Edeple Gelen Lütufla Döner

Edeple Gelen Lütufla Döner

Kaynak:Esra Özatak

Dr.Abdulcabbar Boran, Türbelerin kapısında sıkça karşılaştığımız “Edeple gelen lütufla döner” sözü, mânevî yolculuğun özünü anlatır sevgili kardeşlerim.

Kul, edeple Rabbine yöneldiğinde önünde kapalı olan nice kapının açıldığını görür. İşte bu, insanın kendi gayretinin ötesinde bir mükâfatla, Allah’ın lütuflarıyla karşılaşmasıdır.

Tasavvufun temeli edeptir. Edep ise kulun Rabbine karşı haddini bilmesi, kulluğunun ve acziyetinin farkına varması ve samimi bir kalple O’na yönelmesidir. Ölmeden evvel kalben Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, Allah’ın indinde edebin ilk adımını atmıştır. Çünkü gerçek edep, insanın Rabbine yönelmesiyle başlar. Bundan sonrası, o kişi için Allah’ın garantisi altında olmayı ifade eder.

Şûrâ Suresi 13., Ra’d Suresi 27. ve Ankebût Suresi 5. âyette Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dileyen kişiyi mutlaka Kendisine ulaştıracağını müjdeliyor sevgili kardeşlerim. Bu dileğin ardından Allahû Tealâ, kişiye art arda ihsanlarda ve nimetlerde bulunur. Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, Allah’ın davetine icabet etmiş olur. Bunun üzerine Allahû Tealâ ona furkanlar verir. Furkanlar, kişinin hak ile bâtılı, Allah’ın muradı ile nefsinin ve şeytanın telkinlerini birbirinden ayırabilmesini sağlayan İlâhî lütuflardır. Böylece kişi hidayet yolunda daha şuurlu adımlar atmaya başlar. Bütün bunlar kişinin edeble Allah’a yönelmesine bağlıdır.

Allahû Tealâ bütün insanlardan edebe riayet etmelerini ister. Bunun yolunu da Kur’ân-ı Kerim’de göstermiş, kanunlarını koymuştur.

Kalpten Allah’a ulaşmayı dilediğiniz anda Allâhu Tealâ bu dileği işitir, bilir ve görür. Görürse ne yapar? Rahîm esmasıyla tecelli eder. Böylece kişi 4. basamağa ulaşır. Yûsuf Suresinin 53. âyetinde Hz. Yusuf diyor ki: “Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç.”

Allah'ın kişiye verdiği furkanlar da, Rahîm esmasının tecellisiyle başlayan lütufların ilk neticelerindendir.

Allah’ın Rahîm esmasıyla tecellisi insan için çok büyük bir lütuftur sevgili kardeşlerim. Allahû Tealâ kişiye Rahîm esmasıyla tecelli ettiğinde ona peş peşe 12 tane ihsanda, yani lütufta bulunur. O kişinin gözlerindeki, kulaklarındaki ve kalbindeki engelleri kaldırır Allahû Tealâ. Yetmez; görme hassasındaki, işitme hassasındaki ve idrak hassasındaki engelleri de alarak kişinin kalbine Allah’tan gelen ilmi idrak etmesini sağlayacak olan ihbatı yerleştirir. Bu yedi ihsanın ardından da Allah kişinin kalbine hidayetle ulaşır. Kalbin nur kapısını Allah’a çevirir. Kişinin göğsünden kalbine bir nur yolu açar. Kişi zikre başladığında onu huşû sahibi kılar ve on ikinci ihsan olarak da kişinin Allah’a ulaşmasına vesile olacak mürşidini ona gösterir.

Mürşid odur ki insanların dünya ve ahiret saadetine ulaşmalarına vesile olur. İşte bu sebeple Allahû Tealâ’nın mürşidleri bütün insanlar için vazgeçilmez unsurlardır. Kim olursa olsun, mutluluğu yaşamak istiyorsa mutlaka bir mürşide ihtiyacı var. Mutlaka Allah’ın kendisi için ezelde tayin ettiği mürşidi bulmak mecburiyetindedir (Mâide Suresi 35. âyet). Çünkü nefsin tezkiyesi mürşid ile başlar.

Kalben Allah’a ulaşmayı dileyen kişiyi lütfu gereği, mürşidine ulaştıran da Allah’tır. Mürşide tâbiiyetle birlikte kişi Allah’tan 7 tane de nimet alır.

1-Devrin imamının ruhu kişinin başının üzerine bir muhafız olarak gelip yerleşir (Ra’d-11, Mucâdele-22).

2-Kalbine iman yazılır (Mucâdele-22)

3-Allah o kişinin o güne kadar işlediği bütün günahları sevaba çevirir. Ve eskiden bir sevabına on kat derece verirken, 1’e 100 vermeye başlar ve 1’e 700’e kadar arttırır (Furkân-70, Bakara-261).

4- Kişinin ruhu vücudundan ayrılıp Sıratı Mustakîm üzerinden Allah’a doğru yola çıkar (Nebe-39).

5-Nefs tezkiyeye başlar (Fâtır-18).

6-Fizik vücut, şeytana kul olmaktan kurtulmaya ve Allah’a kul olmaya başlar.

7- Kişinin iradesi nefsin afetleri karşısında giderek güçlenmeye başlar.

İşte bütün bu ihsan ve nimetler, Allah’a edeple yönelen kişi için, yani ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyen kişi için Allah’ın lütuflarıdır. Bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün evliyalar bu güzellikleri yaşamışlar, “Edeple gelen lütufla döner” sözüyle de yaşadıkları bu sırrı insanlara ulaştırmışlardır.

Unutmayın ki Allahû Tealâ bütün insanları birer evliya namzedi olarak yaratmış sevgili kardeşlerim. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse evliyalığa ilk adımını atmış olur. Zumer Suresinin 54. Âyetinde Allahû Tealâ: “Size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.” buyuruyor.

Allah’a teslim olmanın sırrı, Allah’tan Allah’ı istemek, ölmeden önce Allah’a ruhumuzun ulaşmasını kalpten dileyerek Allah’ın dostu olmayı, nice evliyalar gibi bizim de ruhumuzu Kendisine ulaştırmasını Allah’tan samimiyetle talep etmektir.

“Ey Yüce Allah’ım, ben de senin bunca ermiş evliyan gibi ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum. Ne olur beni de ermiş evliyalarından kıl.”

İşte böyle bir kalbî dilek, kişiyi edebin sahibi kılar ve edeple gelen sayısız lütfun da sahibi kılar.

Hepinizin kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’ın lütfuna mazhar olmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN

www.ibrahimlive.com

www.acboran.com



HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.