgür basıncılık yaptıkları için katledildiğini, işkencelerden geçirildiğini ve tutuklandığını söyleyen RAJIN Koordinasyon üyesi Roni Eylem, “karanlığı aydınlığa kavuşturmak isteyenler, zindanlarda zulum altında tutuluyor” dedi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün 2014 yılı basın özgürlüğü listesinde Türkiye’nin 180 ülke arasında 154. sırada yer almasını da değerlendiren Eylem “olanlar dünyanın gözünün önünde yaşanıyor. Onlar da görüp analize tabi tutuyorlar. Sadece geçen yıl altmış gazeteci tutuklandı. Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi oldu. En fazla tutuklananlar da Kürt gazeteciler. O kadar hukuksuzca yargılanıyorlar ki mahkemelere çıkmaları anlamsızlaştığı için artık mahkemelere çıkmıyorlar. Zaten hukuksuzluk diz boyu, Kürde gelince de hukuk en dibe vuruyor” şeklinde konuştu.

Ana akım medyanın son dönemlerde artış kaydeden kadın cinayetlerini ve kadına yönelik şiddeti işleme biçimini de değerlendiren Koordinasyon üyesi, “Erkek egemenlikli sistem tarafından uygulanan erkek terörü lokal olaylar gibi ele alınmakta, eril zihniyetle, sistemle, iktidarla bağı kurulamaktadır. Dolaysıyla sistemsel ele alınmamakta, yani adeta kökten ziyade ağacın dallarıyla uğraşılmaktadır.

Kadına karşı şiddet her gün sayısal olarak, soğuk rakamlarla topluma sunulmaktadır. Sorun doğru tespit edilmediği için çözüm açığa çıkmaktadır. Sorunun öznesi erkektir, nesnesi kadındır. Kadına yönelik şiddeti veren haberlerin örülüş tarzına bakalım. Haber öyle bir örülüyor ki nedense suçlu çıkan kadın oluyor. ‘Kadın eve geç geldiği için veya başka adamla görüldüğü veya boşanmak istediği’ için öldürülüyor. Yani bunları yapmasaydı öldürülmezdi.” dedi.

MEDYA ERKEĞİN UYGULADIĞI FAŞİZMİ ÖZENDİRİYOR     

Şiddet haberlerinin erkeğin şiddetini meşrulaştıran ve kadını suçlu gösteren tarzda olduğunu söyleyen Eylem, medyanın kadını zayıf, erkeği güçlü gösterdiğini ifade ederek, medyanın etik değerlerinin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Roni Eylem sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Medya, erkeğin sevdiğim için öldürdüm diyerek kadın üzerinde uyguladığı faşizmi, öldürmeyi mübah gösteriyor. Dikkat edelim kadın sadece öldürülmüyor.

Lime lime ediliyor, her yerinden bıçaklanıyor. Adeta üzerinde öldürme denemeleri yapılıyor ve bu olanca haliyle medyaya yansıtılıyor. Neden başka hiçbir olay bu kadar sansürsüz, çıplak verilmiyor da kadına yönelik şiddet bu kadar pervasızca yansıtılıyor. Şiddet teşhir edilmiyor, özendiriliyor. Kadınlar zavallı, erkekler uyguladıkları şiddet çılgınlıklarıyla güçlü gösteriliyor. Medyanın etik değerleri yeniden yazılmak durumundadır.”

 “Toplumun ahlaki politik değerlerini korumak, geliştirmek etik değerlerin başında gelir” diyen RAJİN Koordinasyon üyesi Roni Eylem, bu bağlamda medyaya çok önemli bir görev düştüğünü kaydederek sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Devlet ve iktidar organlarının değil, halkın ve kadınların sesi olması gereken özgür medya alanında kadınları ve toplumu Kapitalist modernitenin saldırılarından koruyabilmek için, kültürel varlığı, fiziksel varlığı ve manevi değerleri özgürlükçü, eşitlikçi, barışçı, dayanışmacı, insani, ekolojik temelde değerlendirmek gerekir.

Toplumun hiçbir kesimini önemsizleştirmeden, kategorize etmeden, parçalayıp, sınıflaştırmadan işlemek özgür medyanın sorumluluğu dahilindedir. Kadınların, erkeklerin, çocukların, gençlerin, yaşlıların, etnik yapıların, inanç ve kültürel grupların ve tüm bunların ortak zemini olan toplumun sorunlarını, başarılarını, yaşam değerlerini doğru ve yeterince ele almak önemlidir.

Bilinç yükseltme, alternatif sunma, gerçekleri açığa çıkarma, tarihi özgürlük değerleriyle buluşturma ve moral değerlerini güçlendirmeye yönelik yayınlar yapıldığı oranda kadınların ve halkların özgücünü açığa çıkarmaya yönelik önemli bir katkı sunulmuş olacaktır” 

Bu haber toplam 1326 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim