• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 1 °C

SORUMSUZLUĞUMUZ SORUN

Abdurrahman Aşkan

Aynı sazın tellerinden, aynı türküyü çalıp söyleyen, fakat farklı anlayan bir düzenin sistemin kurbanları olmaktayız. Söylem bir, icraat (ortamı germe) bir, şikâyetler bir, bir bir diye uzayıp giden ama bir türlü birlik olmadığımız sorunlarla yıllardır bocalayıp durmaktayız. Katledilen mesafe ve varılan sonuç yerinde saymaktan başka bir şey değil…

Günümüzde herkesin ağzında farklı sorunlar; Türk sorunu, Kürt sorunu, sistem sorunu, rejim sorunu bilmem ne ne sorunu devam ede gelen sonu gelmeyen ve gelmeye benzemeyen sorunların sorunu…

Yıllarca özveri ile omuz omuza açlıkta sefalette karlı dağların buzlu havalarında, yırtılmış elbise, bazen aç, bazen günlük bir tas hoşaf ile kazanılan topraklarımız… Bu ülkenin istikbaline enaniyete düşmeden canlarını feda etmiş insanların torunları olarak atalarımızın zafer dolu yollarını izlemek ve yılmadan daha ilerisine, şahlandırarak zirvelere çıkarmaya çalışmamız gerekirken!

Temiz bir tarlaya göz dikip eline geçmeyince de dikenli otların tohumlarını serpip sırtını vererek yoluna devam eden düşmanın, tarla sahibine yıllarca uğraşacağı bir iş bırakması misali; içimize atılan bir adavetin (düşmanlığın) sonucunda oluşan yıllarca çözümüne uğraşılan fakat zerrece çözüme yaklaşılmayan bir konu olup dayanmaktadır günümüze Kürt sorunu…

Kürt halkı da Allah’ın yarattığı dünya halklarından bir tanesi olup her halka tanınan hakkın aynısına sahip olmaya hakkı olan bir halktır. Ülkemizde sürekli gündemden düşmeyen Kürt sorunun, bu ülkenin her taşında mazisi yatan Kürt halkını ülkenin çıkılmaz sorunuymuş gibi gösterilmesi gündemden düşürülmemesi adaletsizliktir, zulümdür, ülkemiz adına üzücü bir konudur.

Sorun Kürt sorunu değil, birbirimizi anlamama sorunudur. Kendi dillerince ortak para ile bir kilo üzüm isteyen, fakat birbirlerini anlamadıkları için tartışan Arap, Türk ve İngiliz fıkrası misalidir.  Her dilden düşmeyen nakaratlar halinde çalınan barış, huzur, kardeşlik, demokrasi, demokratik bir ortam söylemleri gibi nice içi boş dışı süslü, püslü sözcükleri diziliyor.

Fakat halka barıştan söz açıp barışa en büyük darbeyi indirenin, huzurdan çalıp huzuru bozanın, kardeşlikten dem vurup kardeşi öldürenin, demokratın demokrasiye en büyük darbeyi indirenlerin kendileri olduğunu bilmelidirler. Liderlerin, kanaat önderlerin ve kendisini gerçekten ama gerçekten bu işe verip samimiyetle çözüme emek verenlerinde biraz daha yumuşak adım atmaları ve yerinde ve zamanında gerektiği adımı atmaları, açıklama yapmaları ille de benim sunduğum projeden, yoldan çözüme gidilmeli gibi inat yüklü olmamalılar. Kusurlarımızı görüp anlamadığımız müddetçe ve birbirimizi anlayıp kabul etmediğimiz sürece çözümsüzlük devam eder.

Hepimizin bu Anadolu ve Mezopotamya topraklarında yaşadığımızı, birlikte kurduğumuzu her çakılında herkesin eşit hakka sahip olduğunu anlamadıkça, anlayıp kavramadıkça, kavrayıp içimize sindirmedikçe çözüm olmaz. İlkin birbirimizi insan olarak kabul etmek, sonrada aynı anne ve babadan (Hz. Adem, Hz. Havva) dünyaya geldiğimizi maneviyatta kardeş olduğumuzu görmek lazım. Bakmak değil, görmek ikisi arasında dağlar kadar fark var.

Allah’ımız, peygamberimiz, kitabımız, inancımız, ibadet yerimiz gibi birçok yönlerimiz, özelliklerimiz bir olduğu gibi, elbette farklı kültürlerimiz olacak bunları da zenginliğimiz olarak kabul edip sevinmemiz gerektiği yerde yaratana adeta isyan edip karşı çıkmak ahmaklıktır. Rabbimiz renklerimizin, ırklarımızın, cinsiyetlerimizin bizim birbirimizi tanımamız kolay olsun diye farklı yaratmış. Kimsenin elinde olmadığı gibi itiraz etme gibi bir seçeneğe kimsenin hakkı yoktur olamaz.

Ülkenin her hangi bir noktasında askeri, polisi, sivili veya Türkü, Kürdü, Laz’ı, Çerkez’i Arap’ı vs gibi tüm vatandaşların farklı halklardan meydana gelen insanların candan, yürekten omuz omuza verip cami de namaz kılınca, aynı duygularla dua ederken, Kur-an ziyafetlerin coşkusu ile coşarken sorun olmuyor da. Niçin ve neden dışarıda sorun yaşıyoruz?

Bu birbirimizi tam anlamı ile anlamamaktan, kabul etmemekten kaynaklanmıyor mu? Ne kadar bilinçsiz olduğumuzun kanıtı değil mi?. ‘’Bütün müminler kardeştir’’ ayeti kerimesine ve ‘’Kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek manada mümin olamaz’’ hadisi şerif gibi payımıza düşen Kur-an’ın hükümlerine ve peygamberimiz (sav) yolundan ne kadar uzaklaştığımızın ayet ve hadislere sarılmadıkça dünya sıkıntılarının başımızdan eksik olmayacağını çok iyi anlamalıyız.

Ey yüceler yücesi Rabbim! Biz ülke insanının tümüne kardeşliğin, huzurun, barışın, sevginin, muhabbetin, hürmetin yarattığın tüm güzelliklerin yaşanması için bizlere Kur-an’la yaşamayı ve Ümmeti olduğumuz Peygamberimizin yolunu, metodunu izlemeyi nasip et…Selam ve dua ile…

 

Bu yazı toplam 1328 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim