İnsan Alelade bir varlık değildir
Kaynak:Esra Özatak
Yani şu kâinatta yaratılan bütün mahlûkatın en üstünleri olarak yaratmış. Allahû Tealâ kâinatta yaratılan ne varsa hepsinin insan için yaratıldığını buyuruyor (Câsiye-13). Sonra? Sonra Allahû Tealâ Âdem (A.S)’ı yaratıyor. Allahû Tealâ insanın dışında yarattığı bütün mahlûkatına diyor ki:
“Şimdi onun önünde secde edin.” (A’râf-11). İblis dışındaki bütün mahlûkat, insandan evvel yaratılmış olan bütün melekler, bütün cinler insana secde ediyorlar. Allahû Tealâ insandan evvel yarattığı bütün mahlûkatına bu emri verdiğine göre insanın diğer bütün mahlûklardan daha kıymetli olduğu kesin değil mi? Öyleyse sizler en üstün standartlarda yaratılansınız.
Neden insan üstün? Çünkü Allah'ın yarattığı bunca yerleri gökleri dolduran mahlûkatı arasında muhtevasında ruh; Allah'ın ruhu mevcut olan ikinci bir yaratık yok. Sadece insan Allah'ın ruhuyla teçhiz edilmiş (Secde-9). Sadece insan, Allah’tan bir emaneti üstlenmiştir. Diyor ki Allahû Tealâ:
33/AHZÂB-72 Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.
Öyleyse ruhumuz bir emanettir; Sahibine mutlaka iade etmek mecburiyetinde olduğumuz bir emanet. Ve ruhumuz mutlaka biz istesek de istemesek de sahibi olan yere, Allah’ın Zat’ına geri dönecektir. Allahû Tealâ bunun istekle yapılmasını istiyor ve ruhumuzun ölmeden evvel Allah’a teslim edilmesini üzerimize 12 defa farz kılıyor. Ra’d-21’de Allahû Tealâ buyuruyor ki:
13/RAD-21 Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
Âyet-i kerime son derece açık: “Allah’ın Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi, Allah’a ulaştırırlar.” Yani hayattayken, ölmeden evvel bunu gerçekleştiriyorlar. Ve adeta bir hiç karşılığı, sadece bir dilekle, insanın ruhunun Allah’a mutlaka ulaşacağını ifade ediyor Allahû Tealâ (Şûrâ-13, Ra’d-27).
Peki, Ahzâb-72’de Allah, “İnsan zâlimdir ve cahildir.” demekten bir şeyi kast etmiş olmalı. Acaba ne demek istiyor? Şunu demek istiyor: Emaneti yüklendiği zaman o insan, nefsin de zaten sahibiydi. Yani fizik vücudun içinde nefs de vardı. Bir insan üç vücuttan oluşur; ruh, fizik vücut ve nefs. Ruhumuz sadece hasletlerden oluşur. Nefsimizin kalbi ise kapkaranlıktır.
Ve nefsimizin kalbinde 19 tane afet vardır. İşte cehalet ve zulüm de nefsimizin kalbindeki 19 afetten ikisidir. Bu nedenle kâinattaki en üstün mahlûk, fazilet açısından kâinatın en üstün mahlûku değildir. A’râf Suresinin 179. âyet-i kerimesine baktığımız zaman şunu görüyoruz, Allahû Tealâ diyor ki:
7/ARÂF-179 Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.
Hayvanlardan daha aşağıda olan mahlûk kim? İnsan; ama Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir insan; cehenneme gidecek olan bir insan (Yûnus-7, 8). Peki, neden insanlar büyük çoğunlukla cennete değil de cehenneme gireceklerdir? Arkasında Allah’ın herkese eşit olarak dağıttığı serbest irade var. İradenize o kadar çok değer veriyor ki Allahû Tealâ, eğer siz Allah’a ulaşmayı dilerseniz sizi mutlaka cennetine almaya hazır. Sadece bir tek dilek istiyor sizden. Diyor ki: “Siz, ey insanlar! Bana ulaşmayı dileyeceksiniz. Dilerseniz sizin günahlarınızı örterim (Enfâl-29). Dilemezseniz, o zaman amelleriniz boşa gider (Kehf-105).”
Bir insan Allah’a ulaşmayı dilerse, dilediği an en üstün olma standartlarına yeniden adım atmıştır. Sonra Allah sizi mürşidinize ulaştırır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu istikamette buyuruyor ki: “Benden sonra nebî gelmeyecek. Âlimler gelecek; halifeler gelecek. Onlara tâbî olan Bana tâbî olur. Onlara âsi olan Bana âsi olur.” (Sahih Buhari 9. cilt 1409. Hadis). Tâbiiyetinizden sonra, ruhunuz vücudunuzdan ayrılır. Göreviniz; ruhunuzu Allah’a teslim etmektir ve bunu zikirle yapacaksınız. Ve böylece nefsinizin kalbi adım adım nurlarla dolmaya başlayacak. Zikir arttıkça, nefsin kalbinde adım adım daha çok nurlar birikecektir. İşte insanın üstünlüğü, daha üstünlüğü, daha üstünlüğü nefsinin kalbindeki afetlerin azalmasına yani faziletin çoğalmasına bağlıdır.
Ne istiyor Allahû Tealâ? Mutlu olmanızı istiyor. Eğer Allah'a ulaşmayı dilerseniz, bu mutlu olmayı dileyenlerin dileğidir, mutlaka mutluluğu adım adım yaşarsınız. 7 kat cenneti sırayla birer birer elde edersiniz ve ruhunuzu Allah’a teslim ettiğinizde 3. kat cennetle beraber dünya saadetinin yarısını elde edersiniz, sonra da tamamını. İşte 14 asır evvel bütün sahâbe bunları yaşadılar.
Hepinizin bu sonsuz mutluluklara ulaşmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah razı olsun.
www.ibrahimlive.com