Doğrunun ve yanlışın ölçüsü furkan, Kur’ân’dır.

Doğrunun ve yanlışın ölçüsü furkan, Kur’ân’dır.

Kaynak:Muhammed Mehdi Aydın

Dr. Abdulcabbar Boran. İnsan için doğruları ve yanlışları belirleyen unsur, Kur’ân-ı Kerim’dir sevgili kardeşlerim.

Hicr Suresinin 9. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: “Bu zikri Biz indirdik. Onu Biz koruyacağız.” buyuruyor. En’âm Suresi 38'de ise: “Biz bu kitapta hiçbir şey eksik bırakmadık.” diyor.


Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadîs-i şerifinde buyuruyor ki: “Size iki paha biçilmez emanet bırakıyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe düşmezsiniz: Allah'ın kitabı Kur'ân ve ehl-i beytim.” (Sünen-i Tirmizi C.5, S.663)

Doğru, Allah'ın kanunlarıdır; Allah'ın doğru olarak kabul ettiği şeylerdir. Bütün doğruların kaynağı Kur'ân-ı Kerim'dir. Allah'ın insanlık tarihi boyunca Kur’ân vasıtasıyla bize öğrettikleridir, yapılmasını emrettikleridir. İnsanlar farklı kaynaklardan ilim alabilirler ama doğrular ve yanlışlar değişmez.

Öyleyse Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’e farzlarını koymuş. Bizden de bu farzları öğrenmemizi ve yaşamamızı istiyor sevgili kardeşlerim. Nedir onlar? Allah'a ulaşmayı dilemek, Allah'ın tayin ettiği mürşide tâbîi olmak, ruhun teslimi, fizik vücudun teslimi, nefsin teslimi, muhlis olmak ve iradenin Allah’a teslimi. Bunların hepsi Allah'ın farzlarıdır. Bu farzları yerine getirmeyenler için ahirette azap, dünyada mutsuzluk vardır.

Yanlışlar da iblisin Allah’ın doğrularına zıt istikamette uydurduklarıdır, insanların ürettiği zanlardır. Zanlar hiçbir zaman hakikatin yerine geçemez. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V.): “Zandan sakının; zira zan, sözlerin en yalanıdır.” buyuruyor. (Ravi Ebu Hureyre; Buhârî, Vasâyâ 8, Nikâh 45, Ferâiz 2, Edeb 57, 58; Müslim, Birr 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 56)


İşte insanları Allah’tan uzaklaştıran en önemli hususlardan biri de bu zanlardır.

Ne yazık ki iblis insanlara bu zanları empoze ediyor sevgili kardeşlerim. Bu zanlarla Allah'ın doğrularının üzerini örtüyor. Allah'a ulaşma dileği yerine insanlara dünya hayatını süslü gösteriyor. “Allah’a ulaşmak diye bir şey yoktur.” diyor. “Mürşide tâbî olmak şirktir.” diyor.

Bunların hepsi Kur'ân-ı Kerim'e aykırı olan, insanların kendi zanlarıdır. Bakara Suresi 78'de Allahû Tealâ: “Onlar ümmîdirler. Kitabı bilmezler. Sadece zanlarını bilirler.” buyuruyor.

Kur'ân ölçülerine göre insanların doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmesi için Allah'a yönelmesi, ölmeden evvel Allah'a ulaşmayı dilemesi farz kılınmıştır. Kim bu dileğin sahibi olursa Allah ona furkanlar verir ve onu takva sahibi kılar (Enfâl-29).


Bu furkanlarla Allah kişinin gözlerindeki, kulaklarındaki ve kalbindeki engelleri kaldırıp o kişiyi Hakk’tan inen ilmi gören, işiten ve idrak eden bir özelliğin sahibi kılar. Allah kime bu furkanları vermişse o kişi artık kendisine söylenen her şeyi Kur’ân'la karşılaştırır. Kur’ân'a uyuyorsa haktır, uymuyorsa batıldır. Allah'a ulaşmayı dileyenler hakka, dilemeyenler batıla tâbîdirler.


İşte sevgili kardeşlerim, eğer Allah’ın doğrularını hayatınıza geçirmek istiyorsanız mutlaka kalben Allah’a ulaşmayı dilemelisiniz. Bu dileğin sahibi olan kişiye Allah’ın verdiği bir başka furkan, o kişiyi -hacet namazı kılıp Allah’tan sorması halinde- mürşidine ulaştırmaktır.

Mürşidine ulaşarak tâbiiyetini gerçekleştiren kişi için ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin Allah’a teslim yolculuğu başlar. Nefsin kalbindeki 7 kademe aklanmaya paralel olarak kişinin ruhu da 7 gök katı ve 7. gök katının 7 âlemini aşarak Allah’ın Zat’ına ulaşır.


Nefs tezkiyesi olmadan ruhun Allah’a ulaşması mümkün değildir. Nefsi tezkiye eden en önemli vasıta ise zikirdir. Zikir, nefsimizin manevi kalbini temizler ve bu yolculuğun gerçekleşmesini sağlar. Kâinat eczanesindeki en tesirli ilaç zikirdir. Kur'ân'ın muhtevası içerisinde bütün dertlere şifa vardır.


Öyleyse Allah'ın doğruları her çağda insanı en güzel yaşama götüren muhtevayı taşır. Her şey eskir ama Kur'ân gençleşir. Kur'ân Allah'ın sonsuz ilmini ihtiva eden yegâne kaynaktır. Allah'ın istediği de bu kitaptaki hakikatlerle dini yaşamamızdır.


İnsanlar ya dîni yaşarlar ya da yaşamazlar ama ölünce herkes pişman olur. Muhsin kul daimî zikre ulaşmadığına pişman olur. Kötü kul ise kötülükten vazgeçmediğine pişman olur.

Hepinizin kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’ın doğrularını yaşayanlardan olmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.


HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.