Mutluluğun Anahtarı: Tek Bir Dilek
Kaynak:Perihan Önal
Ondan önceki dönem cahiliye dönemiydi. Toplumun bireylerinin hepsi nefs-i emmare standartları içerisinde yaşıyorlardı. Bütün kabileler birbirlerine düşmandı. Kız çocuklarının diri diri gömüldüğü, sefih bir hayatın yaşandığı bir dönemdi. Ama sahâbe, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’le Kur’ân-ı Kerim’i öğrendiler ve Âli İmrân Suresi 119. âyette ifade edildiği gibi, Kur’ân’ın bütününü yaşayarak hem dünya hem de ahiret saadetine ulaştılar.
Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor ki: ““Benim sahâbem gökteki yıldızlar gibidir; hangisine tâbî olursanız hidayete erersiniz.” K: Ibn Abdilber Camiul-ilim; 11.110, İbn Hazm ahkam 4 c. 82).
Bu hadîs-i şerif, sahâbenin Kur’ân’ı yaşayarak hidayete erdiklerini ve bununla kalmayıp başka insanları irşad etme yetkisine sahip olduklarını da ortaya koymaktadır.
Öyleyse hepimiz bilmeliyiz ki insanın Allah ile ilişkisi, insanın insanla ve mahlûkatla ilişkisi ve en zirve noktada insanın Allah'ı temsil etme noktasına, vekil olma noktasına gelebilmesi; bütünüyle Kur'ân-ı Kerim'i öğrenme, yaşama ve daha sonra öğretme sonucuna dayalıdır.
Sevgili kardeşlerim, Kur'ân'da Allah'ın değişmez evrensel kanunları vardır: emirler ve nehiyler. Emirleri yerine getirenler dünyada mutluluğu, ahirette cenneti yaşar. Yasaklara uyanlar ise dünyada mutsuzluğu, ahirette azabı yaşar. İşte bunun için Kur'ân, bütün insanlar için bir mutluluk davetiyesi, bir mutluluk reçetesi ve mutluluğun garantisidir.
Allah hayatın merkezine insanı koymuş ve bütün insanları Kendi Zat’ına davet etmiştir.
13/RAD-14: …Hakkın daveti O’nadır (Kendisinedir, Allah’adır).
10/YÛNUS-25 Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
Dua Allah'a davettir. Yüce Rabbimiz Bakara Suresi 186. âyette: “Kullarım sana Benden sordularsa Ben onlara yakınım. Dua edenin davetine icabet ederim.” buyuruyor.
Öyleyse Allah’ın bizden istediği bir tek şey var: Allah’ın davetine icabet etmemizi istiyor Allahû Tealâ. Bizden bir kalbî dileğin sahibi olmamızı istiyor. Bu dilek cennetin anahtarı, cehennemin de kilididir. Kim ölmeden evvel kalben Allah’a ulaşmayı dilerse o kişi, Kur’ân’ın omurgası olan hidayete adımını atmıştır.
Hidayet: İnsan ruhunun bu dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşmasıdır. Âli İmrân Suresi 73. âyet, Bakara Suresi 120. âyet ve En’âm Suresi 171. âyette hidayetin tarifi açık ve kesin olarak veriliyor sevgili kardeşlerim. Hepimiz hidayete ermekle vazifeliyiz.
Nasıl mı? Evvela yaratılışımıza bakalım. Allahû Tealâ Hicr Suresi 26. âyette insanın kuru bir balçıktan bir fizik bedenle yaratıldığını bildiriyor. Yedi kademede dizayn edilen bir nefs vücudumuz var (Şems Suresi 7. ayet). Yaratılıştan nefsimizde kin, nefret, küfür, yalan, haksızlık, zulüm, haset gibi 19 grup hastalık vardır. Bir de Allah’tan bize üfürülen bir ruhumuz var. Ruh ise nefsin tam tersi 19 grup hasletle donatılmıştır.
İşte bu üç vücudumuzdan Allahû Tealâ ezelde sözler almış. (A’râf Suresi 172. âyet, Mâide Suresi 7. âyet). Hepimiz ruhumuzu, fizik bedenimizi ve nefsimizi Allah’a teslim edeceğimize dair Allah’a yemin, misak ve ahd vermişiz.
Bütün bu sözleri yerine getirebilmemizin başlangıç noktası bir kalbî dilek. İşte sahâbe bu kalbi dilekle kurtuluşa erdi. Onlar sözün en ahsen olanına tâbî oldular ve 7 safha 4 teslimden oluşan İslâm’ı bütünüyle yaşayarak her biri irşada ulaştılar.
39/ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
39/ZUMER-18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
Allah’ın hepimizden nefsimizi tezkiye ve tasfiye ederek sahâbe gibi birer insan-ı kâmil olmamızı istiyor. Bunun tek yolu var sevgili kardeşlerim. Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’ın davetine icabet etmek. Siz sadece dileyeceksiniz Allah sizi Kendisine ulaştıracak. Kur’ân-ı Kerim’inde bunun müjdesini veriyor hepimize (Şûrâ Suresi 13. âyet, Ra’d Suresi 27. âyet Ankebût Suresi 5. âyet). İşte kurtuluş bütün insanlar için bu kadar kolay, bu kadar basit.
Öyleyse siz de Allah’a ulaşmayı dileyin ve sahâbe gibi Allah’ın en üst seviye dostları olun. Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN