• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -2 °C

YJA "Mücadele yükseltilmelidir"

YJA "Mücadele yükseltilmelidir"
Demokratik ulusun inşası için görevimizi yapacağız.

YJA Star Ana Karargah Komutanı Delal Amed, sadece Kürdistan kadınını değil, Ortadoğu ve dünya kadının özgürleştirme hedeflerinin olduğunu söyledi. Bu temelde mücadeleyi yükseltme kararlılığında olduklarını da söyleyen Amed, “Buna hazır, bu güçte olduğumuzu herkesin bilmesini isteriz” dedi.

ANF’ye konuşan YJA Star Ana Karargah Komutanı, 2014 yılı 8 Martı’nın “özgür kadınla demokratik ulusa” şiarıyla karşılayan Kürt kadınlarının, kadın özgürlüğü ile demokratik ulusu inşa etme kararlılığını ortaya koyduğunu belirtti. Amed, “Biz de Kürt kadının savunma gücü YJA Star olarak kadın özgürlük mücadelesinde üzerimize düşen savunma görevlerimizi yerine getirmek kadar demokratik ulusun inşası hangi yöntemle olursa olsun inşayı gerçekleştirme ve savunma görevlerimizi yapacağız ve bu güçte olduğumuzu herkesin bilmesi gerekir” dedi.

Kadına yönelik ayrımcılık, saldırı ve baskılar sürüyor. Sizce kadınlar 8 Mart’ı nasıl karşılamalı?

Kürdistan’daki tüm kadınlar başta olmak üzere, tüm direnen emekçi kadınların direniş bayramını kutluyorum. Kadın özgürlük mücadelesinin artık tüm toplumu özgürleştireceğine dair inancımı ve umudumu belirtiyorum. 8 Mart’ta bütün kadınların herhangi bir ayrım gözetmeksizin kenetlenerek, bir araya gelerek bunu bayram coşkusuyla kutlaması anlamlıdır.

Özelde de günümüzde Kürdistan kadını buna öncülük yapıyor. Bunun elbette Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi ile çok yakından bağı var. Mücadelede önemli bir aşamaya ulaşılmış, kadın artık özgürlüğe doğru gidiyor. Kadın baharlaşması yaşanıyor ama bu mücadele son bulmuş değil. Hele hele özgürlük için böyle bir tanımlama yapmak da çok gerçekçi olmaz. Özgürlük için sınır koymak, artık özgürleşildi demek de çok doğru yerinde olmaz.

Kuşkusuz mücadelenin ortaya çıkardığı kazanımlar, önemli gelişmeler var. Ama mücadele çok yoğun olarak devam ediyor. Hele hele bu yıl açısından bu mücadelenin çok daha fazla şiddetli gelişeceği şimdiden görülüyor. Ama tabi mücadeleyi gelmiş olduğu aşamadan itibaren yeni hedeflerle ileriye taşırmak da başta Kürdistanlı kadınlar olmak üzere tüm kadınların görevi. Bu 8 Mart’ı da Kürdistan kadınları başta olmak üzere tüm kadınların da böyle karşılayarak kutlaması gerektiğini belirtiyorum.

Tabii 8 Mart kadının emek vererek, bedel vererek yarattığı bir gün. Kuşkusuz kadınların mücadeleye sarılarak kendisini yaratması elbette ki tarihi gelişmelerden, tarihi bilinçten kopuk değil.

Neden kopuk değil, tarihle bağını nasıl ele alıyorsunuz?

Çünkü kadının yaşadığı ilk dönemlerde, kadının yaşamı kurdu, topluma öncülük etti. Kadın olmazsa yaşam olmaz, kadın olmazsa insanlığın başlangıcı söz konusu olmayacak. Kadın böylesi bir dönemi yaşıyor. Bu tarih, kadınların hafızasında yer etmiş bir gerçeklik. Daha sonra bin yılları alan erkek egemenliğinin hâkim olduğu, kadının köleleştirildiği çok uzun bir dönem de var. Günümüze kadar da çeşitli uygulamalarla, her gün kendisini kadın üzerinde şiddet, baskı, saldırı, katliamlara kadar kendini hissettiren bir realite var. Ama tarihi tek yönlü olarak ele almamak gerekir. Bir taraftan böylesi kadının başat olduğu, toplumda öncü rol oynadığı, yaşamı kurduğu bir realite diğer taraftan da erkek iktidarıyla baskı altında, saldırı altında kaldığı, erkek vahşeti ve zulmü altında köleleştiği bir süreç de var. Bunun her ikisini de görmek gerekiyor.

Kürdistanlı kadınların başta ordulaşmak olmak üzere, özgün olarak sağladığı gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürdistanlı kadınlar verdiği mücadele sonucunda gelinen aşamada özgürlüğe ramak kaldı. Biz içinde bulunduğumuz süreci bu nedenle kadın baharlaşması olarak tanımlıyoruz. Önderlik de aslında 2000’li yıllardan sonra tüm 8 Mart’ları kadının baharlaşması olarak adlandırdı. Neden? Çünkü özgürlüğe çok yakın bir mesafede duruyoruz artık. Bu noktada, kadın mücadelesinin bu noktaya varmasında elbette ki Önder Apo’nun rolü var.

Kürdistanlı kadınlar, başta PKK hareketinin sosyalist karakteri gereği, cins ayrımı gözetmeksizin, özellikle kadın erkek eşitliğine inanan yanıyla PKK’ye katılım gösterdi.

‘ÖNDER APO’NUN YAKLAŞIMI STRATEJİK’

Tabi Önder Apo’nun yaklaşımı daha stratejik. Kürdistan özgürlük mücadelesi özgür toplumu, özgür yaşamı yaratmayı hedefliyor. Bunun yanında bir de toplumun gelmiş olduğu durumu, özellikle Kürdistan toplumu belki de numunedir. Onun üzerinden tahlil yapılıyor ama toplumun gelmiş olduğu düzey kadın köleliği üzerinden geliştirilmiş korkunç bir kölelik var. Tüm insanlık kadın köleliği üzerinden köleleştirilmiş. Erkek de aslında egemen zihniyetiyle iktidar olduğunu sanıyor ama aslında sistemin uydusu kölesi durumuna getirilmiş, tek hakim olduğu, iktidarını kurumsallaştırdığı alan kadın üzerindeki iktidardır. Önder APO bunu daha çocuk yaşlardayken hissediyor. Bir de sorun artık sistemin toplum üzerinde baskı kurmasından çıkmış, topluma yedirilmiş bir kölelik gerçekliği var.

Kendisini iktidar sanan erkek, toplum içerisinde kadın köleliğini derinleştirdikçe, adeta kendisini iktidar sanıp bir anlamda da kendisini kandıran, onun aracılığıyla tüm toplumu ve kendisini de köleleştiren bir realite ile Önderlik daha çocuk yaşta tanışıyor. Bundan dolayı da; bu çelişkiyi çözümleyerek aslında Önderlik şu gerçekliği ortaya çıkarıyor; kadın köleliği ortadan kaldırılmadıkça, toplumsal eşitlik, toplumun özgürleşmesi mümkün değil.

‘KADIN ORDULAŞARAK ERKEK İLE EŞİT YAŞAYABİLECEĞİNİ İSPAT ETTİ’

Tüm kölelikler, ulus kölelikleri, tüm insanlığın köleleştirilmesi, cins köleliği üzerinden geliştiriliyor. İlk erkek iktidarı, erkek-egemen zihniyet, kendi iktidarını kadını köleleştirme üzerine kurmuştur. Bununla tüm toplumu, ulusları, tüm insanlığı köleleştirmiş. Bu nedenle çıkış noktasını da en temel, en köklü çelişki üzerinden kuruyor Önderlik. Bu yüzden kadın çalışmasını en stratejik çalışma olarak ele alıp birincil plana koyuyor. Kadının mücadeleye katılmasını, örgütlenmesini, mücadele etmesini, kadın özgürlük mücadelesini yürütmesine de Önderlik önayak oluyor.

İşte bununla PKK’ye katılan kadınlar, başta Sakine Cansız (Sara) yoldaşlarımız olmak üzere, gün geçtikçe mücadeleyi büyüterek, içerisinde bire bir kadın kimliğiyle yer edinerek Kürt toplumu üzerinde çok büyük bir etki yaratıyor. Evinden çıkamayan, tek bir söz söyleyemeyen kadın artık dağlarda erkek ile omuz omuza mücadele edebiliyor.

Kadın, mücadelede yer alarak kadın kendisini koruyabildiğini ispatladı. Bu nedenle de PKK hareketi kendisini Kürt toplumuna açtı ve bununla büyük adımlar gelişti tabi. Katılan kadınlar da ulusal mücadeleyi sahiplendi, buna öncülük yapmaya çalıştı ama bununla yetinemezdi. Ulusal mücadelede başarmanın yolu, cins mücadelesinde başarmaya bağlıydı. Cins mücadelesinde özgürleşmeyle bağlantılıydı. Eğer orada özgürleşme sağlanırsa; bununla erkek, ulus ve toplum da özgürleşecek ve bununla temel amaca ulaşılacaktı. Bu nedenle de böyle bir örgütlü mücadele deneyimi ortaya çıkarıldı. Kadın özgürlük mücadelesinde en temel gelişme de kadının gerillalaşarak ordulaşma deneyimidir.

Bununla paralel 1990’lı yıllarla birlikte hareketimizin kitleselleşmesi, serhildanların gelişmesi çok büyük katılımlara vesile oldu. 1993’ten itibaren Önderlik kadın ordulaşmasını, özgün kadın gerillalaşmasını gerekli gördü.

Neden gerekli gördü?

Kürdistan’da kadın köleliğinin bu kadar derin yaşandığı bir yerde, kadının mücadele etmeden, hele hele silahlı mücadele etmeden tek bir söz bile söylemesi mümkün değildi. Ulus olarak bile, gerilla olmadan, silahlı mücadele olmadan Kürdün adı bile söylenemezdi. Çünkü yaşadığımız coğrafya böyle ve acımasız bir savaş gerçekliği var. Bu yüzden kadın da önce kendisini savunabilmeli. Nasıl savunacak? Kendisini örgütleyerek. Kendi savunma örgütünü kurarak kendisini, tüm toplumu, tüm kadınları savunabilecek. Bu nedenle ordulaşmayı Önderlik gerekli gördü.

Birçok kadın örgütlenmeleri, dernekler, sivil toplum örgütleri, çeşitli örgütlenme biçimleri ve dünya çapında yürütülen kapsamlı mücadeleler var fakat ordu örgütlenmesi biraz daha farklı. Mücadeleyi en üst seviyede yürütebiliyor. Bizim koşullarımızda bu olmadan eşitlik sağlanamazdı.

‘KADIN ORDULAŞMASI TÜM TOPLUMA AÇILDI’

Kadın ordulaşmasının 21. yılına girdik. Sadece Kürdistanlı kadınlarla sınırlı kalmadı, birçok topluma açıldı. İşte bugün Rojava Kürdistan’ında Kürt halkı özgürleşti, kendi devrimini yaptı. Kadının öncülüğüyle gelişti. Rojava kadını bu devrime öncülük yaptı. 19 Temmuz Rojava Devrimi Kürt kadınları öncülüğünde gelişen bir devrimdir. Kürt kadını toplumsal ayaklanmada yer aldı ama bir o kadar da saldırılara karşı direndi. Gelişen saldırılara karşı kendisini YPJ adıyla ordulaştırarak direndi. Rojava koşullarına göre kadın savunma örgütünü kurdu.

YPJ günden güne de büyüyor. Ortadoğu’da korkulu bir rüya gibi gelişen El-Kaide güçlerinin sahte İslamcılık temelinde örgütlediği vahşet örgütlerine karşı büyük bir direniş sergiliyor.

‘KADIN ORDULAŞARAK KENDİNİ ÖZGÜRLEŞTİRDİ’

Bu gelişmeler Kürdistan’ın özgürlük dağlarında gelişen kadın gerillacılığını esin kaynağı olarak gördü. Bundan ilham, moral ve heyecan aldı. Yine bunu kendisine miras olarak belirledi. Eğer böyle bir realite olmasaydı kaç yıllık bir mücadeleyle belki de Rojava Kürdistan’ında YPJ gibi bir kadın ordulaşması, örgütlenmesi gelişemezdi.

Kadın kendi kimliğine sahip çıktı. ‘Xwebun’ oldu, kendi aidiyetini geliştirebildi. Kendisini özgürleştirdi. Tabii bu büyük bir bedelle oldu. Zilanlarla, Beritanlarla oldu. Böylece örgüt haline, irade haline geldi ve bununla tüm insanlığın, kadınların kurtuluş umudu haline döndü. Ve günümüzde Kürdistan koşullarında kadın ordulaşması temelinde diğer parçalarda da kendisini ordulaştırıp ve örgütlenmesini yapabilecek bir düzeyi ortaya çıkardı. Rojava ve Rojhilat’ta somut adımlar var.

Tabii biz kadın ordulaşmasını, kaba, sadece savaş yürüten, silah taşıyan bir güç olarak görmüyoruz. Kadın ordulaşmasının, savunma örgütünün böylesi bir rolü var. Kadının özgürleşmesi, iradeleşmesi için bu gerekliydi. Kadının bu düzeyde ordu gibi sıkı bir bağla oluşturulmuş örgüt olmadan, kadının böyle bir araya gelmesi, ortak bir ruh ve güç oluşturması, kolektif akıl, kolektif ruhla kenetlenerek mücadele yürütmesi söz konusu olamazdı. Bunlar ordu örgütlenmesiyle oldu. Kadın ordulaşmasının böylesi bir rolü var.

Kadın ordulaşması neden önemli ve gereklidir?

Kadın ordulaşması gelişirken, başta erkek egemen zihniyet kadının savaşabileceğine fazla inanmazdı. Çünkü ona göre kadın yalnız ev işleriyle uğraşır, tek bir söz söyleyemez, aklı, düşüncesi yoktur. Bırakalım siyaset yapılacak, alanlara çıkabilmeyi, hele hele savaş kadın için hiç düşünülecek bir olay değildir. Kendisini savunması mümkün değil, hep kadın erkeğe sığınmak durumundadır, toplum kadını korumak zorundadır, toplumda yerleştirilmiş böyle bir zihniyet hakimdir.

Önder Apo’nun böylesi bir özgürlük felsefesi temelinde erkekte de özgürlük anlayışını yaratma çabası, kadroları bu temelde eğitme ve geliştirme çabası olsa da mücadelemiz içerisine toplumun bu etkisinin yansıması olmuştur.

‘ÖZGÜRLÜK ÖNÜNDE KİMİ ENGELLER VAR’

Kadın ordulaşmasının yarattığı gelişmeler dünya kadınını nasıl etkiliyor?

Kadının katılımı ilk başlarda kadın köleliğini aşarak cins bilinci, özgürlük bilinci bunun için mücadele bilinci temelinde değildir. Kadın kendisine güvenmedi, kendi cinsine güven sorunları yaşadı, gücünü görememe durumunu yaşadı. Fakat mücadele ettikçe, kendi gücü ile tanıştı, kendisine güvendi, hatta erkeğe dayanmayı değil gerektiğinde onu da aşabildiğini gördü.

Günümüzde kadın cins ve özgülük mücadelesini rahatlıkla verebilecek bir durumda. Kıran kırana bir mücadeledir bu. Günbegün kendisini hissettiren bir mücadeledir ama artık, kadının ulaştığı, düzey öyle basit bir düzey değil. Tüm dünya kadınlarına kendisini açıyor. Herkes gördü. Sakine Cansız yoldaşlarımızın Paris’te katledilmesiyle birlikte tüm dünyadaki kadın örgütleri yönünü Kürdistan’daki kadın örgütlenmesine verdi.

Bugün Rojava Kürdistan’ında örgütlenen YPJ kadın örgütlenmesi tüm dünyanın ilgisini çekiyor. Bunu yapan Kürt kadınıdır, örgütlenen, ordulaşan Kürt kadın gerillasıdır. Ve bu anlamda tüm dünyanın ilgi odağı haline gelmiş durumda. Bununla artık kadın özgürlüğü, kadın ordulaşması Kürdistanlı olmaktan, Ortadoğulu olmaktan çıkarak tüm dünyaya açılmış. Özgürlük mücadelesini artık dünya gündemine koymuş, insanlığın temel bir sorunu olarak ele alıyor. İnsanlığın kurtuluşunu, kadının kurtuluşuyla tüm insanlığın, tüm dünyanın kurtuluşunu hedefleyen bir aşamaya gelmiş.

‘KADIN GERİLLLAŞMASINDAKİ ÖZGÜRLEŞME TOPLUM ÖZGÜRLÜĞÜNÜN TEMELİDİR’

Bu gelişmelerde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın etkisi ne oldu ve günümüze dek ne tür engellerle karşılaştı?

Kürdistan kadın gerillalaşmasında yaşanan gelişme, toplum özgürlüğünün çekirdeğini oluşturmuştur. Toplum için yeni ilişki modeli, yeni yaşam modeli ortaya çıkarılmış ve tüm toplum için kurtuluş umudu haline gelmiştir. Bugün kadın ordulaşması tüm toplumun kurtuluşunu sağlayabilecek bir savunma gücü durumundadır. Yine toplumda çok büyük değer yargısı olan analık değerlerine, kutsal anaya, yine Kürt kadının, Ortadoğu kadınının emeğine ve mücadelesine sahip çıkacak gücü göstermektedir. Tüm diğer kadınlarla birlikte ortak mücadeleyi yükseltme gibi bir görevle de yükümlüdür günümüzde. Bu anlamda şunu söyleyebiliriz; aslında kadının ordulaşması en büyük kadın devrimi eylemidir. Eylemselleşmiş bir realitedir…

Artık Önder Apo’nun felsefesiyle kadının ülkeyle, özgürlükle, yaşamla, sevgiyle, güzellikle bağı kuruldu. Eskinin yaşam dışına, toplum dışına itilmiş, yaşamda statüsü kalmamış kadının kölelik gerçeği yerle bir edildi.

Kadın ordusu, AKP hükümeti ile paralelindeki Cemaat, CHP ve MHP’nin kadına yaklaşımını nasıl değerlendiriyor?

Biz mevcut Ortadoğu’da var olan bu statükocu rejimlerin ya da farklı bir şekilde ortaya çıkan tüm hareketlerin durumlarını şöyle nitelendirebiliriz; en başta AKP tüm siyasetini kadını köleleştirme üzerinden kuruyor. Kadına türban meselesi, birçok alanda kadının türbanla giriş çıkış yapabilmesi için yasalar çıkardı. Tabi bu bizim için sorun değil. Kadın özgür olmalı. İsterse türbanlı da gidebilir, başı örtülü de gidebilir.

Mesele, AKP’nin bunu kendi siyasetinin temeline oturtmasıdır. Kadını kapatma çabasıdır. Kürt halkına AKP’nin yaklaşımı şu değil miydi? Kendi eşi Siirtli, ‘Benim karım da Siirt’lidir’ söylemi, aslında bu ‘karı’laştırma politikasıdır. ‘Ben nasıl kendi eşimi karılaştırıyorsam, Kürt halkını da böyle karılaştıracağım’ Yani nedir? ‘İstediğim zaman tecavüz eder her türlü muameleyi yaparım.

Benim kölemdir, söylediğimin dışına çıkamaz’. Böylesi bir zihniyetle Kürt halkına yaklaştı. Böyle bir zihniyetin kadına yaklaşımı nedir, ne olabilir? Kaldı ki biz bunu bire bir gördük; AKP hükümeti, özellikle de son dönemlerde bire bir kadınları hedefledi. Mesela bir Paris katliamı AKP hükümetinden çok bağımsız değildir. Türkiye’deki diğer iktidar güçleri, cemaat güçlerinden çok bağımsız değildir. ‘kadını katlederim’ zihniyetidir. Fiziki olarak katletmeye kadar varan bir zihniyettir.

‘KÜRDİSTAN KADINININ ULAŞTIĞI DÜZEY AKP-CEMAAT İKTİDARINI ÜRKÜTTÜ’

Bu yaklaşımlara ve kadınların sağladığı başarılar önündeki engellere karşı nasıl bir mücadele yöntemi geliştirmeyi öngörüyor?

AKP Kürdistan’da gelişen Kadın Özgürlük Mücadelesi’nin özgürlüğü sağlayacak güce ulaştığını gördü, bunu kendisine tehlike olarak gördü. O yüzden de kadınları hedef aldı. Bizim bazı özgün kadın birliklerimizi bire bir hedef aldı. 2012 baharına doğru Garzan’da 15 kadın arkadaşımızın şahadeti buna bir örnektir.

