Her olayda Allah’a müracaat edin

Her olayda Allah’a müracaat edin

Kaynak:Muhammed Mehdi Aydın

Dr. Abdulcabbar Boran, Sevgili kardeşlerim, şunu bilmenizi istiyorum: En büyük dostunuz, ne anneniz-babanızdır ne arkadaşlarınızdır.

En büyük dostunuz Allah'tır; sizi yaratan Allah. Etrafınızda ne kadar sizi seven varsa o sevenlerin hepsinin toplam sevgisinin belki yüz katı, belki bin katı Allahû Tealâ sizi sever. Herkesi sever. Sizi de mutlaka sever. Siz de O'nu sevin. O'na güvenin.

Allahû Tealâ, insanları mutluluğa ulaştırmak için hazırdır. Yeter ki insanlar, Allahû Tealâ’yı Rab mevkiine oturtsunlar ve O’ndan yardım istesinler. O, Allah’tır; bizim sahibimizdir ve her zaman bizim O’na müracaatımızı ister. İnsanlar var, şöyle düşünürler: “Allah bizim ne istediğimizi bilmiyor mu?” Cevap: “Biliyor.” “Mademki biliyor, ben O’na tekrar neden söyleyeyim?” Ya da “Mademki Allah benim kalbimden geçenleri biliyor ve bana yardım etmiyor.

Allahû Tealâ demek ki bana yardım etmek istemiyor. Öyleyse ben Allahû Tealâ’dan niye yardım isteyeyim ki? Bana yardım etmeyen bir Allah’a niçin müracaat edeyim ki?” İşte şeytan, sizi en çok buradan vurur sevgili kardeşlerim. Sizi sıfırlayacak olan, en kötüye ulaştıracak olan, şeytanın uşağı yapacak olan şey bu düşüncedir. Allah’ın kalbinizde olanları bilmesi yeterli değildir. O’nun bilmesine rağmen siz, O’ndan yardım istemek mecburiyetindesiniz. Nefsinizin afetleri sizi Allah’a müracaattan hep alıkoyar. Nefsiniz büyüklenir; “Ben O’ndan yardım istemem.” der. Hâlbuki aynı anda bu, şeytana olan bir müracaattır.

Hangi olay olursa olsun, Allah’a müracaat etmediğiniz an şeytana müracaat ettiğinizi bilin. İki yere dilekçe verebilirsiniz: ya Allah’a ya şeytana. Eğer Allah’a dilekçe vermiyorsanız, Allah’a müracaat etmiyorsanız şeytana dilekçe verdiniz, şeytana müracaat ettiniz bile. Neden? Eğer Allah’a müracaat etmezseniz, şeytan derhal devreye girer; sizi daha çok üzecek olan bir olayı vücuda getirmeye çalışır;

başkalarıyla sizi düşman haline getirecek olan bir olayı sağlamaya çalışır; öfke spiralini yukarıya doğru tırmandırmaya çalışır. İşte ona bu imkânı vermemek mecburiyetindesiniz. Ona bu imkânı vermemek için her türlü gayreti göstermek durumundasınız. Şeytan, sizi kendi tarafında hiç görememelidir. Görememesi için her safhada Allah’a müracaat etmeniz lâzım sevgili kardeşlerim.

Şunu bilin ki Allahû Tealâ’nın sözü var: O’ndan yardım talep ederseniz, yardıma hazır, mutlaka yardım edecektir. Allahû Tealâ bir kanun koymuş: “Kulum Bana müracaat ettiği takdirde, Benden yardım istediği takdirde Ben ona mutlaka yardım ederim.” Bakara Suresinin 186. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyurmaktadır:

2/BAKARA-186: Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).

“ucîbu da’veted dâi izâ deâni: Beni davet ettikleri zaman dua edenin davetine icabet ederim.

Mânâsı ne? “Davet etmediği takdirde icabet etmem. O kişi Beni davet etmezse onun Benden bir talebi yoktur. Yerine getireceğim bir şey yoktur. Bana yapılan talepleri kabul ederim, onları gerçekleştiririm.” Allahû Tealâ’nın sizden muradı, sizin Allah’tan dilediğiniz yardımı gerçekleştirmektir.

Siz yardım istemedikçe Allahû Tealâ’dan size yardım ulaşmaz. Neden? Çünkü sizi serbest iradeli bir mahlûku olarak yarattı. Sizin iradî yapınız, Allah için mukaddestir. Sizin iradenize hürmet var. İradeniz, müdahale edilmemesi lâzım gelen bir husustur. Siz kendinizi, dilediği gibi kullanmak yetkisinde olan bir zümresiniz. Kıymetli bir varlıksınız, insansınız.

Bu kâinattaki en üstün varlık olan insan, Allah’ın kendisinden ne istediğini bilmediği için mutsuz ve huzursuz. Allah, insandan sadece Allah’ın kendisini mutluluğa ulaştırmasını talep etmesini bekler. İşte böyle bir talep varsa kişi Allah’ın mutluluğuna namzettir; onun gereklerini yaşayacaktır. O’ndan yardım dilemedikçe yardım alamazsınız. Yardım dilemeyi, o güne kadar Allahû Tealâ’nın size yardım etmediğini zannederek reddederseniz eğer, bu sizin hüsranınız demektir.

Buna sebebiyet veren Allah değildir sevgili kardeşlerim. Allahû Tealâ, Kendisine müracaat konusunda sahâbeye şöyle buyurmaktadır: “Eğer siz günahlar işlemeyen ve Bana müracaat etmeyip af dilemeyen bir kavim olsaydınız, sizi değiştirir de yerinize o günahları işleyen ama her seferinde Benden af dileyen, o günahların işlenmemesi istikametinde bir gayretin sahibi olan bir kavim yaratırdım.” (K:Tirmizî, Da’avât, 105)

Eğer mutlu olmayı istiyorsanız, O’nu Rab mevkiine koyacaksınız. Kendisinden yardım istenen bir Allah’ın varlığını kabul edeceksiniz ve Allahû Tealâ’dan yardım isteyeceksiniz sevgili kardeşlerim. Unutmayın, böyle bir şey yapmadığınız takdirde zaten otomatik olarak şeytanın yardımını alırsınız. Şeytan, siz istemeseniz de sizi kötülüğe götürmek için, size günah işletmek için, sizinle başka insanların arasını açmak için, sizi sonsuz bir huzursuzluğa mahkûm etmek ve cehenneme sürüklemek için size devamlı yardım edecektir.

Allahû Tealâ ise sizi mutlu kılmak ister ve Allah’ın dostlarıyla beraber cennetine almak ister, dünya saadetine ulaştırmak ister. Böyle bir talebin mevcut olması için sizin, Allahû Tealâ’dan dilekte bulunmanız asıldır. İşte önemli olan dilekte bulunmanın sizin için elzem olduğuna inanmanızdır. Bu dilek, Allah’ın insana emanet ettiği ruhu, ölmeden önce Allah’a ulaştırmayı dilemektir sevgili kardeşlerim.

Dünyada bütün güzellikleri yaşamak mı diyorsunuz? O sizin elinizde. Allah'a müracaat edin. Allah ile olan ilişkilerinizi en güzel standartlarda tutun. Allah’a dost olmayı dileyin. Sizi ne kadar çok sevdiğini o zaman anlayacaksınız sevgili kardeşlerim.

Hepinizi çok ama çok seviyoruz kalbimizden. Allah razı olsun.

www.ibrahimlive.com





HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.