KUR’ÂN EVRENSELDİR

KUR’ÂN EVRENSELDİR

Kaynak:Esra Özatak

Dr. Abdulcabbar Boran, Kur’ân-ı Kerim, Allahû Tealâ’nın son peygamber (son nebî) olan Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimize indirdiği son şeriat kitabıdır. O, geçmişin de geleceğin de anın da kitabıdır. Tüm zamanlara hitap eder.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Benden önce her gelen peygambere insanların hidayetine vesile olacak bir mucizeyi Allah mutlaka vermiştir. Bana verilen mucize, kelâm nev’inden olan Kur’ân-ı Kerim’dir.” (Buharî, Fezâilu’l-Kur’ân 1, Î’tisâm 1; Müslim, İman 239, 152).

Peki, ne diyor Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de? “Biz, bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” diyor (En’âm-38). Kur’ân-ı Kerim, bütün peygamberleri kapsamına almıştır. Hz. Nuh’a, Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e verilen dîn aynı dindir. Hiç değişmemiştir, kıyâmete kadar da değişmeyecektir.

Şûrâ Suresi 13. âyet-i kerimede Allahû Tealâ buyuruyor ki:

42/ŞÛRÂ-13: (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Kur’ân-ı Kerim, son nebîye indirilen son kitap olarak kâinatın bütün hakikatlerini ve sırlarını muhtevîdir, sevgili kardeşlerim. Tek bir harfi bile değiştirilememiştir. Çünkü Kur’ân, Allah’ın muhafazası altındadır (Hicr-9). 14 asır evvel indirildiği hüviyetiyle hâlâ hükümfermadır ve kıyâmete kadar da bu vasfını koruyacaktır.

Allahû Tealâ dünya ve ahiret mutluluğunun formülünü Kur’ân-ı Kerim’e koymuş. İşte bu formül tüm zamanların kurtuluş reçetesidir. Dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın, hangi inanışın içinde olursanız olun bir tek dilekle kurtuluşunuz mümkün. Kalben Allah’a ulaşmayı dileyen herkes Allah’ın evliya namzedidir. Mutlaka Allah onu Kendisine ulaştıracağını garanti etmektedir.

Fakat insanlar artık dünya saadetine ve cennet saadetine kendilerini ulaştıracak olan Kur’ân emirlerini yerine getirmiyorlar. Yerine getirmeleri bir tarafa, bilmiyorlar. Çünkü Kur’ân’ı değiştirmesi mümkün olmayan iblis, Kur’ân’ın hedef emirlerini yani ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin Allah’a teslimini unutturmayı başarmış.

Sevgili kardeşlerim, İslâm, teslim demektir. Hanif de Hz. İbrâhîm’in dîninde teslim olmak anlamına geliyor. Gerçekten bu dîn; ruhun, vechin, nefsin ve iradenin Allah’a teslimini içerir. 7 safha, 4 teslim Kur’ân-ı Kerim’in de Tevrat’ın da İncil’in de esasını teşkil etmektedir. Üç kutsal kitapta da Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet, ruhun Allah’a teslimi, fizik vücudun Allah’a teslimi, nefsin teslimi ve iradenin teslimi bütün insanların üzerine farz kılınmıştır.

Öyleyse bütün dünyaya ait bir evrensel öğretiden bahsediyoruz. 14 asır evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’le sahâbe Kur’ân’daki İslâm’ı nasıl yaşadılarsa bugün de öyle yaşanması gerekir. Peki, onlar nasıl yaşamışlar? Kur’ân-ı Kerim’de Allah’a yönelmek, Allah’a ulaşmayı dilemek farzdır (Rûm-31) ve bütün sahâbe Allah’a ulaşmayı dilemişler (Zumer-17).

Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesi, bu açıdan da Kur’ân-ı Kerim’in en önemli âyetlerinden biridir. Allahû Tealâ, insanlardan Allah’a ulaşmayı dileyenleri Kendisine ulaştıracağını garanti etmektedir. Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin ise mutlaka cehenneme gireceğini kesinleştirmiştir. (Yûnus-7, 8). 2. safhada mürşide ulaşmak farzdır ve bütün sahâbe Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e tâbî olmuşlar (Fetih-10).

Peki, tâbiiyetten sonra ne olur? Bu noktadan itibaren kişi zikir yapmaya başlar. Allahû Tealâ zikrin en büyük ibadet olduğunu söylüyor Ankebût Suresi 45. âyette: namaz da bir zikirdir, Kur’ân tilaveti de bir zikirdir ama “ve le zikrullahi ekber” buyuruyor; Allah’ın zikri en büyüktür” diyor.

İşte bundan 14 asır evvel bütün sahâbe, bunların hepsini yaşadılar, hem cennet saadetinin hem de dünya saadetinin sahibi oldular.

Hepinizin bu güzellikleri yaşamanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Hepinizi çok ama çok seviyoruz. Allah razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN

www.ibrahimlive.com

www.acboran.com






HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.