Türkiye’de Doğurganlık Hızı 1,42’ye geriledi
Kaynak:Ajanslar
Türkiye’de düşen doğurganlık hızı, nüfus yapısı ve sosyal güvenlik sistemi açısından önemli bir sorun haline geldi. Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan “Türkiye’de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler” başlıklı rapora göre, toplam doğurganlık hızı 2014’te kadın başına 2,19 çocukken 2025’te 1,42’ye geriledi.
Nüfusun kendini yenileme eşiği kabul edilen 2,1’in altında kalan il sayısı 76’ya yükseldi. Bu eşiğin üzerinde kalan iller ise Şanlıurfa, Şırnak, Mardin, Diyarbakır ve Siirt oldu.
İkinci çocuğa geçişte düşüş
Raporda, doğurganlık kaybının önemli bölümünün ailelerin ilk çocuktan sonra ikinci çocuk kararını ertelemesi veya bu karardan vazgeçmesiyle ilişkili olduğu belirtildi. 2021-2025 dönemindeki doğurganlık kaybının yüzde 75,9’unun ikinci çocuğa geçişteki zayıflamadan kaynaklandığı aktarıldı.
İlk çocuktan sonra ikinci çocuğa geçiş oranının 2013’te 0,906 iken 2025’te 0,712’ye gerilemesi de dikkat çekti.
Ekonomik koşullar aileleri zorluyor
Rapora göre, en düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin tüketim harcamalarının yüzde 67,9’u konut ve kira ile gıdaya ayrılıyor. Yüksek yaşam maliyetleri, eğitim giderleri ve çocuk bakım hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar, ailelerin çocuk sahibi olma kararlarını etkiliyor.
Çocuk bakım sorumluluğu bulunan çalışanların yüzde 83’ünün profesyonel bakım hizmetlerinden yararlanamadığı belirtilirken, küçük çocuğu bulunan kadınların istihdam oranlarının da düşük kaldığına dikkat çekildi.
Sosyal güvenlik sistemi için uyarı
Raporda, doğurganlığın azalmasının gelecekte çalışma çağındaki nüfusu daraltabileceği ve emeklilik sisteminin finansman yükünü artırabileceği ifade edildi. Kız çocuk doğumlarının 2014’te 657 bin 160 iken 2025’te 435 bin 446’ya gerilediği bilgisi de paylaşıldı.
İkinci çocuk için destek önerileri
Toplum Çalışmaları Enstitüsü, doğurganlık hızının kısa vadede 2,1’e çıkarılması yerine 1,70-1,80 aralığının hedeflenmesini önerdi. Raporda, 2028-2030 döneminin kritik olduğu vurgulanarak ikinci çocuğa yönelik doğum yardımlarının artırılması, kreş ve bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sosyal konut imkanlarının geliştirilmesi ve çocuk bakımı nedeniyle iş hayatından ayrılan kadınların emeklilik haklarının korunması gibi öneriler sıralandı.