​Adaletin İki Altın Kuralı: Çürük kökler ve sahte aynalar

​Hukuk, sadece suçluya ceza kesen mekanik bir gişe değil; toplumun ahlaki pusulasını kalibre eden devasa bir felsefe laboratuvarıdır. Bu laboratuvarın kapısında, gündelik telaşımız içinde sıkça unuttuğumuz ama asırların süzgecinden damıtılarak gelmiş iki muazzam uyarı yazar: "Zehirli ağacın meyvesi zehirlidir" ve "Kötü misal, emsal olmaz."

​Bu iki kural, ilk bakışta sadece avukatların duruşma salonlarında jargona boğarak kullandığı savunma taktikleri gibi durabilir. Oysa kazın ayağı öyle değildir. Bu iki ilke, bir toplumun yozlaşmaya karşı elinde tuttuğu son iki panzehirdir.

​Gerçeğin Çamurlu Yolu: Zehirli Ağacın Meyvesi

​Hepimiz zaman zaman o tehlikeli tuzağa düşeriz: "Sonuç iyiyse, giden yol mubahtır." Hayır, değildir. Hukuk der ki; gerçeğe ulaşmak istiyorsan, o gerçeği temiz ellerle bulacaksın. Eğer bir delili hukuka aykırı, ahlaksızca veya zorbalıkla elde ettiysen, o delilin kanıtladığı gerçeğin artık hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

​Kökü çürük, suyu zehirli bir ağacın dallarında hakikat yeşermez. O ağaçtan koparılan elma ne kadar parlak, ne kadar iştah açıcı görünürse görünsün; onu ısırdığınız an adaletin damarlarına zehir zerk etmiş olursunuz.

​Eğer sistemi korumak adına sistemin kurallarını çiğnemeye başlarsak, ortada korunacak bir sistem kalmaz. Hukuk, "Ben hırsızı yakaladım, evine nasıl girdiğimin ne önemi var?" demez. Çünkü o kapı bir kez kırıldığında, içeri giren şeyin adalet mi yoksa yeni bir zorbalık mı olduğunu kimse garanti edemez. Zehirli ağacın meyvesini yemeyi bir kez kabul eden toplum, zamanla tüm ormanın zehirlenmesine seyirci kalmaya mahkumdur.

​Suçun Savunma Mekanizması: Kötü Misal Emsal Olmaz

​Gelelim modern çağın en popüler ve en sinsi savunma mekanizmasına: "Ama o da yaptı!"

​Trafikte emniyet şeridini ihlal ederken, vergi kaçırırken ya da bir sıranın önüne kaynak yaparken içimizi rahatlatan o zehirli fısıltı... Hukuk, bu toplumsal ikiyüzlülüğe tek ve net bir tokat atar: Kötü misal, emsal olmaz. (Hukuka aykırı işlem, emsal teşkil etmez.)

​Bir başkasının kanunu çiğnemiş olması, o kanunun yok olduğu anlamına gelmez. Bir başkasının haksız kazanç sağlaması ve bir şekilde paçayı kurtarması, size aynı suçu işleme imtiyazı vermez. Yanlış, milyonlarca kişi tarafından koro halinde tekrarlansa bile yanlış olmaya devam eder. Hukuk terazisi, başka insanların günahları üzerinden sizin masumiyetinizi tartmaz.

​Eğer kötü örnekler emsal kabul edilseydi, adalet sarayları suçluların birbirini akladığı birer aklama merkezine, hukuk ise "en çok kimin kural çiğnediği" yarışına dönüşürdü.

​İki İlkenin Kusursuz Dansı

​Bu iki kural aslında birbirinin tamamlayıcısıdır. Bir toplum, zehirli meyveleri yiyerek midesini bozduğunda, hastalığına kılıf olarak "herkes yiyor" (kötü emsal) yalanına sığınır.

​Hukukun bizden istediği şey kusursuz insanlar olmamız değildir. Hukukun bizden istediği, yanlışı doğruya çevirmek için kelime oyunları yapmamamızdır. Hakikate giden yolun temiz kalmasını sağlamak ve başkalarının karanlığına bakarak kendi yolumuzu çizmekten vazgeçmektir.

​Çünkü adalet bir varış noktası değil, o yolculuğun ta kendisidir. Kökü sağlam, emsali temiz yarınlara...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi