IRAK’TAN BAKINCA TÜRKİYE
Kaynak:Perihan Önal
Türkiye’ye, Terörsüz Türkiye’ye ve Devlet Bahçeli’ye yönelik muazzam bir hayranlık var. Kürt, Türkmen, Arap, Hristiyan, Şii, Sünni herkes Türkiye’yi konuşuyor, takip ediyor ve merak ediyor. Ve hatta Türkçe öğrenme isteği yükselişte.
Bilhassa Irak Kürt Bölgesel Yönetimi dahilindeki üniversitelerin akademisyenleri, Türkçe öğrenmek için Türkiye’deki üniversiteler ile yakında iş birliği protokolleri imzalamaya hazırlanıyor. Bizi “taş devrine” mahkum etmek isteyen içimizdeki küçük bir kesim de halktan, halka hizmetten, gelecek vizyonundan, ihtiyaçlardan, mantıktan ve realitelerden kopuk bir biçimde halâ “ana dilde eğitim istiyoruz” diye tutturmaya devam ediyor maalesef.
Irak’ta; Erbil, Bağdat, Kerkük, Musul, Tuzhurmatu, Necef, Duhok, Altunköprü, Zaho’ya gidiyorum ve dinliyorum. Her şehrin/vilayetin tek ortak paydası Terörsüz Türkiye. İran savaşından ziyade Terörsüz Türkiye’yi konuşuyoruz Iraklılar ile.
Bu konuşmalar büyük bir hayranlık ve takdir eşliğinde gerçekleşiyor. Bununla birlikte Iraklılar Terörsüz Türkiye’ye dair hukuki sürecin de bir an evvel başlamasını istiyor çünkü “korkuyoruz” diyorlar.
“Bu iş uzarsa PKK yeniden başımıza bela olur ya da yerine yeni bir yapılanma gelir” diyen Iraklılar endişelerinde çok haklı elbette.
Hukuki düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesi bölge için çok önemli çünkü o zaman korkudan sesini çıkartamayanlar da sesini daha gür çıkaracaktır Terörsüz Türkiye’yi desteklemek için.
”PKK BİTERSE TÜRKİYE BURADA KALACAK MI?” DİYOR KÜRTLER
Iraklı Kürtler arasında şöyle bir düşünce var; “Türkiye, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni kendi sınırlarına dahil etmek istiyor. Bu nedenle Türkiye; Kerkük, Musul, Telafer ile birlikte Irak Kürt Bölgesel Yönetimini de kendi sınırlarına katarak bir parçası yapacak.”
Bu çerçevede bana sayısız sorular yöneltiliyor Kürtler, Araplar ve Türkmenler tarafından. Onlara sadece şu özeti aktarıyorum; “onlarca yıllık acılara sebebiyet veren terör örgütü üç günde bitmez elbette. Bölgenin iyice temizlenmesi ve güven kazanması gerekiyor. Çünkü PKK’dan boşalan köylere gerçek sahiplerinin gitmesi, yerleşmesi ve topraklarına sahip çıkması gerekiyor.
Bunun için de sizin Türkiye’ye ihtiyacınız var. Her şey düzene girene kadar Türkiye’nin burada olması sizin faydanıza olur. Türkiye şimdi çıkarsa PKK’dan boşalan yerlere başka vekil terör örgütleri yerleşebilir ve bölge insanını yeniden mağdur edebilir. Terörle mücadele kabiliyetine sahip düzenli-donanımlı bir ordunuz ve güvenlik güçleriniz de yok. Olsaydı Türkiye de buraya gelmezdi zaten…”
Bu cümlelerim karşısında hepsi ikna oluyor ve Türkiye’nin bölgede bulunmasına hak veriyor. Laf aramızda hepsi Türkiye’nin bölge için vazgeçilmez bir güç olduğunu gayet iyi biliyor fakat alenen itiraf etmek için zamana ihtiyaç var.
Soru sırası bana gelmişti. “Peki Türkiye gitmese ve burada kalsa bu durumdan rahatsız olur musunuz?” diye sorduğumda aldığım cevaplar çok enteresan.