Bu özgün kadın birliğimiz özel olarak hedeflenmiştir. Yine aynı dönemde Medya Savunma Alanları’ndaki özgün kadın birliklerimiz AKP hükümetinin geliştirdiği saldırılarla baş başa kaldı. Güçlerimiz bu saldırılara karşı direnmek durumunda kaldı. Bununla ‘mademki Kürdistan Özgürlük Mücadelesi kadını özgürleştirerek sonuca gidecek, toplumu özgürleştirecek, ben de önce kadını vururum’ zihniyeti ortaya çıkıyor. Bu yüzden direkt olarak kadını hedef aldı. Bunun yanında toplum üzerinde günlük olarak erkek iktidarlaştırması yanılgısıyla kadın köleliğini derinleştirmeye çalışıyor. Yine kadını her türlü yoz ilişki, yoz yaşamın içerisine çekerek, düşürüyor, ajanlaştırıyor, kendisine bağımlı kılıyor, fuhuşa bulaştırıyor. Korkunç bir düşürme tarzı uyguluyor. Birçok olay tespit ettik, birçok olaya tanık olduk.

Yine Cemaat polisleri aracılığıyla kadınları kimi yerde fuhuşa bulaştırırken, kimi yerde de dershaneler adı altında kadını asimile ediyor, kültüründen uzaklaştırıyor, kendi zihniyetini empoze ediyor. Nedir kendi zihniyeti? Esasta İslamiyetin özüyle de alakalı olmayan ama İslamiyet adına kadını korkunç bir köleleştirme gerçeği var. Her gün sokaklarda onlarca kadın katliamı geliştiriliyor. Namus cinayeti ve toplumun onurunu kurtarma adı altında kadın her gün fiziki saldırılarla baş başa. Biz böyle bir realiteyle mücadele ediyoruz.

‘KADININ BİLİNÇLENMESİNDEN KORKULUYOR’

Yine Ortadoğu’da gelişen bu diğer İslami hareketler var, El Kaide’ye bağlı El Nusra çeteleri gibi yine İŞİD adıyla kendilerini farklı isimler altında örgütleyen çeteler. Geçenlerde Rojava’da YPG’nin çatışmasızlık çağrısına karşılık olarak İŞİD çeteleri, Kürtleri düşman ilan edip açıktan savaş ilanı yaparak, ‘Kürt kadınlarına da el koyup, kendimize cariye yapacağız’ biçiminde açıklama yaptılar. Basına da yansıdı. Rojava’da bir süredir YPG ve YPJ güçleri bu çetelere karşı ciddi bir direniş içerisindeler ve YPG ile YPJ’nin gücünü yani Rojava’daki Kürt halkının, Kürt kadınının direniş gücünü herkes gördü. Bu çeteler ortaçağdan kalma zinhiyetle, kadınlara, savaş ganimeti olarak el koyacak ve cariye yapacak. Anlaşılan Kürt kadınının gücünü görmemişler, ganimet diye el koyacakları ya da cariyelik yaptıracakları hiçbir Kürt kadını kalmamıştır. Kürt kadını kendisini savunabilecek durumundadır, bu tarzdaki köhne, ortaçağdan kalma zihniyete karşı mücadele edecek güçtedir.

Yine Rojhilat Kürdistan’ında selefiler adına kız çocukları okula gitmesin diye fetva veriliyor. Çünkü kız çocukları okula giderse bazı şeyleri anlayacak, bilinç kazanacak ve onlar için tehlike oluşturacak. Onlara göre; kızlar okumamalı, kızlar evinde kalmalı, köle olmalı. Bunu da İslamiyet adına yapıyorlar. Bunun İslamiyetle alakası yoktur.

Tüm Ortadoğu halklarının bu köhnemiş zihniyet sahibi çete örgütlerinin İslamiyetle alakası olmadığını bilmeleri gerekir. Yine cihat adına en kirli, en vahşi savaş yöntemini geliştirmiyorlar mı?

Biz Kürt kadınları olarak bunlarla mücadele ediyoruz. Nasıl mücadele ediyoruz? Buna karşı büyük örgütlenerek, büyük gerilla savaşı vererek mücadele ediyoruz. Bu mücadelemiz devam edecek.

