Allah'ın koruması

Allah'ın koruması

Kaynak:Esra Özatak

Dr. Abdulcabbar Boran, İnsanın dünya ve ahiret mutluluğunun anahtarı, Allah’ın koruması altına girebilmesidir sevgili kardeşlerim.

Kur’ân-ı Kerim’e göre bu koruma, kalpten Allah’a ulaşmayı dileyenler için geçerlidir. Allahû Tealâ Zumer Suresi 54. âyette buyuruyor ki:

“Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.”

Yani Allah’ın yardımının bize ulaşabilmesi, bizim Allah’a yönelmemize ve Allah’a teslim olmamıza bağlıdır. Çünkü Allah, Allah’a ulaşmayı dileyen kişiyi rahmeti ve fazlıyla kuşatarak Sıratı Mustakîm’e hidayet eder. Hiçbir tehlikeye uğramadan o kişiyi hedefine Allah ulaştırır.

4/NİSÂ-175: “Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran ‘Sıratı Mustakîm’e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).”

Öyleyse görüyoruz ki bir tek dilek, Allah’a ulaşmayı kalben dilemek, kişiyi Allah’ın koruması altına alan anahtardır.

Kişi Allah’a ulaşmayı dileyerek mürşidine tâbî olduğu an Allahû Tealâ o kişiyi şeytanın bütün negatif faktörlerinden (sihir, büyü, hüddam v.s.) korur. Allah'ın müsaadesi ve izni olmadıkça hiçbir şey ona zarar veremez (Bakara-102, Mâide-105).

Ra’d-11 ve Şuarâ-215’te Allahû Tealâ koruma altına alınanlardan söz ediyor:

13/RAD-11: “Onları (o kavimdekileri), önünden ve arkasından (önden arkaya doğru uzanan) takip edenler (devrin imamlarını koruyan muhafız melekler) vardır. Allah’ın emrinden olup, onları korurlar...”

26/ŞUARÂ-215: “Ve mü’minlerden, sana tâbî olan kimselere kanatlarını ger.”

Sevgili kardeşlerim, Allah'ın koruması altında olmak mutluluğunuzun da temel faktörüdür. Allah'a ulaşmayı dilemezseniz Allah’ın koruması altına giremezsiniz. Tabiatıyla mutluluğu da bir ömür boyu yaşayamazsınız.

Mutluluk üç cephede kesintisiz bir sükûn halidir: iç dünyamızda mutluluk, dış dünyamızda mutluluk ve Allah ile ilişkilerimizde mutluluk.

Başlangıç noktasında insanların hepsi huzursuz ve mutsuzdur. Bunun sebebi nefs ile ruh arasındaki kavga, başka insanlarla olan kavga ve Allah'ın emirlerine itaat etmemektir.

Ama kişi Allah'a ulaşmayı diler de Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşide ulaşıp tâbî olursa bu kişi için tâbî olduğu noktada nefs tezkiyesi başlar. Kişinin yaptığı zikre paralel olarak nefsi 7 kademede tezkiye olurken, ruhu da her tezkiye kademesinde bir gök katı aşar. 7. gök katını ve 7. gök katının 7 âlemini de aşarak Allah’ın Zat’ına ulaşır.

Bu noktada nefsin kalbinde %51 nur birikimi olmuştur. Kişi nefsini tezkiye etmiş, ruhunu da Allah’a ulaştırarak Allah’ın ermiş evliyası olmuştur. Artık nefsin afetlerinin yerine Allah’ın nurları hâkimdir. Bu kişi zikrini arttırdıkça fizik vücudunu, nefsini ve iradesini de tedrici basamaklar içinde Allah’a teslim eder.

Öyleyse Allah’ın koruması altına girmek Allah’a ulaşmayı dilemekle başlar ama bu korumanın hayatımız boyunca devam etmesi Allah ile olan ilişkimizin devamına bağlıdır. İşte Allah'ın üzerimizdeki korumasının bir ömür boyu devam edebilmesi için her an O’nu zikretmemiz gerekmektedir.

Kur'ân tilâveti bir zikirdir, namaz kılmak bir zikirdir ama en büyük zikir Allah isminin “Allah, Allah, Allah” şeklinde tekrarıdır (Ankebût-45). Kur’ân-ı Kerim’de zikir de, çok zikir de, daimî zikir de bütün insanların üzerine farz kılınmıştır.

Zikirsizlik şeytanla birlikte olmayı, zikir ise Allah'la birlikte olmayı ifade eder. Ne kadar zikrederseniz o kadar korunursunuz.

Peki sevgili kardeşlerim, Allah’ın koruması altında olmak insanın hayatında hiçbir sıkıntı ve musibetin meydana gelmeyeceği anlamına mı gelir? Elbette hayır. Musibetler insanlar için bir imtihandır. İmtihandan murat, insanın kalben Allah’a ulaşmayı dilemesidir. Yaşadığı olaylardan Allah’ın mesajını alanlar Allah’a yönelir, mürşidine tâbiiyetini gerçekleştirir ve zikir yaparak ezelde Allah’a verdiği yemin, misak ve ahdini gerçekleştirebilir.

Dolayısıyla Allah’ın koruması altında olmak, insanın hayatında hiçbir musibetin meydana gelmeyeceği anlamına gelmez. Asıl olan, bu olaylar karşısında insanın nasıl bir tavır takındığı ve hangi dersi çıkardığıdır. Ancak musibetler karşısında Allah için olduğunun idrakine varıp da kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler kurtuluşa ulaşırlar. Bakara-156 ve 157’de bu konu net olarak ifade edilmiştir.
Hepinizin kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’ın koruması altına girmenizi Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.