“Türkiye’nin bizimle kalmasından rahatsız olmayız ve hatta Türkiye gibi güçlü bir ülkenin yanımızda olması çok büyük bir ayrıcalık ve lüks olur bizim için. Eskiden olsa tek korkumuz kültürümüzü kaybetmek olurdu fakat Devlet Bahçeli’nin başlattığı Terörsüz Türkiye süreci hepimize umut oldu. Yanımızda eski Türkiye yok, yeni dünyanın güçlü ve kardeşliği rehber edinen Türkiye’si var…”
Tüm Ortadoğu’da olduğu gibi Iraklı Kürtler için de Türkiye’nin yeri ayrı.
Çünkü Türkiye onlara kapısını, yüreğini hiç kapatmadı. Her zorlukta yetişti, kapısını açıp misafir etti, sorunlarını bertaraf etmek için çaba sarf etti. Bu nedenle Türkiye’ye çok güveniyor Iraklı Kürtler.
GÖNÜLLERİ VE GELECEK UMUTLARINI İHYA ETMELİ
Irak’ta gördüğüm tablo her geçen gün Türkiye’den yana pozitife gidiyor. Biz de nereye gitsek yorulmadan, bıkmadan, usanmadan anlatıyoruz Terörsüz Türkiye’yi, Devlet Bahçeli’yi, güçlenen ve bölgeye umut veren Türkiye’yi, iç cephenin önemini.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bünyesindeki üniversitelerin yakında “Türkçe öğrenme protokollerini imzalamak üzere” Türkiye’ye geleceğini belirttim az önce. Bu çok önemli bir konu çünkü yakın zamana kadar “Türkçe anlayıp konuşsa bile” bunu reddederek cevap bile vermeyen Kürtlere alışığım. Gözlerinden Türkçeyi anladıklarını o kadar net görebiliyordum ki, fakat ısrar etmiyordum “neden böyle yapıyorsunuz” diyerek. Çünkü “gönülleri ve geleceğe dair umutları ihya etmek” mantığı ile yol almamız ve bölgenin terör korkularını ortadan kaldırmamız gerekiyordu. Onlarca yıl terör baskısı ile Türkiye’ye karşı duvarlar ören Iraklı Kürtlerin dününü anlıyordum. Şimdiki “Türkçe öğrenme azimlerine ve Türkiye’ye olan meraklarına” şahit olduğum Kürtleri de anlıyorum. Çünkü dünya savaşlar ve kaoslar eşliğinde savruluyor ve sağduyu, dialog, diplomasi tavrıyla insanlığa sahip çıkan tek ülke Türkiye.
ŞİMDİ EKONOMİ EĞİTİM TURİZM SAĞLIK KARDEŞLİĞİ İHYA ETMEK VAKTİDİR
Türkiye’nin varlığı Suriye ve Irak için çok önemli ve vazgeçilmez. Çünkü Türkiye’nin mihmandarlık varlığı olmazsa kurda kuşa yem olacaktır hem Suriye hem de Irak.
Ortadoğu’nun her santimi ateş çemberinden geçerken bu iki ülkenin vatandaşları da Türkiye kıblesiyle dualarını ediyor.
Tam da burada gerekli bir pencereyi açmak istiyorum.
“Kaybetmekten korktuğu değerleri olan insanlar, düzenini korumak için vatanından yana tavır alır”.
O halde Türkiye, Suriye ve Irak’ta; tarım, hayvancılık, üretim, eğitim, turizm, sağlık, istihdam yaratma başlıklarını inşa/ihya etmeli. Suriyeliler ve Iraklılar da üretmeyi, iş birliğini, vatanına sahip çıkmayı öğrenmeli Türkiye rehberliğinde.
Savaşlar ve kaoslar belirli zamanlarda ortaya çıkar. Fakat ihya zamanları daimi zorunluluklardandır; hava gibi, su gibi, toprak gibi. Ve ihya bilincine erişememiş toplumların da ne savaşı ne de kaosu eksik olmaz.
O halde şimdi Türkiye, Suriye ve Irak; “ekonomik iş birliği/ ekonomik sınırsızlık/ ekonomik bütünlük” bilinciyle “üçlü anlaşmalarına” ağırlık vermeli ve birlikte hareket etmeli.