Ezanda geçen felâh, bir dilektir
Kaynak:Hakkarihabertv.com
Allahû Tealâ, herkesin felâha ermesini yani kurtuluşa ulaşmasını ister. Felâhı iki yönlü olarak ele alırsak;
1- Felâh, kıyâmet günü cehennemden kurtuluştur.
2- Felâh, dünya hayatında mutsuzluktan kurtuluştur.
Cehennemden kurtuluş yani 1. felâh, sevap tartılarının günah tartılarından ağır basması ile gerçekleşebilir. Allahû Tealâ, Mu’minûn Suresinin 102. âyet-i kerimesinde ve A’râf Suresinin 8. âyet-i kerimesinde “Kimin hasenat tartıları ağır gelirse onlar felâha erenlerdir.” buyurmaktadır. Günahları sevaplarından fazla olanlar ise hüsranda olanlardır (Mu’minun-103). Kur’ân- ı Kerim bir saadet davetiyesi olduğuna göre Yüce Rabbimiz sevap tartılarımızın ağır gelebilmesini garanti edecek formülleri de âyetlerde vermiş midir? Evet.
Kişi hangi günahın sahibi olursa olsun, hiç cennetlik ameli olmasa bile kalben Allah’a ulaşmayı dilediği an Allahû Tealâ, o kişinin tüm günahlarını örter ve böylece kişiyi birinci kat cennetin sahibi kılar. Enfâl Suresinin 29. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ; “Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir).” buyurmaktadır. Takva sahibi olanların günahları örtülecekse bu takva sahipleri kimlerdir? Yine cevabı Kur’ân-ı Kerim’de buluyoruz:
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Allahû Tealâ: “Allah'a ulaşmayı dileyerek takva sahibi olun.” diyerek en önemli olaydan bahsetmektedir. Allah'a yönelmek, Allah'a ruhu hayatta iken ulaştırmayı dilemek demektir. Allah'a ulaşmayı dilemek Kur'ân'ın olmazsa olmaz şartıdır. Allah'a ulaşmayı dilemeyen kişinin cennete girmesi mümkün değildir (Yûnus-7,8)
Evet, kalbî bir tek dilek; “Ey Yüce Allah’ım! Bana emanet ettiğin ruhumu ölmeden önce Sana ulaştırmayı diliyorum. Önceden ruhunu Sana ulaştırarak erenlerden, ermiş evliyadan olan kulların gibi ben de ruhumu Sana ulaştırmak ve onlar gibi Senin dostlarından, sevdiklerinden olmak istiyorum.” dileği felâha ulaşmanın tek anahtarıdır.
Peki, bu dilek bize cenneti garantilerken dünya mutluluğunu nasıl garantilemektedir? Başlangıçta bir insanın mutsuz olma ihtimali, mutlu olma ihtimalinden çok daha ötededir. Bütün insanların dünya hayatında mutluluğu yakalayabilmesi, öncelikle iç dünyasındaki savaştan kurtulabilmesi nefsin afetlerinden kurtulmasına yani nefsin tezkiyesi ve tasfiyesine bağlıdır.
Allahû Tealâ, “Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha ermiştir.” buyurmaktadır (ŞEMS-9, ALÂ-14). İşte bu tezkiye (temizlenme) de önceden bahsettiğimiz kalpten bir dilekle başlar. Bu dilek kalpte oluşunca Rabbimiz, nefs kalbimizi Allah’ın nurlarını alabilecek vasıflara ulaştırır ve kalbimize nefs doktorumuzun, mürşidimizin sevgini koyar. Nefs doktorumuzu en iyi Allah bildiği için (NAHL-9) Rabbimize Hacet Namazı ile sorulması esastır (BAKARA-45).
Kim hacet namazıyla mürşidini, kalp doktorunu Allahû Tealâ’ya sorarsa, Allahû Tealâ onu mutlaka mürşidine ulaştırır. Mürşide tâbiiyetle birlikte kişi “Allah” ismini zikrettiği zaman iki çift nur (rahmet-fazl ve rahmet-salâvat) kişinin göğsüne gelir. Oradan nefsinin kalbine ulaşır ve bu nurlarla yavaş yavaş kalp temizlenmeye başlar. Kalbin temizlenme oranı %51’e ulaşınca nefsin tezkiyesi, %100’e ulaşınca da nefsin tasfiyesi gerçekleşir.
Bu nurlar dünya hayatımızı nasıl etkiler? Kalbimizdeki nur oranında olaylardan negatif tesir almamız azalır, dünya olayları sizi eskisi kadar üzemez, çünkü o nurlar oranında her olaya Allah’ın gözlükleri ile bakmaya başlarız, olayların arkasındaki hikmetleri anlamadaki idrakimiz artar ve tüm insanlara, tüm mahlukata olan sevgimiz artar. Sevgiyle bakan kusur görmez, sevgiyle bakan hoşgörülüdür, diğerkamdır, etrafındaki herkesi Allah’ın emrettiği ölçülerde nasıl mutlu ederim çabasındadır. Sizce de o zaman bu dünya bir cennet olmaz mı?
Hepinizin her gün defaatle her ezanda davet edildiğiniz felâha kalpten bir dilekle ulaşmanızı ve Allah’ın dostlarından olabilmenizi Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.