Şeytanın kulu olmaktan kaçınanlar
Kaynak:Hakkarihabertv.com
Sevgili kardeşlerim, öncelikle bilmelisiniz ki; hepiniz Allah tarafından çok seviliyorsunuz. ve hepiniz mutluluğu yaşamaya lâyık olanlarsınız. Allahû Tealâ bütün insanların mutlu olmasını istiyor ve herkesi mutlu olsun diye yaratmış. Allahû Tealâ en çok insanı seviyor ve insanın dışında yarattığı canlı ve cansız her şeyi insan için yaratmış, insanın emrine âmâde kılmıştır.
45/CÂSİYE-13: Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.
Her şey insan için yaratılmış, peki insan? İnsan da Allah için, Allah’a kul olsun diye yaratılmıştır.
51/ZÂRİYÂT-56: “Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûni: Ve Ben, insanları ve cinleri başka bir şey için değil Bana kul olsunlar diye yarattım.”
Abd; kul olmak istikametindeki mânâyı veriyor Kur’ân-ı Kerim’de. Abid de Allah’a ibadet etmek istikametinde bir mânâ veriyor. Evvelâ açık ve kesin bir muhteva tayin edelim ki Allah’a kul olmakla Allah’a ibadet etmek aynı şey değildir. Peki herkes Allah’ın kulu mudur? Nasıl Allah’ın kulu olunur? Zumer Suresinin 17. âyetinde Allahû Tealâ, sahâbenin nasıl Allah'a kul olduğunu ifade ediyor:
39/ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Âyet-i kerime son derece kesin olarak bütün sahâbenin tagutun kulu olduğunu söylüyor baştan. “vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ: Onlar taguta kul olmaktan, abd olmaktan kaçındılar. Kendilerini kurtardılar.”
İşte bütün sahâbe tagutun kuluymuş. Sonra ne yapmışlar? Allah’a ulaşmayı dilemişler yani Allah’a yönelmişler. Yönelince ne olmuş? Yönelince bütün sahâbe taguta kul olmaktan kendilerini kurtarmışlar ve Allah’a kul olmuşlar. Hem cennet müjdesini hem dünya müjdesini almışlar.
Kur’ân-ı Kerim’de ya şeytanın kulluğu var, ya da Allah’ın kulluğu var, başka bir alternatif söz konusu değil. Bir insan ya Allah’ın kuludur ya da şeytanın kuludur. Eğer Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir noktada iseniz, siz farkında olsanız da olmasanız da isteseniz de istemeseniz de nefsinizin afetlerinin ve dolayısıyla şeytanın kulu durumunda olursunuz. Bütün insanlar başlangıçta nefslerinin emrinde Nefs-i Emmare kademesindedir.
Bundan 14 asır evvel sahâbenin hayatına baktığımızda, içki, kumar, fal okları gibi her türlü kötü alışkanlığın ve yanlış davranış biçiminin sahibi olduklarını görüyoruz. Ancak Resûlullah’ın 23 yıllık eğitimiyle nefslerini tezkiye ve tasfiye ederek tüm kâinata örnek insanlara dönüşmüşle ve bir asr-ı saadeti yaşamışlar.
Bu dönüşümün başlangıç noktası ise Allah’a ulaşmayı dilemektir. İşte bu âyet gereğince onlar Allah’a ulaşmayı diledikleri için hem kul olmakla hem de cennetle müjdelenmiştir. Öyleyse şeytana kul olmaktan Allah’a sığınmanın yolu Allah’a ulaşmayı dilemekten geçiyor. Bütün sahâbe ruhlarını Allah’a ulaştırmayı dileyerek şeytana kul olmaktan kurtulmuş ve Allah’a kul olmuşlardır. Allah onları cennetle müjdelemiştir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: "Kul olmak, duanın kabul edilerek ruhunun yükselerek Allah'a ulaşmasıdır." (Tirmızi, Da'vat, 112.)
Manevi hayatınız, Allah’a ulaşmayı dilemekle başlar. Kalbinizden sıcak bir dilek ulaşacak Allahû Tealâ’ya: Ya Rabbi, ben Seni çok seviyorum, bana emanet olarak vermiş olduğun ruhu Sana dünya hayatındayken ulaştırmak istiyorum, ne olur beni dostlarının arasına kabul et.”
Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: "Kim Allah’a ulaşmaya muhabbet duyarsa, Allah da onu Kendisine ulaştırmaya muhabbet duyar. Kim Allah’a ulaşmayı kerih görürse, Allah da onu Kendisine ulaştırmayı kerih görür." (K: Sahihi Buhari 12. cilt hadis no. 2043)
Allah’ın sözü var: “Kim Bana ulaşmayı dilerse Ben onu Kendime ulaştırırım.” (42/ŞÛRÂ-13)
Mutluluğu hem iç dünyanızda hem iç dünyanızda hem de Allah ile ilişkilerinizde kesintisiz yaşamak için tek bir dileğiniz yeterli. Dileyip dilemediğinizi anlamanız da çok kolay sevgili kardeşlerim.
Çünkü çok bariz bir farklılık olur; namazdan hoşlanmazken, zikirden hoşlanmazken, oruç tutmak size ağır gelirken bunların sadece birer zevk olduğunun hayretle müşahede edecek, onun mutluluğuna ereceksiniz. Allah sizde bu değişiklikleri yapar ve sizi Kendisine ve cennetine lâyık kılar. Allah’ın sizi cennetine layık kılmasının tek bedeli sadece bir dilekte bulunmanızdır: Allah’a ulaşmayı dilemek.
Hepinizin sonsuz mutluluklara ulaşmanızı Yüce Rabbimizden dileyerek sözlerimi burada tamamlıyorum inşallah.
Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN
ibrahimlive.com