• BIST 82.352
  • Altın 148,034
  • Dolar 3,8356
  • Euro 4,0738
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

Tarihte Hakkari Katliamı-1

Tarihte Hakkari Katliamı-1
Hakkari Valiliği ile Hakkari Üniversitesi tarafından düzenlenen "Uluslararası Tarihte Hakkari Sempozyumu" tam bir katliamdı.

Değerli okurlarım her zaman çok uzun yazdığım için okurlarım tarafından eleştiriliyorum ve bunun için yazımı üç aşamalı anlatacağım. Şeyh Hadi, Pinyanişî hükümeti ve Abbasiler olarak.

Böylesi Sempozyumlarda bir halkın tarihi söz konusu ise araştırmacıların tezlerinde çok dikkatli olmaları gerekir. Bilimsel tezler olması halinde de kesin olmayan bilgiler ile kesindir deyip karar vermek, noktayı koymak çok kötü sonuçlar doğurabilir ki doğurdu.! Ben bugün orada yurt dışından gelmiş saygın insanların arasında biraz bağırdım.

Bunu düzenleyen yani ev sahibi olan rektörden, validen ve bazı satılmış Van’dan, Irak ve İran’dan gelen Türk İslamcılar ve Kürt İslamcı diye geçinen Profesörler hariç, diğerlerinden ve katılımcılardan özür diliyorum. Bu yazılarımı aşiretçilik bazında anlamayın biz sevmeyiz Abbasiliği, Ertuşiliği  ve Pinyanîşîliği. Sempozyumda birkaç yazarın da Mısıra atanan Hakkari beylerinin hepsinin soy isimlerinin sonuna el Abbasi değil de el Hakkari yada el Kûrdi eklediklerini anlattı.

Atatürk Kültür Merkezi’nde cuma günü başlayan ve pazar gününe kader devam eden sempozyuma katıldım. Sempozyum tam bir rezaletti. Sempozyumu düzenleyen ne Hakkari valisi nede Hakkari rektörü sempozyumun ilk açılışının ilk bir saatinin dışında hiç yer almadı. Bana göre karılmamalarının tek bir nedeni vardı.! Anlatılan tarihin Kürt tarihi olmasıydı..

Düşünün ki sempozyumun konusu uluslararası sempozyum fakat uluslararası sempozyumda Rektör Ebubekir Ceylan’ın cimriliği yüzünden hiç çevirmen veya çeviri kulaklığı yoktu. Katılımcıların bir çoğu akademik Kürtçeyi, İngilizceyi, Arapçayı bilmiyordu. Böylesi önemli bir sempozyum Avrupa’da yapılmış olsaydı büyük olaylara neden olurdu.

Hakkari’de yaşamış ve çok sayıda eser bırakmış olan İslam alimleri olarak bilinen Hakkari Emîrleri, Şeyh Ahmedê Xanî, Melayê Bate ê, Feqîrê Teyran gibi değerlerimizin bıraktığı eserleri ezberleyerek Valiye, Rektöre şirin görünmek için bir meta olarak kullanan ve kendine tarihçi ve yazarım diyen Halid Sadini’li olan şahsa bende söz hakkı istiyorum dedim. Kendisi benim Abbasilerden olduğumu bildiği için olmaz konuşamazsın diyerek mikrofonu vermedi.

Gerçi kimse bize söz hakkı vermiyor..! Bakın bir örnek vereyim.! Ramazan ayında hiç istemediğimiz aşiret kavgasında biz beg ailesinden kimse belediye binasınada yapılan barış toplantısına çağrılmadı..! Her aşiretten bir temsilci çağrıldı. Kendim bir gazeteci olarak o gece oradaydım. Çağrılan kişileri görünce lanet ettim kendimden yaşadığım topraklardan. Belediye’ye oy vermeyen kim varsa o şerefli belediyeye çağrıldı.

Gelen her aşiret temsilcisi kurtlar vadisi dizisini aratmayan sahnelerle geldi. Babalar önde çocukları korumaları olmuş, sözde barışa gelmişler.! Çağırılan kişiler Osmanlıdan günümüze kadar devletin ajanları, Ak partililer, Kürt düşmanı cemaatçiler, Seyyidler, Hakkari’li bile olmayan Siirtli'si, parti tarafından çarşının bir çok yerinde isimleri açıklanarak bildiri dağıtılan ve bunlar cemaatçidir, tefecidir, fuhuşçudur, haindir dediğiniz ve aslen Şırnak’tan gelmiş Gû’ilisi, v.b gibi çok sayıda zengin çağrıldı.!!!

