Kabul olacağına inanarak dua edin

Kabul olacağına inanarak dua edin

Kaynak:Hakkarihabertv.com

Dr. Abdulcabbar Boran, Allah ile O’nun en kıymetli yaratığı olan insan arasındaki en büyük ilişki vasıtası duadır.

Allah, Kendisinden talep edilendir. Kul, Allah’tan talep edendir. Allah’a dua edilir. Allah ile ilişkinizi sağlayan müessesenin adı, duadır.

“Allah benim kalbimden geçeni biliyorsa neden Allah'a müracaatım gerekiyor?” sorusunun cevabı, serbest irade sahibi olmamızdır. Allahû Tealâ bizim kalbimizden geçenleri elbette biliyor. Ama biz Allah'a bu konuda müracaat etmedikçe, Allah’tan talep etmedikçe Allah onları yerine getirmez.

Allah ile kulları arasında en çok geçer akçe olan şey; kulların Rab'lerine dua etmesidir. O sebeple Furkân Suresinin 77. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: “Duanız olmasa Allah katında ne kıymetiniz var?” buyuruyor.

Sevgili okuyucular, Allah’a bütün duaları “inanarak” edin. Talep ettiğiniz şeyin Allahû Tealâ tarafından yerine getirileceğine inanın! İnanıyorsanız, bu inancın kalben sahibi iseniz Allahû Tealâ o talebinizi mutlaka yerine getirir. Siz ne kadar duanızın kabul edileceğine inanırsanız Allah’tan o kadar yardım alırsınız.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîs-i şerifinde buyuruyor ki: "Allah’a duanızı kabul edeceğine inanarak dua edin. Şunu bilin ki, Allah kendisinden başka bir şeyle meşgul ve gafil bir kalbin duasını kabul etmez." (Tirmizî; K. Sitte, İ. Canan, 3/531.)

Allah, kalbinde inanç bulunanlara, o talebin sahibi olanlara gerekeni yapar. Ama kalbinizle dua etmediyseniz, sadece söz olarak dua ettiyseniz bu Allah’ın katında bir değer ifade etmez. Allah söze bakmaz, kalbe bakar. Kalbinizde ne var? Kalbinizde ne varsa, kalbiniz aynadır, onu Allah’a aksettirir. Diliniz aksettirmeye yeterli değildir. Diliniz sadece kalbinizdekini söylediği takdirde, konuşmanız Allahû Tealâ tarafından dua hüviyetine girer. Öyleyse Allahû Tealâ sizin kalbinizde olan inanç seviyesiyle ilişkilidir.

Dua, Allah ile aranızda bir köprüdür. Bu köprüyü dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Dünyalık taleplerinizi de Allah kabul eder, ama sadece dünyayı isterseniz bu dünya için yardım alırsınız. Ama Allahû Tealâ’nın yolunda manevî tekâmül konusunda dua edecekseniz, eğer siz, Allah’a karşı tevekkül sahibi iseniz o zaman duanız mutlaka kabul edilir. Kesin şekilde inanmak, kalbî talebin sahibi olmak demektir. Allahû kalbinizle bir dilekte bulunmak, duadır.

Dua, Allah’ı herhangi bir şeyi yerine getirme konusundaki davetin adıdır. Dua ve davet kelimeleri aynı kökten gelir. Bakara Suresinin 186. Âyetinde şöyle buyruluyor:

2/BAKARA-186: “Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler).

“Bana dua edilince dua edenin davetine icabet ederim” diyor Allahû Tealâ ama arkasından da diyor ki: “Onlar da benim davetime icabet etsinler.”

Allah’ın kanunu, liyakat ve mükafat kanunudur. Bu sebeple duamızın kabulünü şarta bağlamış: “Onlar da Benim davetime icabet etsinler.” Allah’ın davetinin ne olduğu ise Yûnus Suresinin 25. âyetinde veriliyor: “Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.”

Kur'an-ı Kerim'de Allahû Tealâ, tam 90 küsur âyette dünyaya ait olan rızkı bize garanti etmektedir. Allah'ın bizden istediği ruhumuzu, fizik vücudumuzu, nefsimizi ve irademizi Allah’a teslim etmemiz, bu istikamette Allah'ın yardımına sığınmamızdır.

Kehf Suresinin 28. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Sabah akşam, O’nun Vechi'ni (Zat’ını) isteyerek Rabbine dua edenlerle beraber nefsini sabırlı tut....”

Öyleyse bu kişiler neye dua ediyorlar? “Rabbimizin Zat’ına ulaşalım.” diye dua ediyorlar. Bizim de duamız bu yönde olmalıdır sevgili kardeşlerim. Allah'a ulaşmayı dilediğimiz noktadan itibaren Allah'ın duamıza icabet edeceği kesindir. (Şûrâ-13, Ra’d-27).

Öyleyse biz de Yunus Emre Hazretleri gibi, Hazreti Rabia gibi ve daha nice ermiş velîler gibi ölmeden önce Allah'a ruhumuzu ulaştırmayı dileyelim. Buna îman ederek ve de bu duamızın kabul olacağına inanarak Allah’a dost olmayı, Allah’tan talep edelim. Hacet namazını kılıp Allah’ın bize gösterdiği bir kâmil mürşide tâbî olalım. Ardından Allah isminin tekrarı olan zikrullahı hayatımıza yerleştirelim, böylece bütün mutluluklar bizimle olsun.

Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN
www.ibrahimlive.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.