Boşanma Sürecinde Çocuğun Velayeti Nasıl Değerlendirilir?

Boşanma Sürecinde Çocuğun Velayeti Nasıl Değerlendirilir?

Kaynak:Muhammed Mehdi Aydın

Boşanma sürecinde velayet değerlendirmesinin merkezinde anne veya babanın talebi değil, çocuğun üstün yararı bulunur.

Mahkeme; çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi, bakım düzeni, eğitim ve sağlık ihtiyaçları, ebeveynlerle kurduğu ilişki, mevcut yaşam düzeninin devamlılığı ve güvenlik koşulları gibi somut olguları birlikte değerlendirir. Bu nedenle velayet konusunda yalnızca ebeveynlerden birinin ekonomik durumunun daha güçlü olması ya da çocuğun bakımını geçmişte üstlenmiş bulunması tek başına kesin sonuç doğurmaz.

Okurların internette kullandığı en iyi boşanma avukatı gibi arama ifadeleri bir hukuki sonucu veya avukatın üstünlüğünü göstermez. Velayet dosyasında önemli olan, çocuğun yaşam koşullarını etkileyen olguların doğru biçimde ortaya konulması ve taleplerin çocuğun yararı ekseninde gerekçelendirilmesidir. Av. Özgür Onbaşı'nın aile hukuku çalışma alanı sayfasında da boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı aile hukuku kapsamındaki başlıklar arasında yer almaktadır.

Velayet kararında çocuğun üstün yararı ne anlama gelir?

Çocuğun üstün yararı, velayet kararının ebeveynler arasındaki bir hak yarışı gibi ele alınmamasını gerektirir. Amaç, çocuğun fiziksel, duygusal, sosyal ve eğitsel gelişimi bakımından daha koruyucu ve sürdürülebilir düzenin belirlenmesidir. Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi, boşanma veya ayrılık kararı verilirken ana ve babanın hakları ile çocukla kişisel ilişkinin düzenlenmesini öngörür. Aynı düzenlemede kişisel ilişki belirlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararlarının esas alınacağı belirtilir.

Uygulamada tek bir kriter yerine birden fazla unsur birlikte incelenir. Çocuğun günlük bakımının kim tarafından ve nasıl yürütüldüğü, okul ve sosyal çevresiyle kurduğu düzen, özel sağlık veya eğitim ihtiyacı bulunup bulunmadığı, ebeveynlerin çocuğun ihtiyaçlarını karşılama kapasitesi, çocukla kurulan duygusal bağ ve yaşam koşullarındaki istikrar değerlendirmeye girebilir. İhmal, şiddet, istismar veya çocuğun güvenliğini etkileyebilecek başka bir risk iddiası varsa bunun ayrıca incelenmesi gerekir.

Anneye veya babaya velayetin mutlaka verileceğini söyleyen genel bir formül yoktur. Cinsiyet de tek başına sonucu belirleyen bir ölçüt değildir. Her dosya kendi koşulları içinde ele alınır ve aynı yaştaki iki çocuk bakımından bile aile yapısı, bakım geçmişi ve ihtiyaçlar farklı olduğu için farklı düzenlemeler ortaya çıkabilir.

Pedagog ve sosyal inceleme raporu nasıl değerlendirilir?

Aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme gerektiğinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıların bilgi ve değerlendirmesinden yararlanabilir. Bu kişiler, mahkemenin istediği konular çerçevesinde taraflarla ve çocukla görüşebilir, aile içindeki ilişkileri inceleyebilir ve sosyal inceleme raporu hazırlayabilir. İncelemenin kapsamı dosyanın özelliklerine göre değişir. Bazı dosyalarda görüşmeler yeterli görülürken bazı durumlarda çocuğun yaşadığı çevre, bakım koşulları ve günlük düzen hakkında daha ayrıntılı araştırma gerekebilir.

Sosyal inceleme raporu, velayetin kime verileceğini otomatik olarak belirleyen bir belge değildir. Raporun amacı, mahkemenin çocuğun üstün yararını değerlendirirken yararlanabileceği nesnel ve mesleki veriler sunmaktır. Raporda çocuğun ebeveynlerle ilişkisi, bakım ihtiyaçları, gelişim özellikleri, mevcut yaşam düzeni ve tarafların ebeveynlik işlevleri hakkında tespitler bulunabilir. Taraflar rapordaki tespitlerin eksik veya hatalı olduğunu düşünüyorsa bunu dosyada somut gerekçelerle tartışabilir.

Önemli olan yalnızca raporun sonucu değil, hangi incelemeye dayanarak hazırlandığıdır. Çocuğun ve ebeveynlerin koşulları yeterince araştırılmadan yapılan yüzeysel bir değerlendirme ile ayrıntılı görüşme ve gözleme dayanan bir rapor aynı ağırlıkta ele alınmayabilir. Mahkeme raporu diğer delillerle birlikte değerlendirir ve nihai kararı dosyanın tamamına göre verir.

Çocuğun görüşü ne ölçüde belirleyicidir?

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü serbestçe açıklayabilmesini ve bu görüşe yaşı ile olgunluk düzeyine uygun ağırlık verilmesini öngörür. Bu yaklaşım velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinde de önem taşır. Çocuk dinlenebilecek yaş ve olgunluktaysa görüşünün alınması, onun yaşamını doğrudan etkileyen karar sürecine katılımını sağlar.

Ancak çocuğun beyanı bir oylama sonucu gibi değerlendirilmez. Çocuğun "annemle kalmak istiyorum" veya "babamla kalmak istiyorum" demesi tek başına velayet kararını zorunlu olarak belirlemez. Beyanın çocuğun yaşı, olgunluğu, ebeveynlerle ilişkisi ve herhangi bir yönlendirme altında olup olmadığı gibi koşullarla birlikte ele alınması gerekir. Özellikle yoğun ebeveyn çatışmasının bulunduğu dosyalarda çocuğun sadakat çatışmasına sürüklenmemesi ve taraf seçmeye zorlanmaması önemlidir.

Kişisel ilişki düzenlemesinde hangi unsurlar dikkate alınır?

Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişki, yalnızca yetişkinin görüşme talebi olarak ele alınmaz. Çocuğun ebeveyniyle bağını sürdürebilmesi de korunması gereken bir menfaattir. Bununla birlikte görüşmenin sıklığı, süresi ve biçimi belirlenirken çocuğun yaşı, okul düzeni, sağlık durumu, günlük rutini, ebeveynlerin yaşam koşulları ve güvenlik ihtiyacı dikkate alınabilir.

Uygulanabilirlik burada özellikle önemlidir. Çocuğun okul günlerini, dinlenmesini veya tedavi programını sürekli aksatan bir plan, kağıt üzerinde dengeli görünse bile çocuğun yararına olmayabilir. Benzer şekilde ebeveynler arasındaki yüksek çatışma, teslim ve görüşme süreçlerinin çocuk üzerinde baskı oluşturmasına neden oluyorsa düzenlemenin bu riski azaltacak şekilde kurulması gerekir.

Şiddet veya çocuğun güvenliğine ilişkin ciddi bir risk bulunduğu durumlarda kişisel ilişkinin kapsamı ayrıca değerlendirilir. Somut olayın gerektirdiği koruyucu tedbirler, görüşmenin biçimini etkileyebilir. Bu nedenle kişisel ilişki kararının da velayet kararı gibi sabit bir takvime indirgenmeden çocuğun gerçek yaşam koşullarıyla uyumlu olması gerekir.

Tarafların anlaşması velayet konusunda yeterli olur mu?

Eşlerin çocukla ilgili konularda anlaşması çatışmayı azaltabilir, ancak velayet ve kişisel ilişki hakkında yapılan mutabakat çocuğun üstün yararının değerlendirilmesini ortadan kaldırmaz. Anlaşmalı boşanmada dahi çocukla ilgili düzenlemelerin çocuğun yararına uygun olup olmadığı önem taşır. Bu nedenle tarafların kendi aralarında belirlediği bakım veya görüşme planı, sırf iki ebeveyn kabul ettiği için değişmez bir sonuç yaratmaz.

Benzer şekilde, genel olarak "arabuluculuk görüşmesinde dikkat edilmesi gerekenler" başlığı altında anlatılan pazarlık teknikleri velayet uyuşmazlığına aynen uygulanamaz. Çocuk, tarafların karşılıklı taviz konusu değildir. Ebeveynlerin uzlaşması değerli olsa da düzenlemenin merkezinde çocuğun güvenliği, gelişimi ve sürdürülebilir yaşam düzeni bulunmalıdır.

Velayet kararı daha sonra değiştirilebilir mi?

Velayet düzenlemesi, karar verildiği andaki koşullara göre kurulur. Sonradan çocuğun veya ebeveynlerin yaşamında önemli değişiklikler ortaya çıkarsa mevcut düzenlemenin yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir. Çocuğun eğitim düzeninin değişmesi, bakım koşullarının ciddi biçimde farklılaşması, güvenlik sorunu ortaya çıkması veya mevcut velayet düzeninin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamadığının somutlaşması bu değerlendirmede önem taşıyabilir.

Değişiklik talebinde esas mesele, önceki kararı yeniden tartışmak değil, yeni koşulların çocuk açısından ne ifade ettiğini gösterebilmektir. Bu nedenle yalnızca ebeveynler arasındaki anlaşmazlığın artması veya taraflardan birinin diğerine yönelik kişisel eleştirileri yeterli olmayabilir. İddianın çocuğun bakımına, gelişimine veya güvenliğine etkisi somutlaştırılmalıdır.

Boşanma avukatı seçerken hangi ölçütlere bakılabilir?

"Boşanma avukatı tavsiye" veya "en çok dava kazanan avukatlar" gibi aramalar, velayet dosyasında belirli bir sonucu garanti eden objektif ölçütler değildir. Hukuki destek alınırken avukatın baro kaydı, aile hukuku dosyalarının nasıl yürütüldüğünü açıklayabilmesi, kapsam ve ücret koşullarının yazılı şekilde belirlenmesi, dosyadaki riskleri gerçekçi biçimde anlatması ve sonuç garantisi vermemesi daha somut değerlendirme başlıklarıdır.

Velayet uyuşmazlığında hazırlık yapılırken çocuğun günlük yaşamını gösteren belgeler, eğitim ve sağlık durumuna ilişkin kayıtlar, bakım düzenini ortaya koyan bilgiler ve ileri sürülen riskleri destekleyen deliller dosyanın niteliğine göre önem taşıyabilir. Hangi belgenin gerçekten gerekli olduğu ise somut olayın özelliklerine göre değişir. Genel bilgi, kişisel dosyanın hukuki değerlendirmesinin yerini tutmaz.

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.