Fakat biz beg’lerden kimse çağırılmadı neden mi çünkü biz ajan değiliz, fuhuşçu değiliz, cemaatçi değiliz, en önemlisi zengin değiliz.! İşte bu yüzden kimse bize söz hakkı vermiyor. Kısacası ne devletin, ne cemaatlerin nede hiçbir partinin şakşakçısı, yalakası ve Kürt halkının ihanetçisi olmadığımız için çağrılmadık.

Peygamber efendimiz s.a.v bir hadisinde ahir zamanda iyiler, dürüstler ve soylular dışlanacak, kötü ve yalancılar (Ahmak kişiler) başa getirilecek demiştir. Size vereceğim bir örnek ile özetleyeceğim. Hakkari Mîr’lerinden Muhsin beg Kürtçe olarak vezirine şöyle demiştir. Her milletekê dînekê bînin, hûn Doskî’yada kî bigirin bînin demiştir.

Türkçesi her halktan bir deli getirin Doski’lerden kimi bulursanız getirin. Buda doskilerin nasıl insanlar olduğunu gösteriyor ki sempozyumda  bulunan yazarların çoğu Doski aşiretindendi. Ahmakların başa geldiği yazar ve tarihçi olduğu günümüzde Abbasilerin Emevi yada Kürt asıllı olup olmadığı tabiî ki böyle çelişkili anlatılır.!! Ama merak etmeyin konu açılmışken size Abbasilerin Kürt asıllı olduğunu ve Emevi’lerle hiçbir akrabalık bağlarının da olmadığını ispatlayacağım. Sahi size sorayım Emevilere ait bir medrese yada kale varmı Kürtdistan coğrafyasında.?

Rektörlük Nasturi ailesi mensubunu davet ediyor. Fakat Abbasi ailesinden kimseyi davet etmiyor. Bize her defasında gelerek soy Secerenizi verin rektörlük olarak Hakkari tarihini gün yüzüne çıkaralım diyorlar. Biz onlara bırakında biz yazalım dediğimiz de hayır hayır olmaz bizim yazmamız uygun olur. Çünkü kendileri torpille girmişler rektörlüğe bu eseri yazıp para kazanacaklar. Ama bir hata yaptık ki amcam seceremizin bir bölümünü Halid Sadini BEYE verdi. İnşaEllah onu yazmadan geri alacam. Çünkü o ve onun gibilerinin Kürt tarihini yazmaları hadleri değildir.

Hakkari tarihi hepimizi ilgilendiren uluslar arası bir sempozyum ise uluslar arası arenada Hakkari tarihi anlatılacaksa benimde burada değer ailesi mensubu olarak bulunmam gerektiğini düşünüyorum. Evet bir Profesör değilim sahnede bulunamam diploma şart. Tek istediğim tezlerini çürütmem için on dakikalık bir konuşmaydı. Sempozyumda  söz hakkı isteyenlere de fazla uzatmadan tek soru sorma hakkı verildi.

Sempozyumun konusu Tarihte Hakkari’ydi.! Bu ne anlama geliyor.? Yani islam’dan  öncede Hakkari’de yaşamış halklar, inançlar, Kültürler. Fakat bu sempozyumda ismini öğrenemediğim sadece bir yazar İslam’dan önce yaşanmış ve halen o inanca mensup Ezîdî’lerin kurucusu olarak bildiğimiz Şeyh Hadi’yi anlattı. Fakat yanlış anlattı.! Yazar Şeyh Hadi’nin Lübnanlı olduğunu gerçek adının ise Adi bin Musafir olduğunu söyledi.!

Benim dedelerimin bize anlattıklarına göre ise Şeyh Adi olmadığı gerçek adının Şeyh Hadi olduğu ve Lübnanlı değilde Hakkari’nin Kaval köyünde doğduğunu miladi 411 yılında ise Mishefta Reş’i yazdığını söylemişlerdir. Yanlış bir tez olması ile birlikte Şeyh Hadi’nin dışında bilmediğimiz bir tarih anlatılmadı ve İslam tarihinin dışına çıkılmadı.

Sempozyumda şaşıracağımız ilginç bulgular, belgeler içeren bir tarih yoktu. Anlatılan tarih Selahaddini Eyyubi, Hakkari begleri tarihi ki biz Hakkari begleri olan Abbasileride Emevi gösterdiler sonrası Nasturi ayaklanması. Bu Profesörler kağıda bakıp konuşuyordu. Meğer Profesör olmak ne kolaymış. Salla tarihi al maaşını. Profesörlere şunu söylemek isterim bu coğrafyada Nasturi’lerden sadece bir Merşemon’mu yaşardı.? Ne yapardı bu Nasturiler sadece kilisede mi yaşarlardı.?

Türk İslamcıların ve Kürt İslamcıların Kürdistan topraklarında bir zamanlar yaşamış ve bu toprakların kadim halkları olan Nasturi, Keldani, Ermeni, Ezîdi v.b inançları bu kadar yüceltmeleri ve Kürt halkı ve Kürdistan için mücadele etmiş 34 Hakkari Emîrî, Şeyh Ahmedê Xanî, Şeyh Ubeydullahi Nehri, Melayê Bate ê, Feqîrê Teyra v.b gibi vede Osmanlıların dağılmasıyla birlikte bağımsız Kürdistan için mücadele edip bu uğurda idamlara giden Hakkari Emîri Nurullah beg, Cîbranlı Halid beg, Salih begê Hanî, Bedirxan beg v.b sayısız Kürt emirlerinden neden bahsedilmiyor..!

Bakur Kürdistan’ın da bulunan belediyeler hangi akla mantığa dayanarak katlettikleri Nasturi, Ezîdî halkının isimlerini açtıkları parklara verirler. Bu onlara yapılan çok büyük bir saygısızlıktır. Bunun bir örneğini Hakkari sümbül mahallesinde açılan Kadın parkını gösterebilirim. Bu parka Sürme Hanım ismi verilmiş.! İçeri girdiğinizde ise Ezîdî inancını temsil eden Tavus kuşu resmi bulunuyor.! Aynı resim Diyarbakır Lice belediyesi tarafından yaptırılan çeşmelerde motiflenmiştir.

Ama bu söylemlerimle de beni yanlış anlamayın çünkü bu topraklarda 1200 yıldır yaşayan bir aile olarak ne Ermeni ne Nasturi nede Kürt halkına asla ama asla ihanet ve kalleşlik etmedik.  Bunu buraya gelen Nasturi ailesinden Dr. Nicholas Al- Jeloo dün aynen bana şunu söyledi. Nasturi katliamlarında bize kılıç ve silah çekmeyen tek aile sizsiniz. Gurur duydum ceddimden Allah c.c mekanlarını cennet eylesin.

Yani anlam veremediğim tek nokta neden kendi değerleriniz olan Şeyh Ahmedê Xanî, Şeyh Ubeydullahi Nehri, Melayê Bate ê, Feqîrê Teyra gibi zatların isimlerini bu tür parklara vermiyorsunuz. Bakın Şeyh Ahmedê Xani ne güzel söylemiş: Ey gellê bê millet, heyya tû nebi millet tû nabi devlet…!

Bu sözün ne anlamda söylendiğini size söyliyeyim ki Profesör diye geçinen şu aptallar gibi beni Ermeni, Nasturi düşmanı görmeyin. Şunu anlatmak istemiş şeyh Ahmed ê xanî, : Alevisi, Sünnisi, Şafisi, Yezidisi, Zerduştu, Yahudisi, Hıristiyanı, Nasturisi v.s v.s tüm inançlar olarak birbirinizi sevip saymadığınız sürece halk olamazsınız.

Halk olmadan devlet olamaz. Bir birinizi kabullenip saygı duyup yek tek olacaksınız. Unutmayalım ki aynı dili konuşuyor, aynı kanı taşıyor, aynı topraklarda doğup aynı acıları çekmişiz. Herkesin inancı kendisinin Kürdistan ise hepimizindir. Kürdistan renkli coğrafyadır ve her inanca yaşam hakkı vardır demiştir…Devam edecek….. Vesselam.                          Sûfî mümîn Bin-Êbbas el Kurdî 

secere.-.20141116193214.jpg

Bu haber toplam 3609 defa okunmuştur
  • Yorumlar 24
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Diğer Haberler
  • Haydi veliler okula!03 Ocak 2017 Salı 15:50
  • Hakkari’de yeni yıl!02 Ocak 2017 Pazartesi 14:27
  • Hakkari gelini geliyor !30 Aralık 2016 Cuma 15:01
  • NOEL KİMMİŞ ÖĞRETMENİM29 Aralık 2016 Perşembe 17:26
  • Başkan Epçim: Hakkari'yi kalkındıracağız!26 Aralık 2016 Pazartesi 14:41
  • Ekranlarda Boz dışarıda buz!26 Aralık 2016 Pazartesi 13:17
  • Dünyada çocuk olmak!23 Aralık 2016 Cuma 11:26
  • Hakkari Emniyetinde yeni dönem!21 Aralık 2016 Çarşamba 14:01
  • Öğretmenlerimize de yılbaşı eğitimi!20 Aralık 2016 Salı 11:02
  • Bakan Soylu'ya Hakkari morali!!14 Aralık 2016 Çarşamba 13:12
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim