Şeytanı Nasıl Yeneriz?

Şeytanı Nasıl Yeneriz?

Kaynak:Necmi Ertuş

Dr. Abdulcabbar Boran, Allah’ın insanlar için talebiyle şeytanın talebi birbirine taban tabana zıttır sevgili kardeşlerim.

Şeytan insanların sadece mutsuz olmasını istiyor ve Allah’ın insanlar için seçtiği yolun tam tersini istiyor ve böyle bir gayretin içinde bulunuyor.

Şeytanın insan hayatındaki yerini anlayabilmemiz için evvela yaratılışımıza bakalım. Allahû Tealâ Hicr Suresinin 26. âyetinde bu dünya hayatını yaşayabilmemiz için bize bir fizik beden vermiş. Berzah âlemini (rüya âlemini) yaşayabilmemiz için de bir nefs vermiş (Şems-7). Nefsimizin manevî kalbinde şeytanın pençeleri vardır; 19 tane hastalık. Ezelî ve ebedî düşman olan şeytan, bu nefsimizdeki 19 afete tesir ederek bizi kendisine bağlar. Ama Allahû Tealâ, en sevdiği mahlûk olan insanı iblisin elinde oyuncak olsun diye yaratmamıştır. Kendi Zat’ından bize ruh üflemiştir (Secde-9). Ruhun muhtevasında da 19 tane haslet vardır. Bütün hasletler Allah’ın emrine itaat eden, yasak olan fiilleri işlemeyen bir yapıdadır.

İşte Allahû Tealâ’nın insandan istediği şey, ruhunu, fizik vücudunu, nefsini ve iradesini Allah’a teslim etmesidir. Bunun için insana serbest irade vermiştir. İnsan dilerse Allah’ın kontrolüne girer, ruhun talebine uyar; dilemezse ömür boyu şeytanın kontrolünde bir hayat yaşar. Bu dünyada huzursuz ve mutsuz olur, ölüm sonrası da gideceği yer cehennemdir.

Sevgili kardeşlerim, şeytan insanlara sadece davette bulunur, insanlara onların sesini taklit ederek tesir eder. İnsanların en büyük yanılgısı ise şeytanın sesini kendi sesleriyle zannetmeleri halidir. O, insanın düşünce sistemine nefsindeki afetlere tesir etmek yoluyla girer. Ama kişi Allah’ın yolundaysa, Allah ona şeytanın tesir etmesini engeller.

Peki, şeytanın telkinlerinden kurtulmak, şeytanı yenmek mümkün mü? Elbette mümkün. Kur’ân-ı Kerim’e baktığımızda görüyoruz ki, en büyük düşmanımız olan şeytandan bizi kurtaracak olan şey, tek bir dilektir. Bu dilek aynı zamanda ruhun da talebidir.

Allah’ın bizden beklentisi, evliyalar gibi hayattayken ruhumuzu Kendisine ulaştırmamızdır. “Allah’ım, ben de ermiş evliyaların gibi Sana ulaşmak istiyorum.” şeklinde bir talebin sahibi olan kişi ermiş evliya olma yolunda ilk adımını atmış olan kişidir.

Allah’a ulaşmayı dilediğiniz andan itibaren Allah sizi şeytanın tesirinden mutlak olarak kurtarır. Daimî zikre ulaştığınız zaman ise şeytanın kapısını zikirle kilitlemiş olursunuz. O zaman şeytan sizin elinizde sadece bir oyuncak olur.

Bir tek dilek sevgili kardeşlerim, dalâletten hidayete geçişin anahtarıdır. Allah’a ulaşmayı dileyen bir kişi hangi şartların içinde olursa olsun mutlaka ruhunu Allah’a ulaştırır. Onun hidayete ermesine hiçbir kuvvet mâni olamaz. İşte şeytanı yenmemiz bu kadar kolay bu kadar basit.

Allahû Tealâ Zumer-17’de Allah’a ulaşmayı dileyenlerin şeytana kul olmaktan kurtulup Allah’a kul olduklarını, hem dünya hem de ahiret saadetine ulaştıklarını müjdeliyor.

39/ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Sebe Suresinin 20. âyet-i kerimesi indirildiği zaman sahâbe Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e soruyor: “Ey Allah’ın Resûl’ü kaç tane fıka olacak?” Peygamber Efendimiz (S.A.V.): “ 73 fırka.” diyor. “Ey Allah’ın Resûl’ü! Bu 73 fırkanın biri hariç hepsi cehenneme mi gidecek?” “Evet.” “Peki, cehennemden kurtulanlar kimler?” “Bir tek fırka.” “Onların ismi ne, ey Allah’ın Resûl’ü?” “Fırka-ı Naciye.”

Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in hadîsi bunu söylüyor. Kur’ân-ı Kerim’e bakıyoruz, aynı şeyi söylüyor Kur’ân-ı Kerim. Sadece Sıratı Mustakîm’in üzerinde olanların kurtuluşa ulaşacağını söylüyor.

6/EN'ÂM-153: Ve muhakkak ki bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır…

Demek ki Sıratı Mustakîm’e tâbî olanlar, sadece onlar kurtulacak; Sıratı Mustakîm’in dışında ne kadar fırka varsa hepsi ne yazık ki cehenneme götürecek insanları.

Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda Allah’ın her devirde biz insanları şeytanın tuzaklarına karşı uyaran, koruyan resuller, mürşidler tayin ettiğini görüyoruz. Mürşid iradesini Allah’a teslim eden, insanları hidayete erdirmeye vesile olan kişidir. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onu mürşidine ulaştırır.

Mürşide tâbî olduktan sonra kişi zikir yapacak ve Allah’ın nurları zikrine paralel olarak nefsinin kalbine gelip yerleşecektir. Kalpte ne kadar nur birikimi olursa o oranda afetlerden temizlenecek ve adım adım kişi nefs tezkiyesi ve tasfiyesini gerçekleştirecektir. Nefsin tezkiyesine paralel ruh gök katlarını aşarak Allah’ın Zat’ına ulaşır ve kişi bu noktada ermiş evliya olur. Sonrasında zikrini artırmaya devam ederse evliyalık kademelerinde ilerlemeye devam eder. Zikri günün on sekiz saatini aştığında fizik vücudunu da Allah’a teslim eder. Daimi zikre ulaştığında ise kişi iradesini de Allah’a teslim edecektir. Bu kişinin nefsinin kalbinde artık hiçbir afet kalmamıştır. Kişinin kalbi 19 kademe müzeyyen olmuştur.

Öyleyse görüyoruz ki bir tek dilek bizi dalâletten alıp hidayetin en zirve noktasına çıkaracak anahtardır sevgili kardeşlerim. Eğer şeytanı yenmek istiyorsanız Allah’a ulaşmayı dileyin. Dileyin ki hem dünya hem ahiret mutluluğu sizlerin olsun. Allah hepinizden razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN

www.ibrahimlive.com

www.acboran.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.