Kürt sorunu, ulusal sorun çözülebilir fakat özgürlük sorunu kadının özgürlüğü, bir toplumun özgürlüğü çok köklü bir çelişkidir. Ulusun özgürlüğü kadının özgürlüğünü etkileyecek fakat ulus özgürleşirse kadının tamamen özgürleştiği anlamına gelmeyecek. Bu çelişki çok derin olduğu için kadın özgürlük mücadelesi devam edecek.

Zaten bu 8 Mart’ı “özgür kadınla demokratik ulusa” şiarıyla karşılayan Kürt kadınları, kadın özgürlüğü ile demokratik ulusu inşa etme kararlılığını ortaya koymuştur. Biz de Kürt kadının savunma gücü YJA STAR olarak kadın özgürlük mücadelesinde üzerimize düşen savunma görevlerimizi yerine getirmek kadar demokratik ulusun inşası hangi yöntemle olursa olsun inşayı gerçekleştirme ve savunma görevlerimizi yapacağız ve bu güçte olduğumuzu herkesin bilmesi gerekir.

8 Mart’ın yıl dönümünde bunu aşmak için başta Kürdistan olmak üzere Ortadoğu ve dünyada özgürlük isteyen kadının izlemesi gereken yol nedir?

8 Mart’ı tüm kadınlar bir bayram günü olarak büyük bir coşkuyla karşılıyor. Elbette bu kadar büyük bir kadın kenetlenmesinin gelişmesi güçlü bir heyecan yaratıyor. Kadınların birbirini kucaklaması, ortak akıl ve ortak ruhla kenetlenerek bir araya gelmesi söz konusu. Elbette bu büyük bir gelişmedir. Günümüzde gelinen aşamayla birlikte mücadeleyi daha da büyütme olarak ele alınmalı.

Önümüzdeki tüm engelleri görerek, bu gerek bire bir kadın üzerinde kadın katliamlarına kadar varan saldırı geliştiren tüm güçler kadar, bizzat toplum içinde erkek egemenlikli sistemin geliştirdiği engellerle mücadele günü olarak ele almamız gerekir. Artık mücadele yöntemi ortaya çıkmıştır. Hangi mücadeleyle sonuç alınacağı artık tüm dünya kadınlarının da görüyor ve tüm kamuoyunun gözleri önünde günlük olarak cereyan ediyor.

Bu nedenle kadınların hangi yolla kurtulacağı, hangi yolla özgürleşeceği, mücadele deneyimleri ve büyük bedellerle ispatlanmıştır. Kadınlar artık bu gerçekliği görmek zorundadır. Başta Kürdistanlı kadınlar olmak üzere, Ortadoğu ve tüm dünya kadınları bu realiteyi görmek zorundadır.

Yol ise şudur: Önder Apo’nun öncülük yaptığı kadın kurtuluş ideolojisiyle kendi özgünlüğünü koruyarak daha sıkı örgütlenebilmelidir. Biz bunu dile getirirken herkesin gelip bu yürütülen mücadeleye kendi rengiyle ve özgünlüğüyle katılmasını kast ediyoruz. Herkes kendi özgünlüğünü koruyabilmelidir. Kadın özgürlüğü için yürütülmesi gereken yöntemler ve yol bellidir.

Tüm kadınlara “Özgür kadın ordulaşması etrafında kenetlenerek tüm kadınların eğer katılabiliyorlarsa bizzat kendisinin kadın ordulaşmasında yerini alması, yok bu olmuyor, buna gücü yetmiyor ise bunu desteklemesi, bununla ruhsal bütünlüğü yakalaması yine mücadelenin tüm alanlarında yerini alması” çağrısı yapıyorum.

Tabi bizim hedefimiz büyük. Sadece Kürdistan kadınını özgürleştirme değil, tüm Ortadoğu ve dünya kadınını özgürleştirme hedefimiz var. Bu temelde mücadeleyi yükseltme kararlılığımızı belirtiyor, buna hazır ve bu güçte olduğumuzu herkesin de bilmesini isteriz. Son olarak 8 Mart vesilesiyle tüm direnen, mücadele eden kadınlara mücadelelerinde başarılar diliyor, özgür yaşamın gerçekleşeceğine dair inancımı belirtirken, bu 8 Mart’ı özgür kadın buluşmasına vesile olmasını diliyor, selam ve sevgilerimizi sunuyorum.

 

Bu haber toplam 1584 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel :
Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim